Sakarya, Taraklı

12.388 kişi okudu!

En son olarak Nisan 2018 tarihinde buraya gittim, gezip gördüklerimi aşağıda okuyabilirsiniz.

Öncelikle şunu bilmenizi isterim. Maşukiye-Sapanca-Taraklı şeklinde yapılan paket turlara katıldığınızda, Maşukiye ve Sapanca bölgelerinde yoğun zaman geçirildiğinden, Taraklı’ya gelindiğinde büyük olasılıkla akşam saatleri oluyor ve buraya muhtemelen 20-30 dakika kadar zaman ayırılıyor. Ziyaretçiler, elbette bu zaman içinde, burayı yeteri kadar gezip görme şansına sahip olmuyorlar, bir de günün yorgunluğu nedeniyle, Taraklı kişilerin gözünde önemini yitiriyor ve buraya gelmenin tamamen bir zaman kaybı olduğu düşünülüyor. Ancak: söylediğim gibi gerek zaman olmaması ve gerekse bütün günün yorgunluğu nedeniyle, buranın önemini anlamak pek mümkün olmuyor.

Size: aşağıda Taraklı ile ilgili bilgiler verdiğimde, inanıyorum ki, Taraklı’ya gitmeyi düşüneceksiniz ve Taraklıyı daha farklı bir gözle görecek ve gezeceksiniz, ama yine de Taraklı’dan çok şey beklemeyin.

Ulaşım:

Taraklı: Sakarya ilinin güneydoğusunda, Sakarya il merkezine 65 km uzaklıkta, İstanbul’a 200 ve Ankara’ya ise 270 km uzaklıktadır.

 

Tarih:

Taraklı, antik dönemde “Bytinia” olarak isimlendirilen bölgede bulunmaktadır. İsmi “Dablar” olarak bilinir.

Hisartepe bölgesinde bulunan iki su sarnıcı: MÖ 2000 yıllarına tarihlenmektedir. Daha yakın tarihlere gelindiğinde ise, yani Osmanlı döneminde: Bizans’a bağlı ve Hıristiyan halkın yaşadığı bir bölge olarak görülür. Bölge Osman Bey komutanlarından Samsa Çavuş tarafından muhtemelen 1289-1293 yılları arasında fetih edilir. Daha sonra, bölgede Osmanlı egemenliği ve kültürüne ait gelişmeler gözlenir. Özellikle Yavuz Sultan Selim, Mısır seferine çıkarken burada konaklamış ve Veziri Yunus Paşa tarafından, yine burada, Mimar Sinan’a bir cami yaptırılmıştır.

 

    20180422_193503

Genel:

İlçenin yüzölçümü 334 metre karedir ve bu alanın büyük bölümü ormanlıktır.

Hıdırlık Tepesi ve Taraklı Hisarlarının yamaçlarında, bu iki tepe arasındaki vadide kurulmuştur. Yani, ilçenin çevresi tepelerle çevrilidir. Deniz seviyesinden yüksekliği 485 metredir. Eski İpekyolu üzerinde bulunmasına rağmen, Ankara-İstanbul yolu, Bolu üzerinden geçince, önemini kaybetmiştir. Günümüzde “Ankara Caddesi” olarak isimlendirilen ve Taraklı’yı ortadan ikiye bölen eski İstanbul-Ankara yolu halen kullanılmaktadır.

Joseph Von Hammer: Osmanlı Tarihi isimli kitabında, burası hakkında yazdıkları “Osmanlı’nın ilk fetih ettiği yerler arasındadır” sözü ilgi çeker. Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde, Taraklı hakkında:  “Geniş üzüm bağları, bakımlı bahçeleri ve dere çevresine kurulmuş 500’e yakın evden oluşan mamur bir kasaba, bir hamamı, beş hanı, altı mektebi, 200 dükkanı var. İlçe halkı şimşir kaşık ve tarak yapmaktadır ve bu nedenle bölgeye Yenice Tarakçı ismi verilmiştir” diye yazmıştır.

 

Unesco:

Taraklı, 2013 yılında Unesco Dünya Kültür Mirası Listesi’ne aday olmuştur. Yani: Unesco’nun kriterlerine uygun ve korunması gereken bir kültür mirası olarak değerlendirilmiştir, bence, bu durum Taraklı’nın gezilip görülmesi için en büyük etkendir.

20180422_193506

Cittaslow-Sakin Şehir:

Cittaslow hareketi: 1999 yılında İtalya’da başlayan, büyük şehirlerin karmaşa ve koşuşturmasına karşın, küçük şehirlerdeki hayat kalitesini yavaş hareket çerçevesinde iyileştirmeyi hedefleyen bir oluşumdur. Aslında hareket İtalya’da Roma şehrinde, bir meydana açılması planlanan fast food zinciri mağazasına karşı yapılan bir tepki sonucu doğmuştur. İsmi de “Slow Food” yani “Yavaş Yemek” olarak isimlendirilmiş, zamanla “Cittaslow” yani “Yavaş şehir” olarak anılmaya başlanmıştır. Hareket, İtalya dışında hızla yayılmış ve Norveç, İsveç, Güney Kore, Avusturya gibi birçok yerde yavaş şehir örnekleri vardır. Şehir merkezinde araba kullanımı yasaklanmış, hamburger mağazası zincirleri ve süpermarketler kapatılmıştır. Yavaş şehir olarak seçilen şehirlerin logosu “Salyangoz” dur. Ülkemizde: Gökçeada, Yenipazar, Akyaka, Perşembe, Eğirdir, Yalvaç, Vize, Halfeti, Şavşat, Gerze, Uzundere, Göynük ve ardından, 2011 yılında Taraklı, bu ağa dahil edilmiştir.

Seçiminde en büyük etken: İlçenin en büyük özelliği göç almaması ve suç oranının yok denecek kadar az olmasıdır. Toplamda ise 7 ana başlık altında 59 kriter değerlendirilmektedir.

20180422_194022

Reklam filmi:

Taraklı’nın ülke çapında tanınmasındaki en büyük etkin, 2010 yılındaki bir reklam filmidir. Bu filimde: Şener Şen, Olgun Şimşek ve Binnur Kaya gibi sanatçılar oynamış ve filmde Taraklı “Mümkünlü kasabası” olarak lanse edilmiştir. Ünlü bir markanın reklam filmi, sürekli olarak yayınlandığında, Taraklı da ülke çapında tanınmış ve ünlenmiştir. Özellikle Şener Şen’in “Ben bu kasabada her şey mümkün demedim mi” sözü ilgi çeker.

20180422_194017

 

Turizm:

Burada: Unesco tarafından da seçime esas olan: 100’den fazla Osmanlı dönemi mimari özelliklerini taşıyan, tescil edilmiş ev ve konak bulunmaktadır. Ayrıca: Mimar Sinan tarafından yaptırılan cami de bunlara eklenir. Ancak bu tarihi eserlerde, son yıllarda aslına sadık kalınarak, büyük bir restorasyon, bakım ve onarım çalışmaları yapılmış ve yapılmaktadır. Bunların sonucunda ise, İlçenin bozulmamış tarihi dokusu muhafaza edilmiş, Osmanlı ahşap mimarisinin en güzel örnekleri ortaya çıkarılmıştır.

20180422_195455

Fotoğraf:

Görsel fotoğraf yarışmalarında dereceye giren eserlerden birkaç tanesi “Taraklı” yöresinde çekilen fotoğraflar arasından seçilmiştir. Çünkü: Taraklı, gerçekten büyük bir görsel zenginliğe sahiptir.

 

 

Ne yenir:

Buraya has, yöresel yemeklerin başında keşkek ve etli nohut gelir. Ayrıca, yine “Uhud tatlısı” denen bir tatlı türü vardır. Sakız haline getirilmiş bir tür buğday lapasından yapılır. Şeker katılmaz. Yapımında sadece buğday ve su kullanılır. Yapılması uzun sürdüğü için, sadece özel günlerde yapılır. Bu tatlının yapıldığı “Buğday çimi”: günümüzde Amerika’da kemoterapi karşıtı kanser hastaları tarafından tedavi amaçlı kullanılmaktadır. Bunların yanında, yöreye özgü bir de köpük helvası vardır. Çöğen otu kökü, yumurta, şeker ve glikozdan yapılır, içine tahin katılır.

 

Ne Satın alınır:

Buraya yolunuz düşerse, merkezdeki meydanda birçok satıcı göreceksiniz. Aslında buradan şişşir ağacından yapılmış objeler ve özellikle kaşık satın almanızı önereceğim, ama daha da önemlisi buradan gerek kendiniz ve gerekse yakınlarınız için, buraya özgü “Uhud tatlısı” satın almalısınız.

 

 

 

Karavan Festivali:

Her yıl, Haziran ayının ilk haftası içinde, daha önce futbol sahası olarak kullanılan alanda, gerekli alt yapı tamamlanarak düzenlenen “Karavan Festivali”: 2012 yılından bu yana yapılmaktadır. Yani: Haziran ayının ilk haftasında buraya giderseniz, kamping veya karavanda yaşamınızı sürdürebilirsiniz. Taraklı bunun için uygun şartlar hazırlıyor. Kamp yapanlar Hıdırlık Tepesinde çadırlar kuruyorlar ve karavanlar gelenler ise, Taraklıspor futbol sahasını kullanıyorlar.

 

GEZİLECEK YERLER

 

Eğer tur ile burayı ziyaret ederseniz, muhtemelen başka yerlere de uğrayacağınızdan, buraya ayrılacak zaman genellikle 20-30 dakika kadar olur. Bu zaman için, turlar genellikle merkez meydanda serbest bırakılır ve ziyaretçiler, bu merkez meydandaki tarihi cami ve satıcıların tezgah ve dükkanlarını ziyaret ederek zamanı doldururlar. Tabii: Taraklı bunlardan ibaret değildir, özellikle rehberiniz her ne kadar uzak dese de siz mutlaka çınarı ziyaret edin, sizi oraya götürmesini sağlayın. Yoksa merkez meydanda geçireceğimiz zaman, burayı tanımanız için yetmez, merkez meydanda söylediğim gibi, Taraklının en büyük özelliği olan tarihi özellik taşıyan evlerden sadece bir tanesi bulunuyor. İlçenin ara sokaklarına dalıp, bu tarihi evleri görmenizi öneririm. Yukarı da da belirttiğim gibi, bu tarihi evler gerçekten muhteşem güzeldir. Ama söylediğim gibi, rehberler burayı sona bıraktıkları ve zaman kalmadığı için, çoğu zaman buranın güzelliklerini es geçmeyi tercih ediyorlar.

Taraklı evleri:

İlçede Hıdırlık Tepesi ve Taraklı Hisarının yamaçlarındaki vadide, yöreye has mimari özellikler taşıyan evler bulunmaktadır. Bu evlerin büyük kısmı, yaklaşık 300 yıllıktır.

Evlerin en büyük özelliği: “Osmanlı” şehir dokusunu oluşturan tarzdadır. Genellikle ahşaptan yapılmıştır. Ancak özellikle İstanbul’da, bu tür Osmanlı dönemi ahşap evleri yangın ve depremler sonucu yıkılınca, bu tür evlerin büyük kısmı yok olmuştur. Sadece Anadolu’da birkaç yerde Safranbolu, Taraklı gibi yerlerde, bu tür evler kalmıştır. Bir kısmı konak olarak kullanılan ve bir kısmı ise harabe haldeki bu evler, genellikle üç katlı ve bahçelidir. Kafesli pencereleri, ahşap cumbaları, tarihi alınlıkları ve ilginç figürlere sahip kapı tokmakları görülmelidir. Bu evlerin en büyük özelliği: Safranbolu evlerinden farklı olarak, birbirlerine benzememeleridir. Hepsinin kendine has tarzı ve boyası vardır. Bu evlerin arasındaki dere: yöreye ayrı güzellik katıyor. Ancak, günümüzde bu evlerin birçoğunun viran olduğunu göreceksiniz. Çünkü Sit alanı ilan edildikleri için, sahipleri bu evlere çivi bile çakılmaz. Ancak, devlet tarafından da restore edilmediklerinden, içinde oturanların onarmasına da izin verilmeyince, evler çürümeye terk edilmiş haldedir.

Fenerli ev-Haşim ağa evi:

Bu 19’ncu yüzyıl yapısı ev, mutlaka görülmelidir. Zaten, Taraklı’da her yerden görülür. Aynı zamanda bölgenin en güzel yapısıdır. Zamanında Taraklının en büyük tüccarlarından olan Haşim Ağa tarafından yaptırılmıştır. Dört bir tarafı pencereli “Cihannüması” (buna fener denir) ile tanınır. Bu cihannüma, Haşim Ağa tarafından, Taraklıya gelenlerin kendi evini bulabilmeleri için yaptırılmıştır.

 

          20180422_193534  20180422_194008

Yunus Paşa Camii:

Hemen merkez meydanda görülmektedir. Yavuz Sultan Selim, 1517 yılında Mısır seferine giderken, burada bir gece konaklamış ve ardından veziri Yunus Paşa’ya bu caminin yaptırılmasını emretmiştir. Caminin mimarının Mimar Sinan olduğu söyleniyor. Caminin kubbesi kurşun kaplı olduğu için buraya “Kurşunlu cami” de deniyor. Mimari olarak kare planlı ve tek minarelidir. Cephe duvarları ince yontu taşlarla yapılmış, saçak kornişleri işlenmiştir. Mimar Sinan: taş blokları yerleştirirken, taşların ortalarını oymuş, demir çubuklar yerleştirmiş ve sonra üzerine harç değil, eritilmiş kurşun döktürmüştür. Cami, bu nedenle, uzun yıllar sağlamlığını muhafaza eden, ender eserlerdendir. Ayrıca, hemen yanında bulunan hamamın, buharları, bir tesisat döşenerek, buraya aktarılmış ve ısıtma sağlanmıştır. (Not: cami her ne kadar Mimar Sinan eseri olduğu söylense de, bazı söylentilere göre Mimar Sinan, buraya hiç gelmemiş, sadece caminin çizimlerini göndermiştir.)

Evet, ilçeye gelen ziyaretçilerin en çok uğradığı burası “bugüne kadar birçok deprem görmesine rağmen hala dimdik ayaktadır.”

 

 

Tarihi Hamam:

İlçe merkezinde, Yunus Paşa camisinin yanındadır. Hamamdan çıkan buhar, ilk yapıldığında Yunus Paşa camisinde, alttan ısıtmada kullanılıyormuş. Hamam Osmanlı döneminden kalmadır. Ayrı bölümlerde: eski ve yeni olmak üzere iki havuz vardır. Caminin restorasyonu sırasında, hamam tamamen işlevini yitirmiş, yerden ısıtma özelliği kaybolmuştur.

20180422_193503

Taraklı Müzesi-Kültür Evi:

Merkez meydanda, eski konaklardan birisidir. Yapı 1930 yılından itibaren: okul, belediye binası ve hükümet konağı olarak kullanılmıştır. 2001 yılında ise restore edilerek kültür evi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Burada: yöresel kadın kıyafetleri, Taraklılı hattat Saim Özel’in eserleri, Taraklı evleri minyatürleri, demirden yapılmış çeşitli sanat eserleri sergilenmektedir.

 

Alman çeşmesi:

Yunus Paşa çarşısındadır. 1930’lu yıllarda burada yaşanan susuzluğu çözmek için Alman Buderus firması tarafından bölgede yaptırılan 7-8 çeşmeden birisidir.

 

Çınar ağacı:

Yusuf Bey mahallesindedir. Yunus Paşa camisinden yürüyerek 15-20 dakika uzaklıktadır. 700 yıllıktır. Osmanlı devleti, topraklarına kattığı her yere çınar ağacı dikiyordu. Kültür Bakanlığı tarafından doğal anıt olarak tescil edilmiştir. Yakın geçmişte, bir yangın tehlikesi atlatmış, ancak zarar görmemiştir. Ağacın gölgesindeki çeşmeden 277 yıldır su aktığı söyleniyor.

 

Hisar Tepesi:

Hisar Tepesinde tarihi kalıntılar bulunmaktadır. Kale ve su sarnıcı kalıntıları görülür. Tepedeki su sarnıcının MÖ 1000-2000 yılları arasına tarihlendiği söyleniyor. Burada bir de “Hıdır Dede Türbesi” vardır.

 

 

 

   

Termal-Kil Hamam:

Taraklı-Geyve karayolu üzerinde, merkeze bağlı Hacıyakup Paşalar köyündedir. Osmanlı  döneminden kalma kil hamam, günümüzde kaplıca olarak kullanılmaktadır. İlçe merkezine 7 km uzaklıktadır. Burada 15 bin üyeli devre mülkler bulunuyor. Kas-iskelet hastalıkları tedavisinde kullanılıyor. Ortopedik operasyonlar sonrası, uzun süre hareketsiz kalma durumlarında, tedavi edici özellikleri olduğu söyleniyor. Spor yaralanmalarında da kullanılıyormuş.

 

 

 

UNESCO, Dünya Kültür Mirası Listesi

10.073 kişi okudu!

Okurlarım genellikle hatırlayabilirler, ben şahsen, UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesine” dahil edilerek koruma altına alınmış, tarihi ve kültürel varlıkları, yazılarımda özellikle belirtirim. Çünkü: UNESCO denilen örgüt, bu konuda çok hassas davranmakta ve koruma altına alınan tüm varlıklar, gezginler için önem kazanmaktadırlar. Ancak, gerek son bir yıl içinde İspanya ve gerekse İtalya’da yaptığım gezilerde, yüzlerce kalıntının “Dünya Kültür Mirası” listesine dahil edildiğini öğrenince, ülkemizdeki birçok eserin, niye dahil edilmediğini sorgular hale geldim. Eminim ki, sizler de yazıyı okuduktan sonra bunu sorgulayacaksınız.

UNESCO isimli örgütün bu kısaltılmış isminin açık anlamı: Birleşmiş Milletler Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütüdür.

Örgütün amacı: Dünyadaki kültürel ve doğal mirasın korunmasını sağlamaktır. Bu konudaki
ilkeler: 1972 yılında imzalanan “Dünya Mirası Sözleşmesi” ile belirlenmiştir. Bu sözleşme gereğince: Dünya Mirası Komitesi, yılda bir kez toplanmaktadır. Bu toplantıda: uluslar arası öneme sahip doğal ve kültürel varlıklara, uygun şartları taşımaları durumunda “Dünya Mirası” statüsü verilmekte ve bu varlıklar, tüm insanlığın mirası olarak kabul edilerek koruma altına alınmaktadırlar.

Listeye dahil edilerek koruma altına alınan eserlerin korunması için, üye 175 ülkenin katılımı ile oluşturulan, Dünya Miras Fonu kullanılır ve gerekli şartları yerine getirmesine rağmen sonradan bu şartları kaybeden eserler, Listeden çıkarılırlar.

Dünya Kültür Mirası Listesine alınmak için gereken şartlar (bunlardan en az 1 tanesinin olması gerekir):

Kültürel Miraslar için:
1. Kültürel bir gelenek veya yaşayan ya da kayıp bir uygarlığın tek veya en azından istisnai tanıklığını yapmak.
2. Yaratıcı insan dehasının ürünü olmalı,
3. Belli bir zaman ölçüsünde veya kültürel mekanda: teknolojisinin veya mimarisinin, anıtsal sanatların gelişimine, şehirlerin planlanmasına ve peyzajların yaratılmasına olumlu etkilerinin olması, insani değerler arasında önemli etkileşim göstermesi.
4. Evrensel anlamlar taşıyan: gelenekler, inançlar, fikirler veya sanatsal ve edebi eserlerle doğrudan veya dolaylı olarak bağlantılı olması.
5. Bir veya daha fazla kültürü temsil eden örnekler sunması, geleneksel insan yerleşimine veya toprağın kullanımına ait önemli örnekler sunması ve özellikle bu örneklerin, geri dönüşü olmayan değişimlerin etkisinde kalarak dayanıklılığını yitirecek olabilmesi.
6. İnsanlık tarihinin, bir veya daha fazla dönemini temsil eden, yapı tipi ve mimari ve teknolojik özellikleri barındırması.

Doğal Miraslar için:
1. Doğanın bir harikası veya eşsiz bir güzellik ve estetik öneme sahip olması.
2. Ekolojik ve biyolojik anlamda, henüz bozulmamış bir ekosistem ve hayvan ile bitki topluluklarına ev sahipliği yapması.
3. Bilim açısından önemli ve tehlike altındaki, doğal habitatlara ev sahipliği yapması.
4. Yaşamış canlıların kalıntıları açısından, dünyanın doğal tarihine ilişkin, eşsiz derecede önemli bilgilere sahip olması.

2012 yılı itibarı ile, bu listede bulunanlar ise, kültürel, doğal ve karma varlıklar olmak üzere, 936 adettir. Bunların: 725 tanesi kültürel, 183 tanesi doğal ve 28 tanesi karma eserdir.

Bu eserlerin en fazlasını gören de, bir Türk’tür ki, 600 eser, Atilla Ege Edremitli isimli bir Türk tarafından görülmüştür.

Listede en çok mirası bulunan ülke: İspanya’dır. İspanyanın, listede 43 eseri bulunmaktadır. Bunu 40 eser ile İtalya izlemektedir.

Bu listede, Türkiye’den: 10 kültürel ve doğal varlık bulunmaktadır. Bunlar:

Kültürel varlıklar:
1. İstanbul şehrinin tarihi alanları, (1985 yılında, Listeye dahil edilen bu alanlar: Topkapı sarayı, Yıldız sarayı, Süleymaniye camii ve çevresi, Zeyrek camii (Pantocrator kilisesi) ve çevresi kara suları, Bozdoğan kemeri ve Haliç)
2. Troya Arkeolojik Sit alanı (1998 yılında)
3. Divriği Ulu camii ve Darüşşifası, (1985 yılında)
4. Hattuşa-Boğazköy Hitit başkenti, (1986 yılında)
5. Nemrut dağı, (1987 yılında, Listeye dahil edilen Nemrut dağı, dünyanın 8’nci harikası olarak kabul edilmiştir)
6. Xantos-Letoon, (1988 yılında)
7. Selimiye camii-Edirne (2011 yılında)
8. Safranbolu, (1994 yılında)

Karma varlıklar (hem kültürel, hem de doğal miras olarak listeye alınanlar):
9. Pamukkale, Hierapolis-Denizli (1988 yılında)
10. Göreme Milli Parkı ve Kapadokya-Nevşehir (1985 yılında)

Bunların yanında, 2000 yılında onaylanan, Geçici Listede bulunan varlıklarımız ise şunlardır:

1. Bursa ve Cumalıkızık Osmanlı kentsel ve kırsal yerleşimleri: Kültürel varlıktır.
İlk kez: MÖ.200 yılında yerleşim görmüş olan Bursa: Roma ve Bizans dönemlerinin ardından, Osmanlıların ilk başkenti olarak, en görkemli yıllarını yaşamıştır. Osmanlıların, ilk 6 padişahı döneminde, şehirde yapılmış olan: 127 cami, 45 türbe, 34 medrese, 25 han, 37 hamam ve 14 imarethane bulunmaktadır. Bunlar ile, Bursa merkezi ve Osmanlıların Bursa şehrini fethi sırasında, lojistik destek görevi gören gelenekleri, geleneksel mimarisi ve yaşam biçimi ile, Osmanlı köyü olarak yaşayan Cumalıkızık köyü, adaylık listesindedir.
Özellikle. Bursa merkezinin bu listede yer alması, Türk-İslam mimarlığının, dünyaya tanıtımı açısından büyük önem taşımaktadır.

2. Konya (Selçuklu başkenti), Kültürel varlıktır.
12 ve 13’ncü yüzyıllarda, Selçuklu Türklerinin başkenti olan şehir, Selçukluların Asya’dan getirdikleri sanatsal öğelerin ve taş işçiliğinin en güzel ve görkemli eserlerini barındırmaktadır.
Konya kalesi, Alaaddin camii, Sırçalı medresesi ve birçok camii ve mezar yapısı, şehirdeki Selçuklu anıtlarının örneklerindendir. Halen yaşayan bir kent olarak, Selçuklu mimarisi, uygarlığı ve kültürel geleneklerinin tek örneğidir.

3. Alanya kalesi ve tersanesi. Kültürel varlıktır.
Alanya, Helenistik dönemlere tarihlenen kalesi ile, Roma, Bizans ve ardından Selçuklulara ev sahipliği yapmıştır. Kalede bulunan Selçuklu sarnıcı, Bizans kilisesi, Sultan Sarayı ve Selçuklu hamamı kalıntıları, geleneksel kent dokusuyla bütünleşmiştir. Tarihi Alanya Tersanesi ise, Selçuklular tarafından yapılmış ve bugüne dek, korunabilmiş tek tersane olma özelliğini taşımaktadır.

4. Selçuklu Kervansarayları. Denizli-Doğubayazıt güzergahı. Kültürel varlıklardır.
Orta Asya’daki göçebe Türk boylarının, geleneksel yaşam biçiminden esinlenilerek Selçuklu dönemi kültür ve mimarisinde önemli bir yer tutmuş olan kervansaraylar ve hanlar: bu dönemde çeşitlendirilmiş ve Anadolu mimarisini etkilemişlerdir.
Ülkemizin sınırları dışında Asya’ya kadar uzanan bu güzergah üzerinde yer alan kervansaraylar ve hanlar: Denizli-Doğubayazıt kervan yolu örneklenerek, Dünya Miras Listesine “Kültürel Peyzaj” olarak önerilmektedir.

5. İshak Paşa Sarayı-Doğubayazıt. Kültürel varlıktır.
18’nci yüzyılda inşa edilen ve Topkapı Sarayının küçük bir örneği olan bu saray, taş oymacılığı ve bezemeleriyle; hanlar ve kervansaraylar güzergahı üzerinde yer alması nedeniyle, İran’dan Anadolu Selçuklu Devletine, Gürcistan’dan Kafkasya’ya kadar, çok değişik kültürlerin izlerini taşımaktadır.

6. Harran ve Şanlıurfa Yerleşimleri. Kültürel varlıktır.
Peygamberler şehri olarak bilinen Şanlıurfa, Yukarı Mezopotamyanın bereketli topraklarında kurulmuş, tarihi bir yerleşimdir. Yöresel mimari ve geleneksel taş işçiliğinin en güzel örnekleri olan, çok sayıda tarihi, dini, resmi ve sivil mimari eserleri barındırmaktadır.
Şehrin güney bölümünde bulunan Harran ise, tarihi şehir surları, geleneksel konik çatılı evleri ve birçok İslam alimini yetiştiren “Harran İslam Üniversitesi” ile benzersizdir.

7. Diyarbakır kalesi ve surları. Kültürel varlıktır.
Diyarbakır kalesi 5500 metre uzunluğundaki surları ile, dünyada, Çin Seddinden sonraki en uzun ve en iyi korunmuş şehir surları olarak günümüze ulaşmıştır. Surlar, hala yaşattığı ortaçağ havası ile, Dünya Mirası Listesine önerilmektedir.

8. Mardin. Kültürel varlıktır.
Doğal yapısi ile, insan etkileşimi sonucu ortaya çıkan taş mimarisinin benzersiz dini ve geleneksel yapıları barındıran şehir, bir ortaçağ kenti görünümündedir. Bu görünümü ile “Kültürel Peyzaj” alanında, Dünya Miras Listesine alınması önerilmektedir.

9. Ahlat Eski Yerleşimi ve Mezar Taşları. Kültürel varlıktır.
Van gölü kıyısında bulunan ve tarihi Urartulara kadar giden Ahlat yerleşimi: Selçuklu dönemi taş işçiliği, inanışları ve yaşam biçimini en güzel şekilde yansıtan mezar taşları ve anıt eserleriyle, Dünya Miras Listesine adaydır.

10. Sümela Manastırı-Trabzon. Kültürel varlıktır.
Altındere vadisinin dik yamaçlarında, doğal yapı ile bütünleşen manastır kompleksi: tasarım, malzeme, mimarlık ve işçilik açısından eşsiz bir yapı olarak listeye önerilmektedir.

11. Alahan Manastırı-Antalya. Kültürel varlıktır.
MÖ.5’nci yüzyıl başlarında yapıldığı bilinen ve doğal yapı ile bütünleşmiş bu manastır, bir manastır ve ona bağlı kilise ile müştemilat yapılarından oluşmaktadır. Malzame, tasarım ve yapıdaki süslemeler ile, Bizans dönemi dini mimarisinin ender örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir.

12. St.Nicholas Kilisesi-Kültürel varlıktır.
MÖ.5’nci yüzyıla ait, bir Likya yerleşimi olan “Myra” antik kenti ve kenti bulunan “St.Nicholas kilisesi” kompleksi: farklı dönemlere ait yapıları barındıran Bizans dönemi dini mimarisinin önemli bir örneğidir.

13. St.Paul Kilisesi ve St.Paul Kuyusu ve çevresi. Kültürel varlıktır.
St.Paul’un doğum yeri olarak kabul edilen Tarsus: St Paul kilisesi ve kuyusu ile, ruhani bir merkez olarak mevcut kent dokusu ile bütünleşmiştir.

14. Kekova-Doğal ve kültürel varlıktır.
Akdeniz bölgesindeki Kekova adası: arkeolojik “Üçağız” ve “Kaleköy” yerleşmeleri ve adayı çevreleyen batık kentin yanı sıra, gerek görsel ve gerekse doğal özellikleri bulunmaktadır.

15. Güllük Dağı, Termessos Milli Parkı-Kültürel ve doğal varlıktır.
Denizden yaklaşık 1050 metre yükseklikte, Antalyanın kuzeyindeki dağlar arasında kalan gizli “Termessos” antik kenti, yerleşim biçimi, savunma sistemleri ile doğanın sunduğu imkanları en iyi şekilde kullanan antik dönem kentlerinden birisidir.

Evet, sonuç olarak: ülkemizdeki birçok tarihi kültürel ve doğal varlık, halen yıllar içinde müracaat edilmesine rağmen, Listeye alınmak için bekletilmektedir. Özellikle: mevcut 10 kriterden, 9 tanesinin gerçekleştirildiği “Hasankeyf” bölgesinin, Listede bulunmaması, Listenin hazırlanmasında görevli ülke temsilcilerinin radikal kararlar verip vermedikleri konusunda, büyük tereddütler oluşmasına neden olmaktadır. Hatta: Efes antik bölgesinin bile bu listede olmaması ilginçtir. Ama, aynı zamanda unutulmamalıdır ki, ülkemizde, tarihi kültürel ve doğal varlıklara, gereken önemin verilmediği de bir gerçektir.