Trabzon Çaykara Uzungöl

Trabzon Çaykara Uzungöl

Yeşilin her tonuna boyanmış bir manzara seyredebileceğiniz, dünya üzerinde cennetten bir köşedir.

Trabzon Çaykara Uzungöl

ULAŞIM

Trabzon’a 99 km. uzaklıktadır. Çaykara ilçesine olan uzaklık ise, 19 km. Buraya gidebilmek için: öncelikle Trabzon’a ulaşmanız gerekiyor. Uzungöl, Trabzon iline 99 km. uzaklıktadır. Trabzon merkez Çömlekçi Mahallesinde bulunan, Çaykara Tur Minibüsleri ile, günün her saatinde, Uzungöl’e servis var.

Eğer özel aracınız yoksa, bu şekilde ulaşabilirsiniz. Eğer özel aracınız ile, Uzungöl’e gitmek isterseniz: Trabzon-Rize Sahil Yolunu takip ederek ve birbirinden güzel doğa manzarası eşliğinde, Yomra-Arsin-Araklı ve Sürmene İlçelerini takip ederek, Trabzon’un Of İlçesine ulaşacaksınız. Of ilçe girişinden, sağ tarafa ayrılan yolu takip ederek, Çaykara yoluna girmiş olursunuz.

Of ilçe merkezi ile Çaykara arası: 55 km. dir. Yol boyunca, sıra sıra dizilmiş çay fabrikalarını göreceksiniz. Hatta: buralardan çay ihtiyacınızı bile karşılayabilirsiniz. Solaklı Vadisinin batısı istikametinde, Çaykara’ya kadar geldikten sonra, bu defa Solaklı Vadisinin doğu yamacına geçmiş olursunuz.

Vadinin doğu yamacında, dere yataklarından akan, birbirinden berrak buz gibi soğuk suları ve Solaklı Vadisinin o muhteşem güzelliğini seyrederek, Çaykara’dan 20 dakikalık bir yolculuktan sonra, Uzungöl’e ulaşmış olursunuz.

Sonuç olarak: Trabzon’a kadar olan ulaşımın 76 km. asfalt ve sonra da 19 km. stabilize yol ile sağlanmaktadır.

Trabzon Çaykara Uzungöl

GENEL

Eski ismi: “Godandost”. Buradaki köylerin birleştirilmesiyle “Uzungöl Belediyesi” yaratılmıştır. Ancak Trabzon Büyükşehir Belediyesi olunca, burada önce belediyelik gitti, arkasından da buradaki köylerin hepsi mahalle oldu. Buraya da “Uzungöl mahallesi” deniliyor.

Çaykara’ya bağlıdır. Bu arada: daha önceki Uzungöl Belediye Başkanı, halen hakkında 150 yıllık ceza istemiyle yargılanıyor. Sebep: göl çevresindeki kaçak yapılaşmaya izin vermek. Zaten, buraya gittiğinizde bu rezilliği gözlerinizle görecek ve gerçekten buna yaratanlar hakkında 1-2 kelime siz de mutlaka söyleyeceksiniz.

Çünkü: göl çevresinde birçok kaçak yapı var, bir zamanlar duvar takvimlerinde görülen, Uzungöl’de, cami, caminin 2 minaresinin göl yüzeyine yansımış resimleri, görüntüleri artık mevcut değildir, çünkü caminin çevresi ve gölün çevresi yüzlerce yapı ile kaplanmıştır. Her yan otel, restoran, büfe benzeri derme-çatma yapılarla doludur.

Bölgenin zengin bitki örtüsü, yaban hayatı ve manzara güzellikleri nedeniyle, sahanın bir bölümü 1989 yılında  “Tabiat Parkı” olarak ayrılmıştır. Sahanın başlıca akarsuyu Holdizon yani Demirkapı deresidir.

Tabiat parkındaki hakim ağaç türü: Doğu Ladin’idir. Kayın, köknar, porsuk, kızılağaç, gürgen, fındık, kestane gibi ağaçlar ve dağ keçisi, karaca, ayır, kurt, yaban domuzu, sansar, porsuk, vaşak, tilki, çakal gibi hayvanlar görülür.

Kestane’den söz açılmışken: burada muhteşem güzel ve doğal kestane balı üretiliyor. Eğer olur da gerçeğini bulabilirseniz ve yüksek ücretini kabullenirseniz, mutlaka “Kestane balı” satın almalısınız. Uzungöl bölgesinin doğusunda ise yaklaşık 10-20 km uzaklıkta, dağların yüksekliklerinde 10 kadar ufak göl bulunmaktadır. Buralara yürüyüş yapmak mümkündür.

Trabzon Çaykara Uzungöl

Uzungöl ziyaretinizde, dikkatinizi çekecek bir diğer husus: burada birçok Arap turistin bulunması, kara çarşaflı hatta peçeli kadınların bulunmasıdır. Bölge tamamen Arap turistler tarafından doldurulmuş, bunların özellikle Kuveyt ve Katar’dan geldikleri söyleniyor.

Gerek iklimin uygun olması ve gerekse  doğal güzellik, zengin Arapların buraya akın akın gelmelerine sebep olmuştur.

Ama tabii sonuçta muhteşem bir kalabalık oluyor. Özellikle: Arap turistlerin araba kiralayarak buralara gelmeleri hakkında değişik söylemler var. Araplar, kendi ülkelerinde dümdüz yollarda araba kullanıyorlar.

Buranın dar, virajlı, inişli-çıkışlı yollarında ise, hatta yaylalara çıkarken uçurum kenarında, karşılarından bir araba geldiğinde, kendi yani kiraladıkları arabaları sağa çekip, trafiği sık sık tıkadıkları söyleniyor.

Bizim dolmuş sürücüleri de buna karşı önlem olarak: kendi dolmuşlarına polis sireni taktırmışlar, Arap sürücüler polis sireni duyunca hemen kenara çekilip yol veriyorlarmış.

Arap turistler, buradaki tesislerde uzun süre konaklıyorlar. Hatta bir kısmının burada 1-2 ay kadar kaldığı söyleniyor. Tesis demişken, biraz da konaklama yerlerinden söz etmek gerekir.

Burada yaklaşık 50 tesiste 1200 yatak kapasitesi bulunduğu belirtiliyor. Ancak, bunlar mevcut talebin sadece % 25-30 kadarını karşılıyormuş, kalan miktar ise, çevre il ve ilçelerde kalıp günübirlik buraya geliyormuş.

Evet: Uzungöl, denizden 1090 metre yüksekliktedir. Biraz da gölden söz etmek istiyorum. Gölde şu anda temizlik çalışmaları yapılıyor. Yani: gölün dibindeki çamur temizleniyormuş. Zaten: gölün suyunun aktığı derede, su yerine çamur akıyor, gölün üstündeki dubalarla dipten aldıkları çamur, bu dereye veriliyormuş.

Gölün bir zamanlar masmavi ve tertemiz olan suyu, uzun zamandır yemyeşil görünüyor. Göl: heyelan nedeniyle, Haldizen deresinin önünün kapanmasıyla oluşmuştur. Gölün su seviyesi, gelen su miktarına bağımlı olarak farklılık gösterse de, genelde boy uzunluğu 1000 metre, en uzunluğu 500 metre ve  derinliği ise 15 metre civarındadır.

Gölde alabalık yaşamaktadır. Zaten alabalık, bir anlamda buranın simgesi olmuştur. Çünkü uzun yıllardır burada alabalık üretiliyor. İlk olarak 1974 yılında yapılan balık havuzları ile üretim başlamış ve birçok aile için geçim kaynağı olmuştur.

Ancak, özellikle kışın soğuk havalarda bir gecede birkaç kere suyun donması nedeniyle alabalıklar telef olduğundan, insanlar suyun donmaması için sabaha kadar nöbet tutuyorlarmış.

18-20 aylık yetiştirme dönemi sonunda, balıklar 250-300 gram olarak servise hazır hale geliyormuş. Ancak, yine hassas bir husus, buradaki restoranlarda alabalık yemek isterseniz; tereyağı ile yapıldığında çok ağır olduğunu unutmayın ve alabalık için, mutlaka ızgarada pişmiş olmasını tercih edin.

Buraya ait diğer bir özellik: buranın iklimidir. Sabahtan günlük-güneşlik olan yöre, öğleden sonra sis-pus içinde kalacak şekilde değişik bir iklime sahiptir. Zaten burayı ziyaret edenler, sıcak yaz günlerinde buradaki harika hava nedeniyle buraya geliyorlar. Özellikle Arap turistler.

Yazları böyle ama Uzungöl’de kışlar ağır geçiyor. Burada bulunduğunuz sürede, hangi ayda olursanız olun, mutlaka yağmurla ve sisle karşılaşacaksınız. Çünkü bölge yoğun yağmur alıyor. Güneş denizde oynak balık gibi, bulutların arasında bir görünüp bir kayboluyor.

Yani burayı ziyaret edecek okurlarıma, yanınızda mutlaka kalın giysiler ve mutlaka yağmurluk ve şemsiye bulundurmanızı öneririm. Tabii ayakkabılarda önemlidir.

Yamaç paraşütü

Trabzon, Havacılık şenlikleri, Mayıs ayı içinde, Uzungöl’de yapılıyor. Trabzon Valiliği tarafından düzenlenen bu şenliklere, yurt içinden ve yurt dışından, birçok paraşütçü katılıyor. Yamaç paraşütü yapılıyor. Ama tehlikeli, çünkü ters rüzgarlar olabiliyor.

Burada eskiden uluslararası yamaç paraşütü yarışmaları yapılıyormuş, bir yarışma sırasında milli bir sporcu gölün üstüne düşer ve bu küçük gölde kurtarılamaz, ölür. Bunun üzerine buradaki organizasyonlar iptal edilir. Siz yine de göl çevresinde kişisel olarak yapılan yamaç paraşütleri görebilirsiniz.

Trabzon Çaykara Uzungöl

TARİHİ

Evet, bu bölgede, uzun süre ikamet eden Rumların bulunduğu köylere, devlet tarafından Türkler yerleştirilir. Buhara, Türkmenistan, Batum gibi bölgelerden getirilen Türkler, her köye dağıtılırlar. Böylece, 50 hanelik Rumların yaşadığı bir köyde, ortalama 2-3 hane de Türk yerleştirilmiştir.

Bu sırada; Türk ve Rum çocukları birbirleriyle oynarken, Türk çocukları Rumcayı öğrenmiş oluyorlar. 1890 yılından sonra, Türkler çoğalmış ve buna karşılık ise Rumlar azalmıştır. 1924 yılındaki mübadele sonucunda ise, Rumlar bölgeden ayrılmıştır.

GEZİ ROTASI

Genelde, yağan veya çiseleyen yağmura karşı gerekli tedbirleri aldıktan sonra; geziye, derenin göl ile birleştiği noktadan başlayabilirsiniz.

Ahşaptan yapılmış asma köprünün üzerinden geçerek, gölün dereye göre sol yanından yürüyüşe başlayın.

Göl ve vadi dağlar tarafından kuşatılmış. Dağlarda: yeşilin her tonuna rastlamak mümkün. Kaya yamaçlarındaki mor dağ gülleri ise, yeşilin içerisinde, kendi güzelliklerini daha rahat sergiliyorlar. Yeşillik, dağ güllerine güzel bir fon oluşturuyor.

Göl küçük bir göl. Sakin ve duru. Dağlardan kaçıp gelen yağmur ve kar suları, burada dinleniyor. Arkasından, tekrar yoluna devam ediyor.

Manzaraya daha hakim olabilmek için, yayla istikametinde giden stabilize yola çıkın. Burada, dereden inen sularla, yapay bir şelale yapılmış. Gölün hemen ilerisinde tarlalar var. Tarlalar küçük küçük.

Ahşap evlerin önünde oynayan kızlar ve yöre insanı; fotoğraf makinesini pek sevmiyorlar. Objektifi doğrulttuğunuzda, yüzlerini başka tarafa çeviriyorlar. Buna lütfen dikkat edin ve insanları rahatsız edecek ölçüde fotoğraf çekmeyin, daha doğrusu tabiat, doğa, manzara fotoğrafları çekmeyi tercih etmelisiniz.

Evet, göl kenarında bir tur attığınızda, vaktin iyiden iyiye ilerlemiş olduğunu göreceksiniz. Bol oksijen, yediğiniz kahvaltıyı çoktan eritmiş. Öğle yemeği yemek için göl kıyısında bolca bulunan tesislerden birine girebilirsiniz.

Buranın en güzel yemeği: alabalık ve bir de fırında köfte var. (ben fırında köfteyi tercih ettim, güzel) Yemekten sonra ise, çayınızı yudumlayabilirsiniz.

Trabzon Çaykara Uzungöl Kerestel Yaylası
Trabzon Çaykara Uzungöl Kerestel Yaylası
Trabzon Çaykara Uzungöl Kerestel Yaylası

UZUNGÖL YAYLALARI

Uzungöl ziyaretinizde mutlaka yaylalara da çıkmanızı öneririm. Zaten, burayı ziyaret edenlerin birçoğu bu yaylalara da çıkıyorlar. Yaylalara çıkmak için, Uzungöl kıyısındaki dolmuş-minibüsleri kullanabilirsiniz.

Bu dolmuşlar 11 yolcu taşıyor ve sürücüleri, yıllardır burada araç sürmeleri nedeniyle gayet tecrübeliler. Zaten: yaylalara çıkarken göreceğiniz manzaranın yanında, stabilize yani toprak yolun hemen kıyısındaki uçsuz uçurumları görünce mutlaka korkacak ve heyecanlanacaksınız.

Çünkü: Uzungöl yakınlarındaki Lustra ve Karestel yaylalarına çıkarken kullanılan yol: toprak yani stabilize, dar ve çıkarken sağ yan, inerken ise sol yan tamamen uçurum, ama bu sıkıntının keyifli yanı muhteşem bir manzara görülmesidir.

Trabzon Çaykara Uzungöl Yaylaları
Trabzon Çaykara Uzungöl Yaylaları
Trabzon Çaykara Uzungöl Yaylaları

Evet: Uzungöl kıyısında hemen merkezden binebileceğiniz bu dolmuşlarda: yola çıktığınızda yaklaşık 8 km yani yarım saat sonra: Lustra yaylasına (Lustra yaylasına ait ayrıntılı tanıtım yazısı: yine bu sitede “Lustra yaylası” başlığı altında bulabilirsiniz) ve hemen ardından Karestel yaylasına ulaşacaksınız.

Trabzon Çaykara Lustra Yaylası gezi yazısı hakkındaki yazım için Çaykara Lustra Yaylası

Bence: Karestel yaylasında mola verin, dolmuştan inin ve biraz ilerideki küçük tesise gidin, onun hemen arkasından, aşağıda Uzungöl’ün ve uzaklarda bulutların manzarasını izleyin, tek sıkıntı, buraya çıktığınızda sis olmamasıdır, sis olduğunda tabii ki hiçbir şey görmek mümkün olmuyor.

Aksi halde yani sis olmadığında, aşağıda muhteşem bir manzara, gözlerinize inanamayacaksınız. Bu manzarayı izledikten sonra: yaylanın yemyeşil çayırlarında yürüyüş yapabilir, tesiste ayran veya çay içebilirsiniz. Söylenenlere göre: 21 gün burada kalındığında, kalan insanın vücudundaki kan, tümüyle yenileniyormuş.

Oksijen bol, gürültü yok, hava aşırı sıcak değil, her yan yemyeşil ve masmavi bir gökyüzü, uzaktan pamuk benzeri bulutlar. İşte bunları görmek için, mutlaka Uzungöl ziyaretinizde yaylalara da çıkın ve Karestel yaylasında zaman geçirin.

Trabzon Çaykara Uzungöl Kiremitli Köprü
Trabzon Çaykara Uzungöl Kiremitli Köprü
Trabzon Çaykara Uzungöl Kiremitli Köprü

KİREMİTLİ KÖPRÜ-HAPSİYAŞ KÖPRÜSÜ

Trabzon-Of-Dernekpazarı-Çaykara-Uzungöl yolu üstündedir. Uzungöl ziyaretçileri, bu muhteşem güzellikteki köprüyü de mutlaka ziyaret etmektedirler. Tek gözlü kemer köprü, 1935 yılında, büyük ahşap kütüklerle yapılmıştır.

Kesme taş ayakları: kayalar üzerine oturtulmuştur. Ahşap gövdesinin üstünü, yöreye has kiremitli bir çatı örter. 1996 yılında anıtsal eser olarak tescil edilmiştir. Çatışı kırmızı renkte olduğundan, kiremitli köprü olarak anılmaktadır.

Trabzon Çaykara hakkındaki gezi yazım için  Çaykara

Sakarya Karasu

Sakarya Karasu

ULAŞIM

Karasu-Adapazarı arası uzaklık: 158 km. Olup, 1 saat 50 dakika sürer. Karasu-Kocaeli arası uzaklık ise: 148 km olup, yol 1 saat 37 dakika sürer.

İstanbul-Karasu arası uzaklık: 209 km. Olup, yol yaklaşık olarak 3 saat sürer.

Sakarya Karasu

GENEL

Karasu’nun başlıca geçim kaynağı: fındık ve turizmdir. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte, nüfus, on katına çıkar. Özellikle: gurbetçi vatandaşlarımız tarafından tercih edilmektedir. Kuzeydeki muhteşem sahil ve Karadeniz’in o muhteşem suyunda deniz keyfini çıkarırken, güneyinde ise, muhteşem yeşillikleriyle, Karadeniz’in yaylalarını aratmayacak kadar güzel bir yeşillikle karşılaşırsınız.

KONUM:

Batı Karadeniz bölgesinin bitimi, Marmara bölgesinin başlama noktasındadır. Denizden yüksekliği: 31 metredir. Sakarya Nehri, İlçenin Yeni Mahallesinden denize dökülür.

İKLİM:

Karadeniz ikliminin hakim olduğu ilçede, genelde her mevsim yağışlı geçer.

Sakarya Karasu
KIYI:

Karadeniz kıyısında, yaklaşık 60 km. Uzunluğunda bir kıyı şeridi vardır. Karasu plajı: 20 km. Uzunluğunda, geniş bir kumsaldır. Sahilde: romatizmal hastalıklara iyi gelen, ince taneli kum bulunuyor. Özellikle, hafta sonlarında sahil hattında yoğunluk yaşanır. Sahil hattı boyunca: ayrıca, yeme-içme tesisleri, pansiyon ve oteller bulunur. Söylediğim gibi, sahil bandı uzun. Bu nedenle: Karasu sahilinde, boğulma olayları fazla oluyor.

Çünkü: insanlar, her yerden denize giriyorlar. Koruma önlemleri alınmayan yerlerden denize girildiğinde, sonuç tam bir hüsran. Bir sezonda: koruma önlemi olan yani cankurtaran bulunan yerlerde denize girenlerden, yaklaşık 200 civarından insan, boğulmaktan cankurtaranlar sayesinde kurtarılıyormuş.

Bu yüzden: lütfen, buraya gidecek ziyaretçiler, her yerden denize girmesin, koruma önlemi yani cankurtaran bulunan yerlerden denize girin ve denizde kesinlikle açılmayın, kıyıda bulunan, yakınlarınızın da açılmasına izin vermeyin. Çünkü: Karadeniz gerçekten yüzmek için çok farklı ve daha fazla güç ve enerji gerektiren bir deniz.

Mersin Balığıı
MERSİN BALIĞI:

Karasu’da, her yıl Mersin Balığı Festivali düzenleniyor. Kıkırdaklı balıklardan olan Mersin Balığı; gövdesi iri ve mekik biçimindedir. Başı, ileri doğru sipsivri uzanır. Ağzı, başın altında bulunur. Tuzlu ve tatlı sularda, denizlerde ve göllerde barınabilir. Yumurta mevsiminde, ırmaklara girer. Boyu; 3-6 metre arasındadır. Avlandığı için, sayısı gittikçe azalmaktadır. Eti oldukça iyidir. Tütsülenerek ve tuza bastırılarak yenir.

Bu yüzden; önemli derecede av konusu olmuştur. Ancak, günümüzde, tükendiğinden avı, 12 ay boyunca yasaklanmıştır. Bir zamanlar, mersin balığı, bölge için altın yumurtlayan tavuk gibi imiş. Çünkü: havyarı, büyük gelir sağlıyormuş. Ancak, sonraki dönemlerde nesli tükenmeye başlamış. Şu anda koruma altında. 1970’lere kadar, Karasu’da birçok ailenin geçim kaynağı olan Mersin Balığı, günümüzde, modern yöntemlerle çoğaltılmaya çalışılıyor. Aynı zamanda, Karasu’nun Belediye Amblemi.

TERMİK SANTRAL:

Son olarak, hani genel konular diyoruz ya, duyduğuma göre: Karasu’ya Termik Santral kurulacakmış.

Ne demeli bilmiyorum? Gerek teknolojinin en büyük gereksinimi olan elektrik enerjisine olan ihtiyaç ve gerekse, canlıların yaşamı için gereken, doğa, tabiat olgularının gereksinimi, hangisi öne alınacak, hangisi var edilip diğeri yok edilecek, bilmiyorum?

Ama, şu kesin ki, sanırım Termik Santral yapılması için, çok daha müsait yerler bulunabilir mi acaba? Yoksa, bu cennet gibi yer, yok edilmemeli diye düşünüyorum.

TARİHİ

Karasu tarihi, Frigya dönemine kadar uzanır. Karasu’nun ilk yerleşim birimi: Küçük Karasu köyüdür. Bu köyün mezarlığı incelendiğinde: bir zamanlar nüfusun kalabalık olduğu, mezar taşlarının incelenmesinde ise, Roma-Bizans sanatını yansıttığı anlaşılmaktadır.

İlçede; MÖ.3’ncü yüzyılda başlayan: Bithynia krallığının egemenliği, MÖ.1’nci yüzyıldaki Roma yönetimine kadar sürer. 11’nci yüzyılın sonlarında; Selçuklulardan Artuk Bey’in Bizanslıları yenmesiyle, yöre Selçukluların eline geçer. Ancak: 1072 yılında, yine Bizanslıların egemenliği görülür. 1322 yılında ise, Orhan Gazi tarafından Osmanlı topraklarına katılır.

Eski adı: “İncili Karasu” dur. Cumhuriyet döneminde, bataklıklar kurutulmuş ve Kafkasya ve Balkanlardan gelen göçmenler, yöreye yerleştirilmişlerdir.

KARASU’NUN YAKIN TARİHİ

Evet, Karasu’nun yakın tarihinden kasıt: geçenlerde televizyon dizisi olarak da yayınlanan “İpsiz Recep”. Kurtuluş Savaşı sırasında, İpsiz Recep, yanında 1800-2000 kişi ile birlikte düşmanı Karasu’ya sokmamış, Anadolu hükümeti yanında yer alarak, şerefle milli davaya hizmet etmiştir.

Cesareti, gözüpekliliği ve ataklığı sayesinde “İpsiz” lakabını alır. Milli mücadele yıllarında göstermiş olduğu kahramanlıklar nedeniyle: milis yüzbaşı rütbesini alır. 1928 yılında, Karasu’da ölür.

Sakarya Karasu

GEZİLECEK YERLER

Sakarya Karasu Acarlar Langozu

ACARLAR LANGOZU (GÖLÜ)

Burada: İstanbul Üniversitesi ve Türkiye Çevre Koruma ve Yeşillendirme Kurumu tarafından, Acarlar Gölündeki kuş türleri ve bitki çeşitliliğini incelemek üzere, bilimsel çalışmalar yapılıyor. Bunu duyunca, harika, gayet güzel dediğiniz kesin.

Ama: devamını okuyun bakalım, düşünceleriniz değişecek mi. Evet, bu çalışmaları, İngiltere’nin Ankara Büyükelçiliği destekliyor ve finansmanını karşılıyor. Yani: projenin parasal desteği, İngilizlerden.

Neyse: sonuçta, Acarlar Gölünde, eko turizm hayata geçirilmeye çalışılıyor. Yüzlerce kuş türün barındıran gölde “Kuş Gözlem Evi” kurulabilir. Ayrıca, fotoğraf ve bitki gözlemciliği için uygun bir alan. Birazda Acarlar Gölünden söz etmek istiyorum.

Acarlar Gölü, doğal Sit alanı ve koruma altında. Göl: yaklaşık 10 km. Uzunluğundadır. Subasar orman topluluktan içerir. Bu özelliğiyle, İğneada Langozundan sonra, Türkiye’deki en büyük ikinci subasar ormanıdır.

KÜÇÜKBOĞAZ GÖLÜ

İlçenin doğusundadır. Şehir merkezinin 5 km. Uzağında, küçük olmakla birlikte, dikkat çekici bir set gölüdür. Olta balıkçılığı ve piknik alanı olarak kullanılan mesire yeridir. Gölün Karadeniz’e açılıyor olması, ayrı bir güzellik katmaktadır. Gölde: kızıl kanat, sazan, tatlı su kefali gibi balık türleri var.

POYRAZLAR GÖLÜ

Adapazarı içinden geçilerek, gidilen bir yer. Burası: yaz-kış dibinden kaynak suları ile beslenen bir göl. Fazla sularını Sakarya nehrine karıştırıyor, karabatak ve ördekleri görmek mümkün. Göç mevsiminde, kuğular da gölü ziyaret ediyor.

Gölün yüzü ise, nilüfer çiçekleriyle kaplı. En derin yeri: 12 metre ve dibi batak. Gölde yüzmek, kesinlikle yasak. Çevresinde köy evlerinin haricinde yapılaşma yok. Orman Genel Müdürlüğüne bağlı “Poyrazlar Gölü Milli Egemenlik Parkı” na hafta sonu gelenlerin sayısı az değil.

Uçsuz bucaksız yeşilliklerde yapacağınız bir gezinti sonrası, göl kenarındaki kamelyalarda oturarak soluklanabilir, tertemiz havayı içinize çekip, piknik yapmanın keyfine varabilirsiniz. Göle, milli park olması nedeniyle, küçük bir ücret ödeyerek giriliyor.

Piknik masaları, ocaklar ve kamelyalar var. Çadır kurup kamp yapmak imkanı da var. Ücreti ödenerek, gölde olta balıkçılığı da yapmak mümkün. Biraz pullu ve kılçıklı olan: kızılkanat balıklarından tutabilirsiniz.