İstanbul, Kilyos

19.615 kişi okudu!


Şehir merkezine 45 dakika uzaklıktadır. İstanbul-Kilyos arası uzaklık 32 km. dir. Kilyos-Sarıyer arası 11 km, Kilyos-İstanbul Atatürk Havaalanı arası 50 km.dir. Özel araçla gidildiğinde, Maslak-Sarıyer istikametini izleyerek, Bahçeköy orman yolundan Kilyos’a ulaşmak mümkündür. Sarıyer’e kadar sahilden gidilebilen yol, özellikle hafta sonlarında aşırı kalabalık oluyor. Ayrıca, Sarıyer’den Kilyos’a minibüs ve belediye otobüs seferleri bulunuyor. Kilyos’a giderken, orman yolu boyunca piknik alanları, kendin pişir-kendin ye kır lokantaları göze çarpıyor.16

Kilyos: İstanbul’un yaz sığınakları arasında kumsalları sayesinde ilk sırada yer alır. Botanik açıdan son derece zengin kumulları vardır. Bu kumullar: Karadeniz kıyılarında, bozulmadan kalabilmiş kumul alanlar arasında, en zengin bitki çeşitliliğine sahip, ikincil kumul sistemi olması nedeniyle oldukça önemlidir. Doğal Hayatı Koruma Derneği tarafından koruma altına alınması için çalışılan Kilyos kumulları: içerdiği nadir kumul bitki örtüsündeki çeşitlilik ve ülke çapında nadir görülen en az 15 çeşit kumul bitkisi taksonuna sahiptir. Bern Sözleşmesi Ek Liste I’de yer alan iki bitki türünün zengin popülasyonlarının bulunduğu kumullardaki botanik çalışmalarının tarihi, yüzyıllardan beri eskiye dayanıyor. En az dört bitkinin tip örneği buradan toplanmıştır. Evet, botanik açıdan çok zengin olan kumullarının koruma altına alınması gereken beldenin resmi ismi “Kumköy” dür. Kilyos isminin Rumca’da karşılığı ise “Kum” dur. Buradaki yerleşim, eski dönemlerde bir balıkçı köyü olarak başlamıştır.

Kilyos: Polonezköy, Ağva ve Şile gibi İstanbul’da hafta sonu aktiviteleri için en çok tercih edilen beldelerden biridir. Kilyon denildiğinde, akla önce plaj ve deniz gelir. Kilyos plajları: İstanbul’un en büyük ve temiz sahil şeridi olup Kilyos Burnun’dan Gümüşdere Plajı’na kadar uzanmaktadır. Ancak deniz çok dalgalı olduğu için boğulma oranları yüksektir. Çünkü bir-iki noktada Dip akıntısı riski vardır. Akıntı riski olan noktalarda, Belediye tarafından uyarı levhaları konulmuştur. Plajlar, bu akıntıların bulunduğu noktaları kendi alanlarının dışında bırakmışlardır. Yine de yaz aylarında uyarı levhaları olmasına rağmen Dip akıntısı olan yerlerde denize giren insanların sayısı oldukça fazladır.

kilyos.genel.0000    kilyos.genel.1

Kilyos’a genellikle günübirlik denize girmek veya piknik amaçlı geliniyor. Ancak konaklama imkanları da bulunuyor. Yaz aylarında, plaj partileri ve konserlerle, gece boyunca hareketlilik sürüyor.

Bölgede iklim ve kumsalların uygunluğu nedeniyle, rüzgar sörfü gibi spor etkinlikleri düzenleniyor. Ayrıca, Kilyos ardındaki ormanlarla yürüyüş imkanı sağlayan parkurlara da sahiptir.

Kışın sert Karadeniz dalgaları sahili ve kayaları döverken, otelin sıcak lokantasında doğayı seyredebilir, sessiz, sakin yollarda ve hatta plajda uzun yürüyüşler yapabilirsiniz.

Yazın ise: uzun, güzel kumsallı plajı seçerseniz, Kilyon’un içinden kuzeye doğru devam ettiğinizde, küçük ve sakin koyları görebilirsiniz.

Boğaziçi Üniversitesinin Kilyos Kampus Plajında, Kiteboard (Uçurtma) Şampiyonası düzenleniyor.  Kiteboard; windsurf benzeri olan ancak windsurfteki yelken yerine kite denen uçurtma-paraşüt benzeri bir ekipmanla rüzgara dayalı olarak yapılan son derece eğlenceli ve adrenalinli bir spor dalıdır. Aynı zamanda olimpik spor dalları arasına da girmiştir. 2012 yılında ilk defa olmak üzere BURN Kiteboard World Tour: Türkiye’de Kilyos Gümüşdere’deki Burc Beach’de yapılmıştır.

NE YENİR:
Kilyos ve çevresinde, taze deniz ürünleri ve mangalda pişen et yemekleri sunan kır lokantaları damak zevkine düşkün olanlar için, yaz-kış açık. Bu şirin, küçük Karadeniz sahil yerleşimi, göz alabildiğine uzanan kumsal plajlarıyla ünlü. Sarıyer içinden veya Belgrad ormanlarından geçen yollar birleşerek Kilyos’a varıyor. Orman yolu, su kemerleri ve bentlerin civarından geçiyor. Kilyos çarşı içinde: midye tava, tavuk şiş, mantar, balık, sucuk, börek çöp şiş yiyebilirsiniz.

GEZİ

Kilyos: sırasıyla Roma, Bizans ve Ceneviz hakimiyeti altında kalmış, ardından Osmanlı döneminde Leventan nüfusu ile gelişme göstererek kozmopolit bir yerleşim yeri olmuştur. 1960 yılından sonra ise, turizm alanında tanınarak, popüler bir sayfiye yeri haline gelmiştir.

Köye ulaştığınızda ilk göze çarpan tarihi bina “Kale” dir.

kilyos.ceneviz kalesi.1    kilyos.ceneviz kalesi.2

Kale

Bir yanı ormanlar ve diğer yanı denize bakan bir yer olarak Kilyos kalesini görmeden buradan ayrılmayın. Tepedeki 15’nci yüzyıl Ceneviz kalesi, Kilyos’un bu kadar popüler olmasının eski tarihlere dayandığının göstergesidir. Askeri saha içinde kalan kale, Sultan II. Mahmut döneminde restore edilmiştir. Kalede antik çağlardan kalma bir sarnıç olduğu bilinmesine rağmen, askeri bölge olduğu için gezmek mümkün değildir. Yağmur yağdığı zaman sarnıçların dolması için su toplayacak bir sistem kurulmuştur. Taş yapımı kalenin temizliğiyle dikkati çeken, kemerli, korunaklı muhafız bölümleri aynen korunmuştur. II. Dünya savaşında boğazların korunması amacıyla, Almanlar tarafından verilmiş, 19’ncu yüzyıl Krupp kamalı çelik top, kalenin burçlarındadır. Kale içinde 8 ayrı top sergileniyor. Kale kapısı üzerinde: Sultan II. Mahmut’un tuğrası, her iki yanında iki savaş topu, karşısında kalenin ele geçirilişi şerefine o dönem dikilip günümüze ulaşan anıt çınar ağacı bulunuyor. 26 metre yüksekliğinde, 5.4 metre gövde çevresine sahip çınarın dikim tarihini gösteren tabela 1460 yılını belirtiyor. Üç yüksek noktasındaki su terazileri de kaledeki sarnıçtan su dağıtın sistemin birer parçasıdır.

Köydeki diğer tarihi yapılar: İngilizler’in İstanbul’u işgal ettiklerinde Boğaz girişini kontrol etmik için yaptırdıkları, eski tahlisiye binaları, kayıkhane, iskele, köprü ve çeşmedir. Tahlisiye binaları, halen kıyı koruma tarafından kullanılmaktadır.

Kale kapısından ayrılıp, eski köy evlerini geride bırakarak yürüyün. Tüm Kilyos manzarasına hakim bir tepeye ulaşacaksınız. Köydeki konaklama tesislerinin çoğu buradadır. Deniz tarafından çıkılan merdivenlerle veya araç yolu ile gelinen otellerin tepesi, panaromik manzarasıyla hayranlık uyandırmaktadır. 50 adımda ulaşacağınız çarşı, piknikle ilgili tüm ihtiyaçlarınızı karşıyabileceğiniz bakkal, manav, eczane gibi dükkanlar, emlak ofisleri, butikler, cıvıl cıvıldır. Yani yerleşik nüfusu kışın 2000 civarında olan Kilyos’a giderken, ihtiyaç duyabileceğiniz şeyleri yanınızda taşımaya gerek yoktur. Jandarma Bölgesi sınırları içinde kalan bölgede, tüm kalabalığa rağmen, huzuru kaçıracak olaylara rastlanmıyor.

Geçmiş günlerinden çok fazla eserin günümüze ulaşmadığı Kilyos, zamanın çarpık yapılaşmasından fazlasıyla nasibini almıştır.

Mavi bayrak taşıyan kumsallara bakan otellerin manzarası karaya oturmuş gemilerin paslı görüntüleri yüzünden biraz bozuluyor.

Kilyos’ta 1955 yılında, Türkiye’nin ilk tatil köyü olan “Turban Tatil Köyü” açılmıştır. Günümüzde, kapalı olan işletmenin sadece plajından yararlanılıyor.

ovid kulesi.1   ovid kulesi.2

Ovid kulesi

Ovid kulesinin bulunduğu yere Uskumruköy deniliyor.

Kilyos’ta görebileceğiniz bir diğer tarihi eser ise: eski Yunan döneminden kalan, zamanında gözetleme kulesi olarak kullanılan “Ovid Kulesi” dir. Yani bir anlamda, erken uyarı işlevi olan bir Bizans kulesiymiş. Geceleri bu kulede meşaleler yakılırmış. Boğaz’a yaklaşan geniler, bu kulenin ışığını görünce özellikle fırtınalı havalarda çok tehlikeli olan Cyanean Kayalıklarına, yani Kilyos kayalıklarına çarpmamak için önlem alırmış. Ancak civardaki bazı haydut çeteleri, başka yerlerde ateşler yakıp gemileri kayalara yönlendirir, sonra da kazaya uğrayan gemileri ve kazazadeleri soyarlarmış. Buna göre, kulenin alt katı 6’ncı yüzyıla, üst katı ise 11’nci yüzyıla tarihleniyor. Yani, burada 1500 yıllık bir kule görülüyor. Ovid kulesinin ismi: Romalı bir şair olan Publius Ovidius Naso’dan (MÖ 43-MS.18) geliyor. Roma yakınlarındaki Sulmona şehrinde doğan Ovidius, Latin dilinin ve Roma’nın en büyük şairlerinden biri kabul edilir. Atina’dan Anadolu’ya çok yer gezip aşk şiirleri yazan Ovidius’un eserleri klasik mitolojinin de en önemli kaynakları arasında sayılmaktadır. Sevmek için çırpınan, en derinindeki özleme seslenen bir yüreğin şiirlerini barındıran “Ars Amatoria” yani “Aşk Sanatı” Ovidius’un baş yapıtlarından biridir. Tıpkı mitolojik kahramanların partnerlerine yazdığı hayali aşk mektuplarından oluşan “Epistulae Heroidum” gibi “Metamorphoses” gibidir.

Ancak meyve veren ağaç Roma’da da taşlanıyor. Ovidius bir gün apar topar tutuklanıp İmparator Augustus tarafından Köstence’ye sürgüne gönderiliyor. İnsanların tek bir kelime bile Latince anlamadığı topraklara, bir şair olarak gidiyor. Onun Tuna nehrinin Karadeniz’e açılan noktasındaki küçük bir şehre sürgün edilmesi, Klasik Antik Çağ’ın en büyük gizemlerinden biridir. Bazıları, şiirlerinde çok eşliliğe özendirici oluşuna yorar bu sürgün durumunu, Kimileri ise bunun bir bahane olduğunu, gerçek nedenin farklı olduğunu öne sürerler. Şair ise, görülmemesi gereken bir şeye tanık olduğunu ve bundan ötürü İmparatorda önünü alamadığı bir kızgınlığa sebep olduğunu, ifade eder şiirlerinde. Ancak ne gördüğünü açık açık yazmaz. Bir yanlış anlamanın kurbanı olduğunu, aslında hiçbir suçu bulunmadığını düşünür. Latin dünyasının en büyük şairi sürgün yıllarında Augustus’a ve halefi Tiberius’a mektuplar yazarak affını ister. Ancak bu mümkün olmaz ve Ovidius 10 yılını sürgünde geçirdikten sonra yine burada ölür. Ancak Ovidius’un burası ile ne ilişkisi var, kulenin ismi neden Ovidius kulesi, bunu bilen yoktur. Ovidius sürgüne giderken, sadece gemiyle yakınından mı geçti, ya da bu civarda mı konakladı bilinmemektedir. Köstence’deki zorunlu ikameti sırasında buralara gelme şansı mu buldu, bilinmiyor. Tek bilinen, tarihi kayıtlarda kulenin adının Ovid kulesi olarak geçtiğidir. Ovidius’un sürgünde öldüğü Köstence yakınlarındaki Mika Tepesinde de bir Ovid kulesi bulunuyor. Yine bunun gibi kare planlıdır. Köstenceliler, 1990 yılında Ovidius’un adına, şehirlerinde bir üniversite kurdular. Bizdeki tek izi olan Ovid kulesi ise, mezarlığın yakınındadır ve 90’lı yılların sonunda ciddi bir restorasyon gördüğü bilinmektedir. Kilyos yukarı mezarlığının yakınlarında, Atlas Çiçeği Sokak’taki kule, bir tesisin parçası olduğu için bir zaman öncesine kadar gezilebiliyordu. Ancak günümüzde o işletme kapalı ve kulenin çevresi de çiftlerle çevrili olduğundan görmek için biraz cambazlık yapmak gerekiyor.

Evet, gezimize devam edelim. Köyün merkezinden geçilerek, uzun sahiline iniliyor.

Pek çok plaj işletmesinin bulunduğu bu uzun kumsalda, deniz oldukça sığ, dalgalı ve havası da genellikle rüzgarlıdır.

kilyos.genel.000.bu

PLAJLAR

halk plajı.1

Kilyos Halk Plajı

Kilyos merkezindedir. Özellikle yaz aylarında, hafta sonları tatilcilerle dolup taşmaktadır. Güzel kumsalı ve çevre tesisleriyle her türlü ihtiyacınızı karşılar. Evet burası kilometrelerle sürmekte ve oldukça geniş bir kumsala sahiptir. Günübirlik deniz ve plaj keyfi için idealdir. Halk plajında: alt yapı ve temizlik çalışmaları tamamlanarak, tuvalet, soyunma odaları ve duş kabinleri yeni düzenlenmiştir. Ayrıca cankurtaran ve güvenlik hizmeti verilmektedir. Günübirlik giriş fiyatı 15 TL dir.

baykuş plajı.1

Baykuş Plajı

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi bünyesinde ve Kilyos Gümüşdere köyü tesislerinde faaliyet göstermektedir ve gündüzleri ailece deniz ve plaj keyfi yapmak isteyenler için Kilyon’un en güzel plajlarından biridir.

 

Plaj kulüpleri-Beach Kulüpler

Merkezden uzaklaştıkça, plaj kulüplerinin daha iyileri bulunmaktadır. Özellikle de Kilyos yakınlarındaki Demirciköy’de girişin ücretli olduğu bu kulüplerde ödediğiniz para hafta sonları, hafta içine göre daha yüksektir. Kulüpler, futbol, basketbol, rüzgar sörfü gibi pek çok aktivite sunmaktadır. Sezon dışında, plaj kulüpler kapalı ama Demirciköy’dekiler restoranları ile hizmet veriyorlar.

high beach.1

High Beach Kilyos

Burası eski “Solar Beach” dir. Yaz boyu açık restoranı ve dükkanlarıyla hizmet veriyor. Burası aynı zamanda pop konserleri ve haftasonu festivallerinin de mekanıdır. Burası 1 kilometrelik eşsiz kumsalı, restoranları, barları, eğlence ve partileriyle tatil köyü rahatlığı yaşatıyor.

babylon beach.1   babylon beach.2

Babylon Beach Kilyos

Güzel bir koyda kurulmuştur. Yeşil alanları, yaz-kış açık olan ve kahvaltı menüleriyle balık çeşitleri iddialı mutfağı, plajı ve zengin aktiviteleri vardır.

burç beach.1    kiteboard.1

Burç Beach Kilyos

Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği tarafından 2001 yılından beri, Boğaziçi Üniversitesi Kilyos Sarıtepe Kampüsünde faaliyet göstermektedir. 2 kilometrelik güzel kumsalı, 1400 metrekarelik güneşlenme terası, 200 kişi kapasiteli Cafe-bar, balıkçı restoranı ile toplam 2000 kişiye hizmet vermektedir. Burada: kite board, katamaran, wind surf gibi su sporları ve beach volley ve beach soccer yapılabiliyor. 650 arabalık otopark bulunmaktadır.

uzunca beach.1

Uzunca Beach Kilyos

DEmirciköy’deki bu mekan, güzel kumsalı ve denizi, lezzetli menüleri ve bol balık çeşitleriyle restoranı, kamping alanı ve aktiviteleriyle hafta sonu deniz ve tatil keyfi için ideal mekandır. Karavan kamping ve doğa yürüyüş imkanı ile ayrıca ilgi çekmektedir.

Rusya, Moskova, Gezilecek diğer yerler

6.611 kişi okudu!

m.son
Evet, Moskova, elbette çok büyük bir şehirdir. Bu şehirde: kalma gününüze göre, sizi yönlendirdiğim yerler dışında, birçok görülmeye değer yerler de var. Zamanınız ölçüsünde,
bunları da değerlendirmeniz açısından, kısa bilgiler vermek istiyorum.

MOSKOVA NEHRİNDE BOTLA GEZİNTİ:
Moskova’yı nehir üzerinden, botla yapabileceğiniz gezi sayesinde seyretme fırsatı bulabilirsiniz.

xxxxxx

OSTANKİNO TELEVİZYON KULESİ:
Yüksekliği: 539 metredir. Kanada-Toronto’daki Televizyon Kulesinin yüksekliği: 555 metredir. Yükseklik olarak, dünya ikincisidir. Dünyanın en yüksek televizyon kulesi ise: Tokyo’da.

1967 yılında yapılmıştır. Proje mühendisi: Nikolay Nikitin’tir. Teknik hizmetler veren kule’de, ayrıca bir teftiş alanı ve kulenin ekseni etrafında yavaş yavaş dönen bir halka görünümündeki “Yedinci Gök” adlı restoran var. Böylece, restorana gelen müşteriler yemeklerini yerken, bir taraftan da Moskova’nın kuzeyini seyredebiliyorlar. 2000 yılında kuledeki restoranda yangın çıkmış. Tamir ve rekonstrüksiyon çalışmalarının ardından, kulenin, 562 metreye varacağı ve böylece dünyanın en yüksek kulesi olacağı tahmin edilmektedir.

Xxxxxxxxxxxxxxxx

TRİUMPH PALACE BİNASI:
Dünyadaki en yüksek gökdelenler sıralamasında: 59’ncu sırada bulunuyor. 2004 yılında yapılmış. 264 metre uzunluğunda ve 61 katı bulunuyor. Ancak: Moskova’daki 432 metre uzunluğundaki “Federasyon Kulesi” binasının inşaatı bitirilince, bu, dünya sıralamasında 5’nci sıraya gelecek. Dünyadaki en yüksek gökdelen ise: Tayvan’da bulunan Taipei 101 binası.

xxxxxxxxxxxxx

POLYTECHNİCAL MÜZESİ:
İlk Sovyet bilgisayarını içeren tarihsel yenilik ve teknolojik başarıları geniş ölçüde sunan, Rusya’nın en geniş teknik müzesidir. Koleksiyonu 1.600.000 dan fazla parça içerir.

xxxxxxxxxxxxxx

ARHANGELSKY SARAYI VE BAHÇESİ;
Saray, yalnızca 18 ve 19’ncu yüzyıla ait yapıları ile değil, görkemli bahçesi ile de ziyaretçilerin sıkça tercih ettikleri bir yer olmaktadır. Bahçe içerisinde: en eski yapı, 1667 yılında inşa edilmiş olan “Başmelek (Archangel) Mikail” kilisesidir.
Malikanenin adı da bu kiliseden gelmektedir. Bu sarayı: 1780’lerde mimar Charles de Guerne tarafından Prens Nikolay Golitsin için yaptırmıştır. Golitsin’in ölümünden sonra saray Prens Nikolay Yusupov’a satılmış ve Yusupov, komplekse neo-klasik binalar ekletmiştir.
Sarayda görülmeye değer bir sana koleksiyonu olduğu gibi, mobilyalar, giysiler ve eşyalar da halen sergilenmektedir.
Formel bahçeler 18’nci yüzyılda düzenlenmiş olup, 18’nci yüzyıl klasik heykelleriyle süslenmiştir. Aynı zamanda: Yusupov’un konser, parti ve keyfe düşkünlüğü nedeniyle, 1819 yılında inşa edilmiş küçük kapris sarayı da görülmeye değerdir.

xxxxxxxxxxxxxxxxxx

NESKUCHNİY BAHÇESİ:
Moskova’nın en eski parkıdır. Aynı zamanda Avrupa’nın en büyük açık hava tiyatrolarından biri olan 15.000 insanı bir arada toplayan Green Theatre’ı içeren, 18.yüzyılın 3 inşasının birleşimi sonucu olarak yaratılmış, önceki imparatorun konutunu sınırları içine alır.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

SOKOLNİKİ PARKI:
Adını, geçmişteki büyük şahin avlarından alır. Londra’nın Hyde Parkından, 4 kat daha büyüktür. 600 hektarlık alanı ile, Moskova’nın en eski parklarından biridir. Ortasında, koca çeşmeden kayın, akağaç ve karaağaçların olduğu dar sokaklar ayrılır. Dahası, Deer gölcüklerinden sonra yeşil patikalarla bezenmiş bir labirent vardır.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

LİLAC PARKI:
1958 yılında kurulmuştur. Büyük gül bahçesiyle bilinir. Moskova da her zaman turistlerin ilgisini çeken, popüler bir mesire yeri olmuştur.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

MOSKOVA HAYVANAT BAHÇESİ:
6500 den fazla nesli tükenme tehlikesi bulunan hayvana ve ilaveten binlerce türe ev sahipliği yapar. Her yıl, bu hayvanat bahçesi; 1.2 milyon ziyaretçiyi ağırlar.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

YAKIN ÇEVREDEKİ ŞEHİRLER.

SERGEY POSAD:
Moskova’ya, yaklaşık 75 km. uzaklıkta “Altın Halka” olarak adlandırılan ve Moskova ile çevresini tanımlayan, bölgenin en güzel şehirlerinden biridir. Sergey Posad: bu halkada yer alan şehirler arasında 12-17’nci yüzyıl Rus mimarisinin sergilendiği, günümüzdeki en güzel açık hava müzesidir. Buradaki yapıların birçoğunda, ünlü Rus sanatçı Andey Rublov’un çalışmalarını görmek mümkündür. Ayrıca: 1340 yılında, orman içerisindeki küçük bir ahşap kilise inşa eden ve böylelikle şehrin en büyük manastırının temellerini atmış olan Rahip Sergius’un mezarı, Ortadokslar açısından kutsal kabul edilmektedir.

Rusya, Moskova, Yakın çevresi gezilecek yerler

7.396 kişi okudu!

m.4
Irmağın batısındaki, Kutuzovski Prospekt üzerinde: dairesel “Borodino Savaşı Panaromik Müzesi”var.

BORODİNO SAVAŞI PANAROMİK MÜZESİ:
Kutuzov Avenue’dedir. Rus sanatçı Rubo’nun sanat dünyamıza sunduğu en büyük eserlerden biri. Fransız ve Rus ordularının, 26 Ağustos 1812 yılında karşılaştığı: Moskova’nın 130 km. batısındaki Borodino Ovasında gerçekleşen ve 50 binden fazla insanın ölümüne neden olan bu savaşın, 115 x 15 metre ölçülerindeki devasa tablo üzerinde, 3 boyutlu görünümü, ziyaretçileri şaşkına çevirecek güzelliktedir. Ziyaretçilerine: 360 derece, savaş alanında bulunma şansı sağlar.

Bu; Napolyon’a karşı yapılan, 1812 tarihli savaşta önemli bir muharebeydi ve çatışmanın sonunda Mareşal Mihail Kutuzov: Moskova’yı düşmana bırakma kararı aldı. Savaşın: 100. yıldönümü şerefine, 1912 yılında yapılan bu resmi en iyi şekilde anlayabilmeniz için: rehberli bir tura katılmanız şart. Müzenin tam arkasında bulunan “Kutuzov Kulübesi”; Mareşal Kutuzov’un, başkenti terk etme kararı almadan önce, generalleriyle birlikte bir savaş konseyi düzenlediği köy kulübesinin bir kopyasıdır.

Yakında: anayol üzerinde bir zafer takı, Napolyon’a karşı 1812 yılında elde edilen; Patriotic Savaşı Zaferini kutlamak için 1827 tarihinde inşa edilmiştir.

Ayrıca, bu kanlı savaşla ilgili bilgilerin toplandığı giriş bölümü de bir o kadar ilgi çekicidir.

xxxxxxxxxxx

İZMAİLOV PARKI:
Her hafta sonu açılan pazara: 20 dakikalık bir metro yolculuğu ile gidilebilir. Metro çıkışından: sağa dönüp, 10 dakika kadar, kalabalığı takip ederseniz, pazarın girişine ulaşırsınız.

Moskova’nın batısında yer alan park içine girildikçe, dev bir orman havası yaratır. 1931 yılında inşa edilmiştir. Dünyanın en büyük parklarından biridir. 1534 hektarlık alanı: New York’daki “Central Park” alanının altı katı büyüklüğündedir.

Tecrübeli, hediyelik eşya avcıları ziyaretçiler: bu parka gitmelidirler. Burada: şaşırtıcı derecede, çok çeşitte eşyanın satıldığı, yüzlerce tezgah göreceksiniz. Halılar, boyanmış tahta yumurtalar, semaverler, Palekh kutuları, eski Sovyet asker şapkaları ve ceketleri, madalyalar, madeni paralar, pullar, kehribardan yapılma mücevherler, fosiller ve mineraller, fotoğrafçılık malzemeleri, bayraklar, pankartlar, uçak maketleri, Lenin büstleri, sigara tabakaları, yassı cep şişeleri, eski bilimsel malzemeler, kitaplar, resimler, lolipop çubuklarından yapılma ahşap kilise maketleri vs. ve bu liste sonsuza kadar uzayabilir. Yani: zamanı olan turistlerin en önemli hediyelik eşya alışverişi yaptıkları yerdir.

Ciddi koleksiyoncular: burada, hediyelik eşyalardan öte, özellikle II. Dünya Savaşından kalma eşyalar olmak üzere, ilgilerini çekebilecek çeşitli nesneler bulabilirler. Hiçbir şey almayı düşünmeseniz bile, bu pazar, mutlaka görülmesi gereken büyüleyici bir yerdir, mutlaka zaman ayırın ve gidin. Ama: alışveriş sırasında pazarlık etmeyi sakın unutmayın.

xxxxxxxxxxx

Varlıklı Şeremetev ailesinin malikhanesi, Moskova’nın doğusundaki: Kuskova’dadır.

KUSKOVA:
Moskova’nın güneydoğusunda bulunan bu ihtişamlı malikanenin bulunduğu parka gitmek için : Ryazanski Prospekt’e kadar metroyla gelip, sonra da bölgeye gelen bir otobüse binerek buraya ulaşabilirsiniz.

Müze haline dönüştürülmüş: Kont Şeremetevler çiftliğidir. Malikane ve parkın tarihi: 18. yüzyıla dayanıyor. İnanılmaz derecede zengin olan; Kont Earl Sheremetyev; nefes kesici bir saray yapılmasını ve çevresinin fıskiyeler ile süslenmesini ister ve bu malikane oluşturulur. Çiftlikteki Saray ve Bahçeler, mimarlar Argunov, Mironov ve Dikuşin tarafından Mimar Blank’ın da katılımıyla, 18’nci yüzyılın ortalarında yapılmıştır.

Yazlık olarak kullanılan malikanenin çevresi: Fransız bahçeleriyle süslenir. Bunun sonucunda: gözde olduğu zamanlarda, 32 hektarlık bu süslü bahçelerle çevrili, heybetli ahşap sarayı ile, “Moskova’nın Versailles”i olarak bilinirmiş.

Zengin süslemeleriyle dikkati çeken saray, Kont Şeremetev’in konuklarını eğlendirmek amacıyla, sahte deniz çarpışmaları sahnelediği göle, yukarıdan bakmaktadır. Gölün diğer tarafında: plajlar, çocuk bahçeleri, gölgeli patikalar ve büyük bir park var.

Rus ve İtalyan usta heykeltıraşların yaptığı mermer heykellerin süslediği caddede yürürken, karşınıza küçük pavyonlar çıkıyor. Bunların her biri bir ülkeyi temsil ediyor. İtalyan evi (Oranjereya) , Hollanda evi (Ermitaj) gibi. Bu evlerin her birine çok iyi bakılmakta ve ziyaretçilere açıktır.

Büyük taş portakallık olarak adlandırılan bina: ana sergi salonu olarak kullanılmaktadır ve burada çok zengin Rus ve Doğu seramik koleksiyonu sergilenmektedir. Yani bir anlamda: Seramik Müzesidir.

Müzenin dışında, mutlaka görülmesi gereken yerler arasında: Grotto yani Saray yapısı ve Fransız üslubunda inşa edilmiş “inziva evi”ni görebilirsiniz.

xxxxxxxxxxx

Evet: diğer bir gezi bölgesi de: Kolomenskoe.

KOLOMENSKOE:
Kremlin’in yaklaşık 10 km. kadar güneyinde, ırmağa bakan bir uçurumda, Moskova Nehrinin yüksek bir kıyısında kuruludur. Kolomenskoe istasyonuna kadar metroya binip, oradan 10 dakikalık bir yürüyüşle buraya ulaşabilirsiniz. Burası: Moskova’nın güney kıyısında yer alan şehir içindeki bir cennettir. Şehir içindeki parkların en güzelidir. Yalnızca bir park değil, aynı zamanda bir açık hava müzesidir. İçindeki pek çok mimari eser; 16. yüzyıldan kalmadır.
Mimari eserlerin yanında, parkın doğası da çok görkemlidir. Birçok çiçeğin süslediği parkta: 700 yıllık meşe ağaçları ile 200 yıllık dişbudak ağaçları özel koruma altındadır. 350 hektarlık bir alanı kaplar. Özellikle: hafta sonlarında tüm Moskovalıların gezi parkurlarının başlıcalarından biridir. Burada: Rus mutfağından örnekler tadabileceğiniz ve özellikle Rus krepi olarak bilinen ürünün en güzelini tadabileceğiniz, küçük ahşap restoranlar ve barlar da var.

16. ve 17. yüzyıllarda: burası Rus çarlarının gözde bir inziva köşesi olarak kullanılmış bir çiftliktir. O günlerden beri, mimari bir müze olarak korunmuştur. Burada: tabiat güzelliği yanında, görülmeye değer birkaç yapı daha vardır.
Bunlar: Miraç kilisesi, Aziz George Çan kulesi, Kazan kilisesi ve Büyük Petro’nun kulübesidir.

İSA’NIN GÖĞE YÜKSELİŞİ (MİRAÇ) KİLİSESİ:
Diğer ismi: Miraç kilisesidir. Rus Çarı Korkunç İvan’ın doğumunu kutlamak amacıyla yapılmıştır. Bu yapı: ahşap kiliselerde geliştirilen şekil ve formların, taş yapılarda denenmesinin ilk örneğidir. Büyük, beyaz taşlarla yapılmıştır. Çadır çatılıdır. 1532 yılında yapılmıştır. 70 metrelik, zarif bir külahı, güneyden saldıran Moğollara karşı, bir gözlem kulesi olarak kullanılmıştır.

Giriş kapısına daha yakın bir noktada: altın yaldızlarla süslü, zarifçe orantılanmış gök mavisi kuleleriyle 17. yüzyıl tarihli güzel “Kazan Kilisesi” bulunmaktadır.

Kolomenskoe’nin bir kısmı: bir ahşap mimari müzesi haline getirilmiştir ve bu müzenin en önemli parçası “Büyük Petro’nun Kulübesi”dir. Ayrıca: park içinde: Diyakov şehrinin kalıntıları da bulunuyor.

BÜYÜK PETRO’NUN KULÜBESİ:
Rus ahşap mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. Bu küçük ahşap ev: buraya, Petro’nun 1702 yılında bir süre kaldığı, kuzey kıyılarındaki Arhangelsk’ten taşınmıştır.

Bu yapıları gördükten sonra: 600 yıllık meşe ağaçlarının bulunduğu ormanlık arazide, kıvrılarak uzanan patikalar boyunca, zevkli bir yürüyüşe çıkabilir ya da ırmak kıyısında piknik yaparak Rus kırsal bölgesinin tadını çıkarabilirsiniz.

Günümüzde: park içinde, her Ruslar ve hem de turistler için Rus Kültürü etkinlikleri düzenleniyor. Bu etkinlikler arasında: çeşitli festivaller, dans ve müzik gösterileri ile Rus kültürüne ait kostüm, yemek ve oyunlar ilgi çekici.

Ayrıca: küçük bir açık hava tiyatro sahnesi de bulunan parkta, hafta sonları at kiralamak mümkün.