Edirne Keşan İbrice

Edirne Keşan İbrice Sualtı dalış

Saroz körfezi kıyılarındaki bu yerleşim yerlerinde: özellikle İstanbul’dan bölgeye: dalgıç eğitimi almak üzere gelen insanlar bulunuyor. Bunun dışında ise, özellikle çadır ve karavan turizmini tercih edenlerin, uğrak yeri.

ULAŞIM:

Erikli’ye İstanbul üzerinden ulaşmak için: Silivri’den Tekirdağ yönüne doğru devam ederek, Malkara ve Keşan geçilir. Keşan’dan Çanakkale yoluna saparak, Erikli’ye ulaşabilirsiniz. Ayrıca: Bayrampaşa-Esenler Otogarı Keşan-Gürel yazıhanesinden her saat otobüs bulmak mümkün.

İbrice-Tekirdağ arası uzaklık: 60 km. İbrice-Malkara arası uzaklık ise: 10 km. dir.

Keşan Erikli Sahili

ERİKLİ SAHİLİ

Saroz körfezi içinde, en sosyal ve gelen yerli-yabancı turistleri en iyi şekilde ağırlayabilecek tek bölge Erikli Sahilidir. 1974 yılında: 800-1000 arası bir nüfusa sahip bölge, günümüzde, yaz dönemi içinde, neredeyse 50 binleri buluyor.

Şu anda, Erikli de, Turizm Bakanlığına bağlı, üç otel, Keşan Belediyesi denetiminde yedi pansiyon ve apart oteller olmak üzere, yaklaşık 340 yatak kapasitesi var.

Fakat, ev pansiyonculuğu da çok yaygın. Yani, toplam 3000 yatak kapasitesine kadar ulaşılıyor.

Keşan Adilhan köyü

ADİLHAN, SAZLIDERE, GÖKÇETEPE

Sırtını ormana dayamış olan Adilhan köyü: temiz havası, denizi, bitki örtüsü ve en önemlisi ahtapotların yavrulamaya geldiği sahili ile bakir bir köy. Köy: çam, armut, akasya ve zeytin ağaçları ile kaplı. Sahilinin: astım ve nefes darlığı problemi olanlara iyi gelin bir havası var.

İstanbul’a yakınlığı nedeniyle, yazlık gibi kullanılan köyde: ata binmeyi, kış aylarında yaban domuzu ve bıldırcın avlamayı, yürüyüş, kros, bisiklet ve balık tutmayı sevenlere ve dalgıçlara rastlayabilirsiniz.

Gökçetepe:

tam bir balıkçı köyü. Köy girişindeki eski Rum taş evleri ve Bizans kale kalıntıları var. Köy meydanında: eski gelenekleri sürdüren, güler yüzlü köy sakinleri, dibekte bulgur dövmeye devam ediyorlar.

Sahile yönelince; son yıllarda “Kayıp Cennet” olarak anılan Milli Parklar Genel Müdürlüğü Kamp Alanı, önünüze çıkıveriyor.

Danişment; Çevre Bölge Müdürlüğüne bağlı kamp alanı. Hem günübirlik piknik hem de çadırlı kamplar için ihtiyaç duyulabilecek her türlü olanak sunuluyor. Keşan’dan sonra, Erikli’ye gider gibi devam edip, yoldaki “Danişment Orman Kampı” tabelalarını takip ederek, kolayca bulabilirsiniz.

En son 1 kilometrelik bölümü hariç, yol asfalt ve gayet güzel. 1 km.ye yakın stabilize bir yoldan koya iniliyor. Çevre Müdürlüğü, kamp alanını özel işletmeye kiralamış. Bakkal, manav ve restoran var. Orada, hazır çadırlardan kiralayabileceğiniz gibi, kendi çadırınızda da kalabilirsiniz. Duşlar, tuvaletler var, hepsi de tertemizdir.

Keşan İbrice Çadır Kampı

Günübirlik piknikçiler için, sabah saat: 07.00’de açılan kapı, saat: 01.00’de kapanıyor. Kamp alanında: ahşap masalar, ocaklar ve bir de restoran var. Günübirlik kamp alanında: çadır kurmaya ve karavan turizmine uygun düzenlenmiş: restoran, duş, tuvalet gibi üniteler var.

Kamp alanını büyükçe bir bölümü, çadırlar için parsellenmiş, elektrik veriliyor, yanlarında su var. Bu bölümü, guruplara günlük olarak da kullandırılıyor. Kumsalın belli bir bölümü kumluk, asıl denize girilebilen bölüm burası.

Deniz tabanı çakıllarla kaplandıkça, deniz kestaneleri görünmeye başlıyor. O yüzden ayaklarınızı yere basıyorsanız dikkat etmeniz şart. Dikkatli olduğunuz sürece deniz kestanesi yönünden sorun yaşamazsınız.

Keşan İbrice Limanı

İBRİCE LİMANI:

Edirne Keşan İbrice Limanı: Keşan’a bağlı Mecidiye beldesinde yer alan, iki küçük koydan oluşuyor. Tarihi liman, doğanın bir hediyesi olarak, dalgalara kapalı bir haliç çevresinde kurulmuş.

İzmir’den Gökçeada’ya gelen gemiler, geçmiş yıllarda yüklerini bu limana boşaltırlar, develerle Uzunköprü’ye taşınan ticaret malları, buradan trenle, İstanbul’a gönderilirmiş. Limanda gümrük binası, hamam, ticaret mağazası gibi üniteler bulunurmuş.

Şimdi, yalnızca kalıntıları görülen binalar, bölgenin ikinci derece SİT alanı olması nedeniyle yıkılmış.

Günümüzde, ciddi bir balık sirkülasyonu bulunan İbrice Limanı, sayısız balıkçı teknesini misafir ederken, lüks bir restoranda kendilerine balık ziyareti çekmek isteyen aileleri ağırlıyor.

Keşan İbrice Limanı

Evet, burası: kısa süre önce, mütevazi bir balıkçı barınağıydı. Artık özellikle yaz aylarında, dalma meraklılarının akınına uğruyor. Denize girmek, dalış yapmak isteyenler, taze balık almak için gelenlerle, limanın ziyaretçisi eksik olmuyor.

Keşan İbrice Sualtı zenginlikleri
EDİRNE KEŞAN İbrice Limanında, WC dalış merkezi var.

Meraklılarına eğitim veriliyor. Çünkü: Saroz körfezi, deniz turizmi yanında, özellikle balık avcıları ve dalma meraklıları için ideal bir yer. Savaştan kalma batık gemiler için yuva görevi yaptığından, bölgenin en iyi balık çıkan yeri buradadır.

Bu nedenle de, dalma meraklılarının yuvaları bozacağından endişe eden yöre balıkçıları ve eski sünger avcıları, dalmak için gelenlere yardımcı olmaktan pek hoşlanmıyorlar.

Hatta: her hafta en az 200 dalgıç gelen yörede, limandaki lokanta bile kapatılmış durumda. Açtırmamak için de uğraşılıyor.

Limanın karşısındaki kayalık alandan denize giren dalgıçların görüntüsü içler acısı. Burada hiçbir sosyal tesis yok. Elbette, son yıllarda gelen dalgıç sayısı azalıyor. İbrice Limanı ve çevresinde; dalgıçlara hizmet için harekete geçilmesi gerekir.

Yoksa: İbrice insanı, dalış turizmini kaybedecek. Dalmak için gelen insanlar: içecek, su, tuvalet, duş istiyorlar. Ücreti karşılığında bu hizmetlerin verilmesinin gerekliliğini düşünüyorum.

Evet, devam edelim.

İstanbul dalgıçlarının ehliyet aldıkları sınav, burada yapılıyor. Çünkü: burası İstanbul’a yakın ve derinliği kolayca bulabilen bir dalış merkezi. Bu yüzden de, tüm dalış okulları tarafından büyük ilgi görüyor.

Özellikle: hafta sonları, dalış okullarının hücumuna uğrayan Kömür Limanında, dalış yerleri, tekne limanını sol tarafındaki kayalıklar arasındaki küçük koylardır.

Edirne Keşan İbrice de, koy, gerek limana doğru ve gerekse diğer yöne doğru güzel bir dip florası sergiliyor. Özellikle, Mayıs ayından Eylül ayı sonuna dek süren dönemde, İbrice Limanında, dalgıçların sertifikalarını aldıkları, açık deniz ile tanıştıkları ilk yer burası.

Cuma sabahı, erkenden İstanbul’dan yola çıkan dalış gurupları, 3.5 saatlik bir yolculuk sonunda buraya ulaşıyorlar.

Liman her iki yanı yüksek tepelerden oluşan bir bölümde bulunuyor. Doğusundaki tepeden bakıldığında iki koy görülüyor. Bu koylarda: mükemmel resif sığlıklar bulunuyor. Koyların dipleri, zaman zaman kaya ve kumluk halinde, meyilli olarak 40 metrelere kadar inen bir su altı yapısına sahip.

Bu koylara yapılan dalışlar sırasında, çok sayıda sübyeye, taşların arasında gizlenen ahtapotlara ve melanur sürülerine rastlamak mümkün.

Limanın batı kıyısındaki sarp ve dik kaya yapısı, Toplarönü Burnuna kadar uzanıyor. Toplar önü, mükemmel gizli koyları olan bir dalış noktası. Ancak, buraya yalnızca deniz yolu ile gidiliyor. Ortalama derinlik ise 20 metre ile sınırlı.

Keşan İbrice çadır kampı

Evet: dalış dışında, limandan içlere doğru, toprak yolla devam ettiğinizde, Deli Liman denilen ve arkası çamlık, önü deniz olan kamp sahalı görülüyor. Burada: kamp ateşi yakmak ve gitarlı geceler yaşamak mümkün.

Kamp yerinden, güneşin batışını, hele hele güneş battıktan sonra, ışık kirliliği olmayan gökyüzünde, saman yolunu izlemek, bir yandan da tüm haftanın yorgunluğunu atabilmek, inanın, muhteşem bir keyiftir.

Eğer, amatör balıkçılığa, olta balıkçılığına merakınız varsa, burası olta balıkçılığı içinde mükemmel olanaklar sunan bir yer.

Özellikle: zargana yakalayabilirsiniz. 4-5 saatlik bir süre sonunda, muhtemelen 50 civarında zargana yakalamanız içten bile değil. İhtiyacınız olan tek şey, birazcık şans. Yoksa, balık bol.

Edirne Keşan İbrice Limanında: balık restoranları, dükkanlar ve pansiyonlar da var. Uskumru, sinarit, levrek, mercan, kefal ve barbunya, çevredeki restoranların muhteşem balık lezzetleri arasındadır.

Çanakkale Bozcaada

Çanakkale Bozcaada

Çanakkale Bozcaada; Dünyanın önde gelen gezi dergilerinden “Conde Nast Traveller”; dünyanın en güzel 22 adasını seçti. Okuyucular tarafından yapılan listede: 4’ncü sırada “Bozcaada” bulunuyor. Listenin ilk sırasında: Yunanistan’dan Mykonos adası, ikinci sırada: Endonezya’dan Bali adası, üçüncü sırada: Karayip Adalarından: Bermuda adası. Evet; Bozcaada için muhteşem bir onur, bu insanların seçimi, Bozcaada’nın turizm geleceği açısından çok önemli. Çünkü: ülkemizde, özellikle yabancı turistler; kuzey ege bölgesi kıyılarını pek tercih etmiyorlardı.

Çanakkale Bozcaada

ULAŞIM

Çanakkale’den sonra: Geyikli-Bozcaada tabelaları takip edilerek, yaklaşık 50 dakika sonra, Geyikli Yükyeri Feribot İskelesine ulaşılıyor. Bandırma üzerinden buraya gelmek isteyenler için ise: Bandırma’dan sonra, Lapseki-Çanakkale üzerinden Geyikli’de ki iskeleye ulaşmak mümkün. Bu yol, muhtemelen 3 saat sürüyor. Alternatif olarak: Bandırma’dan sonra, Biga-Çan-Bayramiç güzergahı da takip edilebilir. Ancak, bu yol, diğeri kadar bakımlı değil.

Geyikli İskelesinden adaya geçiş: Türkiye Denizcilik İşletmelerine ait büyük bir arabalı vapur ile sağlanıyor. Yolculuk: ortalama yarım saat. Mesafe ise: 6 km. Yaz sezonunda; karşılıklı altı sefer yapılırken, kış sezonunda sefer sayısı yarıya indiriliyor.

Karadan uzaklıklar şöyle: Bozcaada-İstanbul arası uzaklık:400 km. Bozcaada-Ankara arasındaki uzaklık: 710 km., Bozcaada-Bursa arasındaki uzaklık: 320 km., Bozcaada-İzmir arasındaki uzaklık: 280 km. Bozcaada-Çanakkale arasındaki uzaklık; 60 km.

Ulaşımın diğer bir alternatifi: Çanakkale-Bozcaada arasındaki deniz otobüsü seferleridir. Özel bir firma tarafından, Haziran 2009 tarihinde, Çanakkale-Bozcaada deniz otobüs seferleri, haftanın üç günü yapılmaya başlanmış.

tarihi eserler.1
Çanakkale Bozcaada

TARİHİ

Antik çağda: Leukophrys, Yunan Mitolojisinde: “Tenedos” adıyla anılan Bozcaada; stratejik konumundan dolayı, çağlar boyunca birçok kez, istilalara uğrar ve el değiştirir.

Adadaki Nekropol alanında yapılan kazılarda: adanın tarihinin MÖ.3000 yıllarına dayandığı tespit edilmiş. Adanın bilinen ilk sakinleri; Pelasg’lar. Daha sonra ise: Fenikeliler, Atinalılar, Yunanlılar, Persler, Büyük İskender, Bizanslılar, Cenevizliler, Venedikliler ve Osmanlılar. Ada: 1455 yılında Osmanlı topraklarına katılmış. Ancak; 1912 yılında, Yunanistan tarafından işgal edilmiş. 1923 Lozan Antlaşmasıyla, Türkiye Cumhuriyetine bağlanmış.

Tenedos parası

Bozcaada’da; çok eski zamanlarda, önemli bir darphane bulunduğu tahmin ediliyor. Bunun sebebi: Bozcaada’ya ait özel paraların bulunması. Gümüş olan bu paraların; Perslerden daha önce basılmaya başlandığı tahmin ediliyor. Paranın bir yüzünde: Zeus ve Hera’nın yarım yüzleri, diğer yüzünde ise çift balta, şarap kadehi ve üzüm salkımı bulunuyor.

Arkeolojik araştırmalar

Tenedos antik kentinin, bugünkü yerleşim alanının hemen altında kaldığı düşünülüyor. Yerleşim alanının dışında ise, adanın güney kesiminde, Nekropol-Mezarlık alanlarının bulunduğu sanılıyor. Ancak; adanın hemen her bölümünde yerleşim alanları dışında, tek tek, az sayıda mezarlara rastlanıyor.
Çanakkale Arkeoloji müzesi tarafından yapılan kazılarda: nekropol’de, en eski MÖ.3000’lere ait mezarlar bulunmuş. Daha sonra, Rumlar ve Osmanlılar tarafından da mezarlık olarak kullanılan nekropol, son yıllara kadar çok fazla tahrip edilmeden gelebilmiş.

Mitolojik efsane

Denizlerin efendisi Poseidon’un çocuklarından biri olan: Kyknos adında bir kralmış. Bu kral; Lapseki bölgesindeki Miletos Kolonisinde bulunan; Kolonai kentine hükmedermiş. Kralın: Tenes adında bir oğlu varmış. Tenes’in annesi ölünce; kral baba yeniden evlenmiş. Fakat; üvey anne Philomene; bir gün, Tenes’e bir iftira atmış. Üstelik kendine yalancı tanık olarak da, bir kavalcı bulmuş.
Kral baba; bu iftiraya inanmış ve oğlunu bir sandığa koyarak denize attırmış. Sandık; Tenes’in büyükbabası Poseidon’un yardımı ile boğazdan geçerek, Leukophrys kıyılarına ulaşmış. Ada halkı: Tenes’i alıp kral yapmışlar ve adanın ismi Tenes’in adası anlamına gelen “Tenedos” olmuş.
Kyknos,kısa süre sonra, oğluna atılan iftirayı anlamış ve oğlundan özür dilemek için Leukophrys’e hareket etmiş. Tenes; babasının gemilerinin limana yaklaştığını görünce, elindeki balta ile gemilerin halatlarını kesmiş. Yunanistan’da kullanılan “Tenes’in baltası ile kesmek ” deyimi, buradan gelmektedir. Bir kişi, biriyle görüşmek istemediği zaman, Tenes’in baltasıyla kesti denilmektedir.
Homeros’un Truva savaşlarını anlatan ünlü destanı İlyada’da, Tenedos’un adı geçer. Antik kent, Truva’nın karşısında yer alan Bozcada, savaş boyunca Akhalar tarafından üs olarak kullanılır. Hatta, ünlü Truva atı hilesi gerçekleştirilirken, Akha donanması, adanın arka tarafından bir limanda (Ayazma tarafı) saklanarak, anakaradan gelecek işareti bekler.

genel.2
Çanakkale Bozcaada

GENEL

Bozcaada; boz görüntüsünün arkasında: uçsuz bucaksız bağları, onları bekleyen güzel bağ evleri, rüya gibi kumsalları ve pırıl pırıl denizi var. Küçük koyları, kekik kokulu tepeleri, lezzetli şarapları ve yemekleri; ziyaretçiler tarafından keşfedilmeyi bekliyor. Bu arada: adanın boz görünmesinin sebebi; rüzgara açık kısımlarda ağaç yetişmemesi. Ama iç kesimlerde, bölge bölge çamlıklara rastlamak mümkün.

Adada: 12 koy ve burun bulunuyor. Ayrıca, çevrede irili-ufaklı 10 adacık daha var. Burası: Türkiye’nin, üçüncü büyük adasıdır. Adanın yüzölçümü: 40 km. karedir.

Çevresi: 38 km. 500 yıldır, Adada; Türkler ve Rumlar, bir arada yaşıyorlar. Toplam nüfus: 2500 civarında. Rum nüfus, günümüzde, yalnızca 25-30 kişi civarında kalmış. Rumların adadan ayrılmaları hakkında çeşitli söylentiler olsa da, en büyük gerçeğin ekonomik nedenler olduğu söyleniyor. Son yıllarda, büyük kentlerden gelip yerleşenlerin sayısı ise, her geçen gün artıyor. Yazın gelen turistlerle birlikte, ada nüfusu: 10 bine kadar çıkıyor. Kışın ise; 1000 civarında.

Adanın geçim kaynakları

Bağcılık, şarapçılık, balıkçılık ve turizm. Bağcılık ve şarapçılık; yüzyıllar öncesinden gelen ada gelenekleri. Adada yaşayıp ta, bağı olmayan, şarap yapmayı bilmeyen yok. Az miktarda: tahıl, baklagil ve meyve yetiştiriliyor.

Ada; balık göç yolları üzerinde bulunduğundan, balıkçılık da uzun geçmişi olan bir meslek. Ada çevresinde, çeşitli türlerde birçok balık yakalamak mümkün. Özellikle: temiz denizlerin göstergesi olan kalamar ve ahtapot, bolluğu ile adanın sembolleri haline gelmiş. Ada çevresinde trolle avlanma yapılmıyor. Amatör balıkçılar için, çok müsait yerler var. Yani; balık tutma merakınız varsa, buraya giderken, yanınızda mutlaka balık olta takımlarınızı almayı sakın unutmayın.

Bunun dışında: Adada, liman başkanlığına kayıtlı 48 balıkçı teknesi ile, 120 kişi profesyonel olarak balıkçılık yapmaktadır. 2004 yılında kurulan Bozcaada Su Ürünleri Kooperatifinin, 29 üyesi bulunmaktadır. Ada dışından gelen balıkçılar, büyük teknelerle avlanmakta ve yüksek miktarda deniz ürünü elde etmektedirler. Ada balıkçıları tarafından avlanan balıklar, Bozcaada Balık Halinde satılmaktadır.

Son yıllarda yükselişe geçen turizm ise, kontrollü olarak ilerliyor. Adada imar izinleri kısıtlı ve doğanın hakimiyeti, hep ön sırada tutulmaya çalışılmış.

1999 yılında Zeki Alaysa ve Metin Akpınar’ın başrolünü oynadıkları “Güle Güle” filmi, Bozcaada’da çekilmiş. İzleyenleriniz hatırlayabilirler.

Bozcaada’nın tamamı; doğal ve tarihi sit alanı. Mitolojik dönemlere kadar uzanan zengin geçmişi; henüz ciddi bir arkeolojik kazı ile ortaya çıkarılmamış olmasına rağmen, bu topraklar yüzyıllardır, üzerinden geçen çeşitli kültürlerin izlerini saklamaya devam ediyor. Mitolojide, adından sık bahsedilen Bozcaada, eski ismiyle “Tenedos” yalnızca doğasıyla değil, zengin geçmişiyle de dikkat çekiyor.

rüzgar gülleri.1
Çanakkale Bozcaada

İklim denilince: kışları ılık ve yağışlı, yazları sıcak ve kurak. Nem oranı yüksek olduğu için, günlük sıcaklık değerlerinde önemli düşüşler yaşanmıyor. Bu durum bağların yetişmesi için oldukça uygun bir ortam oluşturuyor. Ancak; yazın kavurucu sıcağında, sürekli esen rüzgar, serinletici etki yaratıyor. Kışın ise, bazen anakara ile irtibatı kesebilecek ölçüde sert esebiliyor. Lodoslu havalar, poyraza oranla, feribot ulaşımını daha çok aksatıyor. Temmuz ayında bile, akşamların serin olduğunu sakın unutmayın ve yanınızda; hırka, ceket gibi kalın giysiler bulundurun.
Haziran 2000 yılında: Batı burnu civarında, 17 türbinden oluşan bir rüzgar enerjisi santralı kurulmuş. Kurulduğu tarihte adanın enerji ihtiyacının yaklaşık 30 kat fazlasını karşıladığından, anakaraya da enerji gönderiliyormuş. Turizme zarar vermemek için, santralin ürettiği elektrik, deniz altından, kablolarla anakaraya aktarılıyormuş.

Adada: 3 cami ve 1 kilise var.

Evet: Bozcaada’da dikkat etmeniz gereken bazı hususlar var. Şöyle ki: adada asla aracınızın kornasına basmayın. Hiç hoş karşılanmıyor. Adaya günübirlik gitmeye kalkmayın, güzellikleri görünce bir günün yeterli gelmediğini görüyor ve hayıflanıyorsunuz. Adada iken, mutlaka, feribot saatlerini öğrenin, dönüşte problem yaşayabilirsiniz. Özellikle: pazar akşamları, özel aracınızı dönüş öncesinde, feribot sırasına sokmayı unutmayın.

Adada; yalnızca ziraat bankası bulunuyor. Ayrıca iki bankaya ait ATM makinesi var. Kredi kartı; her yerde geçmiyor, bazı işletmeler özellikle küçük işletmeler kredi kartı kabul etmiyorlar, yanınızda bir miktar nakit para bulundurmanız şart.

Adada, yalnızca bir eczane bulunmaktadır. Bunun dışında: 24 saat esasına göre çalışan bir sağlık ocağı bulunmaktadır. Sağlık ocağında: diş ünitesi, röntgen cihazı ve laboratuvar bulunmaktadır.

Adada, 45 yat kapasiteli ve Belediye tarafından işletilen bir yat limanı var. Burada: gelen yatlara: yakıt ikmali, elektrik ve su hizmeti veriliyor.

adaçayı.1
Çanakkale Bozcaada ada çayı
Ada denilince, ada çayı olmadan olmaz.

Ada çayı hakkında biraz aydınlatıcı bilgi vermek istiyorum. Ballıbabagillerden olan adaçayı: bir kır bitkisidir. Hafif kireçli, kolay su geçiren, kuru toprakları sever. Şifası: kenarları tırtıllı, buruşuk görülen, açık yeşil yapraklarındadır. Taen, uçucu yağ, acı madde ve B vitamini içerir. Tüm bedeni güçlendirir. Kalp krizi tehlikesini azaltır. Mikroplu hastalıkların neden olduğu, gece terlemelerini keser. Kramp, omurilik rahatsızlıkları, beze hastalıkları ve organ titremelerinde başarı ile kullanılır. (günde yalnızca iki fincan)
Kan temizleyici etkisi vardır. Karaciğer hastalıklarında yararlıdır. Vücuttaki toksinleri atar, safrayı söker. Mide ve bağırsak gazlarını, bulantıyı giderir. Mide sularının düzenli çalışmasını sağlar. Hazmı kolaylaştırır. İştah açıcıdır. Ülsere ve ishale iyi gelir. İdrarı arttırır. Böbrek ve mesane taşlarının atılmasını sağlar. Grip ve soğuk algınlığı ve bunlardan ileri gelen adale ağrılarında kullanılır. Ateşi düşürür ve vücudu dinlendirir. Bademcik iltihabı, boğaz hastalıklarında, adaçayı özellikle önerilir.
Böcek sokmalarında: sokulan yere, ufalanmış adaçayı yaprağı uygulanır. Yaprakları ezilip merhem haline getirilerek: sivrisinek, arı vs. sokmalarında sürülürse, acıyı dindirir, kaşıntıyı önler.

Evet, bu muhteşem şifalı bitkinin bir sorunu var. Lüzumundan fazla içilirse (günde 3 kahve fincanından fazla) vücuda zarar verir, zehirlenmelere sebep olur. Damakta şişmeler meydana gelir. Doktora başvurmak gerekir. Çocuklara az miktarda verilmelidir.

Çanakkale Bozcaada
Çanakkale Bozcaada

ADA İÇİNDE ULAŞIM

Evet, sonuçta bir adadasınız. Kaybolmaktan korkmayın. Adada en çok kullanılan ulaşım araçları: motosiklet ve bisiklettir. Ancak: ada merkezi küçük ve sokaklar dar olduğundan, arabanızı merkezde belirtilen park yerlerine koyup, yürümenizde fayda var. Hani yürümek dedim de, adanın sokakları hep Arnavut kaldırımı. Topuklu ayakkabılar sizi mutlaka rahatsız edecektir, yanınızda mutlaka rahat ayakkabılar olması gerek. Ama merkez dışında mesafeler uzun olduğundan, bir yere varmak için yürümek çok pratik değil. Ada turu yapmanın en keyifli yolu: kendinize ait bir taşıt kullanmak. Adanın ana yolları düzgün ve asfalt kaplı. Toprak yolların çoğu da zaten araç girmesine uygun. Bu arada: adada; araç ve bisiklet kiralama şansınız var.

evler.1
Çanakkale Bozcaada Konaklama

KONAKLAMA

Bozcaada; doğal ve tarihi SİT alanı olması nedeniyle, büyük oteller ve tatil köyleri göremezsiniz. Konaklamanız için, sizi daha samimi ve doğal mekanlar bekliyor. Genellikle: ada halkının işlettiği bu yerlere, son yıllarda büyük kentlerden gelip yerleşenlerin açtığı mekanların da eklenmesiyle, her zevke ve bütçeye uygun seçenekler bulmak mümkün.
Yine de, konaklamak için yer seçerken; karar sizin, ya merkeze yakın ya da merkez dışında kalabilirsiniz. Ada merkezi: feribotun yanaştığı küçük bir kasaba. Tüm mekanlar, yürüme mesafesinde. Merkez dışında konaklamak isterseniz, ada, toplu taşıma uygun olmadığı için, özel aracınız ile gelmek, size kolaylık sağlayacaktır.

Evet, Bozcaada’da, toplam yatak kapasitesi: 2500. Özellikle çok yoğun sezon olan Temmuz ve Ağustos aylarında, önceden rezervasyon yaptırmanız şart. Ancak: Ada, yaz sezonu dışında da keyifle kalınabilecek bir yer. Kışın merkezde kaloriferli oteller var. Klimalı otel ve pansiyonlardan bazıları kışın da açık.

Sezon 2-3 ay gibi kısa olmasına rağmen, halkın en önemli gelir kaynağı turizmdir. Adada: 22 otel ve 44 pansiyon bulunmaktadır. Bunların toplam yatak kapasitesi: 1602’dir. Ev pansiyonları ile birlikte, toplam yatak kapasitesi, yaklaşık olarak 2500 civarındadır.

Konaklama: genellikle oda-kahvaltı şeklindedir. Ev yapımı yöresel zeytin ve peynirler, doğal reçel çeşitleri, bahçeden toplanan taze sebzelerden oluşan kahvaltılar, oldukça lezzetlidir. Adanın samimi ve misafirperver halkı, nerede kalırsanız kalın, sizin keyifli bir tatil geçirmeniz için ellerinden geleni yaparlar.

evler.2
Çanakkale Bozcaada Mimari

MİMARİ

Genel olarak, Bozcaada mimarisine baktığımızda, Türk ve Rum kültürlerinin izlerine rastlanır. Önceleri: kasaba merkezini Rum ve Türk Mahallesi olarak ikiye ayıran derenin yerine, günümüzde, bir cadde bulunuyor. Ada merkezi; şu anda: Cumhuriyet (Rum) ve Alaybey (Türk) Mahallesi olarak iki mahalleden oluşuyor. Cumhuriyet mahallesinde Rum, Alaybey mahallesinde ise Türk mimarisine ait izler taşıyan yapılar var.
Rum ve Türk mimarisinde, genel olarak yapı özellikleri birbirine benzese de, işlev olarak farklar vardır. Yapı cinsi: kagir ve ahşap karkas yapılardan oluşmaktadır. Genelde: alt kat kagir, üst kat ahşap ya da tamamı kagir yapılardır.
Rum mahallesinde: evlerin bodrumları vardır. Mutfak, banyo, çamaşırlık burada bulunur. Pencereler, yüksek ve geniş, genelde kepenklidir. Üst katlar, ahşap, yüksek pencereli, kepenklidir. Kapılar; yine yüksek, çift kanat ve pencerelidir. Türk evlerinden farklı olarak; bazı evler balkonludur. Birçok evin binaya bitişik, yüksek duvarlı yapıları bulunmaktadır. Bunlar: şarap imalatı ve muhafazası yanı sıra, kışlık erzakların depolandığı yerlerdir.

Türk mahallesinde: alt katlar, biraz daha yüksek ve dar pencerelidir. Bunun sebebi, alt katın erzak deposu olarak kullanılmasındandır. Evlerin avlularında: genelde üstü toprak damla örtülü mutfak ve çamaşırlık vardır. Evin içinde; yerli dolaplar, gusulhaneler, ahşap tavanlar bulunur. Tuvalet avludadır. Çatılar: alaturka kiremitli ve kirpi saçaklıdır. Zaman içerisinde de, ihtiyaçlar sonucunda, günümüzde, bu sayılan özellikleri bir arada koruyabilmiş çok az örnek ev kalmıştır.

Rum mahallesinde, sokaklar genelde birbirini dik kesen yapıdayken, Türk mahallesinde sokaklar dar ve girifttir.

Sosyal ve dini yapılarda; kilise ve küçük şapel gibi yapılar: Cumhuriyet mahallesinde, cami, hamam ve namazgah gibi Türk kültürüne uygun yapılar Alaybey mahallesindedir.

Merkez dışında konumlanan bağ evleri: eskiden yaz süresince bağlarda kalan insanların ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yapılmıştır. Odalar, mutfak ve ahırdan oluşmaktadır. Bugün, artık bağ evleri de, günümüzde her türlü konfora sahip yapılar olabilmektedir. Eski işlevini sürdüren, yenilenmiş yapılar dışında, bir kısmı da yazlık ev olarak kullanılmaktadır.

yemek yeri.1
Çanakkale Bozcaada Ne Yenir

NE YENİR

deniz kestanesi.1
Çanakkale Bozcaada Deniz Kestanesi

Ada mutfağında: deniz ürünleri, kırmızı et, yabani otlar ve zeytinyağı; kullanılan başlıca malzemeler. Baharın gelmesiyle; yabani ot mevsimi başlar. Isırgan, cibes, radika, turp otu, kazayağı, şevketi bostan. Evet, bunlar adadan toplanan otlardan bazıları. Bunlar: ya zeytinyağlı yemek ya da salata ya da börek içi olarak kullanılıyor ve size sunuluyor. Yine, baharla birlikte: kuzu ve oğlak eti bulunan yemekler hazırlanıyor. Ada tavşanı; adaya özgü yabani bir hayvan. Rumlara özgü yemeklerde, tavşan yahnisi varmış, ama günümüzde yapılmıyor.
Denizkestanesine: adada “kirpi” deniliyor. Kıyıdan ve taşlık alanlardan, dalarak çıkarılan kirpiler, şarabın yanında meze olarak sunuluyor. Ortadan ikiye ayrılan kirpiler; temizlendikten sonra, içinde turuncu renkli havyarı kalıyor. Üzerine limon ve sirke konulduktan sonra, ekmekle sıyrılarak yeniliyor, yanında genellikle beyaz şarap tavsiye ediliyor.

DENİZKESTANESİ

Damar ve sinir sistemi bulunan, küre şeklinde omurgasızdır. Kabuğuna gelebilecek herhangi bir zararı iyileştirmek, hatta eksik bir uzvunu tamamlamak için, yeterli enerjiye ve organik zenginliğe sahiptir. Yani: kendini yenileme gücü bulunmaktadır. Günümüzde: denizkestanesinin içindeki turuncu kısmın, iyi edici özellikleri olduğu söylenir. Örneğin: Çin’de, denizkestanelerinin bu turuncu kısımları: pirinç unu ve sandal ağacı unu ile karıştırılarak: kaşıntılar, yaralar, kabuklar gibi bazı deri hastalıklarının iyi edilmesinde kullanılırlar. Sicilyalı denizciler: denizkestanesinin turuncu kısımlarını; zeytinyağı ile karıştırarak, deriyi yumuşatan ve kırışıklıkları önlemekte kullanılan bir krem elde etmişlerdir.
Denizkestanesinde, sürekli yenilenme hali, turuncu kısım tarafından yapılır. Evet: denizkestanesine, biraz önce söylediğim gibi, Bozcaada’da kirpi deniliyor. Son olarak: denizkestanesinin içindeki bu turuncu kısmın tüketimi, afrodizyak etkiler yapıyormuş, yani cinsel istek uyandırıcı etkisi varmış. Ama unutmayın, denizde denizkestanesi görünce uzaklaşın, ayağınıza battığında, muhteşem bir acı verdiği gerçeğini unutmamak gerek.

Kalamar ve ahtapot: ada mutfağında bolca kullanılan deniz ürünleri. Adadaki deniz ürünleri; mevcut restoranların hepsinde, değişik pişirme yöntemleriyle hazırlanarak servis ediliyor. Sıcak havalarda ve yağmurdan sonra; üzüm bağları, salyangozlar ile doluyor. Domates, soğan ile pişirilen salyangoz yahnisi: Rum mutfağının leziz yemeklerinden, ama günümüzde artık pek yapan kalmamış.

Bağlar: ilk yeşermeye başladığında toplanan körpe asma yaprakları: salamura yapılarak, bütün yıl kullanılıyor. Çiğ dolma, taze yaprağın içine malzemeler çiğden konularak hazırlanan ve adaya özgü bir yemek. Sardalya balığı bile, asma yapraklarına sarılarak ızgarada pişiriliyor. Domates ve üzüm reçeli; ada mutfağına özgü tatlılardan.

Çınaraltı kafede: likör, çikolata ve sigara ile birlikte ikram edilen damla sakızlı kahve ve ev yapımı limonata için. Bir de; Çanlı İbo’nun kahvesinde, ada halkıyla birlikte, sabah çay içerek sohbet edin. Muhteşem keyif alacaksınız.

NE SATIN ALINIR

şarap satın alınması.1
Çanakkale Bozcaada Şarap

ŞARAP

Adada, 4 tane marka, şarap üretiyor. Bunların tadım tesislerinde, çeşitli tür ve çeşit şarapların tadına bakarak, arzu ettiklerinizi satın alabilirsiniz. Evet: Bozcaada’da gerçekten uzun bir geçmişi olan şarap yapımı var. Gerek fabrikalarda ve gerekse evlerdeki atölyelerde, buranın muhteşem üzümleri ile şarap yapılıyor. Yalnız: şarap üretimi konusunda birkaç sayısal bilgi vermek istiyorum. Ülkemizde üretilen üzümlerin yalnızca % 5’lik bölümü şarap üretimine ayrılmış. Bu rakam; Fransa’da % 85 ve dünya ortalaması olarak ise % 50. Ülkemizin dini ve sosyal durumu nedeniyle, bu rakamın düşük olduğunu düşünüyorum. Neyse; şarap gerçekten antik çağlardan günümüze gelen bir içki kültürü. Bunun hakkında; tarih sahnesinde biraz gerilere gitmek ve geçmişi öğrenmek, belki ilginizi çekebilir.

Şarabın Yunanistan’a geçişi, burada bağcılık ve şarapçılığın başlaması, gelişmesi: MÖ.1500’lü yıllara dayanmaktadır. MÖ.900 civarında: Homeros, Akdeniz için “şarap renkli” deniz demiştir. Şair ve oyun yazarı Euripides: “şarap olmasaydı, insanoğlu aşkın farkına varamaz, mutluluğun keyfine varamazdı” der.

Evet: Yunanlıların şaraba katkıları; şaraba bir tanrı atamakla olmuştur. Olimpos’un büyük tanrısı Zeus ve Thebai şehrinin kralı Kadmos’un kızı Semele’den olma Dionysos. Zeus; bir ölümlü kılığına bürünür ve her gece Olimpos’tan ayrılıp Thebai şehrinde, kralın şatosuna gelir. Ancak: Zeus; karısı Hera’nın bu durumu öğrenmesinden çok korkmaktadır.
Hera, bir gün Zeus’tan şüphelenir ve onu takip eder. Olup biteni kendi gözleriyle görür. Dahası, Semela’nın hamile olduğunu Zeus’a söylediğini duyar. Zeus; Semela’ya: bu durumdan kimseye bahsetmemesini, buna bir çözüm bulacağını söyler. Çünkü: Hera’nın bunu öğrenmesi durumunda yapacağı kötülüklerden çekinir.

Hera;

Başka bir kılığa girer ve Semele ile ilişki kurar, onu kandırarak “madem ki tanrılar tanrısı Zeus’un sevgilisisin, sana da tüm ihtişamı ile kendi karısına göründüğü gibi görünmesini istemelisin “ diye ikna eder.
Zeus, her geldiğinde, kendisini tanrı suretinde göstermesini isteyen Semele’yi “hiçbir ölümlünün buna dayanamayacağını, yanıp kavrulacağını ve öleceğini söyleyerek vazgeçirmeye çalışır. Her seferinde, bu isteğini yineleyen ve daha fazla ısrarcı olan Semele’yi kıramayan Zeus, bir gün kendini o yüzüyle göstermeye istemeden de olsa razı olur. Ve birden odanın içinde şimşekler, yıldırımlar oluşmaya başlar ve buna dayanamayan Semele, yanar ve kavrulur.

Zeus, yedi aylık hamile olan Semele’nin bebeğini kurtarmayı son anda başarır. Sonra, onu saklamak için baldırına yerleştirir. İki ay daha geçip, bebeğin doğum zamanı geldiğinde, onu oradan çıkarır. Böylece: iki kez doğmuş olduğu için “iki kez doğan” anlamına gelen “Dionysos” adını koyar.
Karısı Hera’dan saklamak ve bakıp büyütmeleri için Nysa dağındaki orman perilerine gönderir. Nysa dağındaki orman perilerine gelen bu bebek büyür ve çevresine mutluluk saçan, çok neşeli bir çocuk olur. Biraz daha büyüyen Dionysos: ormanda gezmeyi ve avlanmayı çok sever. Çok sevdiği şeylerden birisi de üzümdür. Sabah uyandığında bile, yediği üzümün suyunu çıkarıp içmeyi de çok sever. Yine, bir gün üzüm suyu çıkarıp içen ve bir miktarını da daha sonra içmek üzere bir kenara koyduktan sonra gezmeye giden Dionysos, gittiği yerde, daha uzun kalması için kendisine yapılan ricaları kıramayınca, ancak günler sonra geriye dönebilir. Bir köşede duran, unuttuğu üzüm suyunu görünce alır ve içmek için kafasına diker. O da ne?

Bu bildiği üzüm suyundan çok farklıdır.

Şaşkınlıkla, kupanın içindeki sıvıyı inceleyen Dionysos; Arguvan renginde, kıvamlı, buruk ama lezzetli bu içkiden büyük bir yudum daha alınca yorgunluğunun yavaş yavaş yok olduğunu fark eder. Hiç sebep yokken neşelenen Dionysos; gülerek, kendisini büyüten peri kızlarını ve diğer orman perilerini çağırıp, üzüm suyunun verdiği neşeyi onlarla paylaşır. Onlar da içmiş, yeni ve bilinmedik bir içkiye dönüşen bu üzüm suyundan hoşlanmışlardır.
O günden sonra, genç tanrının gösterdiği şekilde, üzümlerin tanelerini ezdiler, suyunu sıktılar ve bir süre bekleterek Arguvan renkli yeni içkiden elde ettiler. İşte böylece dertlilere dertlerini unutturan, üzülenleri neşelendiren, ağlayanları güldüren, özellikle antik dönemde ticareti en fazla yapılan ürünlerden birisi olan, Hayyam’ın üzerine dörtlükler yazdığı, şarap doğmuş olur.

KEKİK BALI

Bozcaada’da; ada florasının en önemli bir parçası olan kekik tarlalarının kattığı aroma sayesinde; çok lezzetli kekik balları üretilmektedir. Nadir bulunan bu ada balından bulursanız, o gün şanslı gününüzdesiniz demektir, mutlaka satın alın.

DOMATES REÇELİ

Adanın en ünlü reçeli, Rum mutfağına özgü, içine badem konan küçük domateslerden yapılır.
Adada özellikle buraya has yapılan domates reçelini mutlaka tadın, beğenirseniz, kendinize veya dostlarınıza hediyelik olarak satın alabilirsiniz.

Bunların dışında: adadan: çavuş üzümü ve adaya özgü sembolik hediyelikler alabilirsiniz. Bu arada: adanın Çarşamba pazarından, nohut ekmeği almayı unutmayın. Adada, her Çarşamba günü, ada merkezinde meyve-sebze satılan bir pazar kuruluyor.

dalış.1
Çanakkale Bozcaada Dalış

DALIŞ

Ege denizinin en önemli dalış noktalarından biri olan Bozcaada, sualtı güzellikleri bakımından oldukça zengin flora ve faunaya sahiptir. Ada çevresinde, dalış yapılabilecek bir çok alternatif vardır. Deniz suyunun temizliğinden dolayı görüş mesafesi, planktonların olmadığı dönemlerde, 20-40 metreye kadar ulaşmaktadır. Scuba dalışlar ve yapılan tüm gece dalışlarından önce, izin alınması gerekmektedir. Skin dalışlar için gelenlerin, herhangi bir izin alması gerekmiyor. Adaya gelen balıkadamların en büyük avantajı, değişik yönlerden esen rüzgarlarda, daima dalınabilecek, rüzgar almayan, kuytu bölgeler bulabilmeleridir.

Bozcaada, doğal güzelliklerinin dışında, fazla derin olmayan dalma noktalarıyla, bilhassa yeni eğitim alanlar için oldukça güvenilir bir dalma bölgesidir.

dalış.2
Çanakkale Bozcaada Dalış
Adanın tek dalış okulu

Aganta. Hem ilk defa dalış yapacaklar ve hem de amatör dalgıçlar için iyi bir fırsat. Ada suları, görüş mesafesinin fazla olması nedeniyle, özellikle daha önce dalış tecrübesi olmayanların, keşif dalışı yapmaları için ideal bir yer. Dalış eğitimleri: Türkiye Sualtı Federasyonu belgeli eğitmenler tarafından birebir veriliyor. Dalgıçlar için, dalış malzemesi de temin etmek mümkün.
Aganta teknesi: hava durumu müsait olduğunda, adanın karadan ulaşımı olmayan koylarına turlar düzenliyor. 15 kişilik guruplar için hazırlanan bu turlarda; önceden rezervasyon yaptırmak şart. Adada başka tekne turu düzenleyen yok. Aganta teknesi: feribotu kaçıranlar için; Bozcaada iskelesiyle, Anakara Geyikli iskelesi arasında taksi boz olarak ulaşım hizmeti de veriyor.

Çanakkale Bozcaada
Çanakkale Bozcaada
Çanakkale Bozcaada

GÖRÜLECEK YERLER

Çanakkale Bozcaada Kalesi
Çanakkale Bozcaada Kalesi

BOZCAADA KALESİ

Feribotla adaya yaklaşırken dikkatinizi çekecek büyüklükte bir kale. Ama: bu kale aslında adanın zengin geçmişini yansıtıyor. Ada: boğazın hemen çıkışında ve anakaraya yakın olması nedeniyle, tarihi süreç boyunca, istilaya açık bir yer olmuş. Üzerinde yaşayanlar, ancak bu denli büyük bir kalede, kendilerini güvende hissetmişler. Evet: günümüzde, kale meraklı ziyaretçilerini yani sizleri bekliyor.

Çanakkale Bozcaada Kalesi

Kalenin Tarihçesi:

Truva Kralı Priamos, kente saldırabilecek gemilere karşı sağlam bir kale yaptırmış, adını da Tenedos koymuştur. Bizanslılar tarafından da kullanılan kalenin yerine Venedikliler sağlam bir kale inşa ettirdiler. Kale, Venedikliler ile Cenevizliler arasında sürekli anlaşmazlık konusu oldu. 8 Ağustos 1381 tarihinde yapılan anlaşma ile savaş sona erdi. Anlaşmaya göre tarafsız bölge haline getirilen şimdiki kalenin surları yıkılarak kullanılmaz hale getirildi. Ada, tamamen tahliye edilerek halkı Girit’e gönderildi. Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı hakimiyetine geçen kalenin yıkık surları üzerine 1478-1479 yılları arasında yeniden bir kale yaptırıldı. 1807 yılında Bozcaada’yı ele geçiren Ruslar ve İngilizler kaleyi tahrip ederek kullanılmaz hale getirdiler.

Kısa bir süre sonra tekrar Osmanlı hakimiyetine geçen kale, 1816 yılında II Mahmut döneminde kapsamlı bir onarım görmüştür. Bozcaada kalesi son olarak 1965-1970 yılları arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yeniden onarılmıştır. Kaleye karadan ve şehirden; yaklaşık 10 metre genişliğinde ve 250 metre uzunluğunda bir hendekle ayrılmıştır. Günümüzde tabanı yükseltilmiş olan hendek içi, önceden su ile dolu olup saldırılara karşı kaleye koruma sağlamaktaydı. Önceleri, hendek üzerine yapılan, yukarıdan açılır-kapanır zincirli, makaralı asma bir köprü kullanılmaktayken, daha sonra kemerli sabit bir köprü yapılmıştır.

Çanakkale Bozcaada Kalesi
Çanakkale Bozcaada Kalesi

Evet, Türkiye’nin en iyi korunmuş kalelerinden biri. İlk ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı bilinmiyor. Fenikeliler, Cenevizliler ve Venedikliler tarafından kullanılan kale, bugünkü görünümüne Fatih Sultan Mehmet zamanında gelmiş. Yani, muhtemelen 1455 yılında. 1815 yılında ise: Sultan 2.Mahmut zamanında onarım görmüş.

Kale

Adanın kuzeydoğu ucundaki kayalıklar üzerine yapılmış. Üç tarafı denizle çevrili kalenin güney cephesinde: zamanında suyla dolu olan ve 10 metre genişliğinde bir hendek varmış. Bir zamanlar, bu hendek üzerinde bulunan asmalı bir kapı ile girilirken, günümüzde sabit bir köprü üzerinden geçilerek giriliyor.

Kalenin içi boş, sadece festival döneminde burada konserler veriliyor.

Çanakkale Bozcaada Gazi Hüdavendigar Camii

Gazi Hüdavendigar (Kale) Camii

Fatih Sultan Mehmet tarafından kale ile birlikte inşa ettirilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman devrinde yeniden yapılmıştır. Bozcaada Venedikliler’in elinden alındıktan sonra, tahrip edilen cami 1660 yılında IV Mehmet zamanında yeniden yapılmıştır. Evliya Çelebi, kalede bir hünkar camii ile birlikte imam ve müezzin evlerinin olduğundan bahsetmektedir. Başbakanlık Arşivinde bulunan bir belgeye göre: Bozcaada Kadısı Abdullah Efendi, 4 Ekim 1915 tarihinde yayınladığı bir yazıda “Gazi Hüdavendigar Camiine 10 akça yevmiye ile müezzin-i sani ve 5 akça ile kayyum olan Mustafa’nın vefatı üzerine yerine başka birinin tayin edilmesini” istemiştir. 1915 yılına kadar sağlam ve kullanılabilir durumda olan bina sonraki dönemde yıkılmıştır.

Çanakkale Bozcaada Kalebendlik

Kalebendlik

İç kalenin birinci bölümü olan bu bölgede suç işleyen mahkumların yattığı zindanlar vardı. Aynı zamanda, Bozcaada Osmanlı Devleti tarafından bir kalebendlik ve sürgün yeri olarak kullanılmıştır. Kalebend, işlediği suçtan dolayı bir kimsenin kale surları içinde mahkum edilme durumudur. Devlet ricalinde görev yapan birçok kişi buraya sürgüne gönderilmiştir. Bunlardan en önemlisi Sadrazam Hamit Halil Paşa’dır. Paşa, Bozcaada’ya sürgüne gönderilmiş ve 27 Nisan 1785 tarihinde başı kesilerek idam edilmiştir. Vücudu Alaybey Camii bahçesine defnedilmiştir. Kesik başı ise 2 Mayıs’ta İstanbul’a gönderilerek Ortakapıda teşhir edildikten sonra Karacaahmet Mezarlığındaki aile kabristanına gömülmüştür. Ispartalı olan Halil Hamit Paşa, eski Devlet Bakanı Kemal Derviş’in büyük dedesidir.

Çanakkale Bozcaada Kışla Binası

Kışla Binası

Burası kalede görevli askerlerin kaldığı yerleşim birimidir. 1915 yılına kadar sağlam ve kullanılabilir durumda olan bina sonraki dönemde yıkılmıştır. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde kaleyi, Bursa ve Biga Sancaklarından her sene iki bin askerin muhafaza ettiğini, her yıl değiştirildiklerini ifade etmiştir. Ayrıca İstanbul’dan bir oda (bölük) Yeniçeri, bir oda Cebeci ve bir oda Topçu birliğinin her zaman kalede hazır bulundurulduğundan bahseder. Başka bir kaynakta; 1646 yılında adadaki muhafızların 73 neferden ibaret olduğu, 1676 yılında ise 40 topçu ve 20 cebeci olduğu ifade edilmiştir.

Çanakkale Bozcaada Cephanelik (Arsenal)

Cephanelik (Arsenal)

Kaleyi silah ve cephane gönderilmesi, kaledeki cephanenin muhafazası, ocaktan gönderilen cebecilerin göreviydi. Kaledeki savaş malzemesinin kontrolü de Cebecibaşı tarafından yapılıyordu. Cebecilerin kale görevleri üç yıl süreyle olurdu. Bu süreyi bitiren cebeci merkeze alınır yerine başkası görevlendirilirdi. 1676 yılında kalede görevli 20 cebeci vardı.

Çanakkale Bozcaada Tabya Kitabesi
Çanakkale Bozcaada Tabya Kitabesi

 

Tabya Kitabesi

1827-1828 yıllarına ait Tabya Kitabesi oldukça ilginçtir. Bu kitabe, kaleye hakim olan tepede bulunan ve gözetleme amaçlı olarak yapılan tabyaya aittir. Burası halk arasında “Yeni Kale” olarak bilinmektedir. Tabya, II Mahmut döneminde Hafız Ali Paşa tarafından yaptırılmıştır. Önemli bir bölümü yıkılmış olan tabyadan getirilen kitabe koruma amaçlı kalede sergilenmektedir.

İç kale bölümünde: ada çevresinden çıkarılan amforaların sergilendiği bir oda var. Ayrıca: bahçede, adada çıkarılan çok sayıda, eski mezar taşı ve tarihi eser sergileniyor. Yani bir açık hava müzesi gibi oluşturulmuş. Ziyaret edebilirsiniz, giriş ücretli.

müze.1
Çanakkale Bozcaada Müzesi

BOZCAADA MÜZESİ

Dünyada, yalnızca Bozcaada’da çıkan bir deniz kabuğu var. Bunun yanında; ada ve çevresinde toplanan 720 çeşit deniz kabuğu: bu müzede sergileniyor. Yani: Müzede; yalnızca adaya özgü: fosil, arkeolojik eser, sikke, harita ve gravür ve 1915 Çanakkale Savaşında adayı askeri üs olarak kullanan Fransızlara ait malzemeler, o dönemden kalan kartpostallar, posta tarihine yönelik evraklar ve eski görüntülere ait resimler var. Değişik bir müze. Ada merkezinde.

Kaymakamlık tarafından tahsis edilen 130 yıllık tarihi bir binada; 2006 yılından bu yana ziyarete açık. Giriş ücretli. Belki ilginizi çekebilir.

şarap fabrikaları.1
Çanakkale Bozcaada Şarap Fabrikası

ŞARAP FABRİKALARI

Ada’da, şarapçılık geleneği çok eski yıllara dayanıyor. Fabrikalar ise, bu geleneğin vazgeçilmez yapıları. Adada: 4 büyük şarap fabrikası var. Bunların en eski üç tanesi merkezde, yeni olanı ise Tuz Burnu mevkiinde. İlgi ve merakı olanlar fabrikaları gezebiliyorlar. Bu gezi sırasında: üzümün şarap olana kadar hangi aşamalardan geçtiğini öğrenebilir ve damak tadınıza uygun şarabın hangisi olabileceği konusunda fikir edinebilirsiniz. Ayrıca: fabrikaların yanında keyifle alışveriş yapabileceğiniz, şarap tadım ve satış mağazaları bulunuyor. Bu tadım ve satış mağazaları: merkezde de var. Ayrıca: bağ evlerinde üretim yapan, küçük imalathaneler de bulunuyor.

ayazma manastırı.1
Çanakkale Bozcaada Ayazma Manastırı

AYAZMA MANASTIRI

Ayazma kelimesi; “kutsal su” anlamına geliyor. Adanın ayazması, adanın güzey kısmında. Burası: çift oluklu bir çeşme. 8 tane dev çınar ağacı var. Küçük bir şapel ve 2 tane, tek katlı yapı bulunuyor.
Dev ağaçların gölgesinde ve sürekli akan çeşmesi sayesinde: piknik yapanların başlıca tercih yeridir. Özellikle, gün batımında; Ayazma plajına bakan manzarası muhteşemdir. Bir ağaca yaslanın ve bu manzaranın keyfini çıkarın. Ayrıca: buradaki çeşmeden bir kez su içenin, artık adalı olacağına inanılıyormuş. Adanın büyüsüne kapılıp, mutlaka bu suyu tadacağınıza eminim. Burada: bir de restoran var. Özel günlerde (örneğin: düğün) , burada masalar kurulup yemek servisi de yapılıyormuş.
Evet, burada bir de şapel var.

Rum Ortodoks cemaatine ait şapel: Rum Azize Aya Paraskivi adına yapılmış ve onun adını taşıyor. Yalnızca özel günlerde, ibadete açılıyormuş. 26 Temmuz’da kutlanan, Rumların Aya Paraskivi günü; şapelin ibadete açıldığı günlerden biri. Bu günde: kalabalık bir cemaat gurubu; Ayazma’da yiyip-içip eğleniyormuş. Halk arasında; buna “Ayazma Panayırı” deniliyor.
Şapelin alt kısmında: bir mağara var. Ada halkı, burada mum yakıp adak adıyor, dileklerini sembolize edecek taştan ve çalı çırpıdan şekiller yapıyorlar. Mağara; üst üste dizilmiş taşlarla anlatılmaya çalışılan, küçük evlerle dolu. Umarım sizde şansınızı denemek istersiniz.

göztepe.2
Çanakkale Bozcaada Göztepe

GÖZTEPE

Adanın en yüksek noktası. 192 metre yükseklikte. Buraya çıkın, burada kendinizi: denizin ortasında büyük bir geminin kaptan köşkünde gibi hissedeceksiniz. Adanın bütün yükseltileri, düzlükleri, çevresindeki küçük adacıklar, bağlar, çamlıklar, evler ve hatta adanın diğer ucundaki rüzgar gülleri bile rahatlıkla seçiliyor.

Nasıl çıkacaksınız? Asfalt bir yol var. Döne döne ilerliyorsunuz. Yürüyüş yapmayı tercih ederseniz: 45 dakika sürüyor. Puslu olmayan bir havada çıkmalısınız. Tepede bulunan bina: bir radyolink istasyonudur. Dolunay zamanı: bir taraftan güneşin batışını izlerken, arkanıza döndüğünüzde, tüm ihtişamı ile koskocaman bir dolunay göreceksiniz.

rüzgar gülleri.2
Çanakkale Bozcaada Rüzgar Gülleri

RÜZGAR GÜLLERİ

Burada: rüzgar gülleri ve terkedilmiş bir deniz feneri var. Tüm gün tek başlarına döner rüzgar güllerini izleyebilirsiniz. Güneşin batmasıyla, ayrı bir güzellik oluşuyor. Çevrede; herhangi bir yerleşim yok ve yalnızca gökyüzündeki yıldızların ışıkları altındasınız. Bu rüzgar gülleri: 2000 yılında yapılmış ve Türkiye’nin üçüncü rüzgar enerji santralını oluşturuyorlar. Ada tüketiminden 30 kat fazla enerji üretiliyormuş. 30.000 kişiye yetecek ölçüdeki elektrik enerjisi; deniz altından döşenen kablolarla anakaraya gönderiliyormuş.

Evet, bu muhteşem türbinlerin, yalnızca bir tanesi, adanın enerji gereksinimine yeterli geliyormuş. Bu rüzgar gülleri, ilk yapıldığında adaya gelenlerin ziyaretine açıkmış. Ama, 2007 yılında rüzgar gülleri ziyarete kapatılmış. Sebebi, çok basit ve maalesef içler acısı bir durum. Ziyarete gelenler, rüzgar güllerine sprey boya ile, yazı yazıyorlarmış, doğal olarak ortaya kötü ve çirkin görüntüler çıkıyormuş. Bu yüzden, işletici firma tarafından, rüzgar gülleri ziyarete kapatılmış. Ziyaretçiler: yalnızca, Polente Fenerine giderek, buradan gün batımını seyredebiliyorlar.

TENEDOS

Çanakkale boğazının girişinde bulunan ve stratejik konumundan dolayı tarihte önemli bir yere sahip olan Bozcaada’nın antik çağdaki adı Tenedos’dur. MÖ 6 yüzyıldan Roma dönemine kadar yerleşme olduğu anlaşılan kentte, pişmiş toprak heykelcikler ve çanak çömlek parçaları bulunmuştur.

Çanakkale Bozcaada Denize girilecek yerler

ADADA NERELERDEN DENİZE GİREBİLİRSİNİZ?

Adanın denizi tertemiz ve bakir koyları var. İlk kez gelenleri, oldukça şaşırtacak güzellikteki, irili-ufaklı koylar karşılıyor ve bu koylar, denize girmek için uygun.

Adanın denizi: genel olarak soğuk. En rüzgarlı havada bile, adada denize girebileceğiniz bir koy bulmak mümkün. Denize gitmeden önce yapmanız gereken; o gün esen rüzgarın yönünü tayin etmek. Eğer rüzgar: güneyden esiyorsa adanın doğu ve kuzeyindeki koylara gidin. Eğer rüzgar ; kuzeyden esiyorsa; (genellikle öyle eser) güneydeki koylara gitmelisiniz. Güneyde: Ayazma ve Habbele koyları var. Buralarda: günübirlik tesisler var. Adadaki minibüsler, yalnızca bu iki koya sefer yapıyorlar. Ayrıca: bu iki koyda, gün boyunca yemek yiyebileceğiniz restoranlar da bulmanız mümkün.

ayazma plajı.2
Çanakkale Bozcaada denize girilecek yerler

Diğer koylar ise; tüm doğallığıyla sizi bekliyor. Merkeze yakın olanlara yürüyerek veya bisikletle gidebilirsiniz. Ama güney kıyılarındaki uzak koylara, taşıt ile gitmeniz şart. Bu bakir koylara giderken: yanınıza şemsiye ve içecek su ve yiyecek maddeleri de almanız şart.

AYAZMA PLAJI

Adanın en popüler ve kalabalık koyu. Ulaşım kolaydır. Turkuaz rengi denizi ve incecik kumu var. Denizi genel olarak soğuk. Plaj boyunca: 6 tane restoran var. Gün boyunca, buralarda oturup yemek yiyebilirsiniz. Buraya: ada merkezinden, düzenli minibüs seferleri var. Plajda; profesyonel bir şirket tarafından: jet ski, su kayağı, sürat teknesi ile çekilen banana, ringo hamburger ile tek ve çift kişilik kanolar, deniz bisikleti ve sörf bisikleti ekipmanları ile, su sporları aktiviteleri yapılabilmektedir.

habbele plajı.1
Çanakkale Bozcaada Ayazma plajı

HABBELE PLAJI

sulubahçe plajı.1
Çanakkale Bozcaada Habbale plajı

Ayazmadan sonraki ikinci koy. Şezlong ve şemsiye kiralamak mümkündür. Gün batımına kadar yemek servisi yapan bir restoran var. Denizi hem kumluk ve hem de yer yer taşlık. Ayazmaya göre daha sakin bir yer. Adaya uzun yıllardır gelenler, burayı tercih ediyorlar. Ada merkezinden, buraya da düzenli minibüs seferleri bulunuyor.

SULUBAHÇE KOYU

akvaryum koyu.1
Çanakkale Bozcaada Sulubahçe Koyu

Ayazma plajının hemen yanında. Ada merkezinden kalkan minibüsler, bu koyun önünden geçiyorlar. Bu yüzden, yaz döneminde günübirlikçiler tarafından tercih edilen bir yer. Herhangi bir tesis yok. Gerekli malzemeleri (şemsiye, su gibi) yanınıza almanız şart.

AKVARYUM KOYU

Ufak bir koy. Mermer burnu olarak da biliniyor. Deniz altındaki inanılmaz çeşitliliği ve amfora kalıntılarını görebilirsiniz. Bir şinolker ve gözlük almanız yeterli. Ancak: bu koya, yalnızca kendinize ait taşıtla gidebilirsiniz. Yürüyüş mesafesi: merkezden yaklaşık 2 saat sürüyor. Yine gerekli malzemeleri yanınıza almanız şart.

BEYLİK KOYU

Çok fazla bilinmeyen bir yer. Ama adanın en güzel koyu. Ayazmanın hemen solunda bulunuyor. Ana yoldan, koya kadar uzanan 200 metrelik bir toprak yoldan gidiliyor. Herhangi bir tesis yok, gerekli malzemeleri yanınızda bulundurun.

POYRAZ LİMANI

Ada merkezine en yakın koylardan biri. Fazla rüzgar almaması avantaj. 15 dakikalık bir yürüyüşle gitmeniz mümkün. Bağlarla kumsal iç içe. Denizi sığ ve sıcak, ama bol miktarda denizkestanesi bulunması keyif kaçırıyor. Sakinliği açısından tercih edilen bir yer.

genel.1
Çanakkale Bozcaada

Evet, sonuç olarak: özellikle: Temmuz ve Ağustos aylarında, adaya sakın rezervasyon yaptırmadan gitmeyin. Bozcaada da, kendinizi mutlu hissedeceksiniz.

Mısır Kızıldeniz kıyıları ve Süveyş Kanalı

sualtı.1
Mısır Kızıldeniz kıyıları ve Süveyş Kanalı

Nil vadisindeki sıcak ve etkileyici arkeolojik sit alanlarından ve Kahire’nin gürültülü sokaklarından sonra, Kızıldeniz kıyıları tam bir ferahlık duygusu veriyor.

Denizden: tatlı rüzgarlar esiyor. Oteller: kumsallarda rahat bir tatil olanağı sunuyor. Ayrıca: güzel restoranlar var. Kıyı bölgesi: 1990’lara kadar gelişmemiş, ama günümüzde binalar, bütün sahili kaplamış.

hurgada.1
Mısır Kızıldeniz kıyıları ve Süveyş Kanalı Hurgada

HURGADA

En büyük yerleşim yeridir. Hiçbir tarihi yapısı yok ve yalnızca oteller, yüzlerce oteller, tatil köyleri ve lüks caddeleri, dükkanları, barları ve diskoları var. Deniz, güneş ve kum üçlüsünü doya doya yaşayabileceğiniz bir yer.

Ancak: Sarm El Sheikh gibi yoğun ve kalabalık değil. Daha çok sessiz ve sakin bir tatil için tercih edebilirsiniz. Genellikle dalış merkezlerinin çokluğu ile ünlenmiş olan bu adada, tüple dalışlarınızda size eşlek edecek binlerce balıkla birlikte keyifli dakikalar yaşayacaksınız.

Kıyıdan uzak, küçük adalar: sualtı sporları için mükemmel imkanlar sunuyor. Buraya ilk olarak: SCUBA topluluğu üyeleri gelmiş, ama özellikle 1990’larda, havaalanının da açılmasıyla, her çeşit Avrupalı turist gelmeye başlamış.

Hurgada’nın özel bir çekiciliği yok, ama harika oteller burayı cazip kılıyor.
Çok ilginç bir ayrıntı daha var. Eğer piramitler ve kutsal tapınakları gezmeye de niyetli iseniz, Sharm El Sheikh yerine, Hurgada’yı tercih etmelisiniz. Çünkü: Sharm El Sheik, Sina yarımadasında.

dahab.1
Mısır Kızıldeniz kıyıları ve Süveyş Kanalı Dabah

DAHAB

Kızıldeniz kıyısında, küçük bir kasabadır. Bodrum Gümüşlük ya da Side’nin yıllar önceki hali gibi, son derece keyifli ve ucuz bir yer. Balık ucuz ve sualtı muhteşem. Buraya daha çok gençler geliyor.

Scuba dalgıçlar, otelin önünden suya giriyorlar ve yalnızca 30-40 metre ileride, muhteşem mercan kayalıkları var. Scuba dalış: bir çok yere göre, çok daha ucuz. Plaj yolunda yürüyüş yapabilirsiniz. Al-Capone Cafe-Restoranda, deniz kenarında bir şeyler yiyebilirsiniz, öneririm. Burada: ayrınca otantik birçok hediyelik eşya satan dükkanlar çok meşhur. Alışveriş yapabilirsiniz.

Şnolkerle dalabilirsiniz ve belgesellerde bile görmediğiniz harika balıklar görebilirsiniz.

kanal.1
Mısır Kızıldeniz kıyıları ve Süveyş Kanalı Süveyş Kanalı

SÜVEYŞ KANALI

Kızıldeniz sahillerinin kuzey burnunda: Afrika kıtasının Sina Yarımadası ile kesiştiği yerde: modern teknolojinin en büyük başarılarından biri olan Süveyş Kanalı bulunuyor. İnsan eliyle inşa edilmiş olan bu kanal, Akdeniz’i Kızıldeniz’e ve Hint Okyanusuna bağlıyor.

Kanal: 1869 yılında açılmış. Günümüzde: turistlerin büyük çoğunluğu uçakla yolculuk yapmayı tercih ediyorlar. Ama: Süveyş Kanalı, hala, yük gemileri için büyük önem taşımakta. Dev bir tankerin, kanaldan geçişini izlemek, güzel bir görüntü oluşturuyor. Kanalın arkasında durursanız: suyu göremezsiniz. Sanki: gemi kumun üzerinde gidiyor-yüzüyor gibi hissedersiniz.

sina.1
Mısır Kızıldeniz kıyıları ve Süveyş Kanalı Sina Yarımadası

SİNA YARIMADASI

Mısır’ın en doğusunda bulunan bu bölgenin nüfusu dağınıktır. Sina: 1950-1960 yılları arasında, Mısır ile İsrail arasında anlaşmazlık nedeniyle, birkaç yıl İsrail işgalinde kaldıktan sonra, 1979 yılında, tekrar Mısır’a terk edilmiş.

Sina Yarımadası: güneyindeki Kızıldeniz’in içlerine doğru burnu sivrilen, coğrafi olarak vahşi ve geniş bir alandır. Kuzeyi: çöl, güneyi ise: gök mavisi denizle tezat oluşturan, granit tepeler ile kaplıdır. Dağ sırası: antik sismik hareketler sonucu oluşmuş ve rüzgarın gücü ile işlenerek, tuhaf biçimlere bürünmüştür. Burada: çok az şey yaşıyormuş. Sağda-solda, birkaç akasya, çevreyi gözleyen çöl tilkisi ve vahşi deve sürüleriyle çölü geçen göçebe kabileleri olan Bedevilerin bölgesidir.

Antik Mısırlılar: Sina’yı firuze kaynağı olarak değerlendirmişler. Ama buranın asıl ürünü: Musa’nın Tanrı’dan, dünyanın büyük dinlerine temel oluşturan, “On Emri” aldığı söylenen “Cebel Musa”dan geliyor.

Sina

Sualtı dalgıçlığının gelişmesine kadar, modern dünyanın zararlarından uzak kalmış. Dünyanın her yerinden gelen oksijen tüplü dalgıçlar, bölgenin temiz kıyı sularındaki mercan kayalıklarının, balıkların ve denizaltı kaynaklarının büyüleyici zenginliğini keşfettiler. 1950-1960 lı yıllarda, Sina’nın güney burnundaki “Şarmüş-Şeyh” dalgıçlar için, cennet haline gelir.

O tarihten bu yana, kasabanın deniz kıyısı: oteller, restoranlar, barlar ve alışveriş mağazaları ile dolmuş. 5 km. daha kuzeyde kalan “Nama Koyu” nun harika kumsalı, modern otelleri ve turistik altyapısı dikkate değer. Sezonda, buraya gelmeyi planlarsanız, mutlaka önceden otellerde yer ayırtmalısınız.

1980’lerde, Mısır Hükümeti, bu hızlı gelişme sonucunda: denizi ve sualtı yaşamını korumak amacıyla “Ras Muhammed Ulusal Parkı” nı kurmuş.

rasmuhammed.2
Mısır Kızıldeniz kıyıları ve Süveyş Kanalı Ras Muhammed Ulusal Parkı

RAS MUHAMMED ULUSAL PARKI

Burası: dünyanın en önde gelen dalış merkezlerinden biridir. Sina yarımadasının en güney noktasında. Yarımadanın uç kısmı, aynı zamanda kuzeydeki tüm akıntıların kesiştiği bir nokta.

Bu durum, birçok besin maddesinin, dolayısıyla birçok balığın buraya gelme nedeni. Bundan dolayı, buradaki zengin bio çeşitlilik, Ras Muhammed Muhammed’in dünyanın en iyi dalış noktası olmasını sağlamış.

Ras Muhammed’de dalış yapmak için, ayrıca bir ücret alınıyor ve bu, deniz parkının korunması için harcanıyormuş.

1983 yılında, koruma altına alınan ve 11 bin km. karelik büyük bir alanı kaplayan bu deniz parkının yalnızca yüzde 6 lık bir kısmında dalış yapılmasına izin veriliyor. Dalıcılar için en popüler olan yerle ise köpekbalığı ve yolanda resifleri. Yan yana olan bu resifleri, aynı dalışta görmek mümkün.

Ancak, burada tek günlük bir dalış yeterli değil. İki gün dalış daha renkli olur. Mercan resifleri, özellikle deniz yelpazeleri (bir tür mercan) ve kırmızı renkli yumuşak mercanlar, yaklaşık 800 metrelik bir duvar boyunca uzanıyor.

Ayrıca, dalgıçların girebileceği küçük mağaralar da var. Burada, sürü oluşturan büyük balıkları görmek de mümkün.

Özellikle, akıntının fazla olduğu yerlerde, büyük sürüler oluşturan ve dalıcılardan kaçmayan: barrakudalar ve yarasa balıkları, bunların yanında Napolyon balıkları, dev mürenler de göze çarpanlar.

rasmuhammed.1
Mısır Kızıldeniz kıyıları ve Süveyş Kanalı Ras Muhammed Ulusal Parkı

Evet, Ulusal park, birkaç farklı sualtı ekosistemine sahiptir. 1000 den fazla balık ve deniz ürünü barınıyor. Sualtını tam takım dalma aygıtlarının yanı sıra, şnolkerle de keşfetmek mümkün. Islanmaktan hoşlanmayanlar, sualtı dünyasını, dibi cam teknelerle veya denizaltıyla yapılan turlara katılarak izliyorlar.

Burası: ayrıca: ender rastlanan Mangrov ormanı ve kuş türleri açısından zengin olan Sina kıyı şeridini de koruma altına almış olması nedeniyle önem taşıyor. Yer yer ekili olan tropikal Mangrov ağaçları, deniz kıyısında yetişiyor.

Tuzlu suyu bir bakıma damıtarak kullanılabilir su haline getirmesiyle tanınıyor. Dünyanın çok az sayıda bölgesinde yetişiyorlar. Kuşkusuz, bu ağaçlardan elde edilen su oldukça yetersiz. Mısır, dünyada mangrovların yetiştiği en kuzey nokta.

Turizmin gelişimi, özellikle, Sina’nın Akabe Körfeziyle sularının kesiştiği yerde, doğu sahilinde yoğunlaşmış. Bu nedenle: tatil yerleri, birbirinden kilometrelerce uzak olmuş. Dahab ve Nuveyba da gelişen tatil merkezlerinden. Her ikisi de, dalmak ve rüzgar sörfü yapmak için gerekli olanaklara sahipler.

Kıyılardaki bedevi çadırları, sizi tarihin başka bir dönemine taşıyor.

Çadırlar, deniz sonrası bir bardak taze çay içmek, bir şeyler atıştırmak isteyenlere hizmet veriyor. Milli parkta, bu çadırlar dışında, tek bir yapıya rastlamanız mümkün değil.

Tek bir mercan parçasını, tek bir deniz yıldızını, tek bir taşı dışarı çıkarmanız ve hatta yerinden oynatmanız kesinlikle yasak.

Bu doğa harikasının günümüze ulaşmasının ve giderek zenginleşmesinin tek sırrı bu olsa gerek. Evet, söylediğim gibi, buradaki mercanlara ve balıklara dokunmak yasak, cezası yüksek, yasak olmasına rağmen, bir parça ekmek atınca, yüzlerce renk balık çevrenize toplanıyor.

Milli parkın içinde yer alan Magic Lake, aslında bir lagün. Lagündeki fosfor oranının çok yüksek olması, suyun uydu fotoğraflarında görünmesini engelliyor.

Magic, yani “sihirli” ismi de sanırım bu özellikten kaynaklanıyor. Bölgede, bu suya giren kişilerin dileklerinin kabul olacağına dair inanç çok yaygın.

Sina’nın en kuzey ucunda, Mısır’ın İsrail sınırında bulunan “Taba” da birkaç büyük otel bulunuyor.

dalgıç.1
Mısır Kızıldeniz kıyıları ve Süveyş Kanalı Şarm El Şeyh

ŞARM EL ŞEYH

Burada: Kahire üzeri aktarmalı uçuş ile gelirseniz, Kahire’de bir hayli uzun süre beklemeniz gerekiyor ve bu da yolculuğun tam bir sıkıntıya dönüşmesine ve yorgunluğa sebep oluyor. Dikkat. Evet: adı: Şeyhin sakalı anlamına geliyor.

Sina yarımadasının güney ucunda. Fransız kaptan Jacpues-Yves Cousteau’nun belgeselleriyle tanınmaya başlayan ve 1990’lı yıllarla birlikte, dalış turizminin merkezi haline gelen bölge, Kızıldeniz’in hemen kenarında ve çöl dağlarıyla çevrili olan ve bundan on yıl önce küçük bir balıkçı kasabası görünümünde idi.

Özellikle, son zamanlarda, turizm yatırımlarıyla, Bodrum ve Marmaris gibi turizm merkezi olma yolunda ilerliyor.

Burada turizm temelini oluşturansa, dalış merkezleri. Tüm otellerde, çok sayıdaki dalış merkezlerinin birer temsilcisi bulunuyor.

sualtı.2
Mısır Kızıldeniz kıyıları ve Süveyş Kanalı Şarm El Şeyh

Deniz, kum ve güneş üçgeni bir arada. Kesinlikle dinlenebileceğiniz bir yer. Yemek konusunda pek sıkıntı çekeceğinizi sanmıyorum, çünkü mutfak personelinin çoğunluğu Türk imiş. Çöle gidip develerle gezebilirsiniz. Gece çölde yıldızları, hemen başınızın üstünde hissedeceksiniz.

Dalgıçlar içinde mükemmel bir yer.

Deniz altı sanki akvaryum gibi. Denizin içinde her türlü bitki ve balık görmeniz mümkün. Sharm’da birçok dalış noktası var. Tiran adası yakınlarındaki: Jackson, Gordon ve Ras Bob resifleri. SS Thistlegorm batığı (1941 yılında batan İngiliz gemisi) ve Ras Muhammed Deniz Parkı, en çok dalış yapılanlar. Kızıldeniz’in dip yapısı, genel olarak çok farklılık göstermediğinden, resifler ve bunların üzerinde yaşam da, genel olarak birbirine benziyor.

Ancak, bazı resiflerde besin, akıntı, ışık gibi etkenlerden dolayı, canlılık yoğun olarak görülürken, bazılarında daha az görülüyor.

Tiran adası yakınlarındaki resifler de canlılığın yoğun olarak görüldüğü yerlerden biri.

Bundan dolayı, dalış yapma planınız varsa, bu bölgeye dalmak üzere yapmalısınız. Tiran Adası, Şarm el Şeyh merkezinin kuzeyinde kalıyor. Tekne ile, yaklaşık 1 saatlik yolculukla ulaşılıyor.

Tabii burası yalnız dalgıçlık yapılacak bir yer değil.

Kentin eğlence ve alışveriş merkezi: Naoma Bay. Caddenin her köşesinden oryantal müzik sesleri geliyor.

Dünyanın tüm mutfakları, bu caddede toplanmış gibi, her damak zevkine uygun yiyecekler tatmak mümkün.

Ancak, Mısır’ın genelinde olduğu gibi, burada da pazarlığın son derece belirleyici bir kavram olduğunu hatırlatayım.

Bu tespit, taksilerde dahi geçerli. Çünkü, kentin taksilerinde taksimetre bulunmuyor.

Eğlence konusunda ise, yine otantik seçeneklerden: Hard Rock Cafe’ye uzanan geniş bir yelpaze sizi bekliyor.

Havaalanından Naoma Bay’e uzanan Peace Road üzerinde, küçük bir Las Vegas bulunuyor. Buradaki: kumarhaneler, dünyaca ünlü. Şarm El Şeyh’deki turizm atağı, yabancı kuruluşların, çok sayıda büyük ve modern turizm kompleksi inşa etmesiyle başlamış. The Ritz Carlton, Hilton Waterfalls, Domina Coral Bay bunlardan bazıları.

Güneş-deniz merkezli tatil arzulayanlar, günlerini komplekslerin içinden hiç çıkmadan geçirebilirler. Ancak, şu bir gerçek ki, Şarm El Şeyh’te, kış aylarında bile denize girmeniz mümkün.

Şarm El Şeyh’de

Suyun tadını çıkarmanın bir başka yöntemi ise: glass-boat, yani camdan tekneler. Kentin çeşitli noktalarından hareket eden teknelerle yaptığınız gezilerde, teknenin tam ortasında yer alan cam kesit sayesinde, Kızıldeniz’in renklerini, ıslanmadan da izlemeniz mümkün.

Teknelerden bazıları, yine doğal güzelliklerle bezeli Tiran Adasına da uğruyorlar. Çöldeki, bir başka eğlence ise, her yaşa uygun, üç tekerlekli motosikletler.

Moto-safari ya da cip-safari yapmadan, çölü tam anlamıyla hissetmek güç. Özellikle, gündoğumu ya da günbatımında yapılan safarilerde, size inanılmaz çöl manzaraları eşlik ediyor.

Tüm bu sıraladıklarım, Şarm El Şeyh’le ilgili olarak sözcükler yardımıyla anlatabildiklerim. Gerçekten muhteşem bir yer ve gittiğinizde mutlaka keyif alacaksınız. Tercih sizin.

Tüm bunların yanında: çölde safari yapmanız da mümkün. Ayrıca: bedevi çadırlarında çay. Ama, bu çayı içmenizi pek önermiyorum.

Ayrıca: ciplerde sağa sola çarpıp, bir yerlerinizi incitmek istemiyorsanız, bu safarilere katılmayın derim.

Bence, orada, safarilerle, çölde zaman kaybetmeyin, hemen tereddüt etmeden bir şnolker, palet takımı kiralayın (3 veya 4 saatlik kira bedeli: 2-3 dolar) veya satın alın ve denize koşun.

Evet

Burada çok sayıda otel ve tatil köyü bulunduğunu söylemiştim. Ancak: buradaki 4 yıldızlı otel, ülkemizdeki 2 yıldızlı bir otele bile benzemiyor, daha kalitesiz. En kötü yanları da yemekhaneleri, acayip kokuyor, sanırım palmiye yağı kullanıyorlar.

Bu kokuya tahammül etmek biraz zor. Ayrıca: burada bulunduğunuz sürece, sakın çeşmeden akan suyu içmeyin, çeşmelerden akan su, suyun arıtılıp tekrar kullanıma verilen su olması nedeniyle, kötü bir tadı var, hijyen mi? sanmıyorum.

Dostlarınız veya kendiniz için alışveriş yapmak isterseniz, bu da mümkün. Ama, daha önce de söylediğim gibi, pazarlık şart.

Sizlere denilecek ki, satıcının söylediği bedelin, üçte birini verin ve alın. Hayır, yarısını bile teklif ettiğinizde kabul etmiyorlar, zaten Türk olduğunuzu hissedince, pazarlık yaptığımızı bildiklerinden, fiyatları yükselterek söylüyorlar.

Yani, sonuçta yarı fiyatına alabilirseniz, bence sevinin. Burada da, Mısır’ın genelinde olduğu gibi, trafik ve araçlara dikkat. Özellikle ticari araçlar, akşamları far dahi yakmıyorlar, tam bir rezillik.

SİNA DAĞI

Nesiller boyunca bir hac mekanı olan “Sina Dağ” ı: MS.527 yılına kadar, eski bir tarihte, İmparator İustinianos’un, buraya bir Ortodoks manastırı yaptırmasıyla, bir ibadet yeri haline gelmiş.

Etrafı sarp kayalarla çevrili bir düzlüğe inşa edilerek, kilisenin istilalara karşı korunması düşünülmüş.

Kilise

Efsaneye göre: Musa’nın Yanan Çalıyla karşılaştığı yere inşa edilmiş. Hıristiyan cemaati, daha sonra kilisenin çevresini daha yüksek bir duvarla çevirttirmiş.

AZİZE KATHERİNE MANASTIRI

Sina dağında bulunuyor. Rum Ortodoks cemaatine ait. Buranın merkezinde: 552 yılından kalma bir kilise var. Azizenin kalıntıları: 1300 yıl kadar sonra, Azize Katherina Dağı’nın yakınlarında bulunmuş. Zengin hayırseverin manastıra bağışladığı hazineler, kilisede saklanıyormuş.

Azize Katherina: uzun zamandır, Yunanistan’da ve Ortodoks dünyasında, okullar kuran zengin ve etkili bir manastırdır. Çok zengin süslemelere sahip ikonostasiste bulunan ikonlar, 1612 yılında Giritli Yeremya tarafından yapılmış.

Apsisis tavanında bulunan 6’ncı yüzyıl tarihli mozaikler, kilisenin en etkileyici özelliğidir. Azize’nin kafatası, 18’nci yüzyılda oyulmuş mermer mezarında bulunuyormuş.

Mısır ülkesi genel hususlar hakkındaki tanıtım yazısı.

Kahire şehri tanıtım ve gezi yazısı.

İskenderiye şehri tanıtım ve gezi yazısı.