Antalya, Şehir içi Gezi Planı

107.974 kişi okudu!

   antalya.1

Son gittiğim tarihte (17 Haziran 2018) deki Antalya izlenimlerim aşağıdadır.

Antalya şehrinde gezi planı yapmanız için sizlere yardımcı olacağım. Ama öncelikle bu şehrin güzelliğini günümüzden yıllar önce tespit eden büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ten söz etmek istiyorum. Antalya şehrinin hemen girişinde, Kepez’den virajlı yokuştan aşağıya inerken, hemen sol yanda, büyük kent ormanı içinde, 23 metre yükseklikte, 14 metre genişlikte, altın sarısı renkli, 20 ton demir, 20 ton çimento ve 40 ton kum kullanılarak yapılan “Atatürk Maskı” nın hemen yanında, Atatürk’ün “HİÇ ŞÜPHESİZ Kİ ANTALYA, DÜNYANIN EN GÜZEL ŞEHRİDİR” sözü belki şehre girerken dikkatinizden kaçacaktır, ama Atatürk’ün ön görüsünün mükemmelliğini yansıtan bu sözü ve maskı, uzaktan mutlaka izleyin. Gerçekten, Antalya, geçmişte ve günümüzde, dünyanın en güzel şehirlerinden birisidir.

Antalya; güzel bir şehir. Şehir merkezinde ve şehir merkezi yakınlarında: her türlü tercihe hitap edebilecek, gezinti yerleri var. Şehir merkezindeki birçok yer: yürüyerek gezilebilir. Zaten: şehir merkezi, genellikle Atatürk meydanı çevresinde kurulu ve bu bölgede, Kaleiçi bölgesinde ve Yat Limanı bölgesinde, yürüyerek gezebilirsiniz. Ama, elbette günün en sıcak saatleri  değil de, genellikle güneş battıktan sonraki saatleri tercih etmenizde yarar var. Özellikle Kaleiçi bölgesine inerken sorun yok, ancak çıkarken rampa yukarı çıkma nedeniyle biraz yorgunluk oluyor.

20180616_184252

Asansör:

Kaleiçi ve yat limanından yürüyerek çıkmayı düşünmeyenler için, buraya bir asansör yapılmıştır. Asansör panaromik yani dışarıyı izleyerek gayet güzel bir şekilde yukarı çıkabilirsiniz. Ancak: yat limanında asansörün bulunduğu yeri gösteren herhangi bir tabela yok, umarım ilgililer bazı yerlere tabela koyarlar. Ayrıca: asansör 13 kişilik olduğundan, uzun kuyruklar oluyor, bence asansöre binişi 1 TL. gibi cüzi bir ücretle yapsalar, saçma sapan kalabalık özellikle gençler burayı tercih etmez, yürüyerek yukarı çıkarlar ve asansör gerçek anlamına yani belli bir yaş kesimi için yapılmış olması anlamını kazanır. Ayrıca, asansörün biniş ve iniş yeri, iyi değil, özellikle akşam saatlerinde, buradan yanlız asansöre binmeyi düşünenler ve özellikle turistler sanırım biraz ürkerler, keşke asansörün biniş ve iniş yeri biraz daha ferah olsaydı.

Evet gelelim, şehir merkezi gezisine. Burada önemli olan, sizin şehirde kalış süreniz ve tercihleriniz. Yani: daha önce de birkaç kez söylediğim gibi: sizin tercihleriniz tarihi yerler gezmek ise, buna göre gezi planı yapabilirsiniz. Eğer tercihiniz doğal güzellikler ise, elbette buna göre de ayrı bir plan yapmanız gerek. Ama, tercihiniz alışverişten yana ise, Antalya size bu konuda da alternatifler sunabiliyor. Eğlence düşünenler için de, elbette olasılıklar var. Yani: benim size önereceğim gezi planı içinde: Antalya’da kalış sürenize ve tercihlerinize göre bir gezi planı yaratabilirsiniz.

Gezi planında, gezmenizi önerdiğin yerlerin yanlızca isimlerini veriyorum. Ayrıntılı bilgiyi, yine bu sitede, yazılı isimler ile aratarak bulabilirsiniz.

1

1.GÜN:
Sabah Düden Şelalesine gidilebilir. Buraya: araç ile gitmeniz gerek. Yani: yürüyerek gitmek mümkün değil. En son aldığım bilgilere göre, Düden şelalesinde kuraklık nedeniyle su kalmamış ve yapılan bir düzenekle düden şelalesinden su akması sağlanmıştır.

Antalya’nn çevre yolu, yani Alanya istikametine yönelen yol üzerindedir. Yaklaşık; 2-3 saat kadar orada kalabilirsiniz. Öğlen yemeğinizi orada bir restoranda yiyebilir ve  öğleden sonra oradan ayrılarak; şehir merkezinde arabanızı bir yere park edip, yürüyerek kaleiçi sokaklarını gezerek, yat limanına inebilirsiniz. Akşam üstü: yat limanından, gezinti teknelerinin birine binerek, yakın sahillerde küçük bir gezinti olabilir. Dönüşte ise; yine yat limanında zamanınızı değerlendirip, günü bitirebilirsiniz. Yat limanından yat gezisine çıkmayı ihmal etmeyin. Bu günübirlik yatların fiyatları: 25-30 TL arasındadır.

3

2.GÜN:
Sabah: Alanya yolu üzerindeki “Kurşunlu Şelalesi” ne gidilebilir. Buraya da, araç ile gitmeniz gerekiyor. Kurşunlu şelalesi, düden şelalesinden daha güzeldir.

Öğlen orada yemek yenebilir ve öğleden sonra ayrılıp, yine araç ile “Lara beach parka” geçebilirsiniz. Burada: denize girip, günü tamamlayabilirsiniz. Şemsiye, şezlong ve hatta daha büyük, ahşap ve üstü minderlerle kaplanmış alanlar var. Bunları: günlük olarak kiralayabiliyorsunuz. Ama daha önce de söylediğim gibi Lara beach bölgesi, nisbeten sessiz, sakin ve eğlenceye yönelik burada herhangi bir etkinlik yok. Ama, burada genellikle görebileceğiniz çok güzel bir “Kum Heykeller” sergisi var. İlginizi çekebilir. Deniz ise birden derinleşiyor. Plaj ise, ince çakıllı-kum karışımı, ama kum daha yoğun. Önem kazanan özellik: denizin temiz olması, eğlence düşünen Konyaaltı Beach bölgesine, sakinlik düşünen Lara Beach bölgesine gitmelidir.

3

3.GÜN:
Şehir içinde, yürüyerek güzel bir gezi yapabilirsiniz. Belki: kaleiçinde bir restoranda taratorlu piyaz yemeyi deneyebilirsiniz. Çünkü, buranın piyazı meşhurdur, yani yöresel lezzettir.

Ayrıca; şehir merkezinden reçel almayı (özellikle incir reçeli) aman ihmal etmeyin. Hemen şehir merkezindeki Atatürk Anıtı, Yivli minare, Hadrian kapısı, Atatürk Parkı, Antalya Arkeoloji Müzesi gezilebilir. Özellikle: şehrin tam merkezinde, Atatürk anıtının bulunduğu yerde, son yıllarda, güzel bir meydan ve trafik düzenlemesi yapıldı. Buraya, araç giremiyor ve ayrıca, havuzlar ile su güzellikleri yaratılmıştır.

Valilik binası daha geriye alınarak, meydanda, aynı yere güzel bir havuz ve alt tarafa, büyük kapalı bir otopark yapıldı. Burada: rahatlıkla gezilebiliyor ama özellikle Haziran 2018 tarihinde gittiğimde, bu meydanın devamındaki “Dönerciler çarşısı” denilen bölümde, restoran garsonlarının önünüze atlayıp, sizi içeri sokmak isteyen tavırlarının artık olmadığını gördüm. Belki yabancı turistlere yine aynı uygulamayı, yani zorla kendi mekanlarına tutup çekmeyi yapıyorlardır ama yerlilere yapmaktan vazgeçmişler ki, güzel bir uygulamadır. Çünkü bu olaya: önceki yıllarda gittiğim Fas ülkesinde rastlamış ve tenkit etmiştim, aynı şeyin kendi ülkemde olması, yani insanların kollarından tutarak, kendi restoranlarına sokmak isteyen bu insanları görmek pek hoş olmuyor, umarım birileri buna önlem alır.

Atatürk Parkı denince; Konyaaltı caddesi boyunca uzanan bu park, 1980 li yıllarda düzenlenmiş. Buraya da şehir merkezinden yürüyerek ulaşabilirsiniz. Yemyeşil bir ortam, büyük ağaçların gölgesinde, banklarda veya kafelerde oturabilirsiniz. Tabii deniz manzarasını izlemek de bir başka güzellik.

Burada; Antalya şehrinin, Konyaaltı plajları ve Toros Dağlarının eşsiz manzarasını izleyebilirsiniz. Yanlız; park son yıllarda; yeniden dizayn edilmiş ve yeni açılan eylence mekanları ile muhteşem bir görünüme bürünmüş. Her türlü müziğin çalındığı farklı mekanlar var. Kahve, çay veya içkinizi yudumlayabileceğiniz yerler ve arzu ettiğiniz takdirde yemek yiyebileceğiniz restoranlar açılmış. Araç girişi ücretli. Ama park içinde; özellikle yoğun günlerde, gerek araç trafiği ve gerekse otopark, büyük problem. Gitmeyi düşünürseniz, özellikle akşam gidin, tavsiye ediyorum.

Aynı gündeyiz, evet, öğleden sonra: şehrin batı kesiminde bulunan “5 M Migros” alışveriş merkezine geçilebilir. Gayet büyük bir alışveriş merkezidir. Buraya ulaşmak yürüyerek gidemezsiniz, mutlaka bir toplu taşım aracına binmelisiniz. 2001 tarihinde hizmete açılan alışveriş merkezi: Antalya’nın turizm potansiyelini arttırmanın yanında, şehrin dev ve çağdaş bir alışveriş merkezine kavuşmasını sağlaması açısından güzel. Burada birçok markanın mağazası bulunuyor. Yani: modern bir alışveriş mekanıdır. 1300 araçlık otoparkı yeterli düzeyde. Üç ayrı girişi, 8 salonlu sineması ve fast food alanları var. Bu alanlarda yemek yerken; güney taraftan, Akdeniz ve Beydağları manzaralarını seyredebiliyor olmak, başka bir güzellik. Migros’un hemen karşısında bir lunapark var. Özellikle: gece, ışıkları ile çok ilgi çekici. İlginizi çekerse, gidebilirsiniz. Lunapark özellikle çocuklar için ilginç. Ama, Lunapark  denilince, Avrupa’daki benzerleri gibi değil. Eğlence araçları, pek keyifli değil.

Bu arada, Antalya’da alışveriş düşünenler için, Alanya yolu üzerinde, sol yanda bulunan “Deepo” alışveriş merkezini de önerebilirim. Yakın zaman önce, bunun hemen yanına “Antalya Mall” denilen bir alışveriş merkezi daha yapılmış ve arada bağlantı sağlanarak büyük bir alışveriş mekanı ortaya çıkmıştır. Buraya yürüyerek ulaşmak mümkün değil. Bir araç ile ulaşabilirsiniz.

Zaten, yurt dışından gelen ziyaretçiler, burayı bellemişler, özellikle Rus ziyaretçiler, yanlarındaki büyük bavullar ile, sürekli geziniyor ve alışveriş yapıyorlar. Deepo alışveriş merkezi de, gerek otoparkının rahatlığı ve gerekse içinde, klimalar tarafından sağlanan uygun hava koşulları ve gerekse mağazaların sürekli indirimli fiyatlar sunması nedeniyle, tercih ediliyor. Çünkü buradaki mağazaların çoğu “Outlet” denen ucuz ürün satılan mağazalardır. Ayrıca, fast food restoranlarının bulunduğu bölüm ve bu bölümdeki mini lunapark etkinlikleri de cazip. Otellerde kalan turistler, araçlarla alışveriş yapmaları için buraya getiriliyorlar.

Alışveriş meraklıları için, son öneri: 2011 yılı içinde açılan, Muratpaşa Belediyesi yanındaki “Terracity” alışveriş merkezi. Burası: yaklaşık 5000 kişinin çalıştığı, muhteşem büyük bir yer. Her türlü marka ve ürün bulmanız mümkün. Özellikle: Kundu bölgesindeki otellerde kalan turistlerin, başlıca alışveriş tercihi olan bir yer. Buraya da araç ile ulaşmanız gerek. Yürüyerek ulaşmanız zor.

Bu arada: tarihe, müzelere meraklı iseniz: Antalya şehir merkezinde, Konyaaltı beach bölgesine giderken, yürüyerek giderek gezebileceğiniz, güzel bir “Arkeoloji Müzesi” olduğunu sakın unutmayın ve bu güzel müzeyi mutlaka gezin. Konya altı bölgesine giderken, hemen sağ yanda kalıyor, şehir merkezine yakın, klimalı, güzel düzenlenmiş, harika bir müzedir.

4

4.GÜN.
Sabah konyaaltı beach parka gidebilir, denize girmek ile başlayan gününüzü, akşam geç saatlere kadar sürdürebilirsiniz. Burası: Antalya şehrinin, başlıca: deniz, kumsal ve eğlence merkezi olarak öne çıkıyor. Bir çok : beach tarzı işletme var. Buralardan: denize girebilirsiniz. Şezlong ve şemsiye kiralamak mümkün. Ama, buranın denizinin hemen derinleştiğini ve sık sık dalgalı olduğunu unutmayın, tek avantaj temiz olması.

Ayrıca: yine birçok restoran ve canlı müzikli eğlence yerleri var. Yani: Konyaaltı Beach bölgesi, tam bir eğlence mekanı. Dolphinland bölümünde, Yunus gösterilerine katılmayı, sakın ihmal etmeyin. Eğer su parkı aktivitelerine katılmak isterseniz, hemen arkada, Aquapark var, burayı düşünebilirsiniz. Anfi tiyatroda, belki bir konser olabilir. Hoşunuza giden bir sanatçıyı izleme şansınız da olabilir. Günü burada tamamlayabilirsiniz.

Bunların dışında, zamanınız kalırsa, önerebileceğim bir yer daha var. “Karaalioğlu Parkı”. Hadrıan kapısından, denize doğru yürüdüğünüzde, bulabileceğiniz bir park. Güzel bir park. Aslında, Antalya’nın batısında, son yıllarda yapılmış bir çok daha modern ve güzel park olmasına rağmen; burası Antalya’nın en eski parklarından biri olması nedeniyle önemli. Denize doğru uzanmış, kimbilir kaç yüz yıllık ağaçları görebilir ve bu ağaçların altında yaşanan; aşkları, sevgileri, sıkıntıları, üzüntüleri hayal edebilirsiniz. 70 bin metrekarelik bir alana kurulan bu parkta, denize uzanan üç geniş mirador yani gözetleme kulesi var. İşte, Beydağları, Konyaaltı Plajının sahili ve uçsuz bucaksız gibi görünen Akdeniz, saatlerce hayranlıkla seyredebileceğiniz bu gözetleme yerlerinde, kuş cıvıltıları, günün en sıcak anlarında bile, serinliğini koruyan ve Antalya’nın yerlilerinin en sevdikleri gezinti ve dinlenme yeri.

Bu arada; umarım cam piramiti unutmadınız. 1997 yılında yapılan, Antalya Kültür Parkı içindeki, cam piramit, kültürel etkinlikleri ile belki tercihinize hitap edebilir. Aynı zamanda; içinde barındığı kültür park; Antalya’nın en güzel parklarından biri. Park içinde; cam piramid yanında, yapay havuzlar ve şelaleler var, ayrıca her yerin yemyeşil olduğunu da söylemek gerek. Cam piramit, Migros alışveriş merkezine giderken sağ yanda kalıyor.

Kısa bir Antalya şehir içi turu. Bunların dışında ne söyleyebilirim? Şehir merkezindeki dönerciler çarşısında, döner yemeyi ve hoşunuza giderse, kokoreç-midye dolma yemeyi düşünebilirsiniz. Ama, yukarıda sözünü ettiğim gibi: bu mekanların görevlilerinin ısrarcı tutumu, biraz sıkıyor. Yine de, yemek ihtiyacınızı buradan karşılayabilirsiniz.

Gezi olarak ise: şehir içinde önerebileceğim pek bir yer kalmadı. Bunların dışında: şehirde, iki yerde (bir tanesi, Lara yolunda, ünlü bir otele ait, diğeri ise, Konyaaltı Beach bölgesinin hemen arkasında, yine ünlü bir otelin hemen yanında) “Aquapark” var. Su oyunları meraklıları için, bunlar ilginç gelebilir. Özellikle: Konyaaltı Beach bölgesinin hemen arkasındakini önerebilirim. Su oyunları ve su kaydıraklarına meraklı ziyaretçiler için ilginç olabilir. Ayrıca, yine son yıllarda açılan “Akvaryum” var. Konya altı bölgesinde, Kemer yolunda, hemen sağ bölümde buluna Akvaryum, meraklılar için ilgi çekebilir.

Tarih meraklıları için, Antalyalıların eski garaj olarak bilip tanıdıkları yerde, büyük bir AVM inşaatına başlandığında, temelde, Antalya’nın Roma-Bizans döneminden kalma, yeri bilinmeyen ve uzun süre aranan “Nekropol” yani “Mezarlık” alanı bulundu. Burası henüz ziyarete açılmadı ama bazı yerlerden görülebiliyor. Malum, bir uygarlığın en büyük izleri mezarlıklarda bulunuyor. Çünkü, ölüler çeşitli hediyelerle birlikte gömülüyorlar. Bu hediyeler, o uygarlıkla ilgili önemli ipuçları veriyor.

Şehrin Roma-Bizans geçmişi, şehir merkezinde göreceğimiz bazı heykellerle (bronz ve yeşil renkli heykeller) canlandırılmıştır. Hemen merkezde, dönerciler çarşısı karşısında, büyük bir Romalı heykeli ve hemen önündeki havuzda, Avrupa’da benzerleri bulunan yerden su fışkıran havuz, özellikle çocukların ilgisini çekiyor.

Elbette 2016 yılı boyunca açık olan “Antalya Ekspo Fuar Alanı” uzun süre Antalya şehir ziyaretçilerinin ilgisini çekmiş olsa da, yıl sonunda kapandı, şu an kapalı, ileride nasıl kullanılacağını bilmiyorum ama bir yıl boyunca Antalyalılar ve şehrin ziyaretçileri tarafından yoğun olarak kullanıldı.

5

ANTALYA’DA ALIŞVERİŞ;

Antalya şehir merkezinde: alışveriş denilince, özellikle son yıllarda açılan birçok alışveriş merkezinden söz etmek mümkün. Bunların başında, biraz önce söylediğim gibi: Konyaaltı bölgesindeki “Migros” alışveriş merkezi geliyor. Burası, gerçekten çok büyük. 3 katlı yapının en üst katında, sinema salonları ve fast food yiyecek bölümleri var. Diğer katlarında ise: her türlü marka ve malı bulup satınalabileceğiniz, birçok mağaza yerleşmiş durumda. Buranın ana giriş kapısında, çeşitli etkinlikler de düzenleniyor. Ayrıca, çok büyük bir markanın hipermarketi var. Buradan da, uygun fiyatlı alışveriş yapabiliyorsunuz. Otopark sorunu olmaması da büyük imkan.

Alışveriş tutkunları için diğer güzel bir seçenek, “Deepo” ve hemen yanında yeni açılan “Antalya Mall” alışveriş merkezi. Alanya yolu üzerinde, solda. Ama, ana yolda ilerlerken, buraya sapmak yani yan yola girmek gerekiyor. Burası da tek katlı, uzunlamasına bir alışveriş mekanı. Ön ve arka tarafında, gayet uygun ve yeterli otopark var. Mekanın içinde, klima sistemi mükemmel, sıcaktan sıkılmadan, rahatça yiyecek birşeyler bulabiliyorsunuz, gezip, sürekli indirimli fiyatlar sunan mağazalardan alışveriş yapabiliyorsunuz.

Diğer bir seçenek, hemen şehir girişinde, Otogar yakınlarındaki “Özdilek” alışveriş merkezi. Buraya girmedim ama dışarıdan gayet büyük bir alışveriş merkezi olduğu izlenimini edindim. Alışveriş tutkunları ziyaret edebilir ve uygun fiyatlı ürünler bulabilirler.

Bunların dışında: Antalya şehir merkezinde, özellikle: Lara istikametine giderken, çeşitli boyutlarda alışveriş merkezleri var. Bunların başında: çeşitli büyük markaların açtıkları, hipermarketler var. Malum bu marketlerde, birçok malı ki, gıda maddeleri dahil, uygun fiyatlarla bulmak mümkün.

Burada özellikle, yukarıda da sözünü ettiğim ve 2011 yılı ortalarında açılan “Terracity” öneririm, alışveriş düşünenler burayı mutlaka görmeliler. Bu alışveriş merkezi: Antalya şehrinin en büyük alışveriş merkezlerinden birisidir (yaklaşık 5000 çalışan olduğunu duydum) ve aynı zamanda, şehir merkezine ve özellikle “Kundu” oteller bölgesine yakın olması avantaj. Kundu bölgesindeki otellerde konaklayan yabancı ziyaretçiler, burayı yoğun olarak tercih ediyorlar. Söylediğim gibi, yakın. Ayrıca otopark sıkıntısı da yok, alışveriş merkezinin altı büyük bir otopark olarak düzenlenmiştir.

Tabii, şehir merkezindeki, irili-ufaklı alışveriş mekanlarını saymadan olmaz. Zamanı ve ilgisi olanlar, gündüz sıcaklarda olmasa da, akşam serinliğinde, bu mekanları dolaşıp, ilgilerini çekebilecek alışveriş yapma şansını bulabilirler.

2

ANTALYA’DAN NE SATIN ALINIR:

Peki Antalya’dan ne satın alınır? Antalya denilince, benim aklıma gelen çok şey yok. Elbette: ekonomik  durumu yüksek seviyede olan ziyaretçiler için, özellikle yurt dışından gelenler için, deri giysiler, çeşitli takılar, mücevherler ve halılar söz konusu olabilir. Ama, yerli ziyaretçiler için, şehirden mutlaka ve mutlaka almalarını önereceğim ve buraya özgü olan başlıca ürün “Reçel” ve özellikle; narenciye, yemiş, portakal, karpuz, patlıcan reçellerini mutlaka alıp, tatmanızı öneririm. Antalya  denilince ilk akla gelen, bu yörede gerçekten lezzetle yapılan “reçel” düşünülmelidir. Özellikle: incir reçeli, turunç reçeli, karpuz reçeli, patlıcan reçeli; başka yörelerde bulamayacağınız tadlardandır. (reçel fiyatları, bir kavanoz 11-15 TL civarındadır.)

Şehir içi geziniz böyle olabilir. Ama unutmayın ki, Antalya şehrinin çevresinde de muhteşem tarihi ve doğal güzellikler olan yöreler var. Çevre gezilerine de zaman ayırmayı unutmayın. Çünkü; bu şehir size muhteşem güzellikler sunmaya devam edecek.

Antalya, Terracity Alışveriş Merkezi

6.236 kişi okudu!

Antalya, ülkemizin en büyük turizm bölgelerinin başında geliyor. Antalya denilince, elbette turistik yörelerin yani otel, motel ve pansiyonların, deniz ve kumsalın ne kadar önemi varsa, şehir içinde son yıllarda açılan büyük alışveriş merkezlerinin de aynı ölçüde, günlük hayata yeni ve güzellikler kattığını görmemek mümkün değil.

Ben de: Antalya’da, kısa süre önce, yani 1 Haziran 2011 tarihinde hizmete açılan, hemen şehir merkezindeki büyük bir alışveriş merkezini gezdim ve gördüklerimi sizlerle paylaşacağım.

Bu yeni alışveriş merkezi: Lara bölgesinde, Barınaklar Bulvarı üzerinde, Muratpaşa Belediye binasının hemen yanındadır. Yani, şehrin pahalı ve lüks konutlarının bulunduğu bir yerde bulunuyor olması ziyaretçi profilini elbette etkiliyor. Ama, aynı zamanda, Kundu bölgesindeki otellere de çok yakın ve bunun sonucunda, bu otellerde kalan turistlerin de yoğun uğrak yerlerinden biri olacağını düşünüyorum. Zaten, gittiğinizde, alışveriş merkezi içindeki insan profili hemen dikkatinizi çekiyor, çevrenizde yabancı dil konuşan insanlar, mağazalarda TL. haricinde, euro başta olmak üzere, kasalara uzatılan çeşitli yabancı menşeli paralar görebiliyorsunuz.

Evet, yeri çok güzel ve kolay bulunabilecek şekilde planlanmış.

Sanırım öncelikle, sizler de benim gibi “Terracity” kelime anlamını merak ediyorsunuzdur. Terra kelimesinin anlamı, latince “toprak” demektir. Bundan dolayı, Terracity logosunda “yaprak” bulunuyor. Yapının dışında ise, toprağa en yakın renk olan “kahverengi” kullanılmış. Yani, burada genel olarak “toprak” konsepti işleniyor. Bunun yanında, havuz veya su gibi temalara pek yer verilmemiş. Yanlızca, zemin katta, koridor sonunda, bir havuz var. Binanın dışında ise, yine ilginç tasarımlı bir heykel var. Hatta, bu heykel önünde, fotoğraf çektiren bir çok kişiyi görebiliyorsunuz.

Yapının inşaatına, 2008 yılında başlanmış. 2009 yılına kadar, muhteşem büyük bir temel açılmış ve aynı yıl, bir süre ara verilen inşaat çalışmalarına, 2010 yılında yeniden başlanmış, ancak ilk projede konut kulesi de bulunuyor iken, sonradan konut bölümü yapılmamış. Yapı maaliyeti: 210 milyon dolar. Yapımcı firma ise: yabancı kaynaklı ve İstanbul’da da çeşitli yatırımlara giren: Eriapartners gurubu.

Alışveriş merkezinin kapsadığı alan: 48 bin metrekare ve 4 katlıdır. Yapı içinde: 140 mağaza bulunuyor. Yönetim, yapımcı firma olan Eriapartners tarafından üstlenilmiş.

Burada ulaştığımızda: özel aracınız ile giderseniz, maalesef otopark sıkıntısı yaşanıyor. Yapının dışında: cadde ve sokaklara araba konulabiliyor ki, boş yer bulmak mümkün değil. Bunun yanında: eksi 2,3 ve 4 olmak üzere, üç katlı kapalı otopark bölümü var. Yapı önünde ilerlediğinizde, bittiği yerde, sağa dönüp, yaklaşık 100 metre ilerliyorsunuz ve kapalı otopark bölümünün girişine ulaşıyorsunuz. Kapalı otopark bölümü: toplam 1400 araç kapasiteli. Burada: Ankara’daki alışveriş merkezlerinin bazılarında gördüğüm, sensörlü, kırmızı-yeşil ışıklı otopark düzeni yok. Ancak: girişte, aracınızın altı ve bagajı görevliler tarafından kontrol ediliyor. Bagajın kontrol edilmesini anlayamadım, sanırım tüplü araçların girmesine izin verilmiyor. Ancak, bu konuda da herhangi bir yazılı uyarı yok, peki: bütün araçların bagajlarının açılıp, bir saniye sonra geri kapatılmasının anlamını, anlamak da mümkün değil.

Evet: kapalı otoparka girdiğinizde, aracınızı bıraktıktan sonra: mevcut kapılardan, alışveriş merkezine girmek mümkün. Ancak, burada bir uyarıda bulunmak istiyorum, aracınızı bıraktığınız otopark katı ve harf-rakam gurubunu mutlaka hafızanıza işlemeniz gerekiyor. Çünkü, çıkışta aracınızı bulmakta zorlanabilirsiniz.

Otopark bölümünden sonra alışveriş merkezine girerken, yine, dedektörlerden geçerek, küçük bir güvenlik önleminden geçiyorsunuz. Her ne kadar buradaki girişte, yanınızdaki çanta, paket gibi eşyaların kontrol edildiği x-ray cihazları yok, ama: yapı içinde, gezerken sık sık güvenlik elemanı görmek, bana buranın güzel korunduğu intibasını verdi ve elbette bir ziyaretçi olarak, gayet güvenle gezindim.

 

Sonra: karşınızda, gayet rahat, ferah ve aydınlık bir alışveriş merkezi konsepti çıkıyor. İlk intiba: ferahlık ve bu ferahlık, katların tavanlarının yüksek yapılması ve bol ışıklandırılma ile sağlanmış. Gayet güzel, yani bazı alışveriş merkezlerinde olduğu gibi, loş bir ışıklandırma ile ve tavan ile taban arasındaki kısa aralık ile, ziyaretçiler bunaltılmıyor.

 

Yapıda, görünürde asansör yok. Katlar arasındaki iniş-çıkışlar, yürüyen merdivenler ile sağlanıyor. Ama, ilginç olanı, yürüyen merdivenlerin aynı bölümde: hem iniş, hem de çıkış olarak birlikte verilmesi. Çoğu alışveriş merkezinde, bu tür yürüyen merdivenler, koridorun bir ucunda çıkış verilir iken, diğer ucunda iniş verilir ve ziyaretçilerin koridorları zorunlu olarak gezmeleri sağlanırdı. Burada, böyle bir uygulama yok ve gayet güzel, yani en üst kattan aşağıya inerken, sürekli koridorlarda yürümek zorunda kalmıyorsunuz.

Evet, Antalya il merkezinin en büyük alışveriş merkezi. Yaklaşık 1500 kişinin çalıştığı söyleniyor. Yıllık ziyaretçi kapasitesinin ise, 12 milyon kişi olacağı düşünülüyor. Yapı içinde: ulusal ve uluslar arası mağazalar zinciri ve dünyaca ünlü markaların satıldığı yerler göreceksiniz. Ama, gerçekten, aklınıza gelebilecek tüm ünlü markaların mağazaları var. Bu mağazaların bulunduğu koridorlarda gezinirken, söylediğim gibi, ortamın genişliği ve ışıklandırma nedeniyle, bunalmıyorsunuz. Özellikle: muhteşem bir havalandırma sistemi var. Klima düzeni o kadar harika kurulmuş ki, asla terleme veya sıkılma duygusuna kapılmadan gezebiliyorsunuz. Antalya gibi sıcak ve nemli iklimin egemen olduğu bir yerde, bence bu alışveriş merkezinin yarattığı en büyük güzellik, muhteşem havalandırma sistemi. Mağazalar bile, kendi içlerinde, güzel dekorasyonlar yaratmışlar, müşteriler arzuladıkları ürünleri kolayca bulabiliyorlar ama dedim ya, en büyük güzellik,asla terleme veya bunalma yok.

Mağazaların bulunduğu koridorlarda: yine güzel bir uygulama olarak, tuvaletler, büyük panolara yazılarak ziyaretçilere tarif edilmiş. Elbette, yabancı dil ile de belirlenmiş. Ancak, en güzel tarafı, tuvaletlerin tertemiz olması.

Gelelim küçük eksiklere veya eksik demekten öteye, olsa daha güzel olur denilebilecek uygulmalara. Mağazaların bulunduğu uzun koridorlarda, ziyaretçiler ve birlikte gelenlerin kısa molalar vererek, dinlenmeleri için düzen kurulmamış olması, eksiklik. Benzer alışveriş merkezlerinde, ziyaretçilerin burada daha uzun zaman geçirebilmeleri için küçük dinlenme mekanları, koltuklar, oturma sıraları olabilirdi. Çünkü, ilk düşündüğümde, buranın tamamen gezilebilmesi için büyük bir zaman gerektiğini düşündüm. Bu büyük zaman içinde, elbette insanların dinlenebilmesi ve küçük molalar verebilmesi için, oturma gurupları yapılmalı. Zemin katta: koridor sonunda, havuz yanında, bu tür bir oturma yeri gördüm, ama böyle güzel bir alışveriş merkezine, o tür ve tahtalardan yapılmış oturma gurubu yakışmamış. Ayrıca, koridorlarda da, şık koltuklar ve oturma gurupları, inanın, bu alışveriş merkezinin albenisini daha da güzelleştirir.

Evet: mağazalar bölümünden sonra en üst kata, restoran ve kafeteryaların bulunduğu bölüme çıkıyorum. Burada, yaklaşık 1000 kişi kapasiteli, 30 restoran ve kafeterya bulunuyor. Fast-food tarzı restoranların, kalite ve güzellikleri hemen göze çarpıyor. Ama, daha önce de söylediğimiz gibi, Antalya gibi sıcak ve nemli iklim şartllarının egemen olduğu burada, sanırım havalandırma yetersizdi ve yemek-yiyecek kokuları egemendi. Bu hoş değil. Bu yemek-yiyecek kokularının giderilmesi için mutlaka önlem alınmıştır, acaba havalandırmalar mı yeterince açılmamıştı, yoksa, genel bir sorun mu? Bilmiyorum ama yemek kokularını solumak hoş değil, umarım önlem alınır. Alınabilecek gayet basit önlemlerden birisi, havalandırmanın güçlendirilmesi olsa gerek.

Bu bölümde, aynı zamanda sinemalar var. 9 salon ile, Antalya ilinin en büyük sinema kompleksi. Antalya Film Festivalinin de burada yapılmasının planlandığı söyleniyor.

Evet, Terracity alışveriş merkezi böyle. Ben, gerek ülke içinde ve gerekse ülke dışında birçok alışveriş merkezi gördüm. Bunlar arasında, Terracity yeri nedir derseniz, bence: koridorlarda oturma gurupları oluşturulur ve yemek yerindeki yemek-yiyecek kokularının egemenliği giderilirse, inanın dört dörtlük bir alışveriş merkezi olur. Çünkü: bir alışveriş merkezinde aranan en büyük özellikler: ferahlık, aydınlık, rahat mekanlar, muhteşem havalandırma, büyük markalar, aradığınız herşeyi bulup satın alabilme rahatlığı, tüm bunlar burada var.

Bence, Terracity için mutlaka zaman ayırın. Bir yarım gününüzü burada rahatlıkla geçirebilirsiniz, ancak yorulmamaya dikkat edin, dinlenmek için en üst kata, restoranlara gitmeniz gerek. Ayrıca, restoranlar bölümünde, terasa çıkmayı düşünün, çünkü, yemek-yiyecek kokuları sizi rahatsız edebilir. Bunun dışında, güzel bir yarım gün geçireceğinize eminim.

İyi geziler.