Antalya, Kemer

Şubat 28th, 2009 tarihinde yayınlandı. | 3.178 kez okunmuştur.


Ülkemizin en önemli turizm merkezlerinden biri.
Kemer, Antalya’ya 43 km. uzaklıktadır. Geçen yıllarda yapılan karayolu, güzel ve bakımlı olup, yol üzerinde yeni yapılan tüneller, nisbeten virajları ortadan kaldırmıştır. Hala da tüneller yapılmaya devam ediliyor. Güzel ve rahat bir yol. Yalnızca: akşam saatlerinde, Kemer-Antalya yolu bayağı yoğun oluyor. Sanırım: otellerde çalışanların şehre dönüş saatlerinde, servis araçları yani büyük vasıtalar, trafiği biraz olumsuz etkiliyor.
Kemer; Batı Toros Dağlarının eteklerinde, kıyı boyunca uzanan, şirin bir yerleşim yeridir. Kıyı boyunca, irili-ufaklı koylar vardır. Denizin maviliği ve ormanın yeşilliği ile dağlar çok güzel bir görünüm oluşturur. Denizin berraklığı, ormanın yeşilliği, deniz dalgalarının çam ağaçlarına kadar uzanması ve çam ağaçlarının, plajlarda gölgelik olarak kullanılabilmesi, oldukça cazip gelmekte.
Yörenin ilk hali olan köy : 1916-1917 yılları arasında, Toros dağlarından gelen yörükler tarafından kurulmuştur. Kurulan köyü korumak amacıyla; Kızılcık dağının eteklerine 23 km.uzunluğunda, taştan duvar şeklinde bir koruma kemeri örülür. Bu duvar; kemere benzetilerek, kurulan köy, daha sonraki yıllarda, Kemer ismi ile anılmaya başlanır.
1960 lı yıllara kadar, Kemer’in çevresiyle arasında karayolu bağlantısı yoktu. Ulaşım, sadece deniz yolu ile sağlanırdı. 1980 li yıllardan sonra ise, gelişerek ve büyüyerek, Türkiye’nin gözde turizm merkezlerinden biri haline geldi. Şehircilik konusunda tüm alt yapı faaliyetleri tamamlanmıştır. Dünyaca ünlü turistik tesisleri, önemli bir turizm merkezi olmasındaki, en büyük etkendir.
Bölgenin çekiciliklerinin başında: doğal güzellikleri gelir. Deniz, orman ve dağlar; bir noktada birleşir. Tarihi yapılar ise, ayrı bir renk katar. Bunlar: Phaselis Antik Kenti, Çıralı (Yanartaş), Selçuklu Av Köşkü ve İdyros Antik Kenti. Bu özellikleri yanında; kemer halkı tarafından, zamanla kemer ovası ve ağva ovası arasındaki bataklıkların islah edilmesi sonucu, bölge ticaretinde önemli bir yer tutan, ünlü kemer portakalı üretilmeye başlanır.
Ana yoldan ayrılıp, Kemer’e döndüğünüzde, yol kıyısındaki otellerle karşılaşacaksınız. Bir süre ilerledikten sonra ise: Kemer merkezinde, dükkanlardan oluşan çarşı ile karşılaşacaksınız.
Kemer’de ne yapabilirsiniz? Nereyi gezebilir, nasıl zaman geçirebilirsiniz? Kemer’de: denize girebilirsiniz. Özellikle: Ayışığı (Moonlite) plajının bulunduğu bölgeden denize girebilirsiniz. Burada: üzerinde şemsiyesi olan bir şezlong kiralayabilirsiniz. (ücreti 4 TL.) Duş almanız da mümkün. Veya, hemen plajın bitiminde, hatta kumsalın üzerinde kurulu cafelerden birinin masalarına oturup, gerek denize girebilir ve gerekse bir şeyler içebilirsiniz. Tertemiz tuvaletlerin bulunması büyük imkan. Deniz ise: durgun, çünkü burası bir koy. Yalnızca: uzakta ve açıkta demirleyen teknelerin mazot artıkları, bazen bu koyu kirletiyor. Ama yinede; birden derinleşmeyen ve özellikle hiç dalga bulunmayan bu koyda rahatlıkla denize girebilirsiniz. Sizi rahatsız edici herhangi bir fiziki veya canlı faktör yok.
Kemer’de: denize girmenin dışında, özellikle akşam üstü hareketlenen çarşıda gezebilir, restoranlarında yemek yiyebilir ve cafelerinde oturup, yorgunluk atabilirsiniz. Kemer çarşısı ve limanı: özellikle akşam saatlerinde yani gündüz sıcağı bittiğinde, hareketleniyor.
Evet: genel anlamda Kemer bu. Bunun dışında: Kemer hakkında; bölge bölge ayrıntılı açıklamalarda bulunacağım.

AYIŞIĞI PARKI VE YUNUS GÖSTERİ MERKEZİ:
Ayışığı parkı; merkezde. Denize girilebiliyor. Parkın içinde, gösteri havuzu var. 800 kişi kapasiteli bu gösteri havuzunda,yunuslar ve deniz aslanları, gösteri yapıyorlar. Yunuslar ile yüzme, dalma imkanı da yaratılmış. Ayrıca; iletişim sorunu yaşayan, özürlü çocuklar için, yunuslar ile terapi programları uygulanıyor.

YÖRÜK PARKI:
Kemer Ayışığı Koyu üzerinde bulunan yörük parkı: yörük yaşam tarzının özelliklerini yansıtır. Günübirlik tesis ve restoranların bulunduğu bu park, görülmeye değer.

OTOMOBİL RALLİ ŞAMPİYONASI:
2000 yılından bu yana, Kemer’in yaylalarında yapılan: Anadolian Rally yarışması; Dünya Ralli Şampiyonası takvimine alınmıştır.18 özel parkurdayapılan yarışma, toplam 1300 km. lik yol kapsamaktadır. Üç özel etap üzerinden yapılır, toprak parkurda 380 km.lik, özel etabı vardır.

AĞVA DOĞAL LİMANI:
En büyük özelliği: 1917 yılında, I.Dünya Savaşında, Paris II ve Aleksandra savaş gemilerinin batırıldığı yer olması. Dünyanın 100 dalış bölgesinden biri olarak, burası gösterilmekte. Paris II. savaş gemisinin enkazı, Kemer marinası açıklarında, 33 metre derinlikte. Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul komutasındaki Topçu bataryası tarafından, 13 Aralık 1917 tarihinde batırılan geminin, boyu: 50 m. uzunluğunda ve eni ise 8 m. genişliğinde. Ağırlığı ise, 551 groston. Gemi: 6 adet uçaksavar topuna ve 2 torpil kovanına sahip. 1995 yılında keşfedildikten sonra, dalgıçların ve sualtı fotoğrafçılarının ilgi odağı haline gelmiş.

YAT TURİZMİ:
Kemer, yat turizmi bakımından da önemli bir yere sahip. Yaz ve kış aylarında, çeşitli ülkelerden gelen yatların bir merkezi. Gelen yatlar, burada günübirlik kalabildikleri gibi, uzun süre de kalabilmekteler. 1986 yılı Nisan ayında, resmen tüm hizmet birimleriyle devreye giren yat limanı; 100 karada ve 200 denizde olmak üzere, toplam 300 yat kapasiteli. Kemer marinası, Avrupa Çevre Eğitim Vakfı (FEEK) tarafından yürütülen, mavi bayrak kampanyası tarafından tespit edilen kriterleri sağlayarak, 1993 yılında, mavi bayrak ile ödüllendirilmiş.

TAHTALI TELEFERİĞİ:
2365 metre yükseklikteki, bölgenin en yüksek dağı olan Tahtalı dağına inşa edilmiş. Avrupa’nın en uzun teleferik hattı. Yaklaşık 4.5 km. uzunluğunda. Dünyanın denize en yakın, ancak en yüksek zirvelerinden biri Tahtalı dağı. Ziyaretçiler, denizden çıkıp, dakikalar içinde, eşsiz bir manzara eşliğinde kayak yapabiliyorlar. Her biri 80 yolcu kapasiteli kabinler var. Zirveye; 10 dakikalık bir sürede ulaşılıyor. Kış aylarında; uzunluğu 700-1500 metre arasında değişen, dört kayak pisti var. Zirveden, Kemer’i seyretmek bir başka keyf. Mutlaka denemenizi (yükseklik fobiniz yok ise ) tavsiye ediyorum.

JEEP SAFARİ:
4,6,8 kişilik, arazi jeepleriyle yapılıyor. Eşsiz manzaralı Torosları keşfetmek mümkün. Bu turlara katılanlar, tur esnasında, arazi jeeplerini, Torosların engebeli, el değmemiş doğal güzellikleri arasında kullanıyorlar ve unutulmaz anlar yaşıyorlar. Ayrıca; sürüş keyfi ve heyecanı da cabası. Sabah; katılımcılar otellerinden toplanarak, şehir dışındaki, jeep safari başlama noktalarına getiriliyorlar. Tüm jeepler, guruplara paylaştırılarak, birlikte ve konvoy halinde yola çıkılıyor. Yol boyunca, zaman zaman durularak eşsiz Toroslar ve Beydağları’nın fotoğrafları çekiliyor. Akdeniz, kuşbakışı seyrediliyor. Öğle yemeği; gurup olarak toplucu Toroslar’da yeniliyor ve dinlenme molasından sonra, hareket ediliyor. Gün boyu süren ve dağlarda nefis bir manzara içerisinde geçen sürüş keyfi; akşam üzeri bitiyor. Konuklar, alındıkları noktalara geri bırakılıyorlar.

OLYMPOS ANTİK KENTİ:
Kemer’den rahatlıkla ulaşmak mümkün. Kemer ile Adrasan arasında.
MÖ.2 nci yüzyılda, helenistik devirde kurulmuş; Lykia birliğinin üyesi, bir liman kentidir. MS.15 nci yüzyıla kadar yaşamıştır. Varlığı; MÖ.2 nci yüzyılda bastırdığı Lykia birlik sikkelerinden anlaşılıyor. MÖ.100 yılında, birliğin önde gelen şehirlerinden biri olmuş.

Antik kent: eşsiz güzellikteki bir vadinin, iki yakasındadır. Vadi ve kentin denize ulaştığı yerdeki kumsal, çok güzel bir plaj oluşturur. Antalya’nın güneyinde, Phaselis’ten sonra, ikinci önemli liman kentidir. Olympos limanı, tarihte korsan yatağı olarak bilinir. MÖ.1 nci yüzyılda, şehre, korsanlar dadanır. Şehirdeki korsan egemenliği, MÖ.78 yılında, Romalıların, korsanları buradan temizlemesine kadar sürer. Roma egemenliğinin başlaması ile, yeni ve parlak bir dönem başlar. Ancak; MS.3 ncü yüzyıldan itibaren, şehre, yeniden korsanlar dadanır. Korsanların saldırıları; zengin ve mamur şehri, bir anda fakir düşürür. Geç hıristiyanlık döneminde önemini yitirmeye başlayan şehir, 11 ve 12 nci yüzyıllarda, Venedik ve Ceneviz’li tüccarların ticaret merkezi haline gelir. 15 nci yüzyılda ise, Osmanlı deniz üstünlüğü ile, bu durum son bulur.
Olympos’da, günümüzde neler görülebilir? Olympos; içinden geçen derenin, iki yanına kurulmuştur. Son dönemini yansıtan ortaçağ kalesi, derenin denizle birleştiği yerin batısındaki bir köprü ayağı, bir tapınak duvar parçası, sütun başlıkları, tiyatro, bizans bazilikası, kıyıya yakın yerde ise hamam kalıntıları.
Kumsalda görülen ve mezarların üzerinde bulunan yüksek tepe, şehrin akropolüdür. Üzerindeki yapı kalıntıları: ortaçağda, bir kale şekline sokulan, surlara aittir. Bu tepeden bakıldığında; Venedik misali, ırmağın, güzel görüntüsünü seyredebilirsiniz. Irmak, kenarlarına yapılan duvarlarla kanal haline sokulmuş, bugünde izleri görülebilen köprü ile iki yaka birleştirilmiştir.
Nehrin karşı yakasında; hemen kıyıda görülen pencereli yapı, şehrin hamamı kalıntılarıdır. Bu kıyıya, nehrin üzerindeki iri taşlara basılarak geçilir. Burada; çalılıklardan çok zor seçilip gezilebilen, şehrin tiyatrosu var. Tiyatronun; çevreye yayılmış süslü kapı ve niş parçaları, tipik bir roma tiyatrosunun bulunduğu izlenimini veriyor. Tiyatro ile deniz arasında; bizans çağına ait bazilika var. Ortada oluşan geniş açıklıktan anlaşılacağı üzere, şehrin agorası ve gymnasium’ nun burada olması gerekir.

ÇIRALI (YANARTAŞ) :
Olympos antik kentinin yanındaki köyün adıdır. Olympos’dan yaya olarak, bir saatte ulaşılabilir. İlginç bir doğa harikasıdır.

Burada: plajdaki caretta caretta kamlumbağaları ve kayaların arasından yükselen alevler öne çıkıyor.

Nesli dünya çapında tehdit altında bulunan deniz kaplumbağalarından caretta carettalar, çıralı kumsalını, üreme alanı olarak seçmişler.

Bunun yanında: mitolojideki ünlü ” Bellerophontes efsanesi ” burada geçmektedir. Şöyleki: Argos kentinde: Bellerophontes adında, tanrısal güzellikte bir delikanlı yaşarmış. Bu delikanlı; uçan at ” Pegasus” a sahip olmayı çok istermiş ve dağ bayır demeden, günlerce pegasus’un peşinden koşmuş. Ama, başarılı olamamış. Birgün, rüyasında; tanrılar, kendisine, uçan ata sahip olacağını bildirirler. Kısa bir süre sonra; bir gün, atın su içtiği yerde, tanrılar tarafından kendisine verilen altın gem ile, bir anda atı yakalar.
Aradan günler geçer. Bir gün; Bellerophontes, yanlışlıkla, birini öldürür. Bunun üzerine, Argos şehrinden ayrılmak zorunda kalır. Tiryns kralı Proitos’un sarayına sığınır. Kraliçe, çok geçmeden, bu yakışıklı gence aşık olur. Fakat; Bellerophontes, konuk olduğu evin sahibine saygısızlık etmek istemez ve kraliçeyi reddeder. Bunun üzerine; kraliçe, kocası kral’a; ” gencin, kendisini zorla elde etmek istediği “hakkında yalan söyler. Kral, öfkelenirse de, konuğunu öldürmek istemez ve onu ; bir mektup yazarak, öldürtmek için kayınbabası olan Lykıa kralına gönderir.
Bellerophontes, Lykia’ya ulaşır. Kral, onu ” Kanthos Nehri ” yakınlarında karşılar. Dokuz gün misafir eder. Dokuzuncu günde, damadının gönderdiği mektubu alır ve öldürülmesi gerektiğini okur. Ancak; genci öldüremez. Bölgede; ikiside yeraltı yaratıkları olan:Typhon ve Ekhidna’nın birleşmesinden olan Khimeira adında bir canavar yaşamaktadır. Khimeira; söndürülmez ateşi üfler, korkunç ve büyük, hızlı ve güçlüdür. Bir yerine, üç kafası vardır. Biri azgın bakışlı aslan kafası, öteki keçi, öteki yılan,ejderha kafası. Aslında, bu canavarı tasvir etmekte kullanılan hayvanlardan, keçi ve yılan; Toros dağlarında bol bulunan hayvanlar. Aslan ise, ateşin gücünü temsil etmekte.

Evet; kral genci öldüremez, onun; Khimaira’yı öldürmesini ister. Khimaira; önü aslan, arkası yılan, ortası keçi olan ve ağzından alevler saçan garip bir yaratık. Bellerophontes; tanrıların isteği ve kanatlı atı pegasus’un yardımlarıyla, Khimaira’ya saldırır. Oklarının ucuna kurşun koyar. Canavarın ağzından fışkıran ateşte kurşunlar erir ve canavarın etini dağlayıp yakar. Korkunç, ejderha de böylece can verir. Sonra, Kral; Bellerophontes’e, daha birçok zor işler verir, ancak delikanlı, hepsinin hakkından gelir.
Bunun üzerine, kral, onun tanrı soyundan geldiğine inanır. Ona birçok armağanlar verir ve kızı ile evlendirir. Bellerophontes; poseidon soyundan gelmektedir. Bu evlilikten, 3 çocuğu olur. Bunlardan; kızı Laodameia, baş Tanrı Zeus ile birlikte olur ve bu birliktelikten sonra ” Sarpedon ” doğar. Sarpedon, büyüyünce, Lykia kralı olur. Troya savaşına katılır ve orada savaşta ölür. Evet; İşte, Bellerophontes’in; uçan atı pegasus ile birlikte öldürdüğü Khimaira; son nefesini verirken bile, ağzından ateşler çıkararak ölmüş. Bugün, tabii gazların, kayalar arasından çıkıp yanması, işte bu efsaneye bağlanmakta.
Dağdaki deliklerden, kendiliğinden çıkan alevler, günümüz bilim adamlarını da, en az eski insanlar kadar hayrete düşürüyor. Gerçekci bir bakış açısından, alevlerin en mantıklı nedeni: topraktaki çatlaklardan sızan doğal gaz olarak görülebilir. Ama; biraz önce de söylediğim gibi, günümüzde bilim adamları, hala, bu gazların kaynaklarını keşfetmiş değiller. Öyle ki, dağda yer yer yanan ateş, denizden bile görülür ve denizcilere klavuz olurmuş. Alevler için olan ve biraz önce anlattığım mitolojik açıklama; bilimsel olandan daha ilginç.
Buranın gerçek mükemmelliğini, akşamları ziyaret edildiğinde görmek mümkün. Havai fişek görüntüsüne benzeyen görüntüler, karanlık saatlerde, en etkileyici görünümlerini alıyorlar. Hem alevlerin büyüsü, hem de aşağı tarafta bulunan Lykia harabelerini, aynı anda görmek mümkün.
Buranın ziyaret edilmesine gelince: buraya ilk gidenlerin Çıralı köyünden bir rehber almalarını öneriyorum, yoksa bölge bayağı karışık ve zor.

Yanardere vadisinin güney yamacında, üç ayrı gaz çıkış yeri var. Yanartaş mevkiileri arasında, sarp ve zorlu bir yamaç var. Bu nedenle, en çok ziyaret edilen, Yanartaş 2 olarak gösterilen yer. Burası; yanardere vadisinin batı yakasında. Deniz seviyesinden 165 metreden başlayıp, 180 metreye kadar yükselen bir konumda. 80 metre uzunluğundaki, meyilli arazi yüzeyi üzerinde, dört ayrı seviyede, sürekli yanan gaz çıkışı var. Ziyaretim sırasında, en üstte, yanar durumda 3 ocak, 30 metre aşağıda 2 ocak, 20 metre aşağıdaki vadide, dik bir çizgi üzerinde 10 ocak ve onun yaklaşık 30 metre aşağısında ise, 2 ocak olmak üzere, toplam 17 ocak, yanar vaziyette idi.

PHASELİS ANTİK KENTİ:
Kemer’den rahatlıkla ulaşmak mümkün. Kemer’de görülmesi gereken tarihi mekanların başında gelir. MÖ.2 binlere kadar uzanan geçmişi var. Antik kentin, ortasındaki uzun cadde ve liman, günümüzde, dimdik ayakta. Antik Likya ve Pamfilya bölgeleri sınırı üzerinde; 3 limanlı bir kent olarak kurulmuş. 200 yıl kadar, Pers yönetiminde kalmış. MÖ.334 yılında,tüm Likya ile birlikte, Büyük İskender’in eline geçmiş. Büyük İskender; hayran kaldığı kentte, bir kış mevsimi geçirir. Kent: Suriye ve Yunanistan, deniz ticaret yolu üzerindeki hakim konumu nedeniyle, özellikle roma imparatorluğu döneminde, parlak günler geçirir. MS.129 yılında, Roma imparatoru Hadrianus, kenti ziyaret eder. Zamanında, geçimini, büyük ölçüde deniz ticaretine bağlayan kentte, ayrıca: kereste, gül yağı, çeşitli parfüm ve kremlerin de ticaretinin yapıldığı anlaşılmıştır.
Şu anda, kentin bulunduğu yerde görülebilen mevcut kalıntılar: roma ve bizans dönemlerine aittir. Kent, özellikle limanları ile ünlenmiştir. Bunların en büyüğü; yarımadanın güneybatısındaki limandır. Bu limanın girişinde, 200 metre uzunluğunda bir mendirek var. Günümüzde, bu mendireğin büyük bölümü sular altında kalmış. İkinci liman: tiyatronun kuzeydoğusunda. Bunun da mendireği var ve günümüze kadar sağlam olarak gelmiş. Üçüncü liman ise; kuzeyde, geniş bir kumsalda. Limanın güneyindeki rıhtım kalıntıları göze çarpıyor. Buraya, mendirek yapılmamış.

Evet; Kemer, tüm bunların yanında, barındırdığı: tatil köyleri, otel ve motelleriyle de, ön plana çıkan ve turizme hizmet eden bir yöremiz. Buradan geçerken veya buradaki otellerden birinde kalırken, yukarıda yazılanları değerlendirip, tercihinize göre, ziyaretlerinizi yapabilirsiniz.

Antalya, Kemer


Yorum

  1. damla nur Aralık 10th, 2009, 21:38

    aradığım seyi bulamadım ??_?___________________?_?_?_?_

  2. Orhanmeral Aralık 11th, 2009, 00:17

    ne aradığınızı yazarsanız yardımcı olmaya çalışalım????

Cevap

Sizde yorum yaparak görüşlerinizi belirtebilirsiniz.

Sorularınız veya önerileriniz için iletişim | Google Sitemap

Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan .yer sağlayıcı. olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz .uyar ve kaldır. prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, iletişim yolunu kullanarak bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.

| Alexa | XHTML | CSS | Gezi | Gezi | Google

Creative Commons