Bolu, Gölcük

23.683 kişi okudu!

gölcük.1

Son olarak 4 Mart 2018 tarihinde: Ankara’dan  hareket ile, günübirlik Gölcük’e gittim. Daha önce: 1995-2000 yılları arasında görev nedeniyle 5 yıl bulunduğum yörede, güzelliğiyle Gölcük’ün daima bir başka önemi vardı. Mart ayı başında, Gölcük yağmurluydu, ayrıca yüksekte olması nedeniyle soğuk bir rüzgar da vardı, bu yüzden, Gölcük ziyaretçilerini yağmurluk, şemsiye ve sıkı giyinme konusunda uyarmak istiyorum.

Gölcük değerlendirilirken: iki açıdan bakmak gerekir. Buranın kışı bir başka güzel, yazı bir başka güzel.

Kışın: buz tutan göl, bembeyaz karlarla kaplı ağaçlar değişik bir güzellik sunuyor. Yazın ise: masmavi bir göl ve yemyeşil ağaçlar yine başka bir güzellik sunuyor.

Gelelim, Gölcük ile ilgili genel notlara:

Evet, herhangi bir nedenle Bolu istikametine gittiğinizde veya Ankara’dan bir hafta sonu, muhteşem bir tabiat manzarası ve çam ağaçları ile kaplı bir yerde bulunmak isterseniz, kısa sürede, yani iki-iki buçuk saat civarında gidebileceğiniz bir yer ararsanız, Gölcük ideal. Bu güzelliği: kışın’da yaşayabilirsiniz. Karlar üzerinde, mangal yakabilirsiniz. Belki de, göl’ün buz tutmuş yüzeyini görebileceksiniz ama kesinlikle, bu buz tabakasına üstüne çıkmaya kalkmayın, gözümüzün önünde, bu buz tabakasının kırılması ile gölün sularında kaybolan insanları gördük. Küçük keyfler, ızdırap haline gelmemeli.

Yanlız bilmelisiniz ki, Gölcük hafta sonları ve tatil günlerinde çok yoğun. Bolu halkı yanında, çevre yerleşim yerlerinden gelen yoğun bir insan trafiği var, yani bunu göze almanız gerek.

ULAŞIM:
Ankara yönünden otobana girdiğinizde, yaklaşık 125 km. sonra, Bolu-Doğu şehir girişinde, sağınızda Çimento Fabrikasını gördükten bir süre sonra çıkın. Normal karayolundan, yaklaşık 10 km. sonra Bolu şehir içine girin. Karacasu istikametinde ilerleyin, Gölcük-Seben-Kıbrıscık tabelalarını takip ederek, asfalt yanlız oldukça dik ve virajlı bir yoldan ilerleyerek, 15 km. sonra Gölcük’e varacaksınız. Yanlız dikkat, yol asfalt olmasına rağmen, çok dik ve virajlı. Her ne kadar, Gölcük çevresinde yapılaşmaya izin verilmese de, yol üzerinde büyük miktarda yapılı konut olduğunu ve ormanın nasıl işgal edildiğini göreceksiniz. Özellikle son gidişimde dikkatimi çeken bir yer var “Sevda Tepesi” isimli bu yer: tam ormanın içine, ahşap kullanılara yapılmış, tüm şehir manzarası ayaklar altında, ilginç bir yer, mutlaka dikkatinizi çekecektir.

Bunun yanında, örneğin kuşburnu tadını sever iseniz, yol kenarlarından toplayabilirsiniz. Ayrıca; çıkışta solda, inerken sağda, bir çeşme göreceksiniz. Buradan, Bolu’nun meşhur kökez suyu akmakta, mutlaka tadın ve hatta yanınızda var ise, mevcut kaplarınızı da doldurun, bu suyun tadı muhteşem, doyamazsınız.

Gölcük tabiat parkına vardığınızda: aracınızı otoparka bırakmanız gerekiyor, giriş ücretli. Göl çevresinde araç ile dolaşmak veya park etmek mümkün değil. Giriş ücreti: yayalar için 4 TL ve araçlar için araç başına 12 TL. dir. Kapıdan ücreti ödeyip içeri girdikten sonra, aracınızı çok geniş olan otopark bölümüne park edebilirsiniz. Yani: araç parkı konusunda pek sıkıntı yaşanmıyor. Tabiat parkının önünden yol devam ediyor, bu devam eden yol “Aladağlar” denen yere kadar gidiyor ve orada: yine bir göl ve Orman işletmelerinin ve Gençlik Spor Müdürlüğünün konaklama tesisleri bulunuyor.

Ancak: Gölcük’e gelirseniz, bilin ki, yakın çevrede konaklama durumu yoktur. Bu yüzden, buraya gelmeden önce, kalmayı düşünüyorsanız, mutlaka konaklama yerinizi Bolu şehir merkezinden ayarlamanızı öneririm. Burada çadır kurma gibi bir düşünceniz var ise, kesinlikle tavsiye etmiyorum, özellikle akşamları serin, tercih sizin.

GENEL:
Bu göl; Bolu Orman İşletmesinin yaptığı suni bir göl. Tamamen doğal gibi gözükmesine rağmen, suni. Yapılış amacı: gölün alt kısmında bulunan ormanlık alanda herhangi bir yangın tehlikesine karşı önlem almaktır. Göl ilk olarak 1958 yılında oluşturulmuş ve takip eden yıllarda büyütülmüştür.

Gölün çevresi; çam ve köknar ağaçları ile kaplı, ormanlık bir alan. Bu alanda; yaban hayatı süregelmektedir. Göl ve çevresi Milli Parklar tarafından koruma altına alınmıştır.

Gölün deniz seviyesinden yüksekliği; 1205 metredir. En derin yeri 5 metredir.

Dediğim gibi yapay bir göl. Bir zamanlar, bu göl üzerinde, gölün yüzeyini tamamen kaplayan bir yosun türü gelişmiş, çeşitli önlemler alınarak engellenemeyince, göl suları tamamen tahliye edilip, gölün zemini temizlenmiş. Zemine çakıl taşları döşenmiş ve yeniden su tutularak, göl eski seviyesine getirilmiş. Gölün bir tahliye kapağı var, yürüyüş parkuru üzerinde, dikkat ederseniz görebilirsiniz. Bu tahliye kapağı açıldığında, gölün suları, aşağıya doğru ormanlık alana akıyor.
Ayrıca; hava durumuna bağlı olarak, bazen çok kısa sürede muhteşem bir sis çökmekte. Bu anlarda, göz gözü görmüyor, ama sis fazla kalmadan yine hızla çekiliyor.

20170702_132212
Buranın en büyük özelliği; her türlü resim ve çekimde görülen, ahşap bir yapıdır. İlk olarak tamamen ahşaptan yapılan yapı, sonradan yıkılmış ve yerine günümüzde görülen daha sağlam yapı yapılmıştır. Özellikle, bu yapının su yüzeyine yansıyan görüntüsü muhteşemdir. Burası; Orman Bakanlığına ait bir misafirhane. Ama sadece bürokratların kalması mümkündür. Zaten çoğu zaman, kapısında bir kilit görülmektedir.
Göl çevresini çepe çevre dolaşan patikada mutlaka yürüyüş yapmalısınız. 1350 metre uzunluğunda. Yürüyerek rahatlıkla gezilebiliyor. Yürüyüş yaklaşık 20-30 dakika sürüyor. Özellikle, Misafirhanenin arka bölümündeki parkurda, orman içinden gelen suların sesini duyunca, orman havasının güzelliğini teneffüs edince, tam anlamı ile tabiatın tüm güzelliklerini hissedeceksiniz. Bazen ve özellikle, sabah erken ve akşam gün batımından sonra, orman içinden yükselen yaban hayatı canlılarının seslerini duyacak, hem ürkecek, hem de keyif alacaksınız. Çünkü, belki de, daha önce hiç duymadığınız sesler bunlar. Bu arada, yürüyüş yaparken orman içinde fazla ilerlemeyin, çünkü tam bir güvenliğin mümkün olmadığını düşünüyorum. Yürüyüş parkurunda ve piknik alanlarında bulunmanızda yarar var. Son ziyaretimde gördüğüm bir durum var: Orman alanı içinde “yürüyüş parkurları” oluşturulmuş ve bunların planı, hemen girişte bir tabela üzerinde belirtilmiş, yürüyüş meraklıları bunları değerlendirebilirler. Yürüyüş yapmak istemezseniz, veya yaş olarak yürüyemez iseniz, gölün çevresinde dolaşan, elektrik motorlu, 4-6 kişilik küçük golf arabaları vardır, bunlara binerek göl çevresinde bir tur atabilirsiniz.
Yürüyüş yaptınız, yoruldunuz, aslında o kadar güzel bir manzara var ki, gerçekten yorulmayacaksınız. Yine de, bol miktarda ağaç piknik masası ve oturma yeri var. Yanınızda piknik malzemesi getirdi iseniz, bu masaları kullanarak harika bir piknik yapabilirsiniz. Hayır, herhangi bir malzemeniz yoksa, gölün hemen girişindeki kır gazinosundan yararlanabilirsiniz. Burada, gerek yemek ve gerekse çay vs. gibi içecekler var. Yemek olarak ne tavsiye edebilirim, sizin aklınıza sanırım alabalık geliyor. Ama bilin ki, burada size sunulan alabalık, bölgede bolca bulunan alabalık çiftliklerinden gelen balık, yani doğal ortamda yetişen alabalık yeme şansınız yok. Ayrıca, balık tutma merakınız varsa, gölde değişik bir tür balık var. Bunun yöresel adı, “Hollanda sarısı” ve diğer ismi “kadife” bağılıdır.

Özelliği ise, sudan çıktıktan uzun zaman sonra bile, canlı kalabilmesi, yani dayanıklı bir balık. Yanlız, çok kılçıklı ve lezzetli değil. Avlanmak mümkün. Orman İşletme görevlilerine belli bir ücret ödemeniz karşılığında balık tutabiliyorsunuz, ama dedim ya çıkan balık pek makbul değil, tercih sizin. Öte yandan, balık tutmak: yılın belli zamanlarında ve ücret karşılığı mümkündür, balık tutmaya niyetlenirseniz, yanınıza mutlaka devriye gezen görevliler geleceklerdir.

20170702_131427   20170702_131431   20170702_131930   20170702_13223301

Yazın burayı ziyaret ederseniz: gölün yüzeyindeki çok renkli nilüfer çiçeklerini görebilirsiniz.

Evet yürüyüş yapmanın dışında: burada göreceğiniz yüzlerce kişi gibi piknik yapabilirsiniz. Ortam muhteşem güzel, mangal yakabilirsiniz. Yanınızda gerekli düzen yoksa: hemen gölün kıyısındaki restoranı tercih edebilirsiniz. Hatta: giriş yolunun kıyısında bulunan marketten bir şeyler satın almak ta mümkündür. Bunun dışında, gölün girişinin hemen sağında bir cafeterya ve restoran olarak hizmet veren tesis bulunuyor. Burada muhteşem göl manzaralı mekanda oturup bir şeyler yeyip içebilirsiniz.

Kışın, işte buranın yazı da güzel, kışı da güzel. Kışın 40 cm. civarında kar birikiyor. Gölün yüzeyi, çoğu zaman buzlu. Ama, buraya ait anlatılan hikayelerin çoğunluğu: bu buz tutmuş göl yüzeyinde, özellikle heyecan arayan gençlerin, buz zeminin kırılması sonucu suya düşmeleri, bazen kurtulmaları ama çoğu kez kurtulamamaları üzerine. Lütfen dikkat, göl yüzeyindeki buz tabakaya güvenmeyin, aksi halde buz kırıldığında düşebileceğiniz göl sularından kurtulma şansınız çok küçük.
İşte böyle, Bolu’da Abant ve Yedigöller yanında, Gölcük’ün de kendisine has bir güzelliği var. Buralardan geçerseniz mutlaka uğrayın. Büyük şehrin kalabalık yaşantısından bıktı iseniz, küçük bir kaçamak ihtiyacınız varsa, kısa zamanda ulaşabileceğiniz muhteşem bir tabiat ve manzara sizi bekliyor Gölcük’de. Ancak: muhteşem bir kalabalığın parçası olmanız gerektiğini unutmayınız.

Kocaeli, Gölcük

47.643 kişi okudu!

Gölcük’e, depremden 3-4 yıllık bir süre sonra gittim. Depremin birçok etkisi giderilmişti. Ancak, yine de, deniz kıyısında dolaştığımda, denizin dibine sürüklenen yapılar, sokak lambası direkleri dikkatimi çekmişti. Bazı yerlerde bahçe duvarlarındaki kırıklar, caddelerde asfalt üzerindeki kırıklar. Sonraki dönemlerde tekrar gitmedim, ama sanırım depremin fiziki etkileri tamamen giderilmiştir. Özellikle: Donanma Komutanlığındaki yıkıntılar ve de özellikle, kocaman bir Orduevi binasının, tamamen yerle-bir olması, inanılır gibi değildi. Kötü görüntüler, umarım böyle kötü olaylar bir  daha başa gelmez.

Bunun dışında: Gölcük ilçesine geldiğinizde, çarşı girişinde bir pervane göreceksiniz (Yavuz zırhlısının pervanesi) ve üstünde “Donanma Kenti Gölcük” yazısı var.

 

 

ULAŞIM:

İzmit il merkezine, 22 km. uzaklıktadır. Gölcük-İstanbul arası uzaklık: 128 km. Gölcük-Bursa arası uzaklık: 120 km. Gölcük-Yalova arası uzaklık: 45 km. dir. Bölgedeki karayolu: Türkiye’nin en yoğun trafiğinin bulunduğu yerdir.

 

xxxxxxxx

TARİHİ:

1925 yılında, hasar görmüş olan “Yavuz zırhlısı”nın onarımı gerektiğinde, burada, bir askeri tersanenin kurulmasına karar verilmiştir. Aynı yıl, Almanlar bölgede bir havuz inşa ederler, barakalar yaparlar ve Yavuz gemisinin tamiri yapılır. Daha sonra, Almanların kurmuş olduğu bu tesisler, bugünkü tersanenin çekirdeğini oluşturmuştur. 1927 yılında Tersanenin temeli atılmıştır.

 

1950 yılından itibaren, tersane iyice gelişmiştir. İlçe ise, esas anlamda, Cumhuriyetten sonra kurulmuştur. Tersanede çalışmak üzere, İstanbul’dan buraya gelen işçiler ve aileleri, İlçenin nüfusunun hızla artmasına sebep olmuşlardır.

 

 

 

Gölcük: 1999 yılındaki depremde, büyük hasar almış bir yöremiz.

 

GENEL:

Gölcük denilince: akla hemen burada kurulu “Donanma Komutanlığı” ve Türkiye’nin en büyük tersanesi olan “Gölcük Tersanesi” akla geliyor. İlçe: İzmit körfezinin güney kıyılarında, genişliği 2 km. olan bir boğum üzerinde kurulmuştur. Donanma Komutanlığı ve tersanenin burada kurulmasının en büyük nedeni: körfezin güvenlik açısından uygun şartlar taşımasıdır. Tersane yanında, Ford Otosan, Gölcüğe bağlı İhsaniye beldesinde araç üretimi gerçekleştirmektedir. Tüm bunların sonucunda, bölgede işsizlik oranı çok düşüktür.

 

Bölgede, tarımsal değerler öne çıktığında: Değirmendere beldesinde: fındık, İhsaniye beldesinde: elma, Halıdere beldesinde: fasulye öne çıkmaktadır.

 

Dünyanın en kaliteli “kayın ağaçları” burada bulunmaktadır.

 

 

 

xxxxxxxx

NE YENİR. NE İÇİLİR:

Gölcük bölgesinde ne yiyebilirsiniz? Kara lahana yemeği, mısır ekmeği, ev baklavası olabilir.

 

 

 

 

xxxxxxx

GEZİLECEK YERLER:

 

 

 

 

 

GÖLCÜK DENİZ MÜZESİ:

1976 tarihinde kurulmuştur. Deniz Şehitleri anıtı yanındadır. 12 galeri halinde düzenlenen Müzede: deniz tarihimizin şehitlerine geniş şekilde yer vermiştir.  Ayrıca: 17.yüzyılda kullanılmış, ağızdan dolma kaval topları, çakmaklı kapsüllü ve tek fişek hazneli tüfekler ve denizci giysileri sergileniyor. Atatürk için ayrılan galeride ise: Bandırma yolcu gemisiyle Samsun’a seyahati ve Cumhuriyetin ilanından sonraki yıllarda, savaş gemilerimizin yaptığı geziler, haritalar üzerinde gösteriliyor. Müzenin bahçesinde, Kıbrıs Barış Harekatı sırasında, 20 Temmuz 1974 tarihinde ele geçirilen Rum hücumbotu ilginizi çekebilir.

 

 

 

 

KADIRGA YAYLASI:

Yazlık beldesindedir. Her yıl Temmuz ayı içinde, burada 3 gün süreli “Kadırga Yayla Şenlikleri” düzenleniyor. Şenliklere: yurt içi ve yurt dışından çeşitli ekipler katılıyor. Karadeniz yöresine ait el sanatları sergileniyor ve çeşitli kültür etkinlikleri düzenleniyor.

 

 

 

GÖZLEMENTEPE MESİRE ALANI:

Gözlementepe, mavi ve yeşilin birleştiği bir yer. Burada: muhteşem güzel ve körfez manzaralı konutlar, villalar var. Gölcük’ün, Çamlıca’sı gibi bir yer. Yani: ilçe yerleşiminden yüksek, yeşillikler arasında bir yer. Burada: Gölcük Belediyesinin tesisleri de var. Bu tesislerde: her türlü ihtiyacınızı temin edebilirsiniz.

 

 

ŞEHİTLER MEZARLIĞI:

Dumlupınar mahallesindedir. 1 Mart 1958 tarihinde, Üsküdar Vapuru faciasında ölenlerin anısına yapılmıştır. 1 Mart 1958 tarihinde, İzmit iskelesinden kalkıp, Gölcük Değirmendere, Yarımca ve Karamürsel’e gitmek üzere hareket eden “Üsküdar” vapuru, aniden patlayan bir fırtına sonucu, Seka açıklarında batar ve yaklaşık 400 kişi ölür. Bu ölenlerin çoğunluğu, okullarından evlerine gitmekte olan Gölcüklü öğrencilerdir. Evet: 1999 depremi dışında, Gölcük ilçesinin tarihçesinde, yaşanan en büyük felakettir. Üsküdar vapuru kazasından sonra, İstanbul Şehir Hatları işletmeciliği, vapurlarına, “Üsküdar” ismini vermemektedir.

 

 

YARHİSAR GEMİ MÜZESİ:

İlçe merkezinde, Kavaklı parkındadır.

Türk Donanmasında, 40 yıl hizmet eden gemi, hizmet  dışına ayrıldıktan sonra, Donanma Komutanlığı tarafından, Gölcük’e hediye edilmiştir. Gemi 3 parça halinde, bu platform üzerinde kaynak makinaları yardımıyla birleştirilmiş. 55 metre uzunluğundadır. Hatta, geminin yerleştirileceği kaide: deprem kuşaklı beton zemin olarak yapıldı. Böylece: Türkiye’nin ilk ve tek, karaya yerleştirilmiş, su üstü savaş gemisi müzesi oldu.

Daha sonra: denizciliği sevdirmek, gemiciliği öğretmek için, müze olarak kullanılmaya başlanmıştır. Türkiye’nin üçüncü müze gemisidir. 2006 yılından bu yana, ziyarete açıktır. Bir rehber eşliğinde, onar kişilik guruplar halinde, gemi müze ziyaret ediliyor ve ziyaret, ortalama 20 dakika sürüyor.