Sinop Boyabat

Sinop Boyabat

Pirincinin nefaseti ile öne çıkan bu küçük İlçe’de: tarih meraklıları için, üzerinde bulunduğu kaya blokunun bir yeraltı şehri olarak kullanıldığı kalesi görülmeye değer

Sinop Boyabat

Boyabat: Sinop’un içi kısımlarında kalıyor. Nüfusunun büyük bölümü dışarıda yaşamaktadır. Yine de, Sinop ilinin en kalabalık ilçesidir.

 

PİRİNÇ

Boyabat’ın pirinci çok meşhur. Yol boyunca satılıyor, satın alabilirsiniz. Eylül ve Ekim ayları geldi mi: buraları pirinç telaşı sarıyor.

Tarladan ham şekilde toplanan çeltik (kabuğundan ayrılmamış pirinç): dövülerek, pirinç haline gelir ve tezgahlarda yerini alır. Mısır ve buğdaydan sonra, dünyada en fazla ekimi yapılan bir bitki.

Dünya nüfusunun yarısından fazlası için, beslenmede büyük önem taşıyor. Osmancık, baldo ve riba gibi çeşitleri var. Ama en meşhuru: kara kılçık. Verimi düşük olduğu için, bu türün ekimi az.

PANAYIR

Her yıl, Ekim ayının, ikinci Çarşambasında, bir hafta süre ile, panayır düzenlenir. Bu panayıra: çevreden birçok insan gelir.

Panayırın: 100 yıldan fazla mazisi olduğu söyleniyor. Uzun yıllardan bu yana: Şamlıların arazilerinde kuruluyor.

Boyabat ve çevresi için, ayrı bir anlam taşıyor. Çeltik hasadı yapılıp, ambara konulduktan sonra, köylüleri büyük bir sevinç kaplıyor.

Bu sevinçle, kasabaya indiklerinde, pazara gidenler, ekonomik güçleri oranında: alış-veriş yapıyorlar. Panayırda: pehlivan güreşleri başta olmak üzere, çeşitli oyun ve eğlenceler düzenleniyor.

Yakın köylüler: ailece şehre iner, hep beraber panayır yerine gider eğlenirler. Genelde: erkekler, alım-satım yaparlar. İşi olmayan kadınlar ve çocuklar ise, panayır alanına yakın yamaçlarda toplanırlar, kebap ve üzün yerler. Bu yamaçlar, panayır alanını seyretmek için ideal yerlerdir.

Ancak: günümüzde, panayıra, yerli halkın katılımı, her geçen gün azalıyormuş. Çünkü: ilçe, Büyükşehirlere göç veriyormuş.

YEMEKLER

SIRIK KEBABI

Bütün olarak kesilen kuzunun derisi yüzülür ve içi temizlenir. Uzunca bir sırığa, tam ortadan geçirilerek, özel olarak hazırlanmış, çöplerle kuzunun karnı dikilir. Ocakta yakılan ateşin başında çevrilerek pişirilir. Pişirilirken akan yağı bir kapta toplanır. Buna: serit adı verilir.

TARHANA

Bildiğiniz tarhana çorbası, ancak burada yapılanın lezzeti muhteşem.

PİLAV

Elbette, buranın pirinci çok meşhur. Bu meşhur pirinçten yapılan pilavı da mutlaka tatmalısınız.

ALIŞVERİŞ

Alışveriş düşünürseniz, Boyabat’tan ya pirinç yada el dokuması Boyabat Çemberi almanız gerek.

TARİHİ

Boyabat ve çevresi, eski bir yerleşim yeri olup: MÖ.600 yıllarında kurulmuş olup, şehrin eski adı: Germanipolis.

Boyabat yöresi: Danişment hükümdarı Gümüş Tekin tarafından Bizanslılardan alınıp, 1175 yılında, Selçukluların eline geçmiştir. Selçuklulardan da, 1309 yılında, Candaroğlu Süleyman Paşa alır.

Daha sonraki süreçte, Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılan Boyabat, Ankara Savaşından sonra, tekrar Candaroğullarının eline geçer. 1461 yılında, Fatih Sultan Mehmet, yöreyi yine ele geçirir.

İLÇENİN ADI

Boy: uzunluk, Abat: ova, anlamına gelir.

GEZİLECEK YERLER

Sinop Boyabat Kaya Mezarları

KAYA MEZARI

Boyabat-Kastamonu karayolunun 15. km. deki Salar Köyünün güneydoğusundadır. Kaya mezarına ulaşmak için, karayolundan ayrılarak, köy yoluna girilmesi ve bir süre ilerlenmesi gerekir. Yani: kaya mezarının bulunduğu alana, doğrudan ulaşan bir yol yok. Tarlalar içinden geçilerek yamaç yukarı yaya yolundan kısa bir yürüyüşle ulaşılıyor.

Köyün doğusunda ve yüksekçe bir kalker kayanın üzerinde bulunan Mezar: Gökırmak ovasına hakim bir tepededir. Köye adını veren “Salar” kelimesinin, “saray” kelimesinden geldiği ve sonra “salar” şekline dönüştüğü anlatılır.

Bu mezar: yaklaşık 200 metre yüksekliğindeki, kalker kayalara, oyularak yapılmış ve oldukça büyük. Ancak: büyük hasar görmüş durumda. Günümüzde ise, köy muhtarının sorumluluğuna verilmiş. Gittiğinizde: Salar köyünün muhtarından izin almanız gerek, yoksa mezarın bulunduğu yere çıkamazsınız.

Sinop Boyabat Kaya Mezarları

Kaya mezarının dış kısmı: dikdörtgen şeklinde. Boyu: 10 metre, yüksekliği 5 metre. Cephede: 3 sütun var. Boyabat çevresi ve tarih kitabında, bu sütunlardan dolayı “Direkli Kaya Mezarı” da deniliyor. Sütunlar: kare bir ayak üzerine oturuyor.

Sütunlar, alttan yukarı doğru daralan, silindirik bir yapıya sahip. Ayrıca: sütunların alt ve üst kısımlarında, iki kuşak var.

Her üç sütunun üzerinde: kabartmalar var. Bu kabartmalardaki, hayvan heykelleri diz çökmüş durumda. Bunlar: boynuz ve kulakları bakımından boğa hissi veriyorsa da, burun ve yüzlerine bakınca, bundan şüphe ediliyor.

Özellikle, burunda açılan oluk, beklide hiddet ve heybet ifadesi olarak yapılmış. Enli ve uzun kulakları, yandan yukarı kaldırılmış.

Bakana göre sağdaki hayvanın boynuzu kalkmış, diğeri bilinmeyecek hale gelmiş. Arkadan bakınca: kuyruklarının baş tarafının, alttan bacaklarının arasına sokulduğu görülüyor.

Mezarın üst kısmında: üçgen bir alınlık var. Üçgenin tepe noktasında: bir kartal kabartması bulunuyor. Ama bu parça, bulunduğu yerden kopmuş ve yere düşmüş durumda. Yerde bulunan bu kaya parçasının üstünde; kanatlarını açmış bir kartal ve aslan başı kabartması açıkça görülüyor.

Üçgenin sağ alt köşesinde: nöbet bekleyen bir aslan ve köşeler arasında ise, koşan bir aslan kabartması var.

Buradaki kabartmaların anlamları şöyledir: Aslanlar: Frigya’da olduğu gibi, mezar bekçisi olarak konulmuşlardır.

Yani: ölüye dışarıdan gelecek herhangi bir fenalığın defedilmesi için düşünülmüştür. Kartal: ruh kuşu olarak alınır. Mücadele sahnesi: dini bir anlam taşır. Bu konu da Ön Asya’da çok yaygındır.

Mezar odası kapısının: kapatma oyukları hala görülüyor ve kapının sol üst kısmında, mezara bakan bir ışıklık penceresi var.

Mezarın dışında bulunan alanlarda: kayalara oyulmuş basamaklar ve çeşitli kaya şekilleri var. Ayrıca, mezarın bulunduğu kaya blokunda: üstten girilen ve biraz aşağıya doğru ilerledikten sonra çıkılan basamaklı bir kaya tüneli var.

Kaya bloğunun bir kısmının ayrılması ile, tünelin bir kısmı açığa çıkmış durumda. Hala özelliğini koruyan bu yere, çevre köylüleri “şeytan basamakları” ismini vermişler.

Ayrıca: kaya mezarının bulunduğu kaya blokunun önünde, ovaya doğru çıkıntı yapan son bir tepe var. Bu tepenin üstünde, yöre insanlarınca “dilek ağacı” olarak isimlendirilen bir ağaç var. Ağaç, tepenin en üst noktasında.

Ağacın bulunduğu yerden, ovayı seyretmeye doyamazsınız. İnsana büyük zevk veriyor. Ancak: define avcıları: ağacın kökleri arasında define ararken, köklerin bir kısmına zarar vermişler.

Mezar anıtının: MÖ.7’nci yüzyılda, Paflagonya’lılar tarafından yapıldığı sanılmaktadır.

Sinop Boyabat Kale ve Yeraltı Şehri

KALE VE YER ALTI ŞEHRİ 

Gökırmak vadisinde, karşılıklı, sarp iki kayalık tepeden biri üzerinde kuruludur. Kayaların doğal yapısına uygun olarak inşa edilmiştir. Aslında, kalenin bulunduğu tepenin çok ilginç. Çünkü: bu tepe, aslında bir yer altı şehrinin dış çeperleri.

Kalenin hemen batısından: nehir geçiyor. Bu nehir üzerinde: birbirine 70 metre mesafede, iki köprü var. Köprüden geçtikten sonra, köprülerin bulunduğu kısımdan kaleye çıkmayı denerseniz, dıştaki korkuluklardan belli bir kısma kadar çıkabilirsiniz, ondan sonrası hayır. Çünkü: kapalı.

Kaleye: bir de üstten giriş mümkün. Güneydoğu köşesinden, büyük yuvarlak kulenin yanındaki, küçük bir kapıdan sağlanır. Kale içinde gezinti tehlikeli, korumalıklara sıkı sıkıya tutunmayı sakın ihmal etmeyin. Evet: kalenin altı tam bir yer altı şehri. Toprakla dolu olan tüneller: Belediyenin katkıları ile temizlenip açılmış, ışıklandırılmış ve korkuluklar ilave edilmiş.

Sinop Boyabat Kale ve Yeraltı Şehri

Geç Roma, Erken Bizans dönemlerinde ait buluntular da, burada sergileniyor. Bugünkü haliyle. Osmanlı kalesi özelliklerini gösteriyor.

Ancak: eski kalenin temelleri, MÖ.6. yüzyılın başlarında, Paflagonyalılar zamanında atılmıştır. Eski temellerde, kale iç duvarının bir kısmında: Roma ve Bizans eserleri var. Yeni kalenin, bugünkü halinin, Osmanoğulları zamanında yapıldığı kesin. Ancak: kalenin kitabesi bulunmaması nedeniyle, yapılış tarihi kesin olarak bilinmiyor.

KIRKKIZLAR KAYASI

Kalenin karşısında bulunan “kırkkızlar kayası” ile ilgili bir efsane var. Kale ve Kırkkızlar kayası: önceleri bitişik ve büyücek bir kaya imiş. Bu kayanın üzerine: Boyabat kalesi yapılmış.

Günlerden bir gün: kalede yaşayanların düşmanları, kaleye saldırmışlar. Kalenin komutanı: kadın-kız, herkesi: kaleyi korumak için çağırmış.

Kaledekiler: topluca, kale çevresinde, düşmana karşı koymuşlar. Ancak: Kırkkızlar kayasının yönü; düşmanın kaleye girmesine daha uygun imiş.

Kale komutanı: düşmanın sayısının çokluğunu görünce: kalenin korunamayacağını anlamış.

Saldırıyı önlemek için: hemen kılıcını çekmiş ve kırkkızlar kaya kütlesine, tüm gücüyle vurmuş. Kaya: bir anda, ikiye bölünmüş.

Yarılan kaya arasından: bir çay akmaya başlamış. Ancak: kayanın karşı parçasında: 40 kız kendi başlarına kalakalmış ve ağlamaya başlamışlar.

Önlerinde düşman, arkalarında dik ve yüksek bir uçurum. Kızlar: kurtuluş ümidi kalmayınca: Allah’a yalvarmaya başlamışlar. “Allah’ım, bizi ya taş yap, ya kuş yap, kurtar”

Allah: dileklerini kabul etmiş ve kızlar, bir anda, orada taş oluvermişler. Bu nedenle, bu kayaya “kırkkızlar kayası” ismi verilmiş.

Sinop Boyabat Evleri

BOYABAT EVLERİ

Osmanlı dönemi, sivil mimarisi eserleridir. Ahşap malzeme ağırlıklı olarak kullanılmıştır. Ayrıca: Bağdati tekniği kullanılarak, dolgulu bir tür tuğla malzeme ile inşa edilmişlerdir. Bol miktarda pencere, ön cephede iki çıkma arasında ve üçgen alınlıkla son bulan kapı girintisi, ortak cephe özelliklerini oluşturmaktadır. Odalar: genel olarak oturma, yatma, yıkanma ve yeme-içme ihtiyaçlarına cevap vermek üzere tasarlandığı için, dolaplar ve ocaklar var.

BAZALT KAYA SÜTUNLARI

Sinop Boyabat Bazalt Kaya Sütunları

İlçe merkezine, 15 km. uzaklıkta, Kurusaray köyü civarında, Fındıklı mevkiindedir. 3 vadide bulunan Bazalt Kayalardan oluşan sütunların özelliği: 4,5 ve 6 köşeli oluşlarıdır. Yükseklikleri ise: 30-40 metre civarındadır. Yapılan araştırmalar sonucu: bu oluşumların, yaklaşık 3-5 milyon yıllık bir geçmişe sahip oldukları tespit edilmiştir.

Ortaca

Ortaca Dalyan

Ortaca’ya: İstanbul’dan 13, Ankara’dan 9, İzmir’den 4-5 saatte ulaşabilirsiniz. Ortaca’dan Dalyan’a ise, minibüs ve belediye otobüsleri ile, 15 dakikada ulaşmak mümkün.

Ortaca

GENEL:

İlçe Akdeniz ve Ege bölgesi sınırındadır. Fethiye ve Marmaris arasında, orta yerde oluşu nedeniyle ismi “Ortaca” olmuştur. Ortaca’nın en belirgin özelliği: yöredeki diğer turistik yerlere nazaran daha ucuz olmasıdır.

Özellikle Cuma günleri kurulan “Ortaca Pazarı” gerek yerli ve gerekse yabancı turistler tarafından yoğun ilgi görmektedir.

TARİHİ ÖZELLİKLERİ:

Ortaca, antik dönemde Karia sınırları içindedir. Bölgenin diğer kentleri gibi, burası da, MÖ 336-323 yılları arasında İskender tarafından ele geçirilir. MÖ 192 yılında, bölgede Roma hakimiyeti görülür. 1261-1451 yılları arasında Menteşeoğulları bölgenin hakimidir.

Fethiye ve Ula ilçesi arasındaki topraklar, Menteşoğlu Orhan Bey döneminde, Hasan Çavuş tarafından satın alır ve daha sonra bu toprakları çeşitli aşiretlere ve sülalelere satar. Göçebe olan Cinaliler Sülalesi: o yıllarda develerin, atların ve katırların heybelerini yapan ve çadırları diken kişinin ismi de “Ali” dir.

Cin Aliler olarak anılan bu sülaledeki Terzilik becerisi, diğer köylerde de tanınınca Ortaca beldesinin ismi “Terzi Aliler” olur. Beldede: 2 kahve, 2 değirmen, cami, karakol ve birkaç bakkal ile nalbant bulunur.

Belde büyüdükçe halkın isteği ile 1943 yılında Terzi Aliler ismi Ortaca olarak değiştirilir.

Ortaca ne yenir

NE YENİR-NE İÇİLİR-NE SATIN ALINIR:

Bölgede, bolca avlanan: kefal balığını mutlaka deneyin. Özellikle: ızgara ve buğulaması, harika yapılıyor. Ayrıca: buranın en büyük özelliği: tam bir “havyar” cenneti olması. Irmağın içinde, sağlı-sollu havyar merkezleri var.

Son olarak: bölgeye has: zeytinyağı, kekik suyu ve çam balı, satın alabileceğiniz ürünler arasında.

BÖLGENİN TURİZM ETKİNLİKLERİ:

Ortaca; turizm potansiyelinin yüksek olduğu bir konumdadır. Bölgede: Sarıgerme ve İztuzu plajları oldukça ünlüdür. (Bu plajlar hakkındaki ayrıntılı bilgiyi, yine bu sitede ayrı yazılarda bulabilirsiniz.)

Sarıgerme

Köyceğiz

ORTACA MESLEK YÜKSEK OKULU:

Ortaca ilçesinde Dalyan yolu üzerindedir. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesine bağlıdır. 1994-1995 yılları arasında, Turizm ve Otelcilik programı ve Seracılık programları ile eğitime başlamıştır.

Yüksekokul bünyesinde, Kredi ve Yurtlar kurumuna ait kız ve erkek öğrenci yurtları bulunmaktadır. Ayrıca, özel yurtlar ve pansiyonlar da vardır.

GEZİLECEK YERLER:

Ortaca Atatürk Köprüsü

ATATÜRK KÖPRÜSÜ:

Dalaman çayı üzerindedir.

Köprü: Muğla-Antalya arasındaki karayolu ulaşımını sağlamaktadır.

Evet, köprünün ilginç bir öyküsü vardır. Bu öykü: “ o yıllarda adı Terzialililer olan Ortaca halkı ve çevredeki yurttaşlar; Atatürk’ü Ortaca’ya davet ederler.

Ayrıca: Ortaca’dan, Dalaman ve Fethiye’ye ulaşımda güçlük çektikleri için de, Dalaman çayı üzerine modern bir köprü yapılmasını isterler. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, yöreye gelmeyi çok istediğini, Dalaman’daki Devlet Üretme Çiftliğini de görmek istediğini, köprünün yapılması için de talimat verdiğini, köprü bitince üzerinden geçmek üzere yöreye gelmek istediğini belirten bir mektup gönderir.”

1934 yılında yapımına başlanan köprü, Dalaman Üretme Çiftliği bünyesinde Tarım Açık Cezaevinde bulunan mahkumlardan oluşan 170 işçinin çalışmasıyla, bir yıl içinde, Fransa’dan getirilen bir proje ve Fransız mimarisine uygun olarak tamamlanır.

Ancak, Atatürk’ün rahatsızlanması ve tedavisinin sürmesi nedeniyle, köprüden geçmek Atatürk’e nasip olmaz. Köprü, Muğla-Dalaman karayolunun güzergahının değiştiği 1960’lı yıllara kadar kesintisiz hizmet vermiştir.

Köprünün genişliği 3.5 metre ve uzunluğu ise 85 metredir. Köprü yerden 14 metre yüksekliktedir. 3 ayak üzerine oturtulmuştur. Köprüde bulunan mermer levhada: köprünün 1934-1935 yılları arasında yapıldığı yazılıdır.

Ortaca Günlük-Sığla ormanları

GÜNLÜK-SIĞLA ORMANLARI:

Ortaca ve Dalaman ilçeleri arasında bulunan Sığla Ormanları, doğal Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Yılın 11 ayı yapraklarını  dökmediği için canlı kalan Sığla ağacı ormanları, kültür turizmi açısından yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin hayranlıkla gezindiği destinasyonlar arasındadır.

Sığla ormanları: muhteşem manzarası, insana rahatlık hissi veren aromatik kokusu ile yürüyüş ve gezi yapmak isteyenlerin vazgeçilmez rotasıdır.

SULUNGUR GÖLÜ:

Yerel halk tarafından “Sülüklü Göl” olarak da isimlendirilir. Dalyan İz tuzu plajı yolu üzerindedir. Göl, yüzyıllar boyunca Dalyan nehrinin getirdiği alüvyonlar nedeniyle denizden bağlantısı kesilmiştir.

Gölün uzunluğu 2 km ve genişliği 1.5 km dir. Derinliği ise ortalama 10 metre civarındadır. Gölün çevresinde sazlıklar bulunur.

Görünüm olarak oldukça güzel bir göldür. Gölün çevresinde piknik masaları ve banklar bulunmaktadır. Göl çevresinde, inişi-çıkışı olmayan yürüyüş ve bisiklet yolu bulunuyor. Ayrıca: buraya yolunuz düşerse, mutlaka nar suyu içmenizi öneririm.

Ortaca Aşı koyu-Dişibilmez koyu

AŞI KOYU-DİŞİBİLMEZ KOYU:

Dalyan merkeze 20 km ve Sarıgerme plajına ise 14 km uzaklıktadır.

Yörede, el değmemiş koylardan biridir. Önünüz masmavi bir deniz, arkanız yemyeşil bir ormandır.

Ancak ulaşım zordur, yolların bir kısmı oldukça bozuk ve dardır, ama Kargıcak koyu yolu kadar da zor değildir.

Koyda çadır veya karavanla geceleme yapmaya izin verilmiyor. Sadece günübirlik kullanılan koy, saat 20.00’den sonra yasaklanıyor.

Ortaca Aşı koyu-Dişibilmez koyu

Aracınız ile buraya gidebilirsiniz, hemen girişte ücretli otopark vardır. Bu para ödendikten sonra: tuvalet ve duşlar ücretsiz kullanılabiliyor. Şezlong ve şemsiye isterseniz ilave ücret ödemek gerekiyor.

Koyda: plaj ve deniz oldukça güzeldir ama kalabalıktır. Sahil yani plaj küçük çakıllıdır. Deniz kıyıdan uzaklaşınca birden derinleşir ve deniz suyu oldukça soğuktur. Bu yüzden deniz ayakkabısı kullanmanız önerilir.

Koyda deniz 20 metre derinliğe kadar iner ve bu yüzden özellikle dalgıçlar tarafından dalış için tercih edilir.

Ortaca Aşı koyu-Dişibilmez koyu

Koyda: bir restoran, tuvalet, duş, soyunma kabinleri, piknik yerleri bulunmaktadır. İşletme özel bir şirkete verilmiştir.

Kafeyi yani restoranı kullanmak isteyenler, bölgede internet çekmediğini düşünerek yanlarında nakit para bulundurmaları gerekir. Giriş ücreti de peşin alınıyor.

Ortaca İnlice koyu

İNLİCE KOYU:

Dalaman merkeze 24 km uzaklıktadır. Yolu asfalttır.

Koy küçüktür. Girişte büyük bir otopark vardır.

Burası bir halk plajıdır ama hemen yan tarafında beach vardır. Şemsiye ve şezlong kiralanmaktadır.

Tesis:

Fethiye Belediyesi tarafından işletiliyor. Buradan yemek ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz. Gözleme ve sandviç benzeri yiyecekler bulabilirsiniz.

Ayrıca buraya has “narsuyu” nu mutlaka deneyin. Tesiste: ziyaretçiler için duşlar, soyunma kabinleri, mangal alanı, voleybol sahası ve çocuk oyun parkı bulunuyor.

Piknik yeri:

Sahilin hemen arkasında sahile 50 metre uzaklıkta, ağaçların altında birkaç tane ahşap piknik masaları var, burada mangal yakma imkanı bulunmaktadır. Plaj çakıllıdır.

Sahil-Plaj:

Denize girerken oldukça fazla taş var, bu yüzden deniz ayakkabısı giymek uygun olur.

Deniz:

Çok güzel ve temizdir. Denizde ısıran balıklar var, acı vermese de ürpermeye sebep oluyor, dikkatli olunuz.

Çaylı Kamping-Kamp alanı:

Sahilde çadır kurmak için bir bölüm ayrılmıştır. Burada çadır kurabilirsiniz, çadırınızdan plaja 20 adımda ulaşmak mümkündür. Burada karavan kampı da bulunmaktadır.

Ortaca Kargıcak koyu

KARGICAK KOYU:

İztuzu plajının doğusunda, üç tane sıralı koy bulunmaktadır. Bunlardan ilki: Kargıcak koyudur. Buranın karayolu bağlantısı ve tesisi vardır. Ortada Bacardi koyu ve daha sonra küçük ve isimsiz bir koy bulunmaktadır.

Kargıcak Koyu;

Gökbel köyü üzerinden ulaşılmaktadır. İztuzu plajına 7 km ve Dalyan merkeze 15 km uzaklıktadır.

Ancak yolu oldukça kötüdür, toprak yol ve yer yer çukurlar bulunan yolda ayrıca rampa ve bolca taş bulunur. Yolun bazı yerleri dardır ve iki araba yan yana geçemez.

Özellikle da yağışlı havalarda sakın bu yola girmeyi düşünmeyiniz. Yolun son 12 kilometrelik bölümünü, dozer açmış ve öylece bırakmıştır.

Büyük bir iskele vardır. İskeleden denize girmek, atlamak mümkündür. Buradan kano kiralayarak Bacardi ve en sondaki isimsiz koya gidebilirsiniz.

Tesis:

Koyda bulunan tesiste: restoran, organik çiftlik, deniz ve deniz sporları hizmeti veriliyor. Restoran mutfağında kullanılan malzemelerin birçoğu bahçeden toplanan organik meyve ve sebzelerdir.

Sahil:

Sahil oldukça güzel ama söylediğim gibi, yol o kadar kötü ki, yörede benzeri birçok sahil bulunduğu için, burayı tercih edip etmemek size kalmıştır. Plajın hemen arkasında: nar ve narenciye ağaçları, bağlar bulunuyor. Plaj yani sahilde ise, çakıla kaçan iri kumludur.

Deniz:

Deniz taşlı ve çok çabuk derinleşir. Özellikle: öğleden sonra: aşırı dalgalıdır, yani hırçındır. Bu yüzden şnolker kullanmak mümkün olmaz. Deniz dalgalı olunca kum kaldırır ve su bulanıklaşır.

Ortaca Bacardi koyu

Bacardi Koyu:

Bacardi koyu: yemyeşildir ve günübirlik teknelerle buraya ulaşılır. Dağlar, denize paralel uzandığından, koy, az rüzgar alır. Böylece deniz dalgasızdır yani oldukça sakindir. Ayrıca deniz sığdır. Koy: Caretta Caretta kaplumbağaları tarafından üreme alanı olarak kullanılmaktadır.

Dalyan gezilecek yerler için.

Sarıgerme gezilecek yerler için.

İztuzu gezilecek yerler için.

Kaunos gezilecek yerler için.