Fransa, Nice

8.760 kişi okudu!

 

2018.01.29-1-Nice.4.Apollo heykeli.1b

Şehir; Fransa’nın güneydoğu kıyısında, Alplerin eteğinde, Akdeniz’de bulunan Fransız Rivierasındadır. Bu şehirde, güneş yılda yaklaşık 300 gün gökyüzünde parıldar. Deniz kıyısındaki bu şehirde, arkada yükselen dağlar ve tepecikler şaşırtıcı güzellik sunar. Çünkü şehrin çevresi, Alplerin görkemli dağlarıyla çevrilidir. Şehir: İtalya’nın 30 km uzağındadır. Fransa’nın 5’nci büyük şehridir. Akdeniz kıyısında, Marsilya’dan sonra Fransa’nın 2’nci büyük şehridir.  Alpes-Maritimes bölgesinin başkentidir. Şehrin nüfusu, 2014 sayımına göre 343.895 kişidir. Elbette bu sayı, yaz aylarında iki ve hatta üç katı olmaktadır. Şehrin Latince sloganı “Güzel, en sadık şehir” demektir. Fransa’da IBM’nin “Akıllı şehir” ödülünü alan tek şehirdir. Şehirdeki tarihi doku, oldukça iyi korunmuştur.

nice.genel.1

ULAŞIM:

Nice-Paris arasındaki uzaklık, yaklaşık 1000 km dir ve bu mesafenin çoğunluğunda hızlı tren hattı olduğundan yolculuk yaklaşık 5-6 saat sürmektedir.

Nice Cote D’Azur Havaalanı: Fransa’nın en işlek havaalanlarından birisi olmasına rağmen: oldukça mütevazi ve küçüktür. Paris’ten sonra ülkenin ikinci büyük havaalanıdır. 2017 yılındaki yolcu kapasitesi 13.3 milyon yolcudur. Şehir merkezine 7 km uzaklıktadır. Havaalanı ile şehir merkezindeki ana tren istasyonu arasında: otobüs seferleri vardır. 98 ve 99 numaralı otobüslere biniş ücreti 4 eurodur. Yolculuk: trafik durumuna göre yaklaşık 15-30 dakika sürer.  Otobüsler, her 16 dakikada bir hareket eder. İstanbul-Nice arasındaki uçuş ise, yaklaşık 3 saat sürüyor.

nice.museu matisse.1

TARİHİ:

Şehirdeki ilk yerleşim, MÖ 350 yıllarında, Yunanlıların Akdeniz kıyısında bir yerleşim kurmasıyla başlar. Yine bir söylentiye göre: şehir İzmir-Foça’dan yola çıkan denizciler tarafından kurulmuştur ve günümüzde şehirdeki en ünlü yerlerden birisi; “Avenue des Phoceens” yani “Foçalılar Caddesi” olarak bilinir.

Şehre Yunan Zafer Tanrıçası Nike’ye atfen Nikaia ismini vermişlerdir. Bu isim muhtemelen: şehir ilk kurulduğunda komşu Ligurians’a karşı kazanılan bir zaferin şerefine verilmiştir. Bu zaferin ardından, şehir: kısa sürede Ligurya kıyılarında en yoğun ticaret limanlarından biri haline gelmiştir. Ancak, bu sırada bölgede yine bir rakip şehir vardı. Bu rakip şehir: Lombard istilalarına karşı varlığını sürdüren Roma Cemenelum şehridir. (Cemenelum şehrinin kalıntıları, günümüzde Nice şehrinin bir semti olan Cimiez’de görülebilir.)

Zamanla bölgenin önemli bir liman kenti olan şehir, 7’nci yüzyılda: Ligurya şehirleri tarafından kurulan “Ceneviz Birliği” ne katılır.

859 ve 880 yılları arasında, Saracesliler, şehre saldırır ve şehri yakarlar.

Ortaçağ dönemi boyunca: şehir İtalya egemenliği altında kalır. Pisa şehrinin müttefiki olarak Cenova şehrinin düşmanıdır. 13 ve 14’ncü yüzyıllarda: şehir birçok kere Cenovalı Provence kontlarının eline düşer, ancak yine de bağımsızlıklarını kazanırlar. Yine ortaçağ döneminde, eski şehir surlarla kuşatılır. Kara tarafı: Paillon nehri tarafından korunurken, burası sonradan örülmüştür. (Günümüzde Akropolis’e giden tramvay rotasının bulunduğu yol)

Şehrin doğu tarafı ise, Castle Hill’deki surlarla korunuyordu. Castle Hill’in doğu tarafındaki liman alanının da surlarla korunduğu o dönemden kalan bir gravürde görülür.

1388-1860 yılları arasında, şehirde Savoy Dükleri hükümdardır. 1561 yılında Savoy Dükü: Latinceyi idari dil olmaktan kaldırır ve İtalyan dilini, şehirdeki hükümet işlerinin resmi dili olarak ilan eder.

nice.catherine seguva.1

1543 yılında şehir tarihinde ilginç bir olay yaşanır.

15 Ağustos 1543 günü, Nice kalesi ve şehir, Barbaros Hayrettin Paşa komutasında bulunan Osmanlı-Fransız (Francis I. komutasında) donanmaları tarafından kuşatılır. Türk birlikleri, Garibaldi meydanının güney batısındaki Porte Pairoliere ve Sincaire kulelerini ele geçirir ve kulenin tepesine tırmanan bir asker, zafer işareti olarak altın ve yeşil renkli bir bayrak diker. Bir çamaşırcı olduğu söylenen Catherine Segurane: yeniçeri askerinin elindeki bayrağı alıp parçaladı ve böylece direniş güçlendi ve kuşatma bozuldu.

Şehir tahrip edilir, 2500 tutsak alınır ama Nice kalesi teslim alınamaz.

Gelelim sonucu: bazı kaynaklar, Catherine Segurane’nin varlığının tartışmalı ve sadece efsanevi bir kahraman olduğunu yazarlar. Örneğin: kuşatmanın tarihçi tanıklarından olan Jean Badat (1516-1567) onun katılımından bahsetmez. Öte yandan, kuşatma sırasında surlar üzerinde birçok kadın bulunduğu ve bunlardan birisinin cesaret eylemi yapmış olabileceği de söyleniyor.

Sonuç olarak: günümüzde liman yakınlarında “Catharine Segurane” anıtı bulunuyor. Her yıl 25 Kasım günü “St Catherine Günü” yani zaferlerini kutluyorlar. Çünkü Catharine Segurane, kilise tarafından şehrin koruyucu azizesi seçilmiştir.

Son bir not: bu Osmanlı kuşatmasından hatıra, şehir içinde bir duvarda, bir Osmanlı top güllesi bulunuyor.

1890 yılına gelindiğinde, İngiliz aristokrasisi yani zengin İngilizler, iklimini çok beğendikleri bu bölgeye yerleşmeye başlarlar. Buranın ideal bir kış tatili yeri olduğunu keşfederler. Böylece İngilizler şehre damgasını vurdu. İngilizlerin, Nice şehrinin peyzaj mimarisine yaptıkları katkılar: İngiliz aristokrasinin bir parçası olan, mali sponsorlukla inşa edilmiş ünlü “Promenade des Anglais” tarafından özetlenebilir. Sahildeki eski kum sahası üzerinde bu gezi yolunu yaptılar ve şehirliler tarafından hızla benimsendi.

Aynı zamanda, özellikle buraya yerleşen sanatçıların, eserlerinde sürekli Rivierayı kullanmaları, ulaşım şartlarının gelişmesi ve Nice ve çevresinin, 20’nci yüzyılda hızla gelişmesi ve kalkınmasını sağladı. 20’nci yüzyılın ikinci yarısında: Nice şehri sadece zenginler için uygun bir tatil beldesi olarak ün kazandı. II. Dünya Savaşı sonunda, Nice şehrinin turist profili çarpıcı bir şekilde değişti. Bu bağlamda yapılan değişimler, Nice turizminin yüksek kalite standardını etkilemedi. Şehir, uluslararası düzeyde en çok tercih edilen tatil merkezlerinden birisi oldu.

2018.01.30-1-Nice.10.Caddeler.1a

Katliam:

17 Temmuz 2016 tarihinde, Promenade des Anglais üzerinde kalabalık bir gurup “Bastille” günü kutlamaları sırasında yapılan havai fişek gösterilerini izliyordu. Bir araç, kasıtlı olarak kalabalığın üstüne sürüldü ve polis tarafından vurularak öldürülen failin de aralarında bulunduğu 84 kişi öldü, 202 kişi yaralandı. Bu olayın ardından, Fransız polisi, şehirde yoğun güvenlik önlemleri aldı. Ancak bunlar pek gözle görülmez, gözle görülen başlıca önlem, trafiğe kapalı yaya bölgelerine, araç girişini önlemek için koyulan büyük beton bloklardır. Bu beton blokları şehirde birçok yerde göreceksiniz, sebebi güvenlik önlemedir.

nice.buda messena.1

İKLİM:

Şehirde tipik Akdeniz iklimi hakimdir ve buna bağlı olarak yazları sıcak ve kurak, kışlar ise ılık ve yağışlı geçer. Kışın sıcaklık 4 derecenin altına düşmez, genellikle 8-9 derece civarındadır. Yazın hava sıcaklığı ortalama 22 derece civarındadır. Sonbaharda yağış oldukça azdır. Bahar, burayı ziyaret etmek için en iyi mevsimdir.

nice.diane tapınağı.1

İNSANLAR VE DİL:

Fransa’nın birçok bölgesinden farklı olarak, burada insanlar asık suratlı ve soğuk değiller ve sürekli gülümsüyorlar ve yardımseverler. Ayrıca: İngilizce antipatileri yoktur. Yani ülkenin diğer yerlerinde olduğu gibi, sadece Fransızca konuşurum sıkıntıları yok, buradaki insanlar özellikle İtalyanca ve genellikle İngilizce biliyorlar ve konuşuyorlar, bir yer sorduğunuzda yardım ediyorlar.

nice.la palais des prescec.1   nice.divo jacobo kilisesi.1   nice.mamac.1   nice.parc de la colline.1

TURİZM:

Nice şehri, Fransa’da Paris’ten sonra en çok ziyaret edilen ikinci şehirdir. 19’ncu yüzyılda ortaya çıkan tatil beldelerinden biri olan şehir, turizmden yıllık 1.5 milyar Euro gelir sağlıyor. Yıllık turist miktarı, yaklaşık 5 milyar eurodur. Avrupa’da her 100 gezginden biri, Nice şehrinde mutlaka en az 1 gece kalmıştır. 200’den fazla işyeri ve 10 bin odaya yaklaşan kapasite ile Fransız Rivierasının üçte birini oluşturan en yüksek sayıda otel odası, Paris’ten sonraki en kalabalık konaklama imkanı sunar. Şehirde 19 müze ve sanat galerisi vardır.

 

KARNAVAL:

Her yıl “Şubat” ayında şehirde karnaval düzenleniyor. Geçmişi 13’ncü yüzyıla kadar uzanan bu karnaval: uluslar arası düzeyde yapılıyor ve büyük figürlerin geçit töreni, cadde partileri, her yerin çiçeklerle süslenmesiyle devam ediyor. Yine her yıl “Temmuz” ayında düzenlenen “Caz Festivali” ise yine çok sayıda uluslar arası sanatçının katılımıyla gerçekleşiyor.

nice.west end otel.1

KUMARHANELER:

Şehirde iki kumarhane bulunmaktadır. Bunlar: Le Meridien Oteli içindeki Casino Ruhl ve Palais Mediterranean bünyesindedir.

 

GECE HAYATI:

Şehir, heyecanlı bir gece hayatı yaşamak için uygundur. Promenade des Anglais ve şehir merkezi: barlar ve diskoların, Casinoların ve konser salonlarının yoğun olduğu yerdir. Turistlerin gece hayatını keşfetmeleri için, şehrin toplu taşıma sistemi Noctambus isimli bir gece servisi kurmuştur. Bu servis, 4 otobüs ve bir tramvay hattından oluşur.

2018.01.30-1-Nice.8.Akdeniz.5a   2018.01.30-1-Nice.8.Akdeniz.7d   2018.01.30-1-Nice.8.Akdeniz.10a   2018.01.30-1-Nice.8.Akdeniz.11a

2018.01.30-1-Nice.8.Akdeniz.12b

 

SAHİLLER-PLAJLAR:

Şehirde 7 km boyunca uzanan ve denize girilen birçok yer bulunmaktadır. Tercihinize göre: 15 özel ve 20 kamu plajı vardır ve bunlar arasında seçim yapabilirsiniz. Burada: deniz suyu, ulusal standartlardadır ve Mavi Bayraklıdır. Yani deniz son derece temizdir. Tüm özel plajlarda: Nisan-Ekim ayları arasındaki dönemde, minder, şemsiye, soyunma kabinleri ve duşlar bulunur. Ancak bunların fiyatlarının pahalı olduğunu bilmeniz gerek, yani bir şezlong günlüğü yaklaşık 20 euro civarındadır. Şehir içindeki plajlar “Promenade des Anglais” bölgesi boyunca yerleşmiştir. Bunlardan bazıları:

 

Villefranche-Sur-Mer:

Kumlu değildir. Uygun otoparkı bulunması sebebiyle, özellikle Fransız ve İtalyan aileler başta olmak üzere çok ziyaretçi çekmektedir. Plaj bölümünde: mükemmel restoranlar vardır, tuvalet ve duş olanakları mevcuttur.

 

Cap Ferrat:

Kumlu değildir, kayalık bir yarımadanın ortasında, zenginlerin villaları ve jet sosyetenin kullandığı otellerin gözdesi bir yerdedir. Ama bu özel ve küçük plaj çok pahalıdır.

nice.alışveriş.1   nice.genel.2.lavanta.1   2018.01.30-1-Nice.44.Su faturası.1

NE SATIN ALINIR:

Şehirde: giysilerden, gıda maddelerine, sanat eserlerine ve antikalara kadar birçok ürün bulup satın almak mümkündür. Özellikle: Apollo heykelinin hemen arka sokaklarında, ikinci el ürünlerin satıldığı, özel markaların uygun fiyatlı ürünlerini bulup satın alabilirsiniz. (ilginç bir detay, bir çanta ikinci el 700-1000 euro fiyat görünce şaşırmayın, orjinali 5000 euro imiş. Bence bu ikinci el dükkanlarını boş yere aramayın)

Şehirdeki başlıca alışveriş merkezleri arasında: Promence des Anglais sayılabilir. (Ayrıntılı bilgi aşağıdadır.)

Şehirdeki bazı moda butikleri şunlardır:

Faconnable: Şehirde biri erkek ve diğeri erkek ve kadın kıyafetleri konusunda uzmanlaşmış iki mağazası vardır. Her ikisi de “Rue Paradis” üzerindedir. Giysi ve satışa sunulan aksesuarlar, firmanın logosunu taşır ve moda ruhuna uygundur.

Chanel Boutique: Burada satılan şık giysiler, ayakkabılar ve aksesuarlar yanında, mücevher ve parfüm koleksiyonları da ilgi çeker.

Zara: Avenue Jean Medecin üzerindeki mağazanın koleksiyonlarında erkek ve kadın giyimleri yaygındır.

Hermes: Giysi dışında, parfüm ve mücevher satılıyor.

Ancak: tüm bunları yazmama rağmen, bunların hepsindeki fiyatların çok yüksek olduğunu da belirtmek gerekir. Özellikle: Avrupa’nın birçok şehrinde olduğu gibi Nice şehri de, ucuz bir yer değildir, bence ülkemizde bolca bulunan ve uygun fiyatlı tekstil ürünleri tercih edilmelidir. Yine de meraklısı için yukarıdaki notları yazdım.

Gerek kendiniz ve gerekse yakınlarınız için hediyelik düşünürseniz, bence Saleya yani Çiçek Pazarı’na gidin ve oradaki lavantalı ürünlerden uygun fiyata satın alın.

 

NE İÇİLİR:

Şehir özellikle şaraplarıyla ünlüdür. Bölgenin en leziz şarabı “Bellet” bağlarında üretilen üzümlerden yapılır. Bellet şaraplarından “beyaz” ve “gül” şarabını mutlaka öneririm.

 

NE YENİR:

Şehirdeki yöresel lezzetler, Fransız mutfağının Akdeniz etkileriyle etkileşimi sonucu oluşmuştur. Bunlar genellikle: deniz mahsulleri, balık, sebze ve meyve ağırlıklıdır. Bölgesel mutfağın en önemli özelliği: defne yaprağı, fesleğen, kekik, kekik gibi hafif otların eşliğinde ve kısmen de olsa sarımsağın geniş ölçüde kullanılmasıyla oluşur. Mutfakta zeytinyağı da sık kullanılır.

Geleneksel lezzetlerden öne çıkanlar şunlardır:

Salata Nicoise-Pissaladiere:

Bu salatanın kökenleri tam olarak tanımlanmamıştır. Nicoise salatası: çok çeşitli versiyonları, pişirilme şekilleri ve bileşenleri açısından oldukça kafa karıştırıcıdır. Ama genel olarak salata: domates dilimleri, haşlanmış yumurta dilimleri, haşlanmış patatesler ve buğulanmış yeşil bezelye karışımına, marul katılarak yapılır. Tüm salatanın üstü: ton balığı konservesi veya kıvırcık veya konserve hamsi ile kaplanır.

 

Socca:

Bir tip yassa, mayasız nohut unu ve zeytinyağından yapılır ve sıcak servis edilir. Aslında: mükemmel bir hızlı atıştırmalıktır. Nice şehir sokaklarında: Socca satan yiyecek tezgahları sık görülür.

 

Ratatouille:

Bunun pişirilmesi hala tartışılmaktadır. Ancak içeriği: sebze ve otların (kekik, defneyaprağı, havuç, soğan, sarımsak, patlıcan, kabak, domates) bir karışımıdır. Ratotouille: genellikle bir yan garnitür olarak servis edilir. Örneğin: omlet ile ilişkilendirilir.

 

Soupe au Pistou:

Bu bölgede popüler bir yemek türüdür ve pistou ile zenginleştirilmiş fasulye çorbasına benzer. Pistou: zeytinyağı ile karıştırılmış, fesleğen ve sarımsak eklenmiş bir tür sostur. Sosu, farklı çeşit sert peynirlere (örneğin permesan veya pecorino) ilave etmek, isteğe bağlıdır.

nice.englis kilise.1   nice.le palais de adalet.2    nice.müze sport.1   nice.TNT.1

nice.salıves.1   nice.TNT.2

GEZİLECEK YERLER:

Her zaman olduğu gibi, ben size Nice şehrinde mutlaka görmenizi önereceğim yerlerden başlayarak, özellik gösteren ve turizm yönü ağır basan yerleri anlatacağım. Siz, şehre ulaştığınızda bir şehir haritası alınız (tren garından ücretsiz şehir haritası alabilirsiniz), bu yazdıklarımı harita üzerinde işaretleyiniz, şehirde bulunacağınız zamanı düşünerek gezeceğiniz yerleri planlayınız. Tabii tercihleriniz de bu planda önemlidir.

Evet: Şubat 2018 tarihinde bu şehirde 2 gün kaldım. Kış mevsimi olmasına rağmen hava gayet güzeldi, ama elbette buranın en güzel zamanı yaz dönemi, çünkü insanlar denize giriyorlar. Apollon heykelini kendinize hareket noktası seçerseniz, hemen arkasında Eski Şehir bölümü ve Saleya yani Çiçek pazarı denen yeri gezin, oradan hemen deniz kıyısına inin ve deniz kıyısındaki banklarda oturup denizi ve şehrin uzaktan panaromik manzarasını izleyin, deniz kıyısında yürüyün, sonra tekrar Apollon heykeline dönün, onun hemen sağındaki park alanına girin, burası güzel bir park, daha sonra Apollon heykeli önünden devam eden caddeye girin, bu cadde çok canlı ve hareketli, burada birçok mağaza var, caddenin ara sokaklarına da girin.

nice.angles.1    nice.promanade des anglais.1   nice.promanade des anglais.2   2018.01.30-1-Nice.8.Akdeniz.8b

PROMENADE DES ANGLAİS:

Şehrin en sembolik caddesidir.

Sahil boyunca, batıdaki havaalanına kadar uzanan bu koridor cadde, şehirdeki önemli yaya bölgelerinden biridir ve cadde: giyim eşyaları satan zarif dükkanlarla doludur. Buranın yakınlarındaki “Rue de France” (ayrıntılı bilgi aşağıdadır) : moda meraklılarının tercih ettikleri bir yerdir. Ancak bu mağazalardaki fiyatların şehrin diğer yerlerindeki mağazalara nazaran daha yüksek olduğunu bilmelisiniz.

Şehrin “Baie des Anges” isimli çakıllı kıyısı ve plajları boyunca uzanan bu yürüyüş yolu: bölgeyi meşhur eden İngilizler tarafından bu isimle anılıyor.

Yol: 1822 yılında burada bulunan küçük bir patikanın yerine, İngiliz konsolos Lewis Way tarafından yine İngilizler’den sağlanan para desteğiyle yapıldı. Daha sonrasında ise “Chemin des Anglais” olarak isimlendirilmiştir. O zamanlar Kraliçe Victoria’nın oğlu olan Connaught Dükü burayı, kraliyet tarzında bir açılış töreniyle açmıştır.

1931 yılında yol, iki ayrı yol daha eklenerek genişletilmiştir.

Bu efsanevi sahil yolu: saray benzeri zengin binalar ve palmiye ağaçları ve şık bahçelerle çevrilidir.

Günümüzde bu yol trafiğe kapalıdır, trafik yolun altındaki yer altı tünelleriyle sağlanır. Cadde gezinti yeri olarak düzenlenmiştir. Niceliler, burada bisiklete biner, koşar, paten yaparlar. Kafelerde, özellikle krep ve içecekler muhteşemdir. Öte yandan, burası elbette sadece bir gezinti bölgesi değildir. Yaz döneminde burada birçok özel plaj açılıyor ve bu özel plajlardan yararlanmak mümkündür. Ancak bu özel plajlarda şezlong ve şemsiye kiralamak için bir hayli yüksek ücret ödemek gerektiğini unutmayın.

 

Rue De France:

Burası trafiğe kapalı bir yaya bölgesidir. Burada çok sayıda sokak göstericileri vardır. Ayrıca gıda maddesi satılan dükkanlar, çok lüks giyim mağazaları, gazete bayileri, kitapçılar ve daha birçok dükkan ve mağaza vardır. Buradaki bir kafede: dünyanın en lezzetli “kep” ini tatmanızı öneririm. Veya bir İtalyan restoranında, İtalyan lezzetlerini deneyebilirsiniz.

 

La Cadran Solaıre:

Promenade des Anglais’i bağlantı noktasına bağlayan Quai Rauba Capeu’da: zeminde ilginç bir güneş saati vardır. Gölgelerle günün saatini anlamak mümkündür.

nice.Negresco hotel.2   nice.negresco hotel.1

Le Negresco-Hotel Negresco:

Promenade des Anglais üzerindedir. Sahilde en göze çarpan yapıdır.

Saray: Romen işadamı Hengi Negresco için 1912 yılında, Edouard Nierman tarafından Belle-Epoque tarzında tasarlanarak yapılmıştır. Düğün pastasına benzer, pembe kubbesi ilgi çeker.

Bina: 2003 yılından sonra müze ve otel olarak kullanılmaktadır. Müze kısmında: 500 sanat eserinden oluşan birinci sınıf bir sanat koleksiyon sergileniyor. Sarayın otel kısmında ise: her biri kendi dekorasyonuna sahip 121 oda ve 24 suit daire bulunur.

Bu dekorasyonlar: Fransız sanatının en parlak dönemi olan XIII Luis döneminden modern sanata kadar, Fransız sanatındaki en parlak dönemin stillerini yansıtır. Otel kısa süre önce 5 yıldızlı kategoriye terfi ettirilmiş olup, dünyanın en iyi otelleri arasında kabul edilir.

 

Villa Massen-Museo D’Art De Histoire Palais Messena:

Tarihi yapı: günümüzde bir sanat müzesidir. Yapı: Fransız bahçeleri bulunan muhteşem bir parkla çevrilidir. Bu güzel bahçeler: Monte-Carlo Casinosu bahçelerini de tasarlayan 19’ncu yüzyılın tanınmış peyzaj bahçevanı Edouard Andre tarafından düzenlenmiştir. Messena Sarayı: 1898-1901 yılları arasında Hans-Georg Terslin tarafından tasarlanmıştır. Yapı: 1921 yılında müzeye dönüştürülmüştür. Müzede bulunan yirmiden fazla sergi salonunda: Nice şehri tarihi, mobilyaları, süsleme ve diğer sanat eserlerinden oluşan 15 bin parçalık bir koleksiyon bulunmaktadır.

 

Casino Ruhl:

Şehir merkezinde: kumarhane-Casino bulunan iki otelden biridir. Şansını denemek isteyenler burayı düşünebilirler.

 

Musee Departemental Des Arts Asiatiques-Asya Sanatları Müzesi:

Şehirdeki en yeni müzelerden birisidir.

Anglais bölgesindeki bu yapı: ünlü Japon mimar Kenzo Tange tarafından tasarlanmıştır.

Müze olarak kullanılan yapı: Asya sanatı ve Batı kültürü arasındaki değişimleri bir arada bütünleyen bir mekan olarak tasarlanmıştır.

Beyaz mermer ve camdan yapılan binanın bahçesinde yapay bir göl bulunur.

Müzenin misyonu: Asya sanatının özelliklerini, kapsamlı bir şekilde ziyaretçilere sunmaktır. Bunun için: yüzler ve hatta binlerce yıl öncesine dayanan eserlerin bulunduğu koleksiyonlar bir araya getirilmiştir. Yapıtlar: hem güzel sanatlar, hem sahne sanatları ve hem de görsel sanatlara aittir.

Müzede: Asya, Hindistan, Güneydoğu Asya, Çin ve Japon medeniyetlerine ait çağdaş eserler sergileniyor. Ayrıca: geçici sergiler ve bazı etkinlikler de düzenleniyor. Müzenin ilginç bir yeri: Çay törenlerinin yapıldığı çay pavyonudur. Özellikle: Asya sanatçılarının güncel eserlerini görmek için: “Gestes d’Asie” kategorisindeki etkinlikler düzenlendiğinde, bu müzeyi ziyaret etmek uygundur.

nice.eski şehir.1    

VİEUX NİCE-OLD NİCE-VİEİLLE VİLLE BÖLGESİ:

Burası: hem gezginler hem de uzmanlar tarafından sevilen bir mahalle köşesidir.

Bölge: Colline du Chateau (Castle Hill) batı ucundan başlar ve Jardin Albert I, Place Messena ve Promenade du Paillon gibi geniş bulvarlarla sınırlandırılır.

Burası: Ortaçağdan kalma dokusu, küçük dükkanları, restoranları, meydanlara açılan dar sokakları, canlı müzik yapılan diskoları ve barlarıyla ünlüdür. Dar ve labirent gibi pare taşı döşenmiş sokaklar İtalya’yı anımsatan canlı bir havaya sahiptir. Bu yüzden: turistler buraya çok rağbet ederler.

Dar sokaklarda yürürken: ev eşyaları, şaraplar, giyim eşyaları satılan dükkanlar görebilirsiniz. Ma özellikle muhteşem lezzetli dondurmalardan tatmanızı öneririm.

Eski şehrin güney ucunda: balıkçıların taze ürünlerinin satıldığı Cours Saleya’daki “Ponschettes” pazarı tezgahları vardır.

nice.saleya.2   nice.saleya.1   nice.saleya.3  2018.01.29-1-Nice.7.Alışveriş.1a

2018.01.29-1-Nice.7.Alışveriş.1b   2018.01.29-1-Nice.7.Alışveriş.1c

Cours Selaya-Çiçek Pazarı:

Rue Saint François de Paule bölgesinde, 18’nci yüzyıl başlarındaki şehir surlarının söküldüğü yerdedir. Apollo heykelinden 5 dakikalık bir yürüyüşle buraya ulaşılıyor.

Eski şehir bölgesinin tam merkezindedir. Trafiğe kapalı bir yaya alanıdır. Fransa’da kurulan en güzel 100 pazardan birisidir.

Burada: her gün pazar kurulur. Haftanın 6 günü kurulan çiçek pazarına “Marche aux Fleurs” (Çiçek Pazarı) denir.

Pazarda: çiçek, sebze, meyve ve antikalar satılır. Ama bunların yani satılan ürünlerin en başlıcası: lavanta ve lavanta ürünleridir. Lavantalı sabunlar, içi lavanta dolu keseler bulup satın alabilirsiniz. (Lavanta sabunları 1 euro, lavanta paketleri 10 euro, küçük lavanta keseleri 3 euro civarındadır.) Buraya alışveriş için giderken yanınızda çanta götürmeyi unutmayın, çünkü satıcılar poşet vermiyorlar. Evet, burada lavanta ürünleri yanında: zeytinyağı, öğütülmüş Fransız sabunları (lavantalı yanında birçok çeşit vardır), takı, şarap, mutfak eşyası. Burayı yani çiçek pazarını ziyaret etmenin en güzel zamanı: saat 08.00-09.00 arasında gitmektir.

Pazartesi günleri, burada antika pazarı kuruluyor ve satıcılar ellerindeki antikaları pazarlıyorlar. Çiçek pazarının yanında, bazı otantik Fransız restoranları ve mağazaları vardır. Yani: Matisse’nin balkonunun altında: bir kahve içebilir veya bir öğle yemeği yiyebilirsiniz.

Ancak özellikle akşam saatlerinde bu bölgenin güvenli olmadığı söyleniyor. Ama gündüz saatlerinde buraya mutlaka gidin ve ziyaret edin.

Cours Saleya çevresindeki bölge: birçok kültürel cazibe merkezine sahiptir. Bunlar: Galeries des Ponçhettes (Musee Dufy), Musee Alexis et Gustav-Adolf Mossa’dır.

Cours Saleya’nın kuzeyindeki Eski Şehri keşfederken: Palais de la Prefecture, Nice Katedrali ve 17’nci yüzyıldan kalma bir Barok kilise görülür.

Daha kuzeyde: “Palais Lascaris” görülür.

nice.la palais des prescec.1

Palais de la Prefecture-La Palais des Rois Sardes:

Bu görkemli neoklasik yapı, 17’nci yüzyıl Savoy Düklerinin sarayıdır.

Ancak Fransız ihtilali sırasında bir hastane olarak kullanılmış ve 1860 yılından sonra, Fransız döneminde birkaç kez yenilenmiştir.

Bugün farklı işlevlere sahip olduktan sonra, Alpes-Maritimes bölümünde, Prefet’in evi ve Old Town bölümümde önemli bir dönüm noktası olarak kalmaya devam ediyor.

nice.sainte reperate katedrali.1   nice.saint triniti şapeli.1

Cathedral of Sainte Reparate-Saint Reperate Katedrali:

Place Rossetti bölgesindedir ve Eski şehir bölümünün en büyük kilisesidir.

17’nci yüzyıldan kalma yapı, Roma erken dönem Barok kiliselerinden esinlenilerek, Latin haçı planına göre düzenlenmiştir. İç mekan, zarif şekilde dekore edilmiştir. Şapellerin ve koronun dekorasyonu, özellikle lükstür ve Roma’daki Aziz Petrus Bazilikasından esinlenilmiştir. Şapellerden “Eglise Saint-Jacques” etkileyici heykellerle ve nadir fresklerle süslüdür ve ödüle layık görülmüştür.

Korint sütunlar, yaldızlı ayrıntılar ve yapının büyük bölümünü çevreleyen frizlerde çok sayıda figür bulunur.

nice.palais lascaris.5   nice.palais lascaris.4   nice.palais lascaris.2   nice.palais lascaris.3

nice.palais lascaris.1

Palais Lascaris:

1648 yılından kalma bu barok saray Lascaris-Vintimille ailesinin konutudur.

Sivil barok mimarisinin olağanüstü güzel bir örneği olarak kabul edilir.

Bu tarihi yapı: restore edilerek günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.

Müze: 17 ve 18’nci yüzyılların sanat ve müziğine odaklanır. Müzede: Antoine Gautier mirasından kalan resim, gravür, hatıra, mobilya ve müzik aletleri sergileniyor.

Görkemli sarayın en güzel yeri, zemin kattaki görkemli giriş holüdür.

Sarayın manzaralı odalarında 17 ve 18’nci yüzyıl mobilyaları bulunur.

Odaların tavanlarında ise, İtalyan okulu ressamlarının tavan resimleri ilgi çeker. Sarayın içinde, 1738 yılından kalma eczane bölümünü gezip görmenizi öneririm. Müzede: sık sık bölgenin sanatsal mirası, düzenli sergilerle sergileniyor.

Şehir çok sıcak olduğunda, Palais Lascaris, sıcaklardan kaçmak için mükemmel bir yerdir. Güzel tabloları ve ilginç eski müzik aletlerini, klimalarla serinletilen ortamda gezip görebilirsiniz. Çünkü giriş ücretsizdir. Burayı gezmek, en fazla yarım saatinizi alır.

nice.place messena.1          2018.01.29-1-Nice.2.Genel.7b   2018.01.30-1-Nice.12.Apollo heykeli.1a

2018.01.30-1-Nice.12.Apollo heykeli.1b   2018.01.30-1-Nice.12.Apollo heykeli.1e

Place Messena-Apollo Heykeli:

Meydanın: yerel yönetimlerin, şehrin Old Town denen bölümünde: mimari manzarayı süsleme ve genişletme isteği sonucu, 19’ncu yüzyılın ilk yarısında yapılmıştır. Eski ve yeni şehir arasında uzanır. Trafiğe kapalıdır.

Meydanın kuzey kesiminin kare şeklindeki mimarisi: İtalyan Piedmont etkisinde yapılmıştır. Şehrin en etkileyici neoklasik yapıları, kırmızı cepheli binaları buradadır. Binaların kırmızı kil cepheleri beyaz pencere çerçeveleriyle süslenmiştir.

Meydanın özellikle yer döşemeleri dikkat çeker. Birkaç ana bulvarın çıkış noktası burasıdır. Şehrin tramvayı geçerken meydanı ortadan ikiye böler.

“Fontaine du Soleil ismi verilen havuzun üstünde: Apollo’nun anıtsal heykeli vardır.

Bu heykel: bir dönem, estetik sıkıntılar nedeniyle buradan kaldırılmıştır.

Hatta, burada bulunan havuz bile: zaman içinde tekrar tekrar sökülmüş, yerinden edilmiş ve hatta tümüyle çıkarılmıştır.

Sadece: “Fontaine du Soleil” denen havuzun kenarlarını kesen 5 bronz heykel zamanla korunmuş ve günümüzde, yüksek su fıskiyesinin fonunda görülen orijinal tek süsleme unsurudur.

Meydanın hemen yan bölümünde, büyükçe bir dönme dolap bulunuyor ve şehri tepeden izlemek isteyenler buna binebilirler.

Evet: Nice şehri ziyaretçileri burayı mutlaka görürler. Ayrıca: meydan, Jardin Albert Opera de Nice ve Cathedral of Sainte Reparate gibi cazip turistik merkezlere yürüme mesafesindedir.

Burası: Şubat veya Mart aylarında yapılan ünlü Nice Karnavalı için toplanma yani buluşma yeridir.

2018.01.30-1-Nice.5.Park Jardin.1a   2018.01.30-1-Nice.5.Park Jardin.3c   2018.01.30-1-Nice.5.Park Jardin.5b   2018.01.30-1-Nice.5.Park Jardin.9c

2018.01.30-1-Nice.5.Park Jardin.9d   2018.01.30-1-Nice.5.Park Jardin.10eb   2018.01.30-1-Nice.5.Park Jardin.11af   2018.01.30-1-Nice.17.Park Jardin.1f

Jardin Albert Parkı:

Bu yemyeşil park alanı: Avenue des Phoceens ve Avenue de Verdun arasındadır.

Geniş bahçeler: Place Messena’ya Fontaine du Soleil’e kadar uzanır.

Park alanı: hoş bir Açıkhava tiyatrosu (Thearte de Verdure) ve çam ve palmiye ağaçlarıyla çevrilidir.

İlkbahar ve yaz aylarında, bu açık mekanda müzik konserleri yapılıyor. Kış aylarında da pak alanı canlıdır. Park alanında, yemyeşil çimler üzerinde özellikle gençler zaman geçiriyorlar, top oynuyorlar. İnsanlar banklarda oturuyorlar. Parkın hemen sonunda “Davut” heykeli var. Park alanının en büyük özelliği: zeminden zaman zaman suların yukarı doğru fışkırdığı ve gece ışıklandırılan bölümdür ve burası özellikle yaz döneminde insanların serinlemek amacıyla kullandıkları yani bilerek ıslandıkları bir yerdir.

Şehrin başlıca alışveriş caddelerinden olan Avenue Jean Medecin, buraya kısa bir yürüyüş mesafesindedir.

nice.avenue jan medecin.1

Avenue Jean Medecin:

Burası uluslararası zincir marka mağazaların, Galeries Lafayette ve Centre Nice, Nice Etoile gibi alışveriş merkezlerinin bulunduğu güzel bir alışveriş caddesidir. Cadde çok canlıdır, insanlar gerek ana cadde ve gerekse arka sokaklarında dolaşıyorlar, cadde üzerindeki kafelerde oturuyorlar. Cadde üzerinde: iki tane çok büyük süpermarket var, şehri ziyaret ederseniz bu süpermarketlerden alışveriş yapabilirsiniz, elbette yine zincir hamburgerciler de bu cadde üzerindedir.

Caddenin bitiminde, büyük üst köprü göreceksiniz, bu köprü, caddede yön duygusunu kaybetmemek için iyi bir işarettir.

nice.basilica notre dame.1   2018.01.30-1-Nice.15.Katedral.1a

Basilique Notre-Dame:

Medecin caddesi üzerindedir. Şehrin en büyük kilisesidir.

Fransız hükümranlığına geçince, şehirde yapılan ilk dini yapıdır. 1864-1868 yılları arasında yapılmıştır. 19’ncu yüzyıl vitray pencerelerinin güzelliği ilgi çeker. Gül penceresinde: görkemli tasarım sahneleri betimlenmiştir. Kuleler, Angers katedralinin iki kulesinden esinlenilerek düzenlenmiştir.

nice.opera.1     nice.opera.2

Jardin Albert Opera de Nice:

Rue Saint François de Paule bölgesindeki şehir operası, güzel ve tarihi bir binadadır. Denizin hemen karşısında, kent dokusuna uygun olarak tasarlanan Opera binası, daha önce yangında yok olan tiyatro binasının yerine yapılmıştır. Yapının mimarı François Aune, tasarımda özellikle barok stiller kullanmıştır.

nice.modern ve çağdaş sanat müzesi.1

Musee D’Art Moderne Et D’Art Contemporain-Modern ve Çağdaş Sanatlar Müzesi:

Promenade des Arts bölgesindedir.

1990 yılında açılan müzenin şık binası: mimar Yves Bayard ve Henri Vidal tarafından tasarlanmıştır.

Yapının dört kulesi: İtalya’da Lucca şehrinin kuzeyinde, Carrara’daki taş ocaklarından getirilen Carrara mermerlerinden yapılmıştır. Ayrıca yapıda çatı katı terası ve cam geçitler vardır.

Müzenin avlusunu tuhaf bir sanat eseri süslüyor.

Müzenin koleksiyonu: 1960’lardan 1970’lere kadar olan dönemi kapsıyor. Yeni gerçekçilik, pop sanat ve benzeri gibi pek çok güzel sanat kesimleri temsil ediliyor.

Müzede yaklaşık 1200 parça eser vardır. Müzenin kalıcı koleksiyonunda bulunan eserlerin sahibi olan sanatçılar şunlardır: And Warhol, Sol Lewitt, Niki de Saint Phalle, Alain Jacquet, Davit Tremlett ve Arman’dır. Yves Klevin’in eserleri de burada sergileniyor. Özellikle dikkat çekici olan: 1928 yılında Nice’de  dünyaya gelen Nouveaux Realistes hareketinin öncüsü Yves Klein’in sergilenen eserleridir. Bu sanatçının eserleri: Nice şehrinin nefes kesen manzaralarına hakim, çatı teras katındaki bir odada sergileniyor.

Müze ayrıca, birçok geçici sergiye ev sahipliği yapmaktadır.

nice.garibaldi meydanı.1   nice.garibaldi meydanı.2   nice.garibaldi.2  nice.la place garibaldi.3

nice.la place garibaldi.2

La Place Garibaldi:

Eski şehrin kuzeyinde, Place Garibaldi’nin ilk uzantısıdır. Çağdaş Modern Sanatlar Müzesine kısa bir yürüyüş mesafesindedir. Şehrin en büyük meydanlarından biridir.

Görkemli Barok yapılar bulunan meydan: 18’nci yüzyıl sonlarında tasarlanmıştır. Günümüzde modern bir kent hissi barındırıyor.

Meydanı: Niceli, İtalyan özgürlük savaşçısı Garibaldi’nin heykeli süslüyor.

nice.place rossetti.1

La Place Rossetti:

Eski şehir merkezindeki bu meydan: çeşmeler, çiçeklerle süslenmiş balkonlar, barok katedral ve kafelerle doludur. Hareketli bir yaşam görülüyor. Burada dondurma tatmanızı öneririm.

 

CİMİEZ TEPESİ BÖLGESİ

Şehir merkezinin dışındaki bu yeni yerleşim yerinde: şehrin hareketli sokaklarından uzaklaşma fırsatı bulabilirsiniz. Şehrin en şık semtidir. Semt: panaromik manzaralı bahçeleri ve müzeleriyle ünlüdür.

nice.regina hotel.1

Ancien Hotel Regina:

Cimiez bulvarındadır.

Bu eski otel: İngiliz aristokratlar ve aslında Kraliçe Victoria için 1897 yılında yapılmıştır. İnşaat sadece 17 ay sürmüştür. Yapının silüeti etkileyicidir.

nice.matisse müzesi.3   nice.matisse müzesi.1   nice.matisse müzesi.4   nice.matisse müzesi.5

nice.matisse müzesi.2   nice.musee matisse.2   nice.musee matisse.1

Musee De Matısse-Matisse Müzesi;

Cimiez bölgesindedir. Müze girişi ücretsizdir.

Müze: Henri Matisse’nin hayatı ve eserleri hakkında ziyaretçilere bilgiler sunar. Ancak bu sanatçının eserlerinin büyük bölümü, halen ABD dedir.

Ünlü sanatçı 1917 yılında Nice şehrine taşındı ve zeytinlikler içindeki bu villada yaşadı.

37 yıl sonra ise 1954 yılında burada öldü, mezarı müze binasının hemen arkasındadır.

Eserlerinin bir kısmı: yaşarken Matisse ve öldükten sonra mirasçıları tarafından Nice şehrine bağışlandı.

Müzenin bulunduğu yapı: 17’nci yüzyıldan kalma, havadar bir Ceneviz dönemi villasıdır ve görkemli, İtalyan tipi bahçelerle çevrilidir. Dış cephesi: kırmızı kehribar renklidir.

Müzede: sanatçının Nice şehrinde kalırken yarattığı eserler bulunmaktadır. Bunlar arasında: Vence’deki şapelin süslemeleri için çizdiği eskizler, 68 resim, 236 desen, 218 çizim ve 56 heykel vardır. Matisse’nin hemen hemen tüm heykelleri buradadır.

Sanatçı: yaptığı resimlerde genellikle canlı renkler ve çizgiler kullanmıştır. Sadece evinin balkon penceresinden bakarak yaptığı bu resimlerde, genellikle Riviera kıyısındaki yaşamın izlerini görmek mümkündür. Ayrıca sanatçının kişisel eşyaları da sergilenmektedir.

Kalıcı koleksiyonların yanı sıra, geçici tema sergileri de burada düzenleniyor. Ayrıca yine burada sanat filmleri gösterimleri ve konferanslar düzenleniyor.

Müzenin hediyelik eşyalar satılan bölümünde sanatçının eserlerinin baskılarını bulup satın almak mümkündür.

 

Musee D’Archeologie de Nice-Site de Cemenelum:

Matisse müzesinin hemen yanındaki arkeolojik araştırma/kazı alanı, arkeolojik bir sitedir.

“Cemenelum” şehri, Alpes Maritimae bölgesinde, antik Roma eyaletinin başkentidir.

Burası 1989 yılında ziyarete açılmış olup: Cemenelum şehrindeki kalıntılar ve yaşam yerleri bulunmaktadır. Bunlar: amfitiyatro, 3’ncü yüzyıldan kalma hamam, taş döşeli sokaklar ve 5’nci yüzyıldan kalma Paleo-Christian kompleksidir.

Ayrıca: Tunç çağı ve Ortaçağ arasındaki döneme ait: seramik, cam, sikke, takı ve heykel koleksiyonu bulunuyor.

nice.monastere notre dami.1   nice.monastere.1

Monastere Notre-Dame-De-Cimiez-Monastere Francıscaın De Cimıez:

Matisse müzesinin yakınında, antik Cimiez kalıntılarının üstündedir.

Güzel bahçelerle çevrili bir yerdedir.

Roma hamamları ve amfitiyatroda, ilginç höyükler vardır.

Başlangıçta bir Benedictine vakfı olan manastır: 16’ncı yüzyılda Franciscans tarafından ele geçirilir ve 17’nci yüzyılda büyütülür.

Mevcut görünüşü: 1850 yılında Gotik modellere göre yapılan restorasyon sonucu olur.

Kilisenin içinde: Niceli gotik ressam Louis Brea tarafından yapılan: yuvarlak tahta oyma, anıtsal bir sunak parçası önemlidir.

Ayrıca: 1475 yılından kalma bir haç, zırh içinde bulunuyor.

Manastırda: Nice şehrindeki Francisken keşişlerinin 13 ve 14’ncü yüzyıllar arasındaki yaşamını gösteren objelerin bulunduğu bir müze vardır. Bu müzeyi ziyaret ettiğinizde: Francisken keşişlerinin yaşam tarzı hakkında fikir sahibi olabiliyorsunuz.

nice.park des aranez de ciminez.1

Parc Des Arenes De Cimiez:

Cimiez manastırının karşısındaki bu park alanında 100 yıllık zeytin ağaçları vardır. Güneşli bir günde, parkın bahçe yollarında doğa yürüyüşü yapanları görebilirsiniz. Ancak burası sadece doğa severlere değil, aynı zamanda tarih meraklılarına da hitap eder. Parkta: ağaçların ve çimlerin arasında, antik Roma dönemi Cemenelum şehrinin arkeolojik katıntıları görülebilir.

nice.museum marc.1   nice.musee the chagall.2   nice.mark chagal müzesi.1

Musee Ulusal March Chagall:

Cimiez tepesinde; Avenue Docteur Menard adresindedir. Öncelikle bilmelisiniz ki, Müzeye Fransız vatandaşları ehliyet gibi kimlikle, yabancılar ise pasaport ile girebiliyorlar yani pasaport yanınızda olmalıdır. Müzeye giriş ücretlidir, yetişkinler 8 euro, çocuklar 6 eurodur.

Marc Chagall: Rus kökenli Yahudi bir sanatçıdır ve 1887-1985 yılları arasında yaşamıştır. Kendisi: 20’nci yüzyılın Kübizm, Sembolizm ve Sürrealizm gibi en şık trentlerinden bazılarının kurallarını benzersiz şekilde ifade eden orijinal eserler yaratarak Avrupa’nın sanatsal sahnesinde yol aldı.

Müze bir manastır yapısında bulunuyor. Eserler: yeşillikler ve zeytin ağaçları içinde, sıcak ve sakin bir atmosferde sunuluyor. Mimar Andre Hermant tarafından tasarlanan yapıda, sergilenen eserler, gerçek bir kaide üzerine yerleştirilmiştir.

Müzenin kalıcı koleksiyonunda bulunanlar: sanatçının 1960-1970 yılları arasında, İncil üzerine yaptığı çalışmalar sonucu yarattığı 17 eser, ayrıca 400’den fazla tablo, suluboya, mürekkep çizimi ve pastelden oluşan parçalardır. Koleksiyonda, İncil temalı duvar halıları da görülür.

Özellikle: Oditoryum bölümü yani konser salonu: Chagall’ın sanatsallığının muhteşem bir örneği olan vitraylı cam bir duvara sahiptir.

Müzenin içinde üç bölüm bulunur.

İlk bölümde: Eski Ahit, Genesis ve Exodus; yani kutsal kitaplarla ilgili 12 büyük resim görülür.

Altıgen şeklindeki ikinci bölümde: “Süleyman” teması üzerine yaptığı beş kompozisyon görülür.

Ayrıca, bir oditoryumda: tutkulu ressamın hayatına ait bir film izleniyor. Bu oditoryumda, düzenli olarak müzik konserleri de düzenleniyor.

nice.castle hill.1

CASTLE HİLL BÖLGESİ:

nice.park.1

Parc De La Colline Du Chateau-Le Chateau-Colline Du Chateau-Castle Hill Parkı:

Buraya yürüyerek ulaşmak mümkündür veya Place Garibaldi’den asansör kullanarak çıkabilirsiniz. Asansör kullanırsanız yolun % 75’lik bölümünü geçersiniz.

Şehrin kıyı şeridine bakan bir tepede bulunan “Castle Hill” sitesi: uzun yıllar önce, Yunanlıların yaşadığı ilk Nice bölgesidir. Yani antik dönemde kurulan ilk şehir sitesidir. Daha sonra burada ortaçağ kenti kurulur. Ancak ilk kurulan ve “Castle Hill” olarak isimlendirilen şehirden, günümüze sadece birkaç temel ve duvar parçası kalmıştır.

Buranın Fransızca isminin anlamı “kalenin bulunduğu tepe” dir. Büyük kısmı çökmüştür, çünkü burada bulunan kale: 1706 yılında, Fransa kralı Louis XIV askerleri tarafından tahrip edildi.

Günümüzde, burası bir park olarak kullanılıyor. Bu park alanında: yeşillikler, gölgeli ağaçlar ve şelaleler vardır. Buradan izlenen panaromik manzarada: Baie des Anges (Melekler körfezi) , Vieille Ville ve Nice limanları görülebiliyor. Gezginler ve seyahat uzmanları: şehrin ve biraz önce sözünü ettiğim yerlerin panaromik görüntüsü için, tepeye yani 300 metre yüksekliğe merdivenle tırmanmayı öneriyorlar.

Parkın içinde: iki eski kilise kalıntıları, butikler ve restoranlar vardır. Ayrıca: yapay şelalesi, piknik ve çocuk oyun alanları bulunuyor. 11’nci yüzyıldan kaldığı söylenen bir katedral kalıntıları da bulunuyor. Yürüyüş yolları, 20’nci yüzyıl yapımı mozaiklerle süslüdür.

Geceleri burada özel aydınlatma yapılıyor.

Parkta gezindikten sonra: Tour Belanda yolu takip edilerek Bastion Saint-Lambert (16’ncı yüzyıl yapımı) kulesi görülebilir. Hector Berlioz’un “Kral Lear” operasını bestelediği bu kulede Musee Naval yani Deniz Müzesi bulunuyor.

 

Anıt Aux Morts:

Castle Hill tepesinin yamaçlarında, eski ocaklara oyulmuş ve 1928 yılında açılmış bu anıt: I. Dünya savaşında ölen 4000 Niceli asker için yapılmıştır.

nice.musee des beaux.1   nice.müze des beauks.1

Musee Des Beaux Arts-Güzel Sanatlar Müzesi:

Üniversite semtindedir.

Nice şehrinin ilk Belediye Müzesidir. Müze binası: 19’ncu yüzyıla ait görkemli bir villadır. Bu villa Ukraynalı bir Prenses için yapılmış özel rezidanstır ve 1928 yılında bina müze olarak hizmete açılmıştır.

Napolyon III tarafından teşvik edilen: 15 ile 20’nci yüzyıllar arasındaki dönemi kapsayan, kapsamlı bir eser koleksiyonuna sahiptir.

Koleksiyon: Fransız, İtalyan ve Flamen eserlerinden oluşur.

Önemli noktalar: 17 ve 18’nci yüzyıl Fransız resimleri, 19’ncu yüzyıl tabloları ve heykelleri içerir.

Temsil edilen sanatçılar arasında: Carpeaux ve Rodin’in heykelleri ve Picasso’nun seramik parçaları ve ayrıca: Cheret, Fragonard, Braque, Carriere, Chagall, Degas, Monet ve Sisley vardır. Ünlü heykeltıraş Rodin’in “Öpücük” heykeli burada görülebilir.

nice.katale rus.1   nice.mosko keteği.2   nice.mosko keteği.1  nice.rus kilisesi.1

nice.rus kilisesi.2

Russe Saint-Nicolas Katedrali-Aziz Nicholas Katedrali:

Nikolas II bölgesindedir.

Katedral, 1912 yılında Rus Çarı II. Nicholas tarafından, şehirde yaşayan zengin Ruslar için yaptırılmıştır. Şehirdeki birkaç Rus yapısından biridir.

Rusya dışındaki en güzel Ortodoks katedralidir.

Muskovit tarzından esinlenilerek yapılan katedral, pek çok süs ikonuna, duvar resmine ve oyma ahşap işçiliğe sahiptir. İç mekan zengin bir şekilde dekore edilmiştir. İç mekanda: kargaşa döneminde Rusya’dan getirilen tarihi ve dini nesneler vardır. Katedralin ahşap bölümleri, freskleri ve ikonları, İmparatorluk Rusya’sında yaptırılarak buraya getirilmiştir.

Dışarıdan bakıldığında: arka planda geleneksel 6 tane Rus soğan kuleleri görülüyor. Ön planda ise, tropikal palmiye ağaçları bulunuyor.

Katedral günümüzde de ibadet yeri olarak kullanılıyor. Ziyaretçi kabul edilir, ancak bazı kurallara uymak gerekiyor. Erkekler çıplak göğüslü ve şortlu olarak kabul edilmiyor. Kadınlar için mini etek ve şort yasaktır. Omuzlar ve kafa kapatılmalıdır. Katedralin 45 dakika süren rehberli turları, her gün İngilizce, Fransızca ve Japonca olarak devam ediyor.

 

Nice Port-Liman:

Burada, şehrin en revaçta gece kulüpleri bulunur. Gündüz saatlerinde burayı ziyaret ederseniz, Korsika feribotlarının kalkış-dönüşlerini izleyebilirsiniz.

 

Fransa, Strazburg

13.865 kişi okudu!

 

2018.01.26-2-Strazburg.1.Avrupa parlamentosu binası.11

Şehir: Fransa’nın kuzeyinde, Almanya sınırına yakın, Alsace bölgesinde, “Bas-Rhin” bölgesinin başkentidir. Genç ve dinamik bir şehirdir. Şehir: Avrupa Konseyi (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Parlamentosu) başka olmak üzere Avrupa’daki birçok kurumun merkezi olduğu için, Avrupa Birliğinin (Brüksel ve Lüksemburg yanı sıra) facto başkentlerinden birisidir. Yani, bir anlamda “Avrupa Başkenti” olarak tanınır ve bilinir.

Strazburg: ekonomik olarak önemli bir üretim ve mühendislik merkezi ve aynı zamanda karayolu, demiryolu ve nehir taşımacılık merkezidir. Ren nehri üzerinde, Almanya’nın Duisburg şehrinden sonra en büyük ikinci liman buradadır.

 

 

COĞRAFYA:

Şehir, tarihte ilk olarak: Ren nehrinin bir kolu olan İll nehrinin çevrelediği bir ada (Grande İsland) üzerinde kurulmuştur. Kuş uçuşu: Baltık, Akdeniz ve Atlantik Okyanusu kıyılarına eşit uzaklıktadır. Bu durum: iklim açısından önem kazanır. Şehrin yaklaşık 20 km batısında: Vosges dağlarının dağlık alanlarında “Kara Orman” bölgesi ve yukarıda ise “Yukarı Ren Ovası” bulunur. Şehrin doğusunda bulunan Ren vadisinin 25 km lik bölümü: nehir trafiğine ve her iki kıyıya paralel olan ana yollara ve demiryollarına sahiptir ve kuzey-güney seyahatlerinde önemli bir eksendir.

 

 

NÜFUS:

Nüfus bakımından, ülkenin en kalabalık 7’ncı şehridir. 2014 yılı sayımlarına göre, şehir nüfusu 276.170 kişidir. Şehrin metropol alanının nüfusu ise 773.347 kişidir. Şehirde yoğun öğrenci nüfusu vardır ve bu yüzden gece hayatı hareketlidir. Öğrencilerin % 20’si yabancı öğrencilerdir. Fransa ülkesinin kuzeyinde bulunması nedeniyle, yüzyıllar boyunca Alman ve Fransız kültürleri arasında bir köprü olmuştur. Ancak, Alman kültürü biraz daha ağırlıklıdır ve şehir, bir Alman şehrine benzer. Tarihi Germen kültürü, şehirde somuttur ve şehrin kimliğinin bir parçasıdır. Şehirde: çoğu işaret Fransızca ve Alsas (Almanca’nın bir lehçesi) ya da bazen sadece Alsas dilinde yazılmıştır. Hatta şehir Fransa ülkesinde olmasına rağmen, cadde ve bölge isimlerinin çoğu Almanca’dır. Birçok tarihi binadaki işaretler: klasik Alman Gotik mimari stilini yansıtır. Öte yandan: şehirde, Katolik ve Protestan kültürlerinin bir arada bulunması da önem kazanmaktadır. Hatta: Fransız İçişleri Bakanı tarafından, 2012 yılında, şehirdeki en büyük İslam ibadethanesi olan “Ulu Cami” ibadete açılmıştır.

 

 

TARİH:

İll ve Ren nehirleri arasındaki verimli alanda, Paleolitik çağın ortalarından günümüze kadar olan süreçte yerleşim olduğu biliniyor. Ancak: kesin yerleşim, tarihi süreç içinde, ilk olarak MÖ 150 yıllarında: Roma imparatoru Augustus tarafından, küçük bir Roma yerleşimi olarak “Argentoratum” ismiyle kurulur ve zamanla, genişleyen Roma imparatorluğunun önemli bir merkezi haline gelir. Buraya Roma yerleşimi kurulmasının başlıca sebeplerinden biri: bölgeyi hakimiyet altına almaktır. Çünkü burası yani Alsas bölgesi şarap bölgesidir. Çünkü toprağının çok iyi olması nedeniyle burada çok iyi üzümler yetiştirilir. Özellikle, bölgede Colmar şehri, şarabın başkenti olarak tanınır. Romalılar, başlarda meyve yemez iken, daha sonraları meyvenin sağlık için önemi anlaşılır ve özellikle üzüm ve üzümden yapılan şarap tüketimi hızla artar.

Roma döneminde şehir, Ren nehri üzerinde, bir kontrol noktası yani askeri üs olarak kullanılır. (1988 yılında, bu ilk yerleşimin 2000’nci yıldönümü kutlandı. Zaten bölge insanı halen Roma dönemi çok tanrılı dinlerine bağlıdır, şehirde özellikle en çok görülecek heykeller pagan dönemine heykellerdir. Pagan dinlerine bağlılıkları nedeniyle, bu tür heykelleri asla yıkmazlar )

MS 362 ve 1262 yılları arasında, şehir piskoposlar tarafından yönetilir. 1262 yılında, şehirde yaşayanlar: piskoposların yönetimine karşı ayaklanırlar ve şehir, özgür bir yer statüsüne kavuşur.

1349 yılında, şehirde Yahudi katliamı olur, birçok Yahudi öldürülür, mallarına ve paralarına el konulur.

1681 yılında: Alsace bölgesinin Louis XIV tarafından fethinden sonra, şehir bağımsız bir şehir iken, Fransa’ya bağlanır ve bir Fransız şehri haline gelir. 1789 yılında Fransız Devrimi etkisiyle, Fransız kültürü iyice buraya hakim olur.

Fransız-Prusya savaşının ardından, 1871 yılında; Otto Von Bismarc tarafından ele geçirilen şehir, Alman egemenliğine girer ve 1918 yılında I. Dünya savaşının ardından tekrar Fransız egemenliğine girer.

1940 yılında: Fransa’nın yenilgisinden sonra, şehir yine Alman denetimine girer. 1944 yılında ise, Almanların yenilgisi sonucu, şehirde yine Fransız egemenliği görülür.

MS 5’nci yüzyıldan sonra, günümüze kadar olan süreçte kullanılan şehrin isminin anlamı: Germen kökenlidir ve “yolların geçiş bölgesi” anlamına gelir.

Tarihi süreçte: Strazburg şehri: John Calvin, Martin Bucer, Katherine Zell gibi kişilerin öncülüğündeki Protestan reformunda önemli rol oynamıştır ve Avrupa reform hareketlerine öncülük etmiştir.

Aynı zamanda: öncülüğünü Gutenberg ve Mentelin gibi kişilerin yaptığı baskı enstitüsünün ilk merkezlerinden birisidir. Gutenberg: matbaayı burada icat eder.

Şehir, Avrupa reform hareketlerine öncülük etmiştir. Gutenberg: matbaayı burada icat etmiştir. Günümüzdeki Avrupalı öğrencilerin en büyük hareket noktasını oluşturan ve “Öğrenci Değişim Programı” nın temelini atan Rotterdamlı Erasmus, burada yaşamıştır.

Yine ünlü Alman yazar Goethe, öğrencilik yıllarını burada geçirmiştir.

Fransız milli marşı: “La Marseillaise” 1792 yılında burada genç bir subay olan Rouget de Lisle tarafından bestelenmiştir.

Şehrin uzun tarihindeki en karanlık dönemler arasında: 1349 yılındaki Strazburg katliamı, 1870 yılındaki Strazburg kuşatması, 1940-1944 yılları arasındaki Nazi işgali ve İngiliz-Amerikan askeri güçlerinin bombardımanları bulunur. Diğer önem kazanan olaylar ise: 357 yılında Argentoratum savaşı, 842 yılında Strazburg yemini, 1538 yılında Üniversitenin kuruluşu, 1605 yılında Johann Carolus tarafından dünyanın ilk gazetesinin basımı ve 1889 yılında Miknowski ve Von Merling tarafından diyabetin kökeni olan pankreasın keşfi sayılır. Günümüzde ise, Cenevre ve New York şehirleriyle birlikte, dünya üzerindeki en önemli siyasi şehirlerden biri haline gelmiştir.

 

İKLİM:

Şehirde genel olarak “Oceanic” iklimi görülür ve buna bağlı olarak: yazlar güneşli-sıcak ve nemli, kışlar ise bulutlu-yağışlı ve serin-soğuk geçer. Yağışlar: ilkbahardan başlayarak yaz sonuna kadar artarak devam eder. Kar: yılda ortalama 30 gün düşer. Bölgedeki kaydedilen en yüksek sıcaklıklar: Haziran-Temmuz-Ağustos aylarında görülür ve 40 dereceye yaklaşır. (Ağustos 2003 tarihinde 38.5 derecedir.) En soğuk dönem ise: Aralık-Ocak-Şubat aylarında görülür ve hava sıcaklığı, genellikle eksi bir veya iki dereceye kadar iner. (Aralık 1938 tarihinde -23.4 derecedir) Şehir: Fransa’da atmosferi en kirli şehirlerden birisidir. Çünkü: Ren nehri vadisinin konumu ve dağlar tarafından, egemen rüzgarlar engellenir. Ancak son dönemlerde: Ren nehrinin her iki kıyısındaki ağır sanayi tesislerinin giderek ortadan kalkması ve şehir içi ve çevresindeki trafiğin düzenlenmesi sonucu, hava kirliliği nispeten azalmıştır.

 

 

LEYLEK:

Alsace bölgesinin sembolü olarak “leylek” bilinir. Çünkü 20’nci yüzyılın başlarında, burada binlerce leylek vardı. Ancak: 1980’li yıllara gelindiğinde, şehirde konaklayan leylek sayısında önemli azalma görüldü. Çünkü leylekler yazı geçirdikleri Afrika’da avlanıyor, kimyasal ilaçlardan zehirleniyor ya da elektrik kabloları nedeniyle ölüyorlardı. Bu durumun telafisi ve şehirdeki leylek sayısının arttırılması için, 1990’lı yılların başlarında, şehirde büyük etkinlikler düzenlendi ve günümüzde leylekler yine Alsace’te yuva yapmaya başladılar.

Bahar ve yaz döneminde, şehrin birçok yerinde leylekleri görebilirsiniz. Ama esas leylek yaşam alanlarını görmek isterseniz “Hunawihr” bölgesindeki “Parc des Cigognes et des Loutres” alanına gitmeniz gerekir. Burada yürüyüş yaparken gerek leylekleri ve gerekse su samurlarını görmek mümkündür. Ayrıca: şehirdeki hediyelik eşyaların birçoğunda leylek resimleri veya figürleri de görebilirsiniz.

ULAŞIM:

Paris şehri dışında, Fransa ülkesinin en büyük tren istasyonu buradadır. Aynı zamanda özellikle Almanya demiryolu bağlantısı buranın önemini arttırmaktadır. Stutgart-Strazburg arasındaki uzaklık: 150 km. dir ve 1 saat 37 dakikadır. Strazburg-Paris arasındaki uzaklık ise: 400 km dir.

2018.01.26-2-Strazburg.2.Şehir genel.13a

TURİZM:

Öncelikle, şunu belirtmek isterim, şehir merkezi yürüyerek gezilebilir, en uzak yeri 15 dakikadır.

Şehir, çeşitli savaşların olduğu bir yer olmasına rağmen, Roma döneminden günümüze kadar olan evrimi gösteren olağanüstü çeşitlilikteki mirasını korumayı başarmıştır. Şehirdeki birçok Gotik ve Rönesans tarzı zaman içinde zarar görmüş olsa da, daha sonra yeniden restore edilmiştir.

Şehirde: “Grande İle” yani “Grand Island” bölümü: 1988 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır. Fransa ülkesinin UNESCO tarafından sınıflandırılan ilk şehir merkezi olması açısından önem kazanır.

Çevresi “üzüm bağları” ile çevrili şehrin tarihi merkezi: İll nehri ortasında kalan bir ada üstündedir. Aynı bir açık hava müzesini andıran bu bölgede: Ortaçağ ve Rönesans dönemi mimari özellikleri taşıyan birçok yapı bulunur. Burada bulunan ve renkli çiçeklerle donatılmış evlerin büyük kısmı, günümüzde konut olarak kullanılırken, bir kısmı da otel ve restoran olarak hizmet vermektedir. Bu ahşap evlerin en güzeli ise, hemen katedralin yanındaki “Kammerzell Evi” dir.

Özellikle “Notre Dame Katedrali” ve “Petite France” bölgesi ilgi çekmektedir.

Çevresindeki şarap barları, şehirdeki öğrencilerin toplanma yerleridir. Bir zamanlar, ünlü yazar Goethe de bunların arasındaymış. Şehirdeki ünlüler yalnız bununla kalmıyor. Gutenberg matbaayı burada keşfetti. Fransa milli marşı, 1792 yılında Rouget de Lisle tarafından burada bestelendi.

Şehrin dar cadde ve sokaklarında yürüyün ve şehri keşfedin.

Hatta şehir girişinde iki kola ayrılarak, tarihi şehir merkezini çevreleyerek akan nehirde, tekne gezintisi yapabilirsiniz.

Her yıl “Aralık” ayında, şehir 1570 yılından bu yana kutlanan “Noel Pazarı” na ev sahipliği yapmaktadır. Bu dönemde, şehirde sayısız ışık ve renk gösterileri düzenlenir.

 

 

MİNİTRAM:
Bu, şehrin kalbini keşfetmeniz için güzel bir gezi yapmanıza imkan verir ve rehber eşliğindeki bu gezi, yaklaşık 50 dakika sürer. Bu 50 dakikalık süre içinde: şehrin dar yolları, Petite France, Points Couverts ve Vauban barajı olarak adlandırılan bölgeler gezilir.

 

STRASBOURG ÜNİVERSİTESİ;
Fransa’nın en ünlü üniversitelerindendir. Bu yüzden, şehir bir üniversite kenti olarak bilinir. Çok sayıdaki üniversite öğrencisinin beşte biri yabancıdır. Günümüzde, şehirde 53 bin civarında öğrenci bulunmaktadır.

 

 

MATBAANIN İCADI VE GUTENBERG:
Strazburg şehrinde doğan Gutenberg’in, ilk baskı işini burada yaptığı kesin değildir. Basılacak ilk önemli çalışma, 1450 tarihinde basılan, Latince “İncil” idi. Bu baskı yapıldıktan sonra, baskı sürecinin sırları serbest bırakıldı ve böylece: bu yeni baskı tekniği, Avrupa’nın geri kalan kısmında da hızla yayıldı. Bu teknik sayesinde, yeni fikirleri yaymak ve böylece edebiyat Rönesansını teşvik etmek mümkün olmuştur.

2018.01.26-2-Strazburg.7.La Fayette mağazası.1a    2018.01.26-2-Strazburg.7.La Fayette mağazası.1c

ALIŞVERİŞ:
Şehirde, küçük dükkanlar, lüks butikler, tanınmış markalar, sanat eserleri kreasyonları bulmak mümkündür. Ancak: daha önce bir çok yazıda söz ettiğim gibi: Avrupa şehirleri, Euro ile alışveriş yapılması nedeniyle pahalıdır. Burada alışveriş yapmak isterseniz: ülkemizde bulunmayan markalara bakmanızı öneririm. Çünkü ülkemizde bulunan markaların ürünleri, burada çok pahalıdır, ülkemizde aynı markanın ürünleri, yarı fiyatına satılmaktadır. Ülkemizde 10 TL olan bir ürün, burada 10 euro bedelle satılmaktadır.

Le Printemps:
Rue de la Haute Montee bölgesindedir.
Şehrin en büyük mağazasıdır ve şehir merkezindedir. Burada: moda, kozmetik, mücevher, oyuncak, hediyelik eşya, ev aksesuarı, spor giyim ve diğer birçok şeyi bulup satın alabilirsiniz.

Place Des Halles:

Şehrin en büyük alışveriş merkezidir. Burada her ürün bulunur.

 

Rue des Juifs:

Ev dekorasyonu mağazaları var. Gilles Dewavrin: egzotik aromalı mumlar satılıyor. Tadzio: güney enerjisiyle çalışan el sallayan papa heykelleri, Polychrome: parlak renkli plastik ev eşyaları, cam objeler,

NE YENİR-YEREL LEZZETLER:
Alsace bölgesinin iki merkez yemeği: kaz ciğeri ve lahana turşusudur. Ancak bu ünlü yemeklerin yanı sıra, menülerde birçok ağız sulandırıcı lezzet görmek mümkündür. Örneğin: balık, özellikle ünlü matelot, kümes hayvanları ve baeckeoffe, tarte flambe (flambe kueche) ve spaetzle (çeşitli makarnalar) sayılabilir.

Benim önerim, bu şehre yolunuz düşerse, özellikle: “Tarte Flambe” tatmanızı öneririm. Bu bir tür: pizza-lahmacun-pide karışımıdır. Hamuru inceciktir. Soğanlısı, peynirlisi ve etlisi vardır. Ancak, dikkat akşam saatlerine doğru birçok yerde tarte flambe bulmak mümkün olmuyor.

Bunun “munster peynirli” olanını tercih etmelisiniz. Bu peynir, bölgenin güzel bir peyniridir. Domuz eti olmaması için, tarte flambe’nin vegan tipini yani etsiz olanını seçebilirsiniz. Peynirli veya mantarlı isterseniz, menüde yazmasa bile: domuz jambonlu gelir. Yanında: Alsace bölgesinin beyaz riesling şarabı içilebilir. Ancak burada küçük bir ayrıntıdan söz etmek gerek: munster peyniri çok kokuyor, dikkat beğenmeyebilirsiniz.

Buraya has bir diğer lezzet “krep” dir. Ancak önce tuzlu ve sonra tatlı cinsini seçin, tatlı olarak kestaneli ve çikolatalı deneyin.

Tatlı olarak: tam aromalı munster peyniri, bilberry, erik ve elma tartları, elbette özel cheesecake ve ünlü kougelhopf unutulmamalıdır.

Son olarak: “Bretzei” denen, bir tür simit, üzerine kaşar konularak yapılmış olanı tatmanızı öneririm.

    

NE İÇİLİR:

Alsace bölgesi: şarap ve bira üretiminin birlikte yapıldığı bir yer olarak önem kazanır. Eğer bira içmek isterseniz: bir tür Alsace birası olan: “Queue de Charrue” denenebilir. Kaynak suyu ve arpadan yapılan bu bira, baharatlı ve sapsarı renklidir.

Alsace şaraplarına gelince: diğer Fransız bölgelerinin aksine, Alsace şarapları, genellikle geldikleri köyler ve üzüm bağlarının isimlerine göre adlandırılırlar. Bunların 7 çeşidi bulunur. Üretilen şaraplar, geleneksel ince Alsace şişelerine konurlar. Özellikle: “Muscats” aromatik ve taze üzüm tadı ile ve hafif olması ile tercih edilir. “Pinot Noir” ise, kırmızı ve roze cinsleriyle üretilir ve kiraz tadı ihtiva eder. “Gewurztraminer” ise, iyi yapılandırılmış, en iyi bilinen Alsace şarabıdır. Zengin aromasında: meyve, çiçek ve baharat harmanlanmıştır. Merakınız varsa, bunu almanızı öneririm.
Şehri ziyaretiniz “Haziran” veya “Ekim” ayına denk gelirse: şehrin güney bölümündeki 200 km. lik yol boyunca uzanan ünlü üzüm bağlarını ziyaret etmenizi öneririm. Burada, bağbozumu öncesi veya sonrasında, muhteşem şarapları tadarak, satın alabilirsiniz.

2018.01.26-2-Strazburg.3.İll nehri.2

 

 

 

 

 

GEZİLECEK YERLER:

Şehirde bulunma zamanınıza göre gezilecek yerleri planlayabilirsiniz. Öncelikle: Grand Island yani tarihi şehir merkezini gezmenizi öneririm. Daha sonra zamanınız kalırsa: Uluslar arası kurumların bulunduğu yerler görülebilir. Avrupa Parlamentosu önündeki heykeli unutmayın. Özellikle, bu şehre gelip te: katedrali görmeden ayrılmayınız. Bir de Petit France görülmelidir.

 

ULUSLAR ARASI KURUMLARIN BİNALARI:

Şehrin bu bölümünde: üç bina görülür. Bunlardan birincisi: Avrupa Konseyi binasıdır. Bu konsey binasının hemen önünde: taşkınlık yapmasınlar diye polis gözetimine alınan bazı guruplar, çadırları ve posterleri bulunuyor. Çünkü: burada, şiddete dökülmediği sürece her türlü fikrin söylenmesinin serbest olduğuna inanılıyor. Binanın hemen karşısında “İnsan Hakları Mahkemesi” ve çarprazında ise, arkasında “Avrupa Parlamentosu” binası görülüyor.

 2018.01.26-2-Strazburg.2.Avrupa konseyi.1c         

AVRUPA KONSEYİ:

“Konsey de Europe” olarak isimlendirilen binanın önündeki yeşillik alanda: yukarıda sözünü ettiğim gibi, bazı gurupların toplandığı görülüyor. Evet, gelelim Avrupa Konseyine: Konsey, Avrupa Birliğinden daha eski ve geniş bir uluslar arası topluluktur ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesini denetler. İnsan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü savunulur. Üye ülkelerin uluslar arası parlamentolarından seçilen 324 parlamenterden oluşur ve genellikle haftada bir kez genel kurul toplantıları yaparlar. Konsey ilk toplantısını, 10 Ağustos 1949 tarihinde, yine burada Strazburg şehrinde yaptı. Binanın herhangi bir özelliği yok, sanırım en çok ilginizi, binanın önünde veya yolun kıyısındaki yukarıda sözünü ettiğim guruplar çekecektir.

 2018.01.26-2-Strazburg.2.Avrupa konseyi.1a

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ:

Hemen sol tarafta, yine önünde çeşitli protestoları yansıtan bir sürü yazı ve poster bulunan bir binadır. Mahkeme burada görülen binasına 1995 yılında taşınmıştır. Nehir ve kanalların kesiştiği noktada bulunan modern bina: bir İngiliz mimarlık şirketi olan Claude Buche tarafından tasarlanmış ve 1994 yılında tamamlanmıştır. Bina tasarlanırken, mimarlar ziyaretçileri sıcak bir şekilde karşılayan bir plan üzerinde anlaşmışlardır.

Evet, buradan dünyaya adalet dağıtıyorlar, çok adil insanlar, mahkeme üyeleri çok özel insanlardan seçiliyor. İnsan Hakları Mahkemesine başvuru sıralamasında: ülkemiz üçüncü sıradadır. Birinci sırada Romanya ve ikinci sırada ise Rusya bulunur. Bu yüksek başvuru sayısını azaltmak için: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, son yıllarda, başvuru öncesinde ülkedeki bütün iç hukuk yollarının tüketilmesini şart koşmuştur.

 2018.01.26-2-Strazburg.1.Avrupa parlamentosu binası.9   2018.01.26-2-Strazburg.1.Avrupa parlamentosu binası.5   2018.01.26-2-Strazburg.1.Avrupa parlamentosu binası.11   2018.01.26-2-Strazburg.1.Avrupa parlamentosu binası.15

AVRUPA PARLAMENTOSU:
Sol tarafa bakıldığında: nehrin hemen kıyısında, yuvarlak bina vardır. Avrupa Parlamentosu, oturumlarını “Louise Weis” ismi verilen bu binada yapmaktadır. Bu isim, Parlamentonun en eski üyesi olan Fransız politikacı “Louise Weis” ten gelmektedir. Çıkıntıları olan, yarım kalmış bir inşaat gibi görünmektedir. Yapı: bir gurup Fransız mimar tarafından, Roma dönemi amfi tiyatrolarından ilham alınarak tasarlanmıştır. Ancak tasarlandığı dönemde, hiçbir Doğu Bloku ülkesinin birlik içinde olmamasına vurgu yapmak için, binanın üst kısmı yarım bırakılmış gibi bir görüntü oluşturur.

Evet: Strazburg şehrinin en önemli özelliklerinden bir tanesi: başkent olmamasına rağmen, uluslar arası bir organizasyonu bünyesinde bulunduran 3 şehirden (New York, Cenevre) bir tanesi olmasıdır. 10 Eylül 1952 tarihinde kurulan Avrupa Parlamentosunun 3 çalışma yeri vardır. Bunlar: Brüksel, Lüksemburg ve Strazburg şehirleridir. Lümsemburg: idari ofislere (Genel Sekreterlik) ev sahipliği yapar. Parlamentonun tüm toplantıları yani genel oturumlar: Strazburg ve Brüksel şehirlerinde yapılır. 1992 yılında, İskoçya-Edinburg zirvesinde alınan karar gereğince, Avrupa Parlamentosu, Strasbourg şehrinde faaliyetlerini sürdürmektedir. Parlamentoda: topluluk yasalarının hazırlanması ve çalışmalarda yer alan komisyonlar ve Bakanlar kurulu bulunur.

Parlamento: dünyanın en büyük ikinci demokratik seçmenini (birinci Hindistan) ve dünyanın en büyük uluslar arası demokratik seçmenini temsil eden 751 üyeden oluşur. Burada: çevre, işgücü, eşitlik vb mevzuat üzerinde karar veriyorlar. İçerideki sistem, ülkelere göre değil, ideolojilere (sağcı, solcu, yeşiller gibi) göre ayarlanıyor. Yani kimse ülkesini temsil etmiyor. 5 veya 6 ülkenin değişik parlamenterleri, bir araya gelerek bir gurup kurabiliyorlar. Oturumlar: ayda 4 gün sürüyor.

Son olarak, binanın hemen önünde: çok güzel bir heykel bulunuyor. Heykel: üye ülkelerinin bayrak direklerinin hemen başlangıç yerinde, hafif kalbi andıran, içiçe geçmiş iki insan, kardeşliği ve sevgiyi anlatan bu heykeli mutlaka görün. Hatta: eğer güvenlik bariyeri yoksa veya hani derler ya karışan olmaz ise, heykelin yanına kadar gidip bu anlamlı heykeli görebilirsiniz.

2018.01.26-2-Strazburg.4.Metal şehir maketi.1

 

GRAND İLL:

Burası: şehrin tarihi merkezinde bulunan bir adadır.

Adı “Büyük ada” anlamına gelir ve bir tarafı İll nehrinin ana kanalı ve diğer tarafı ise o nehrin kanalize edilmiş bir kolu olan “Canal du Faux-Rempart” ile çevrelenmiştir.

Bir açık hava müzesi gibi olan bu ada: Ortaçağ ve Rönesans dönemi mimari özelliklerini yansıtan binalarla doludur.

Grand İll: 1988 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi”ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır. O tarihte, UNESCO Uluslar arası Anıtlar ve Siteler Konseyi: Grand İll’in “Ortaçağ şehirlerini örnekleyen en eski mahalle” olduğunu kaydetti. Burası: Fransa ülkesinin UNESCO tarafından sınıflandırılan ilk şehir merkezi olması açısından önem kazanır.

Grande İll: şekli nedeniyle elips’e benzer. En uzun yeri 1.25 km ve en geniş yeri ise sadece 0.75 km dir.

Burada: şehrin merkezi meydanı “Place Kleber” vardır. Daha güneyde ise: 15’nci yüzyıldan kalma, Gotik mimarinin süslü bir örneği olan “Strazburg Katedrali” ve birkaç kilise bulunur. Yine bölgenin batı ucunda ise: bir zamanlar şehrin dericileri, değirmencileri ve balıkçılarının eski evlerinin bulunduğu ve günümüzde Strazburg şehrinin başlıca turistik mekanı olan “Petit France” vardır. Bölgedeki ahşap evlerin en güzeli “Kammerzell Evi” dir.

Eski gümrük evi “Ancienne Dauane” de buradadır. Yine bu bölgede: şehrin en heybetli 18’nci yüzyıl otelleri ve saraylarından olan Palais Rohan, Hotelde Hanau (günümüzde Belediye Binası olarak kullanılıyor), Hotel des Deux-Ponts (Bavyeralı Ludwig’in doğduğu bu ev, günümüzde şehrin valisine ev sahipliği yapmaktadır), Hotel de Klinglin, Hotel d’Andlau Klingin, Hotel de Neuwiller bulunmaktadır. Adada ayrıca: Strazburg şehrinin Başpiskoposunun piskoposluk sarayı vardır.

Grande İll’in, bir dünya mirası olarak statüsünü göstermek için, adaya erişimi sağlayan köprülere 22 adet pirinç levha yerleştirilmiştir.

2018.01.26-2-Strazburg.11.Katedral.1   2018.01.26-2-Strazburg.11.Katedral.3   2018.01.26-2-Strazburg.11.Katedral.4.Dış.1   2018.01.26-2-Strazburg.11.Katedral.4.Dış.2

2018.01.26-2-Strazburg.11.Katedral.4.Dış.5

STRAZBURG NOTRE-DAME KATEDRALİ:

Katedral her gün açıktır ve giriş ücretsizdir. Önce yapının isminden söz etmek istiyorum. Burası bir Katolik dini yapısıdır. “Notre-Dame” denince, dünyanın çeşitli yerlerinde birçok “Notre-Dame” isimli dini yapı vardır. Bunlar: “Meryem Ana” ya adanmıştır ve “Bizim Hanımımız” demektir.

Önemli bir kısmı Romanesk mimari izlerini taşımakla birlikte, yüksek ya da geç Gotik mimarinin en güzel örnekleri arasındadır. Avrupa’nın en güzel Gotik katedralidir. Gotik mimari ve Alman Ren bölgesinin heykel sanatı bir arada kullanılmış ve Alsace bölgesinin bu kültür sembolü ortaya çıkmıştır.

Katedral: Alsace ovalarının çok uzaklarından, Ren nehrinin diğer tarafındaki Vosges dağları ve Kara Orman bölgesinden dahi yani 30 kilometre kadar uzaklıktan görülebilir.

Katedralin çevresinde yapılan arkeolojik kazılarda bulunan kalıntılardan: katedralin bulunduğu yerde Argentoratum döneminde bir Roma tapınağı bulunduğu ve günümüzdeki yapıya gelinceye kadar, burada birkaç ardışık dini yapılar yapıldığı anlaşılmıştır. Yine, bu arkeolojik kazı sonuçlarına göre: MS 7’nci yüzyıl sonlarında: burada St Arbogast piskoposu tarafından, Meryem’e adanmış bir tapınak inşa edilmiştir.

MS 1015 yılına gelindiğinde ise: buradaki küçük tepenin çamurlu zemini üstüneki Carolingian bazilikası kalıntılarının üstüne: piskopos Werner von Habsburg tarafından: Romaneks mimari stilde yeni bir katedral yapımına başlanmıştır. Burada hassas olan nokta: yine aynı tarihlerde İstanbul Ayasofya’da dinler arası ayrışmanın gerçekleşmesi, Katolik ve Ortadoksların birbirini aforoz etmesi, Batı ve Doğu hıristiyanlığının ikiye ayrılmasıdır.

Burada çamurlu zemin dedim, bunun hakkında da bir efsaneden söz edilir. Efsaneye göre: katedralin bir yer altı gölünün sularına batırılan meşe yığınlarının üstünde durduğu söylenir. Yapının içinde kimse olmadığında bile, katedralin içinde, gölde dolaşan bir teknenin kürek seslerinin duyulduğu söylenir. Yine efsaneye göre, bu yer altı gölünün girişi: katedralin hemen karşısındaki bir evin mahzenindedir ve burası birkaç yüzyıl önce, duvarlarla kapatılmıştır.

Daha sonra yapımı biten katedraldeki ahşap çerçevelerle kaplı neflerde, 1176 yılında yangın çıkar ve yanarak yok olurlar. Bu felaketin ardından, piskopos Heinrich von Hasenburg: yeni bir katedral inşa ettirmeye karar verir. Yeni katedralin inşaası önceki yapının temelleri üzerinde başlar ve yüzyıllar boyunca devam eder. Werner katedralinin yani önceki katedralin kriptası, batı yönünde tutulur ve genişletilir.

Kuzey bölümü, Romanesk tarzda yapılır ve anıtsallık ve yükseklik esas alınır. 1225 yılında gelen bir ekip, yapıyı yeniden elden geçirir ve bu sırada Gotik mimari stili uygular. Bu sırada: daha önce Romanesk tarzda başlamış olan nefler parçalanır. 1253 yılına gelindiğinde katedralin bitirilmesi için para kalmaz ve halktan yardım istenir.

2018.01.26-2-Strazburg.11.Katedral.6.İçi.2a   2018.01.26-2-Strazburg.11.Katedral.6.İçi.4a   2018.01.26-2-Strazburg.11.Katedral.6.İçi.6a

Yapının binlerce figürle süslenmiş batı cephesi, Gotik çağın başyapıtıdır. Önceki dini yapılardaki cepheler, inşaat öncesinde çizilerek hazırlanırken: buradaki katedralinin cepheleri daha önce çizilmeden yapılmıştır. Cephelerin tasarımı, karmaşıklığı bakımından, neredeyse rastgele görünür, ancak bir dizi dönen sekizgen kullanılarak oluşturulmuştur.

12’nci yüzyılda ise, Vosges yakınlarındaki dağlardan buraya taşınan “kırmızı kum taşları” ile yenilenmiştir ve bu yüzden yapıda, karakteristik pembe renk tonu hakimdir. Bu yenileme sırasında Gotik mimari stil kullanılmıştır.

2018.01.26-2-Strazburg.11.Katedral.6.İçi.15a

1277 yılına gelindiğinde: Erwin von Steinback isimli mimar: pembe kum taşından, muhteşem batı ön cepheyi yapar. Steinback: 1318 yılında öldüğünde: bina, gül pencere hizasına yani “Havariler” bölümüne kadar tamamlanmıştır.

1399 yılından itibaren, bu kez “Ulm Katedrali” mimarı Hültz, şehrin sembolü haline gelen sivri-sekizgen taban yapısını tamamlamıştır.

Katedral’in inşaası; 1439 yılında tamamlanmıştır.

1505 yılında mimar Jakob vo Landshut ve heykeltıraş Hans von Aachen: kuzeydoğudaki Saint-Lawrence portalını: Gotik erken Rönesans sonrası tarzda yeniden inşa ederek bitirmişlerdir. Katedralin diğer portalında olduğu gibi, buradaki heykellerin çoğu kopyadır ve bunların orjinalleri “Musee de Notre Dame” ye taşınmıştır.

Yapının Romaneks tarzdaki apsis bölümü, 18’nci yüzyıldan kalmadır ve kompleksin bitişik avlusundadır.

Victor Hugo: burayı “devasa ve büyüleyici bir yapı” olarak tanımlamıştır. Goethe tarafından ise “Allah’ın zarif bir biçimde yükselen ve genişleyen bir ağacı” olarak nitelendirilir.

2’nci Dünya Savaşı sırasında, katedral her iki savaşan taraf için de bir sembol olarak görüldü. 28 Haziran 1840 tarihinde, burayı ziyaret eden Adolf Hitler: kiliseyi “Alman halkının ulusal kutsal alanı” ve “Meçhul asker anıtı” na dönüştürmeyi amaçladı. Aynı savaş sırasında yapının 74 vitray penceresi yerinden çıkarıldı ve bir tuz madeninde saklandı. Savaştan sonra, Birleşik Devletler ordusu tarafından, bu vitray pencereler katedrale geri gönderildi. Savaş sırasında, katedraldeki hasarların onarımları, 1990’lı yıllara kadar sürdü.

2018.01.26-2-Strazburg.11.Katedral.6.İçi.2b

Kule:

Yapının tek kulesinin olması: yapının benzersiz olmasının diğer bir sebebidir. Kuzey kulesi tamamlanmıştır. Ancak planlanan güney kulesi, yapılamamıştır ve bunun sonucunda, yapının karakteristik asimetrik formu sağlanamamıştır. Yapının kuzey yönündeki sivri kulesi: 142 metre yüksekliktedir. Ancak bu yükseklikteki sivri uç, inanılmaz derecede hafif görülür. Bu yükseklik: 1647-1874 yılları arasında yani 227 yıl boyunca, buranın dünyanın en yüksek binası olma özelliğini taşımıştır (Hamburg St Nikolai kilisesini geride bırakarak) ve Ortaçağ döneminden kalan inşaat yüksekliği halen korunmaktadır. Ancak, günümüzde, dünyanın en yüksek 6’ncı kilise kulesidir. Sekizgen kule: mimar Ulrich Ensingen ve Köln’lü Johannes Hültz’ün bir araya gelerek yaptıkları bir çalışmadır. Ensingen: 1399-1419 ve Hültz ise 1419-1439 yılları arasında çalışmıştır.

Kulenin zarif külahı dikkat çeker. Hatta bu külahın ilginç bir hikayesi vardır: Fransız devrimi sonrasında, Nisan 1794 tarihinde, şehri yöneten devrimciler, eşitlik prensiplerine aykırı olduğunu düşündükleri kule tepeliğini yıkmak isterler. Ancak şehir sakinlerinden biri, Mayıs 1794 tarihinde, kuleye vatanseverlerin renkleri olan kırmızı-beyaz-mavi bir kumaş asar ve devrimciler, kule tepeliğini yıkmaktan vazgeçerler. Bu bayrak: Ağustos 1870 tarihinde büyük bir yangında tamamen yok oluncaya kadar, şehrin tarihi koleksiyonu içinde tutuldu.

Kulenin 329 basamaklı merdivenini tırmanırsanız, terasına varırsınız ve buradan şehrin muhteşem güzel manzarasını izleyebilirsiniz.

2018.01.26-2-Strazburg.11.Katedral.6.İçi.12.Astronomik saat.1a      2018.01.26-2-Strazburg.11.Katedral.6.İçi.12.Astronomik saat.1d   2018.01.26-2-Strazburg.11.Katedral.6.İçi.12.Astronomik saat.1f   2018.01.26-2-Strazburg.11.Katedral.6.İçi.12.Astronomik saat.1h   2018.01.26-2-Strazburg.11.Katedral.6.İçi.12.Astronomik saat.2c   2018.01.26-2-Strazburg.11.Katedral.6.İçi.12.Astronomik saat.2d

Astronomi Saati:

(Yazıya başlamadan önce bir not: Şubat 2018 tarihinde astronomi saatinde restorasyon vardı, ama yine de saatin yanına kadar gidip görebilirsiniz.)

Transeptin güney tarafında, 19’ncu yüzyıldan kalma bir “astronomi saati” bulunmaktadır. Saatin boyu 18 metredir. Dünyanın en büyük saatlerinden birisi olarak bilinir.

Burada bulunan saatlerin ilk öncüsü: 1352-1354 yılları arasında, günümüzdeki saatin tam karşısındaki duvarda bulunan ve “Dreikönigsuhr” olarak adlandırılan saattir. Üç kral saati olarak da bilinir. Bu saat, daha sonra müzeye kaldırılmıştır. Aynı yerde: 1547 yılında Christian Herlin tarafından yeni bir saat yapılmaya başlanır. Ancak katedral Roma Katolik kilisesine teslim edildiğinden, saatin yapımı durur. 1571 yılında ise, yarım kalan saatin yapımı: Conrad Dasvpodius ve Habrect kardeşler tarafından devam ettirilir. Hatta: saat, astronomik saat olarak düzenlenir. Ayrıca: yeni düzenlenen saat, İsviçreli ressam Stimmer tarafından tablolarla süslenir. 18’nci yüzyıl sonlarına doğru tamamlanan bu saat: günümüzde Strazburg Dekoratif Sanatlar Müzesinde sergilenmektedir.

Günümüzde katedralde görülen saat: 1838-1843 yılları arasında, Jean Baptiste tarafından oluşturulmuştur. Tamamen yeni bir mekaniğe sahiptir. Astronik bilgileri doğru olarak gösterebilmektedir. Güneşin, gezegenlerin ve takımyıldızların yörüngelerini gösteren saat üzerinde, ayrıca bir takvim ve güneş sisteminin küçültülmüş bir modeli bulunur.

Baptiste: 1816 yılında saatin mekanizması tasarımı için çok sayıda ön çalışma yapar ve 1821 yılında saatin protifini yapar. Gregoryan kuralına uygun yapılan, ancak günümüzde nerede olduğu bilinmeyen bu mekanizma: Paskalya’yı hesaplıyordu.

Evet: saatin astronomik kısmı: olağandışı derecede doğru veriler gösterir. Yani, bir saatten çok daha karmaşık bir hesap makinası gibidir. Genellikle karmaşık işleyişi, uzmanlık gerektiren matematiksel bilgileri de gerekli kıldı. Henüz bilgisayarların kullanılmadığı bir dönemde “computus” (Hıristiyan takviminde Paskalya tarihini) tespit edebildi.

Saatin altında: bir dünya haritası vardır. Bu haritaya dikkatli bakarsanız, Ermenistan’ın Avrupa’da ve Türkiye’nin ise Asya’da gösterildiğini görebilirsiniz.

Evet: günümüzde ziyaretçiler saatin sadece heykellerden oluşan figürlerini görebiliyorlar. Ancak bu heykel topluluğunun arkasında, bir mekanizma vardır.

Her gün saat: 12.30 olduğunda: mekanik figürler ortaya çıkar ve izleyenlerin ilgisini çeken bir gösteri sunulur. Bu gösteride: bir melek çanı çalar, gösteri başlar. Ölüm: elindeki kemikle, çana 12 kere vurur. Önündeki yaşlı adam koşarcasına geçer. 12 havari İsa’nın önünden geçerler. Horoz, kanat çırparak geçenleri seyreder. Ve sonunda: İsa, evrensel barışı simgeleyen el işaretiyle töreni bitirir.

Gelelim efsanelere: diğer bu tür pek çok sanat eserinden olduğu gibi (Örneğin: Prag şehrindeki astronomi saati gibi) : daha sonra aynı saatin üretilmesini önlemek için, saatin yaratıcısının gözlerinin oyulduğu söylenir. Çünkü Parisliler, Notre Dame Katedralinde olduğu gibi, bir saat isterler. Bu yüzden, Strazburglular, saati yapan sanatçıyı kör ederler.

Yine bir efsaneye göre: saatteki bir odada, dirseklerini bir küpeşte üzerine dayayan bir adam heykeli görülür. Söylentiye göre, bu adam “tek bir direğin böyle büyük bir saat kasasını desteklemeyeceğini iddia eden” dönemin mimarını simgelemektedir. 1855 yılında burayı yani astronomi saatini ziyaret eden Danimarkalı bir ziyaretçi Theodore Nielsen isimli kişinin saat hakkında yazdıkları şöyledir: “Herkes Munsteren adlı katedral hakkında bir şeyler biliyor. Kulede işsiz bir saat var. Elbette, bu saat: dünyanın tek uydusu, günün sıradan saatlerinin yanı sıra tüm zaman değişikliklerini, güneş ve ay tutulmalarını da gösteriyor.

Saatte: bir elinde bir zil ve diğerinde çarpraz kemik bulunan “ölüm” : saati saymak için her saat başı çan çalar. Bir Mesih figürü, başka bir niş içinde durur. Her iki tarafta da kapı vardır ve saat 12’ye yaklaştığında, sol kapı açılır ve 12 havariler geçit yaparlar, her seferinde bir tanesi görülür. Her biri sağ elini törenle kaldıran İsa’ya doğru ilerler ve sonra her biri sağdaki kapıdan çıkarak kaybolur. Onların yanı sıra, ölüm figürü, kemikle çana vurarak çanı çalar, bu sırada muazzam bir horoz figürü aynı anda kanat çırpar.

2018.01.26-2-Strazburg.11.Katedral.6.İçi.12.Melekler sütunu.13c   2018.01.26-2-Strazburg.11.Katedral.6.İçi.12.Melekler sütunu.13d

Pilier des Anges-Melekler Sütunu:

1253 yılına gelindiğinde, astronomik saatine bakan güney bölümde, Chartres taş ustaları tarafından, bir sütun üzerine “Son yargı” yı temsil eden “Melek sütunu” yapılır. Saatin hemen önünde bulunan bu sütun: muhteşem güzellikteki oymalarıyla ilgi çeker, mutlaka görün.

Notre Dame Müzesi-Musee de I’Oeuvre Notre-Dame:

Katedralin hemen yanında bulunan ve güneye bakan bu büyüleyici müzede: Fransa’nın ortaçağ eserlerinin yanı sıra Fransa ve hatta Avrupa’daki en iyi ortaçağ sanat koleksiyonlarından biri bulunmaktadır. Özellikle erken dönem vitrayları, katedralin heykelleri ve Ortaçağ Alsace resimlerinden oluşan koleksiyonlar: 700 yıl boyunca şehirden ve üst Ren nehri havzasından toplanmıştır. Müze, Salı günleri hariç her gün açıktır. Giriş ücretlidir, yetişkinler 4 euro ve öğrenciler 2 eurodur.

2018.01.26-2-Strazburg.2.Şehir genel.11b   2018.01.26-2-Strazburg.6.Kleber meydanı.1c   

GUTENBERG MEYDANI-LA PLACE GUTENBERG:

Katedral yakınındadır. Burası: Ortaçağ dönemindeki Strazburg şehrinin kalbidir. Meydanın ortasında, matbaanın mucidi Gutenberg’in heykeli bulunur. Johannes Gutenberg’in hareketli tipini yansıtan bu heykel: 1840 yılında, Gutenberg’in doğumunun 400 yılı anısına, heykeltıraş David Angers tarafından yapılarak buraya konulmuştur. Heykel kaidesinde: baskı hakkında çeşitli sahneler figüre edilmiştir.

Gutenberg: günümüzde Almanya sınırları içinde bulunan Mainz şehrinde 1440 yılında doğmuş, siyasi ayaklanmalar nedeniyle, bir kuyumcu ve oymacı olarak buraya taşınmıştır. Strazburg şehrinde ise, hareketli matbaa makinesini geliştirmeyi düşünmüş ve matbaayı icat etmiştir. İcat ettiği matbaada ilk baskı olarak “İncil” in bir kısmını basmıştır. Bu ilk baskı, 42 satırlık İncil sayfası: kendi adını taşıyan meydanın ortasındaki heykelin kaidesinde görülebilir. Bu meydanda, Gutenberg’in yeşil bronz heykeli dışında: mağazalar, kafeler, yer altı otoparkı ve bir atlıkarınca bulunuyor. Ayrıca: 1585 yılı yapımı “Ticaret Odası” binası dikkat çeker. Rönesans tarzı bu bina, eğimli çatısı ve çentikli zeminiyle önem kazanıyor. Bir zamanlar: bu meydan, şehirde ticaret ve sanayinin merkeziydi. Meydanda bir bitpazarı kuruluyor ve burada çeşitli kitap ve baskıları bulabilirsiniz.

2018.01.26-2-Strazburg.6.Kleber meydanı.1a   2018.01.26-2-Strazburg.6.Kleber meydanı.1d   2018.01.26-2-Strazburg.6.Kleber meydanı.1da   2018.01.26-2-Strazburg.6.Kleber meydanı.1b   

KLEBER MEYDANI:

Şehrin en büyük ve en ünlü meydanıdır. Katedrale 100 metre uzaklıktadır. Genel olarak beton ağırlıklıdır yani pek yeşil görülmez. Şehrin ticaret bölgesinin kalbinde bulunan bu meydan ismini: General Jean Baptiste Kleber’den alır. Kleber: 1753 yılında Strazburg şehrinde doğmuştur. 1792-1800 yılları arasında, Fransız devrimi sırasında görev yapmıştır. General Kleber, Türk düşmanı olarak bilinir. Çünkü iki kere, Osmanlı askeri güçlerini yenilgiye uğratmıştır. 1800 yılında Mısır-Kahire’de, bir Sırp öğrenci tarafından yapılan suikast sonucu öldürülmüştür.

General Kleber’in kemikleri daha sonra buraya getirilmiş ve meydanın ortasında bulunan Kleber heykelinin altındaki tonozun altına konulmuştur. Yani heykelin bulunduğu yer, aynı zamanda bir mezarlıktır.

Meydanın kuzey tarafında: 1765-1772 yılları arasında, Kralın mimarı Jacques François tarafından yaptırılan “Aubette” bulunur. Buranın en büyük özelliği: her yıl Noel nedeniyle “Kasım” ayından itibaren ışıklandırılmasıdır. Meydanın güneyine 30 metre yüksekliğinde bir çam ağacı yerleştirilir ve bunun altına fakirler için hediyeler bırakılır. Şehirde yeni yıl kutlamaları bu meydanda yapılıyor.

Meydanın çevresinde: mağazalar, anıtlar ve görkemli anıtlar vardır. Meydanın kıyısında “Kleber Sarayı” isimli yapı görülür. Ancak burayı bir saray olarak düşünmeyin. Çünkü: buranın altında “App Store” ürünlerinin satıldığı bir mağaza, “Starbuck” kafe bulunuyor. Ayrıca yine meydanın çarprazında “Galeries Lafayette” mağazası vardır. Burada: özellikle “Tommy Hilfiger” ürünlerine bakabilirsiniz, ayrıca Fossil marka ürünler ve Nike Air ayakkabılar ve parfümler ilginizi çekebilir, ama unutmamak gerekir ki, bu mağaza pahalılığı ile ünlüdür. Yine burada “Printems” mağazası bulunuyor. Ancak gece yarısından sonra, bu meydan pek güvenli değildir, şehrin ziyaretçileri, akşam saatlerinde burayı tercih etmemelidir.

2018.01.26-2-Strazburg.10.Katedral meydanı.Şişelerden yapılan bina.1a   2018.01.26-2-Strazburg.10.Katedral meydanı.Şişelerden yapılan bina.1b   2018.01.26-2-Strazburg.10.Katedral meydanı.Şişelerden yapılan bina.1c   

KAMMERZELL HAUSE-MAİSON KAMMERZELL:

Katedralin hemen sol tarafında bulunan bu yapı: şehrin en eski evidir. Şehirde, Ortaçağ döneminin sonlarından kalma, en iyi korunmuş ve en süslü yapıdır. 550 yıllık ahşap ev:  Kammerzell isimli eski zengin bir peynir tüccarının evidir. 1427 yılında yaptırılmıştır. 1467-1589 yılları arasında çeşitli kereler restore edilmiştir. Günümüzdeki zemin katı: 1467 yılına tarihlenir. Üst katın ahşap oymaları ise: 1589 yılına tarihlenir. Tüm katları: Alsaslı ressam Leo Schnug tarafından dekore edilmiştir. 75 penceresi bulunur ve bu yüzden muazzam bir aydınlatmaya sahiptir. Bu pencereler: 400 adet şişe dibi camlarının birbirlerine tutturulmasıyla dekore edilmiştir. Binanın ahşap heykelleri, freskleri, sarmal merdivenleri görenleri hayran bırakır. Günümüzde yapı: çok şık bir restoran ve butik otel olarak hizmet vermektedir.

 

PHARMACİE DU CERF:

Burası: Katedralden daha eski bir eczanedir ve 13’ncü yüzyıldan kalmadır. “Rue Merciere” başında Place de la Cathetrale bölgesinde olan bu eczane, Fransa’nın en eski eczanesidir.

    

ROHAN SARAYI-CHATEAU DES ROHAN-PALAİS ROHAN:

Katedralin hemen sağındadır. Bu sarayın ismi “Yüzüklerin Efendisi” filmlerinden hatırlanır. Bu yapı: 18’nci yüzyıl kraliyet mimarlarının eseri bir başyapıttır. Şehrin önemli bir mimari, tarihi ve kültürel simgesidir. Fransız Barok mimarisinin başyapıtı olarak kabul edilir.

Yapı: 1731-1742 yılları arasında, Strazburg Piskoposluğu yapan Armand Gaston de Rohan için yapılmıştır. Yapı: Robert de Cotte tarafından tasarlanmıştır. Protestanlığın egemen olduğu dönemde, Strazburg şehrine Roma Katolikliğinin geri dönüşünü göstermek amacıyla yapılmıştır. Rahiplerin daireleri, kuzeye doğru yani katedrale doğru dönüktü. Yapıdaki heykeller, kabartmalar ve tabloların çoğu, Katoliklik doğmasını yansıtıyor. Takip eden süreçte: krallar, prens ve prensesler, piskoposlar ve kardinaller burada ikamet etmiştir. Bunlar arasında öne çıkanlar: Fransa kralı XV Luis, Napolyon ve Josephine, Marie Antoinette burada kalmışlardır. Saray yapısı: Fransız Kültür Bakanlığı tarafından, 1920 yılında “Tarihi Anıt” statüsünde koruma altına alınmıştır.

Saray: 19’ncu yüzyılın sonlarından bu yana, Strazburg şehrinin en önemli müzelerine ev sahipliği yapıyor. Bunlar: Arkeoloji müzesi, Dekoratif Sanatlar Müzesi ve Güzel Sanatlar Müzesidir. Sarayın yan kanadı, geçici sergiler için kullanılıyor.

Arkeoloji Müzesi-Musee Archeologique:

Sarayın bodrum katındadır. Salı günleri hariç her gün açıktır. Giriş ücretlidir. Şehrin eski arkeolojik koleksiyonlar: 1870 yılındaki şehrin kuşatılması sırasında: Belediye Kütüphanesiyle birlikte tamamen yok edildi. Alsace tarihi eserlerinin korunması için, topluluk adına 1876 yılında yeni bir koleksiyon toplanmaya başlandı ve toplanan koleksiyon 1889 yılında saraya taşındı. İlk olarak 1896 yılında halka açıldı ve 1907 yılında bugünkü yerine taşındı. Müzenin koleksiyonları: Paleolitik çağdan, Merovingyan hanedanına kadar olan dönemde, kuzey Alsace buluntuları üzerine odaklanmıştır.

   

Musee des Arts Decoratifs-Dekoratif Sanatlar Müzesi:

Sarayın zemin katındadır. Salı günleri hariç her gün açıktır. 1887 yılında kurulan Kunstgewerbe müzesi koleksiyonları: 1920-1924 yılları arasında, saray dairelerine bitişik ahırların taşınmasıyla buraya getirilmiştir. Koleksiyonlar daha önce: Rönesans dönemi eski Belediye mezbahanesinde bulunuyordu. Müzede bulunan dekoratif eserler: 1944 yılında II. Dünya Savaşı sırasında yapılan bombalamalar sırasında hasar gördü. Kardinallerin dairelerinin mobilyaları ve dekorasyonları yanı sıra, koleksiyonda bulunan diğer objeler şunlardır: 1354 yılı yapımı ortaçağ astronomi saatinin orijinal parçaları (otomasyonlu horoz dahil), yerel üretim porselenler (Strazburg porselenleri), gümüş kaplamalar, mobilyalar, goblenler, duvar halıları, ahşap oymalar, duvar ve sıvı dekorasyonları ve saatlerdir. 1750 yılı kökenli, eski bir otelin (Hotel Oesinger), özellikle yeniden yapılandırılmış oturma odası ve saray odalarında 18’nci yüzyıldan kalma mobilyalar büyük ilgi çekmektedir.

Burayı gezerseniz, 17 ve 18’nci yüzyıllarda Paris ve Alsace soylularının yaşam tarzlarını görebilirsiniz. Ancak müzenin en değerli koleksiyonu: seramik koleksiyonudur. Bu seramik koleksiyonunda: Avrupa’nın en değerli porselenleri ve Strazburklu Hannog ailesinin muhteşem işçiliğiyle ilgi çeken Rokoko tarzı bezeli porselenleri görebilirsiniz. En ilgi çeken parça: hindi şeklindeki büyük çorba kasesidir. Müzenin bir diğer ilgi çeken objesi ise, katedralin astronomi saatinin kopyasıdır. Bu kopya üzerinde, saatin şekillerini ve figürlerini rahatlıkla görebilirsiniz.

Güzel Sanatlar Müzesi-Musee des Beaux-Arts:

Sarayın birinci ve ikinci katlarında bulunan bu müze: 1803 yılında kurulmuş ve tamamen Prusya topçu atışı ile yakılan “Resim ve Heykel Müzesi” nin halefidir. Yeni müze: 1899 yılında açılmıştır. Koleksiyonlar: 13’ncü yüzyıldan 1871 yılına kadar Avrupa sanatına genel bir bakış sunmakta, ağırlıklı olarak İtalyan, Flamen ve Hollanda tablolarından oluşmaktadır. Eserleri bulunan sanatçılar: Correggio, Antony van Dyck, Botticeli, Tintoretto’dur. 1681 yılına kadar sergilenen “Yukarı Rhenish” sanatı koleksiyonları, 1931 yılında meşhur “Musee de Notre-Dame” taşınmıştır. Burada: özellikle Rönesans çağı İtalyan ressamlarından Correggio’nun büyüleyici, gerçeküstü tablosu “Judith ve Hizmetçi”, Raphael’in zengin renklerle bezediği ustalık eseri “Genç Kadın Portresi” görülebilir. Rubens’in “Elma yanaklı aristokratlarından Pieter de Hooch’un günlük hayatından enstanteneler de ilgi çeker.

         

PETİTE FRANCE:

Burası: Strazburg şehrinin tarihi bir semtidir. 1988 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır. Gelelim buranın isminin anlamına: Petite-France (Küçük Fransa) ismi, buraya yurtseverlik veya mimari nedenlerle verilmemiştir. Buranın ismi: 15’nci yüzyıl sonlarında, frengili kişilerin tedavi edilmesi için bu adada yaptırılan hastaneden gelir.

Bölge, şehrin tarihi merkezini içeren, Grande İll bölgesinin batı ucundadır. İll nehri, burada: 17’nci yüzyıl sonlarında inşa edilmiş bir savunma duvarı olan “Barrage Vauban” ın altından geçer ve dört kanala ayrılarak güneye akmaya devam eder. Barrage Vauban: Luois XIV döneminde yaptırılmış savunma duvarlarının kalıntılarıdır. Nehrin bir yanından, diğer yanına uzanır. Buraya çıkarsanız: şehrin muhteşem manzarasını izleyebilirsiniz.

“Ponts Couver” aşağısındaki bu 4 kanal: çoğunlukla yarı ahşap binaların bulunduğu dar bir şerit ve onları birbirine bağlayan geçit köprüleriyle birlikte, çoğunlukla 16 ve 17’nci yüzyıllardan kalan bir alanı dolaşır. Birçok binanın eğimli çatıları ilgi çeker. Ortaçağ döneminde, İll nehri kıyısında, bu bölgede şehrin dericileri, değirmencileri ve balıkçıları yaşıyor ve çalışıyorlardı. Bunlar: nehrin dört kola ayrıldığı noktadaki su yollarını kullanıyorlardı.

Bölgenin tam merkezinde: İll nehrinin kuzey kıyısında, Maison des Tanneurs ve Place Benjamin vardır. Bu meydan, birçok caddeye bağlanır. Bu bağlantılarda: yarı ahşap ve 500 yıllık evler sıralanır. Bunlar: doğuda St Thomas kilisesi ve batıda Pont Couvert ve St Le Viens kilisesine kadar uzanır.

Evet, günümüzde bir dizi kanalla ayrılan bu bölge: şehrin başlıca turistik mekanlarından birisidir. Buraya yürüyerek gidebilirsiniz. Burada bulunan kuleler, düşman gemilerini engellemek için yapılmıştır. Burası, özellikle geceleri ışıklandırılınca harika oluyor, buraya mutlaka gece de gitmelisiniz.  Buranın bir diğer özelliği de: İll nehri üzerindeki tekne turlarının buradan geçmesidir.

2018.01.26-2-Strazburg.2.Şehir genel.13a    2018.01.26-2-Strazburg.2.Şehir genel.14d

ŞEHİRDE GEZİLECEK DİĞER YERLER:

Musee Alsacien:

Salı günleri hariç, her gün açıktır. Quai Saint-Nicholas bölgesindedir. Bu bölgede: Alsace kültürünün özelliklerine uygun, 16 ve 17’nci yüzyıldan kalma renkli evleri görebilirsiniz.  Müzede: eski oyuncaklar ve bebekler sergileniyor. Bu yüzden, özellikle çocuklarının ilgisini çeken bir müzedir. Ayrıca: bölgedeki evlerde: ibadet ve dini törenlerde kullanılan objeler ve Yahudi cemaatinin dini yaşamı sergileniyor.

Modern ve Çağdaş Sanatlar Müzesi-Musee d’Art Moderne et Contemporain:

İll nehri kıyısındaki müzenin bulunduğu cam yapı yapı: 1998 yılında tasarlanmıştır ve mimari görünümüyle şehrin “Avrupa Kültür Merkezi” olduğu dönemde çok ilgi çekmiştir. Strazburg şehrinde doğan sanatçı Jean Arp’ın “Sanat insanoğlu içinde büyüyen bir meyvedir” sözü müzenin kapısında yazılıdır. Müzenin koleksiyonlarında: 20’nci yüzyılın en büyük yenilikçi eserleri sergilenmektedir. Koleksiyonda: Rodin’in 1904 yılında yaptığı ünlü “Düşünen adam” heykeli vardır. Picasso’nun 1958 yılında yaptığı “Meyve toplayan çıplak”, Dore’nin 1867-1872 yılları arasında yaptığı dev “Praetorium’dan çıkan İsa” resmi büyüleyicidir. Müzenin terasındaki “Art Cafe” de yorgunluk atmak için bir şeyler içebilirsiniz.

 

Tomi Ungerer Müzesi:

Ünlü Alsaslı ressam Tomi Ungerer’in eserleri: günümüzde şehir merkezinde Ulusal Tiyatronun karşısında bulunan ve “Villa Grenier” isimli bu evde sergilenmektedir. Koleksiyonda: 8000 orijinal çizim, eskiz, heykel ve posterler sergileniyor.

Orangerie Park:

Palais de I’Europe karşısındadır. Park alanı: 1804 yılında, İmparator Napolyon’un eşi İmparatoriçe Josephin’i etkilemek için: Versailles Sarayının mimarı Le Notre tarafından tasarlanmıştır ve yapılmıştır. Park alanında küçük bir şato bulunur. Ayrıca: çocuk bahçesi, minyatür bir çiftlik ve hayvanat bahçesi vardır. Şehirde leylek sayısı azalınca, bu park alanında, leylek yaşam alanları hazırlanmış ve son yıllarda leylek sayısında artış gözlenmiştir. 1971 yılından bugüne kadar, park alanında 800’den fazla leylek doğduğu söyleniyor. Ancak yine de Alsace bölgesinin sembolü olan bu sevimli canlının geleceği tehlike altındadır. Park alanında: bir de romantik şelale vardır. Göl de teknelerle gezi yapmak mümkündür. Park alanındaki “Pavillion Josephine” bölümü: sayısız sergi ve geçici etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır. Yine park alanında bulunan ve 17’nci yüzyıl yapımı “Buerehiesel” ise: çekici ve ahşap çerçeveli bir ev olarak, 1994 yılından sonra bir restoran olarak hizmet vermektedir. Burası: özellikle hafta sonlarında koşu yapanlarla doludur.

Citadelle Park:

Rue de Boston bölgesindedir. 1681 yılında, ünlü Fransız mimar Vauban: şehrin savunmasını geliştirmek ve Ren nehrinin stratejik kontrolünü sağlamak için, bir kale yapar. Bu kale: şehre herhangi bir saldırı durumunda, son savunma noktası olarak kullanılmıştır. Ancak 1870 yılına gelindiğinde, buradaki askeri tahkimat, Alman İkinci Reich tarafından, şehrin ilhakının ardından yıktırılmıştır. Sadece: iki burç ve onları bağlayan duvar ve iki kapı kalır. Kale: bir duvarla şehre bağlanır. Daha sonra ise, bu askeri arazi peyzaj tasarımcısı Joffret tarafından, bir park alanı olarak düzenlenmiş ve 1967 yılında halkın kullanımına açılmıştır. Günümüzde bu park alanında: piknik masaları, çocuklar için oyun alanları bulunuyor.

       

Jardin Botanique-Botanik Parkı:

Strasburk Üniversitesi Botanik Bahçesi: 1619 yılında kurulmuştur. 1884 yılında ise, günümüzdeki konumuna ulaşmıştır. Şehrin merkezinde bulunan park alanında, 6000’den fazla bitki türü vardır. 3.5 dönümlük yeşillik arazide, nadir ve olağanüstü tematik koleksiyonlar bulunur. Bu koleksiyonlar, arboretum botanik okulu ve seralarda sergileniyor. Evet bu park alanında, sadece bitki koleksiyonu değil, çeşitli hayvanlar da bulunuyor. Bahçe, özel karakteri nedeniyle, yaban hayatı için gerekli ve uygun şartlar sunmaktadır.

 

Batorama Tekne Turları:  

Şehri en iyi tanımanın yollarından birisi tekne turu yapmaktır. Tekneler: 1731-1742 yılları arasında yapılan Rohan Sarayının hemen yanından kalkıyor. 70 dakikalık bu tekne turlarında: Alsas bölgesinin görülmesi gereken yerleri ve özellikle de Petite France ve deri tabaklama yerleri, köprüler ve Vauban barajı, Neustadt bölümü ve Avrupa kurumları görülebiliyor. Özellikle Petite France bölümündeki tekne gezisi ilginçtir. Buraya gelmeden önce, tekne, nehir içinde özel bir bölüme giriyor. Nehrin alt kısmında şelale var, tekne özel bölüme girince kapaklar kapanıyor, yaklaşık 5 dakika boyunca havuzda su boşaltılarak su seviyesi 1.80 metre aşağıya indiriliyor. Daha sonra ön kapak açılıyor ve tekne yoluna devam ediyor. Havuzdaki suyun boşaltılması çok ilgi çekiyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Fransa, Mont-St-Michel

5.518 kişi okudu!

 

Buralardan yolu geçen veya Paris şehrine gezmeye giden ve zamanı olan gezginlere, mutlaka buraya gitmelerini ve muhteşem güzelliği görmelerini öneriyorum.

Evet: Mont-St-Michel: Burası: Normandiya ile Bretanya arasındaki sınırda bulunan bir adadır. 9’ncu yüzyıldan sonra, burada yerleşim görülür. Tamamı kesme taşlardan yapılmış evler inşa edilir ve bu evler, kayalığın tepe noktasına doğru uzanırken, en tepeye kilise oturtulur ve kilisenin çan kulesi de gündeme geldiğinde, kaya parçasının yani adanın muhteşem bir manzarası ortaya çıkar. Buraya ulaşmak için, Paris’ten trene binebilirsiniz. Yolculuk, gidiş-geliş toplam 6 saat sürmektedir ve Paris şehrinde, buraya tur düzenleyen seyahat acentaları bulunmaktadır.

Evet, kilise deniz seviyesinden, yaklaşık 80 metre yükseklikte inşa edilmiştir ve çan kulesi de eklenince, gerçekten muhteşem bir görüntü ortaya çıkıyor. Zaten adanın en yüksek noktası, deniz seviyesinden 92 metre yüksekliktedir.

Sonuçta burada bulunan “Merveille de I’Occident” denilen yer, tam bir “Batı Dünyası Harikası” olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle: Mont Saint-Michel adası ve körfezi: 1979 yılında, UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası” listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Ada, her yıl yaklaşık 3 milyon civarında turist tarafından ziyaret edilmektedir.

Gel-git:
Adanın çevresindeki koyda, gel-git büyük önem taşıyor. Çünkü: sular geldiğinde ki saniyede 1 metrelik bir hızla gelmektedir, yaklaşık 12.20 metrelik bir su yüksekliği sağlanıyor. Yüksek gel-git: 36 ile 48 saatte bir gerçekleşiyor. Bahar gel-gitleri sırasında: deniz, kıyıdan 15 km. uzağa gidiyor ve çok hızlı bir şekilde tekrar geri gelebiliyor. Evet, adanın en büyük özelliği, bu muhteşem görsellik yanında, Avrupa’nın en hızlı gel-git olaylarının yaşandığı yer olmasıdır. Buraya yolunuz düşer de giderseniz, sabah saatlerinde gördüğünüz kumsalın, öğleden sonra saatlerinde deniz tarafından doldurulduğunu ve kaya bloğunun adaya dönüştüğünü görebiliyorsunuz.

     
GEZİLECEK YERLER:
Adada yapılacak gezi için: öncelikle demir parmaklıklar ile güçlendirilmiş; “Kral kapısı” yani “Boulevard kapısı” denilen yerden giriliyor. Daha sonra “Grande Rue” veya ana cadde karşınıza çıkıyor. Bu ana cadde üzerinde: müzeler, alışveriş mağazaları ve 15 ile 16’ncı yüzyıllardan kalma evler göreceksiniz. Yine bu ana cadde üzerindeki “St-Pierre kilisesi” balıkçıların koruyucu azizi adına adanmış ve 15-16’ncı yüzyıllarda yapılmış bir yapıdır.

Yürümeye devam ettiğinizde: “Grande Degre” denilen yere ulaşıyorsunuz. Surlara doğru ilerlerken, Abbey kilisesini görebilirsiniz. Daha sonra ise, körfezin güzel ve eşsiz manzarası karşınıza çıkıyor.

Evet: tepenin eteklerinden en üst noktaya doğru uzanan evler ve en tepe noktada kilise-manastır görülüyor. Sokakların tümü, kesme taştan ve iki kişinin ancak geçebileceği genişlikte yapılmıştır. Sokakların kalabalık olduğunu unutmayın, yani bu muhteşem güzelliği gezmek biraz zahmetli de olsa, inanın değecektir. Gücünüz yeterse, kilisenin sarmal merdivenine tırmanarak, bölgenin muhteşem manzarasını izleyebilirsiniz.

Bu arada: kaya üstündeki yerleşimi gezebileceğiniz gibi: kayanın bulunduğu alanda da gezebilir ve fotoğraf çekebilirsiniz, ancak burada muhteşem bir balçık var ve kaymadan yürümek pek mümkün değil. Ayrıca: gel-git olaylarını da takip etmek gerekir. Eskiden: gel-git olayları takip edilmediğinden, buraya ulaşmaya çalışanlar, 15 km. uzaklıktan, yarım saat içinde kıyıya ulaşan denizin 15 metreye varan derinliğinden olumsuz etkileniyorlarmış.

Abbey bölgesini gezmek isterseniz: yıl içinde sürekli açık olduğunu bilmelisiniz. Yalnızca: 1 Ocak, 1 Mayıs ve 25 Aralık tarihlerinde kapalıdır. Rehberli turlar eşliğinde gezilebilir. Manastırın girişinde giriş bileti almanız gerekiyor. Bilet ücretleri, yetişkinler 9 euro, öğrenciler 5.5 eurodur. Ancak: AB üyesi olan ve olmayanlar için ayrı bilet ücreti alınıyor.

         

MERVEİLLE DE I’OCCİDENT-ABBEY:
Bu muhteşem manastır: denizdeki bir kayanın üzerinde dik yamaçlara doğru yükselmektedir.
Dağın: su üzerinde kalan granit kısımların çevresindeki koylar çamurla dolduğundan, burası ada görünümünü kaybetmiştir. Bu arada, terasların oluşturulduğu bu granit blokların, buraya 40 km. uzaktan getirildiği söyleniyor.
Yalnızca: gel-git esnasında, burası ada görünümünü alır. İlkbahar ve Sonbahar mevsimlerinde: deniz, 15 km. lik bir mesafede, hızla ilerler ve manastırın bulunduğu kaya parçası ada haline gelir. Aslında: burası ilk yapıldığında, kumların üzerinde yürüyerek buraya gelen hacılar için, bu durum tehlike yaratıyormuş, çünkü burayı yani adayı anakaraya bağlayan yol: 1874 yılında yapılmıştır.

Gelelim, bu muhteşem manastırın yapılış hikayesine:

709 yılında yakınlardaki Avranches şehrinin piskoposu: bir rüya görür ve rüyasında “St Michael” kendisinden bir kilise yaptırmasını ister. Bunun üzerine, piskopos: bir zamanlar “Kelt” mezarlığı olan ve “Mont-Tobme” olarak bilinen bu araziye: küçük bir kilise yaptırır. Günümüzde, St.Michael’in altın heykeli, kilise kulesinin tepesinde, tüm adaya bakar konumda bulunmaktadır.

966 yılında ise, bu kez Normandiya Dükü, kaya üzerinde bir Romanesk kilise yaptırır. 11’nci yüzyıla gelindiğinde, kaya tepe üzerinde, Romanesk manastır yükselir. 1017 yılında, Benedikten keşişleri, kahverengi granit bloklarla desteklenen platform üzerine, düz çatılı manastırı inşa etmeye başlarlar.

İlk manastır binaları yine aynı dönemde, kuzey duvarı karşısına inşa edilir. 12’nci yüzyıla gelindiğinde, Romanesk manastır binaları, batı ve güneye doğru uzanmaya devam eder. 13’ncü yüzyılda ise, Fransa kralı Philipp Augustus tarafından yapılan bağış ile, manastırın yemekhane bölümü tamamlanır. 14’ncü yüzyılda, “Yüz yıl savaşları” sırasında, İngiliz saldırılarından korunmak için, manastır çevresine büyük bir set çekilir ve hatta toplar yerleştirilir. 15’nci yüzyılda, 1421 yılında, manastır-kilise restorasyon geçirir.
Fransız Devrimi ve imparatorluk günlerinde ise, burası bir hapishane olarak kullanılır. 19’ncü yüzyılın sonunda ise yeniden restore edilir ve Hıristiyanların “hac yeri” olarak kullanılır.
Manastırın 1000 yıl kutlamaları ise, 1966 yılında yapılmıştır.

Evet: buraya yolunuz düşerse: 1 saat süren rehberli bir tura katılabilirsiniz. Bu tur ile: en üst terastan koyun muhteşem bir manzarasını izleyebilirsiniz. Ayrıca: manastır binasının 3 katını gezebilirsiniz.
En üst katta: kilise, manastır, yemekhane bulunuyor.
Orta katta: “Salle des Chevaliers” yani “Şövalyeler Salonu” ve Salle des Hotes” yani “Konuk Salonu”görülüyor.

En alt katta: depo ve imarethane görülüyor.

     

Manastır Kilisesi:
Kilisenin koro bölümü ilgi çeker.
Arkadlı avlunun deniz tarafındaki muhteşem sütunlarını görmelisiniz.

Archeoscope Museum:
Bu muhteşem anıt ve kutsal yerin tarihini ve inşaat aşamalarını öğrenmek isterseniz, bu müzeyi ziyaret etmeniz gerekir.

 

Tarih Museum;
Burada: eski silahlar, tablolar, heykeller ve saatlerden oluşan bir koleksiyon s ergileniyor.