Düzce, Akçakoca

Nisan 12th, 2009 tarihinde yayınlandı. | 6.537 kez okunmuştur.


Düzce, Akçakoca
Ankara’dan çıkışta, İstanbul yönünde, gerek otobandan ve gerekse E-5 karayolundan ilerlediğinizde, Düzce’den Akçakoca’ya dönmeniz gerekiyor. Ankara-Düzce: 236 km. İstanbul istikametinden gelirken, yine gerek otobandan ve gerekse E-5 karayolu üzerinden ilerlediğinizde, Düzce’den Akçakoca’ya dönmeniz gerekiyor. İstanbul-Düzce: 217 km. İstanbul’dan gelenler için Karadeniz sahil yolundan da gelmek mümkün ama o yol pek rahat bir yol değil. Otoboyu tercih etmenizi öneririm.
Evet, Düzce’ye ulaştınız. Daha sonra, Akçakoya için 37 km. yolunuz var. Yanlız, bu yol yemyeşil alanlar içinde ilerlerken, hızlı gitmeye pek uygun olmayan, inişli-çıkışlı bir yol. Özellikle; yazın turistik sezonda araç trafiği yoğun ve bir de kamyonlar eklenince, yoğunluk iyice artıyor. Kamyonların arkasında, bazen kuyruklar oluşuyor. Sonuçta, bu aradaki mesafe, özellikle yağış varsa mutlaka yavaş ve dikkatli gidilmesi gereken bir mesafe haline geliyor. Bu arada: Düzce-Akçakoca arasındaki yolda; sol yanınıza bakarak ilerleyin. Çünkü; hemen yol üzerinde, bir mesire yeri var. Adı: Şifalı Su Orman İçi Dinlenme yeri. Buradaki suyun, bazı hastalıklara iyi geldiği söyleniyor. Su; kaynağından çıktıktan sonra, hiç hava ile temas etmeden, buraya kadar geliyor. Hava almadığı için, bakteri barındırmıyor. Isısı; yaz ve kış aynı. Burada küçük bir mola ve su içmeyi sakın unutmayın. Hatta, giderken arabanızın bagajına birkaç küçük su bidonu koymanızı tavsiye ediyorum.

TARİHİ:
Akçakoca’nın tam olarak kimler tarafından kurulduğu bilinmemekte. Ancak; MÖ.1200 lü yıllarda, bölgeye ilk gelenlerin, Track ve Frig’ler olduğu sanılıyor. Özellikle: Frigler, uzun süre egemenlik kurmuşlar. Ancak; MÖ.650 yıllarında, Lidya’lıların güçlenmesiyle, bölge onların egemenliği altına girmiş. Lidya’lılar merkeze yerleşerek, burada “Dia” isimli bir kent kurmuşlar. Dia, parlak anlamına geliyor. Uzun süre, buradaki yerleşim, Dia olarak anılmış. Daha sonra, bölgede Bizans’lıların egemenliği görülür. Poly (şehir) anlamına gelen, sözcük eklenerek, şehrin adı “Diapolis” olur. Yani. parlak şehir.
1204 yılında, 4 ncü Haçlı Ordusunun, İstanbul’u işgal ederek yerleşmesi, Latin Devletinin kurulmasını sağlar. Bu sırada, Ceneviz’liler Karadeniz kıyılarına yerleşirler. Buralarda, daha önceden kurulmuş olan diğer şehirler gibi, Diapolis’de onların egemenlikleri altına girer. Şehirde; ticaret ve deniz sitesi kurarlar. Mevcut kaleyi onarırlar.
1261 yılında, Bizans’lalır bölgede, yine hakimiyeti ele geçirirler. Ancak, aynı dönemde, Anadolu’nun birçok yerinde Türk akınları etkili olmaktadır. Bizans’lıların Türk akınlarını durduracak güçleri kalmaz. 1319 yılında,Diapolis şehri, Orhan Gazi tarafından ele geçirilerek Osmanlı Beyliğine katılır. Osmanlı imparatorluğu döneminde, bölge, Osman Gazi’nin silah arkadaşı Akçakoca Bey tarafından idare edilir. Bizanslıların verdikleri isim “Akçaşar” olarak değiştirilir. Daha sonra ise, “Akçaşehir” kullanılmaya başlanır. 1923 yılında ise, Cumhuriyetin ilanıyla, Akçaşehir nahiye olur. Akçaşehir anlamı; kayaların güneş ışığında parlamasını ifade etmektedir. 1934 tarihinde ise, ismi, burayı zapteden Akçakoca Bey’in ismine izafeten “Akçakoca” olarak değiştirilir.

GENEL:
Akçakoca’da tarihin gizemini keşfedebilirsiniz. Doğanın muhteşem manzaralarını görebilirsiniz. 35 km. lik bir kumsalda, tertemiz bir deniz ve tane tane kum bulacaksınız. Burada: güneş denizden doğar, denizde batar. Zaten buranın eski ismi, biraz önce de söyledik, parlayan şehir.

Akçakoca denilince, buraya gelenlerin aklına fındık gelir veya gelmeli. Çünkü: burada fındık, yaşamın bir parçası. Ama, önemli bir parçası. Yağış miktarının çok fazla olması fındığın yetişmesi için elverişli ortam yaratıyor. Şöyleki, fındık 700 ml.yağış isterken, buradaki yağış ortalaması 1000 ml. Baharla birlikte yeşeren fındık dallarında, Ağustos ayında Akçakoca’ya gelirseniz, fındığı dalından koparıp yeme zevkini tadarsınız. Bu arada; burası elbette sahil yeri. Doğal olarak balıkçılık da önem kazanıyor. Deniz balıklarından; istavrit, lüfer, çinekop, palamut, mezgit, hamsi, zargana, kalkan, barbunya, kefal, levrek gibi her türlüsünü bulmak mümkün. Ayrıca; çeşitli otel ve restoranlarda, bu balıkları taze taze yeme şansınızda var. Akçakoca’da kültürel etkinlikler de yaygın. Her yılın Temmuz ayının, üçüncü Cuma, Cumartesi ve Pazar günlerine rastlayan tarihlerde, burada, Akçakoca Uluslar arası Turizm Kültür ve Fındık Festivali yapılıyor. Bu festivalde, İlçenin kültürel zenginlikleriyle ilgili çeşitli sergi, panel ve konferanslar ile foklör gösterileri yapılmakta. Ayrıca, müzik şölenleri var.
Bu yoğun turist akımını barındırmak için, İlçede 1680 resmi yatak kapasiteli otel, motel ve pansiyon var. Her yıl, yaklaşık 150 bin yerli-yabancı turist burayı ziyaret ediyor. Ayrıca, ilçede, 500 civarında yazlık konut var. Bu yazlıkçıların da gelmesiyle, yazın ilçe nüfusu yoğunlaşıyor.

AKÇAKOCA KONAKLAMA  TESİSLERİ:

Hamburg Pansiyon                              Değirmenağzı mevkii                            380-6112961

Tezel Kamping                        İstanbul Cad.Esentepe Mevkii  380-6114115

Diapolis Otel                                       Yalı Mah.İnönü Caddesi.                     380-6113790

Akçakoca Otel                                    Ereğli Cad.No.23                                380-6114525

Tunç Pansiyon                         Akevler. Alazlı Mevkii             380-6187160

Barınak Balık Lokantası                       E-5 karayolu                                       380-6112683

Bayraktar Otel                         Osmaniye Mahallesi.                            380-6776777

Ataşehir Otel                                       Hacı Yusuflar Mahallesi                       380-6119306

Esentepe Otel                                      HacıYusuflar Mahallesi            380-6117879

Yılmaz Otel                                         Osmaniye Mahallesi                             380-6114741

Günbatımı Otel                        Kale yolu üzeri.                                   380-6119161

Koçan Oteli                                        Yalı Mahallesi                          380-6112122

 

AKÇAKOCA’DA NE YENİR:
İskelenin hemen ucunda ve diğer birçok yerde restoranlarda; mezgit ve istavritten oluşan balık menüsü yiyebilirsiniz. Biraz daha pahalı bir menü; kalkan balığı olabilir. Yöreye özgü otların kullanıldığı Akçakoca Salatasını tadmayı unutmayın. Hepsinin üzerine ise, fındıklı tahin helvası.

AKÇAKOCA’DAN NE SATIN ALINIR.
Akçakoca’ya gittiğinizde, mutlaka fındık satın alın. Özellikle; normalden daha küçük boyutlu ama daha lezzetli olan dağ fındığı bulabilirseniz, hiç kaçırmayın. Mevsimine göre; kendinize veya çevrenizdekilere hediyelik yaş veya kuru fındık alabilirsiniz.

GEZİ PLANI:
Evet, Akçakoca’da nereler gezilir, görülür? Akçakoca’ya geldiğinizde, güzel bir yoldan ilerliyorsunuz. Girişte: yol ikiye ayrılıyor, doğu ve batı. Batı yönünde ilerliyorsunuz. Merkeze geldiğinizde, meydanda bir cami göreceksiniz. Akçakoca Merkez Camii. Görkemli bu yapının çevresi, alışveriş merkezi olarak ilçenin en canlı bölgesi. Çevre düzenlemeleri, yeşil saha ve park alanları, dikkati çekiyor. Ayrıca, yeni yapılmış olan saat kulesi var.

AKÇAKOCA MERKEZ CAMİİ.
Çatısı, Selçuklu tarzında, sekizgen. Yapımında: Türk otağı ve modern mimari harmanlanmış. Farklı yapısı ile ünü Pakistan’daki camiden sonra geliyor. Mimarı: Ergun Subaşı. İnşaat halkın büyük maddi katkılarıyla yapılmış. Deprem tehlikesine karşı, 160 beton kazığın üstüne inşa edilmiş. Kubbesi 31 m. ve minaresi (çift minare var) 58 m. yüksekliğinde. Kubbenin üzeri 32 ton bakır levha ile kaplanmış. İki minareli caminin, içindeki avizelerin ağırlığı ise 1 ton civarında. Güzelliği ve modern mimarisi nedeniyle, ilçeye gelen turistlerin ilgisini çeken bir yapı. Ama, caminin mimarisi yanında, asma kattaki şadırvanlı havuz, daha da ilginç bir görüntü oluşturuyor.Suyun gücü ile dönen koca mermer küre, adeta dünyanın dönüşünü anımsatıyor.

Meydandan sonra, sahil boyunca ilerleyin. Sahil boyunca uzanan bir cadde var. Burada: restoranlar, cafeler var. Asırlık çınar ağaçları var. Yazın turistler yoğunlaşınca, bu cadde araç trafiğine kapatılıyor. Bu yürüyüş sırasında, cadde üzerindeki banklara oturun, balıkçı barınağını, denizi izleyin. Veya dalgakıran üzerine kadar yürüyün, buradan merkez camii silüeti de görülen Akçakoca’yı denizden görün.

BALIKÇI BARINAĞI:
Kumsalın kıyısına set çekilerek iskeleye dönüştürülmüş. Burası; Karadeniz balıkçılarının canlı renklere olan düşkünlüğünü yansıtıyor. Akşama doğru, irili-ufaklı renk renk teknelerle doluyor. Burada, ağlarını tamir eden balıkçıları görebilirsiniz. Merakınız varsa, olta ile balık tutabilirsiniz.

Evet; Akçakoca’da denize girmek isterseniz, ilçe merkezinde plajlar var. Tercihinize göre, seçim yapabilirsiniz.

ÇUHALLI PLAJI:
Akçakoca’nın girişinde, sahil yolunun yanında, merkeze çok yakın. Uzun ve geniş bir kumsalı var. Turistlerin ilgisini çekiyor. Kafeteryalar, büfeler, barlar ve sahil önlerinde bulunan şezlong, şemsiye, yiyecek ve içecekler ile tatilcilere, çok uygun fiyatlar sunulmakta. Bu alanda bir park var. Özellikle, Ankara’dan gidenlerin ilgisini çekecektir. Çünkü: kapısında, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılmış ibaresi görülüyor. Ne alaka diceksiniz. Evet, burayı Ankara Büyükşehir Belediyesi yaptırmış. Parkın içindeki: banklar, kondisyon aletleri, çöp kutuları, maket keçiler, oyun gurupları, hepsi Belediyenin kamyonları ile getirilip, buraya monte edilmiş. Ankara’lılar için, kendilerini bölgeye yabancı hissetmesinler diyemi yaptırılmış? Sanmıyorum. Hadi bakalım, sizler tahmin edin. Neyse, sonuçta burası, 750 m.lik yürüyüş parkuru, oyun alanları ve oturma gurupları olan bir yer. Bahçe düzenlemesi de, çok güzel. Maliyet ise, boşverin, veren vermiş.

ÇINAR PLAJI:
İlçe merkezinde. Çay bahçeleri ve her türlü ihtiyacı karşılayacak otel işletmelerinin yanında. Yaz aylarında oldukça kalabalık.

DEĞİRMENAĞZI PLAJI:
İlçe merkezinin hemen bitişiğinde bulunan bir plaj.

Evet; Akçakoca denilince, akla ilk gelen yerlerden biri de, Ceneviz kalesi. Buraya gitmeyi sakın ihmal etmeyin. Özellikle; bu kaleye giderken, yanınızda deniz malzemelerinizi ve arzu ederseniz piknik malzemelerinizi de alın. Çok hoş ve güzel bir gün geçireceğiniz kesin. Önce, öğlen bir mangal sefası yapabilir, takiben aşağıda denize girebilirsiniz. Veya, tam tersi de olabilir. Tercih sizin.

CENEVİZ KALESİ:
Merkeze 3 km. uzaklıkta,batıda. Fındık bahçeleri ve orman eteğinde. 1226 yılında, ticaret gemilerine yol göstermek için Ceneviz’liler tarafından kurulduğu sanılıyor. Ama; Ceneviz’lilerden öncede bu kalenin burada olduğu hakkında kesin kanıtlar bulunmuş.
Kale, denizden 100 m. yükseklikte bir falez üzerine yapılmış. Kartal yuvası gibi. Sur duvarları: moloz taş ve tuğlalar inşa edilmiş. Ancak; çevresindeki ağaçlar o derece büyümüş kü, kaleyi uzaktan tam olarak seçmek pek mümkün olmuyor. Deniz kenarındaki surlar, zaten yıkılmış. Kalenin yarım yuvarlak çıkıntıları ve yüksek bir kulesi var. İç avlusunda ise: 5.30×5.30 m. ebatlarında bir su sarnıcı var. Ayrıca; büyük dilek kuyusu hemen dikkati çekiyor. Kuyunun yanındaki, tabelada, dilek kuyusu anlatılıyor. Aslında, bir zamanlar, kale müdürü tarafından çöpler atılsın diye kullanılan bu kuyu, zamanla dilek kuyusu olarak halk tarafından kullanılmaya başlanmış. Şimdi, hem temiz kalıyor ve hem de atılan paralar ile, kaleye gelir sağlanmış oluyor.
Osmanlılar zamanında, kale, karakol olarak kullanılmış.

Evet, kaleye kara tarafındaki giriş kapısından giriyorsunuz. Özel aracınız ile geldiğinizde, hemen giriş önünde büyükçe bir otopark var, yani park sorunu yok. Girişin hemen yanında ise, büyük bir kule var. Günümüzde Akçakoca Belediyesi tarafından işletilen, 5000 kişiye hizmet verebilecek bir günübirlik piknik yeri olarak kullanılıyor. Yaz aylarında buraya gelmek büyük keyf. Kalenin manzarası, hem yaz ve hem de kışın mükemmel. Akçakoca’nın falezlerini ya da diğer adıyla beyazkayaları buradan görmek mümkün. Ayrıca: denizi ve plajları tepeden görebiliyorsunuz. Bir tür seyir terası gibi. Çeşitli kademelere yerleştirilmiş olan tahta masalara, küçük patikalarla ulaşılıyor. Yanlız; burada küçük çocuğu olanlar dikkat. Çünkü; bu patikaların bitiminde, denize doğru uçurum var, yani biraz tehlikeli. Ön cephe tamamen denize doğru açık. Buraya geldiğinizde, kalenin tepesinde iki bayrak göreceksiniz. Biri; malüm şanlı bayrağımız, diğeri ise mavi bayrak. Avrupa Çevre Eğitim Vakfı (FEEE) tarafından, 1997 yılında bu yöreye mavi bayrak verilmiş. Yani; mavi bayrak kriterleri yerine getirilmiş. Bunun en başlıca kriteri ise, temizlik. Evet; tertemiz bir deniz var burda. Karadeniz bölgesinde, mavi bayrağa sahip tek yer.

Kalenin, doğusunda ve batısında iki koy var. Bunlar: yalıyarlar ve fok plajlarının bulunduğu koylar. Bu koyların eşsiz kumsalı ve berrak denizi var. Bu koylara inmek, sahile ulaşmak için, üç yol var. Birisi: eski toprak yol. Diğeri, Belediyenin düzelttiği, kale içine girmeden önceki yol. Son olarak ise, kale içinden merdivenle inilen yol. Denize indiniz, denize girerken kıyıdaki taşlık alanları birazcık geçmeniz gerekiyor, sonra yumuşak kuma ulaşıyorsunuz. Ama; burada tek bir gerçek var. Karadeniz’in dalgası başka yerin dalgasına benzemez. Özellikle; denizde ilerlerken, bulunduğunuz yerin sığ olması,sizi asla yanıltmasın, bir adım daha attığınızda, kendinizi büyük ve dipsiz bir boşlukta bulmanız mümkün.

YALIYARLAR PLAJI:
Dışarıdan rahatça görülemediği için, kadınlara ayrılmış. Sadece bayanlara ayrılması nedeniyle, buraya yerli halk kadınlar plajı da diyor. Denize doğru çıkıntılı halde bulunan kayaların bir adı da fok kayaları. Burası: baklava misali kat kat dizilmiş kaya oluşumları ile dikkat çekiyor.

KONURALP PLAJI:
Kalenin diğer tarafında. Kumsalı daha uzun. Buraya gelenlerin ihtiyaçlarını karşılayacak bir takım üniteler var.

Evet; Akçakoca’da geçirebiliceğiniz güzel saatler var. Buraya; günübirlik gelirseniz, bence sabah ilçe merkezinde bir süre dolaştıktan sonra doğruca ceneviz kalesine gitmeniz. Akçakoca size ne sunacak. Şöyleki: sessizlik, sakinlik, güzel kumsal ve temiz deniz, ceneviz kalesinde tarihi atmosfer, yemyeşil bir doğa ve mavinin birleştiği bir manzara ve bolca yağmur, özellikle yazın belli ayları hariç, diğer aylar sürekli olarak karanlık bir gökyüzü ve yağmur olabilecektir. Ama, bunun da keyfini çıkarmak gerek. Çünkü; Akçakoca; uzun yıllardır Ankara’nın, Ankara’lıların denize açılım noktası, denizi özelliğini taşımış bir yer. Günümüzde de öyle, çünkü, Ankara’dan bu kadar yakın bir deniz yok. Sonuçta; yola çıktınızmı, en fazla 3-3.5 saat sonra denizde, Akçakoca’da olma şansınız var.

İyi tatiller.
/p>


Cevap

Sizde yorum yaparak görüşlerinizi belirtebilirsiniz.

Sorularınız veya önerileriniz için iletişim | Google Sitemap

Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan .yer sağlayıcı. olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz .uyar ve kaldır. prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, iletişim yolunu kullanarak bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.

| Alexa | XHTML | CSS | Gezi | Gezi | Google

Creative Commons