ULAŞIM:
Beypazarı; Ankara’nın batısında. Atatürk Orman Çiftliği kavşağından; 98 km. sonra Beypazarı’na ulaşabilirsiniz. Temmuz 2009 tarihi itibarıyla, yolun büyük bölümü güzel ve rahat bir yolculuk yapabilirsiniz. İstanbul yolundan ilerlerken, bir süre sonra, sağ’a; Sincan-Ayaş yönüne dönmeniz gerekiyor. Sonra uzunca süre, doğruca ilerleyeceksiniz. Ayaş ve Beypazarı tabelalarını takip etmeniz gerek. Bolca tabela var. Yolu bulmak kolay. Bir süre sonra: Ayaş’a varıyorsunuz. Durmanızı gerektirecek herhangi bir neden yok. Ancak: kilden yapılmış, testi ve benzeri objelere mekanız varsa; Ayaş içinden geçerken, bunların bolca satıldığı satış yerleri var, burada mola vermenizi önerebilirim.
Devam ediyorsunuz. Yolun 70 nci km. den sonra, onarım çalışmaları var. Özellikle; 80 nci km. den sonra, yolda ilerlemek sıkıntı haline geliyor. Gerek toz ve gerekse önde ilerleyen araçların, sizin aracınız üzerine attığı küçük çakıl taşları; ilk 70 km. si gayet rahat olan yolu, ızdırap yolu haline getirmeye yetiyor. (Yolun yeni durumu hakkında bilgi sahibi olan varsa ve bizi haberdar ederse sevinirim, yolun şu anki durumu hakkında yorumlarınızı bekliyorum)
Derken; 98 km. tamamlandığında; Alparslan Türkeş isimli bir bulvarla karşılaşıyorsunuz ve Beypazarı’na ulaştığınızı anlıyorsunuz. Çünkü: başkaca bir tabela yok. Yol; muhtemelen 1.5 saat civarında sürüyor. Aynı yol üzerinden ilerlendiğinde: sırası ile Çayırhan-Nallıhan ve Adapazarı’na kadar ulaşmak mümkün.
GENEL:
Beypazarı denilince, ilk akla gelenler; Türk kültürünün güzelliğini, zevkini ve inceliğini yansıtan sıcak insanları ve 3500 yıllık tarihi ahşap evleri, konakları, el sanatları, saray tarzı mutfağı ve havucu. Evet: burası, Türkiye’nin havuç ihtiyacının yüzde 60’ını karşılayan bir yer. Tam bir havuç deposu. Bunu: burayı gezerken hissedeceksiniz. Bol miktarda, havuç suyu satan satıcılar göreceksiniz. Mutlaka tadın. Gerçekten, buranın havucunun tadı gayet güzel. Havuç yanında; burada, görsel anlamda, gözünüze çarpacak olan: ahşap yapılar var. Bunlar: halen içinde insanların yaşıyor olması nedeniyle özellik arzediyor. Eski yerleşimin en güzel örneklerini yansıtan bu yapıları gezmek, görmek ilginizi çekebilir. Bunların yanında: Beypazarı’nda çok miktarda, yöreye has el işçiliği, küçük ürünler ve gümüş işlemeciliği göreceksiniz.
TARİH:
Anadolu’nun tarihi seyrine bakıldığında, Beypazarı’nda: ilk çağda Hitit, Frig, Galad ve takiben Roma, Bizans ve daha sonra da Anadolu Selçuklu ve Osmanlı egemenlikleri görülür. Roma döneminde, İstanbul-Ankara-Bağdat geçit yolu üzerinde, önemli bir durak olan ilçenin ilk adı: “Lagania” olup “kaya doruğu” anlamına gelir. Bu adı, sanırım, “İnözü Vadisi”nin, iki yanındaki kaya bloklarından almakta.
MS.6’ncı yüzyıla kadar, Lagania ismi kullanılır. Bizanslılar, MS.491 ile 518 yılları arasında, burayı piskoposluk merkezi haline getirirler. Bizans imparatoru Anastasios, İlçeyi ziyaret ettiğinde, İlçenin ismi “Anastasıopolis (Anastaiosun kenti) olarak değiştirilir.
Selçuklu döneminde Beypazarı; İstanbul-Bağdat yolu üzerinde, önemini devam ettirir. Osmanlılardan Orhan Bey’in Ankara’yı alması ile Beypazarı da Osmanlı egemenliğine girer ve Bursa Sancağına bağlanır.
İlçe, Osmanlı döneminde, toprak rejimi ve askeri sistemin belkemiğini oluşturan, tımarlı sipahi merkezlerinden biri olur. Yöredeki sipahi beyine ve ticari, ekonomik hayatın yoğunluğuna istinaden, BEĞ BAZARI ismi ile anılmaya başlanır. 1868 yılında ise, siyasi yönetimdeki yer değişikliği nedeniyle, Ankara’ya bağlı bir kaza konumuna getirilir.
NE SATIN ALINIR:
Beypazarı’nda: özellikle: Demirciler Çarşısı ve Alaattin Sokak’da gezerken: küçük tezgahlar üzerinde, bol miktarda satıcı göreceksiniz. Bunlar: yiyecek maddeleri (ev makarnası, tarhana, ceviz içi, havuç suyu, buraya özgü incecik sarılmış zeytinyağlı yaprak dolma, çeşitli baharatlar, ıhlamur, yine buraya özgü ana maddesi havuç olan cezerye ve benzeri tatlı çeşitleri-havuç lokumu, cevizli sucuk ) satıyorlar. Bunun dışında: küçük hediyelik eşyalar ve de özellikle: merakınız varsa, gümüş orjinli birçok çeşit takı alabilirsiniz. Bunun yanında: burada, çeşitli ve orijinal, doğal halindeki taşları bulabilirsiniz. Ayrıca: buraya özgü, “Beypazarı Kurusu” isimli, özellikle çay yanında aperatif olarak yenilen yiyecekten almayı sakın ama sakın unutmayın. Türkiye’de, yalnızca Beypazarı’nda, taş fırınlarda üretilen ve tazeliğini bir yıl boyunca koruyan, çay saatlerinin vazgeçilmez lezzeti, Beypazarı kurusunu mutlaka satın alın.
NE YENİR-NE İÇİLİR:
Beypazında: hani denir ya, mutlaka tadın anlamında: incecik sarılmış, zeytinyağlı yaprak sarma dolmayı tadın. Özellikle: Alaattin Sokakta bulunan tarihi konaklardan birinde yemek molası verebilirsiniz. Çünkü: buranın yemeklerinin lezzeti muhteşem. Yemekte: el yapımı tarhana çorbası, taş fırında pişirilen ve özel kaplarda ikram edilen etli güveç, biraz önce söylediğim gibi parmak kalınlığında, damarsız ve ince kara üzüm yaprağına sarılmış, etli dolmayı tercih edin. Yemek üstüne ise, yöresel tatlı hoşmerim yemedin ayrılmayın. Gerçekten, Beypazarı’nın bu yemek çeşitleri, saray mutfağı tarzında ve tescillenmiş.
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
GEZİ PROGRAMI:
Evet, ulaşımda anlattığım gibi, Beypazarı girişinde, büyük bir bulvar ile karşılaşacaksınız. Bu bulvar üzerinden ilerleyin ve bir süre sonra, sağ’a dönen bir sapakta, “İnözü Vadisi” tabelasını göreceksiniz. Buradan, dönün ve vadiye girin.
İNÖZÜ VADİSİ:
Doğal bitki örtüsü ve kültürel kalıntıları ile oldukça zengin bir görünüme sahip. Burası: eski Beypazarı yerleşimi. Yani: burada, eski, ahşap yapıları, evleri, konakları görmek mümkün. Vadinin her iki tarafında, üzerine çıkılması zor kayalıklar var. Bunların içinde ise birçok mağara olduğu görülüyor. Bu mağaralar, eski çağlarda yapılmış ve uzun süre mesken olarak kullanılmış. Ayrıca, vadi, Türkiye’nin 184 önemli kuş alanından biri. 100’ün üzerinde kuş çeşidi ve 60’ın üzerinde kelebek türü, vadi üzerinde, bir arada yaşıyormuş. Yazın muhteşem güzel.
İnözü vadisinden çıktıktan sonra; yine şehir merkezindeki bulvara girin. Bu bulvar üzerinde, ilerlemeye devam edin, bir süre sonra: “Hıdırlık Tepesi” tabelasını görün ve sağ yana dönün. Bu ara yollar üzerinde, yine aynı tabelaları takip ederek, yüksek ve güzel bir yere çıkacaksınız.
HIDIRLIK TEPESİ:
Ulaşım için biraz emek sarfetmek gerek ama mutlaka uğrayın. Özel aracınızı park etmek için sıkıntı yok, gayet büyük bir park yeri var. Aracınızı bıraktıktan sonra: tepe üzerinde yerleştirilmiş, tahta piknik masalarına oturabilir ve Beypazarı’nı, tepeden, kuşbakışı izleyebilirsiniz. Sol yanınızda, biraz önce girdiğiniz “İnözü Vadisi” ni ve eski yapıları ve sağ yanınızda ise “Yeni Beypazarı” nı; modern yapıları görebilirsiniz. Hava ve esinti harika. Birkaç, küçük hediyelik eşya ve doğal gıda ürünleri satan satıcılar var. Ama: işin ilginç yanı, çay bahçesi bulunduğunu gösteren tabelaya rağmen, profesyonel hizmet sunulan bir çay bahçesi yok. Bu kötü. Sanırım Belediyenin buna el atması gerek. Yani: daha düzenli bir oturma alanı ve içecek servisinin yapıldığı bir alan oluşturulabilirmiş. Gittiğinizde, tahta piknik masalarına oturuyorsunuz, servis adı altında, ne istediğinizi soran herhangi bir kişi veya kişiler yok. Gidip kendiniz, parasını verip, bir şeyler satın alabiliyorsunuz. Neyse, burası, daha önce de söylediğim gibi: Beypazarı ve çevresinin tepeden görülebildiği bir yer. Çıkmanızı öneriyorum. Ancak: lütfen dikkat, çıkarken, iki-üç tabela görüyorsunuz, ancak inerken, şehir merkezi veya hani bu yola saptığınız bulvarı bulabileceğiniz herhangi bir tabela yok. Tesadüfi olarak aşağıya iniyorsunuz, kaybolma ihtimali ne kadar yüksek ise, tam şehir merkezine ulaşma imkanınız da o ölçüde yüksek. İlgililer, okursanız, Lütfen, buradan iniş için, şehir merkezini gösterir, birkaç tabela koyalım.
Bir şekilde: tesadüfi veya sorarak, Demirciler Çarşısı ve Alaattin Sokakların bulunduğu bölgeye gelmelisiniz. Burada: bir şekilde, özel aracınızı, yol kenarlarına, boş bulduğunuz bir yere park ederek, yürümelisiniz.
DEMİRCİLER ÇARŞISI SOKAK:
Burada: sokağın her iki yanındaki dükkanlarda: yöresel el işi hediyelik eşyalar satılıyor. Gümüş işlemeleri satılan dükkanlar var. Sokakta ilerlerken, sol yanınızda, Belediye’nin hemen altında, gümüş el işlemesi objeler satan dükkanlar var. Merakı olanlar ve alışveriş yapmak isteyenler; burayı mutlaka ziyaret etmeli. Evet, sokaktan devam ettiğinizde: sokağın iki yanındaki dükkanlarda: yine bir kısım gümüş işlemesi satanlar, yöreye özgü çeşitli doğal taşlar, havuç orjinli tatlı çeşitleri, kuzeni benzeri el işçiliği ürünü yemek pişirme kapları gibi, birçok ilginizi çekebilecek satılık, ürün çeşidi bulmanız mümkün. Ancak: tüm bu satış yerlerindeki satıcılar: asla sizi rahatsız edici şekilde bir davranışta (bağırma, kolunuzdan çekiştirme gibi) bulunmuyorlar.
BEYPAZARI GÜMÜŞLERİ:
Beypazarı’nda gümüş işlemeciliğinin önemli bir yeri var. Beypazarı’nın en önemli simgelerinden biri: Telkari Gümüş İşlemeciliği. Gümüşcüler: ulusal ve uluslar arası etkinliklere ve çeşitli kurslara katılarak, Beypazarı gümüşlerinin tanıtımlarını ve pazarlamasını yapıyorlar. Gümüşler, başta S.Arabistan olmak üzere, birçok ülkeye ihraç edilmiş ve edilmekte. Burada, birbirinden ilginç ve güzel el işleri bulabilirsiniz.
ALAATTİN SOKAK:
Demirciler çarşısı sokak bitiminde başlıyor. Uzunca bir sokak. İlçenin en gözde mekanı. Restorasyonu tamamlanmış ve hizmete açılmış tarihi konaklar burada. Bu konakları, diğer yerlerde bulunan konaklardan ayıran en büyük özellik ise, daha önce de hatırlattığım gibi, bu konaklardaki yaşamın, tıpkı eskiden olduğu gibi, günümüzde de sürüyor olması. Toplam sayı 3500 civarında. Osmanlı mimarisi özelliklerini taşıyan bu evlerin içinden çok azı, bugün işletme olarak kullanılıyor. Diğerlerinin tümü, mesken olarak kullanılıyor. Bu evlerden müze olarak belirlenen iki tanesi, Kültür Evi ve Yaşayan Müze olarak kullanılıyor ve onlarda bu sokakta. (Giriş ücreti: 2 TL.)
Ayrıca: yöresel ürünlerin satıldığı standlar var. Ev hanımlarının el emeği ürünlerinden, tadarak satın alabilirsiniz.
Bu sokakta bulunan “Kültür Evi”: 1996 yılından bu yana, Beypazarı Tarih ve Kültür Evi olarak kullanılan bir konak. Beypazarı kültürünü yansıtan, kıymetli madenlerin, antika eşyaların ve Beypazarı tarihine ışık tutan tarihi belgelerin sergilendiği bir yer.
Evet: Beypazarı bundan ibaret. Burada: yolda geçecek süreler dışında: İnözü Vadisi ve Hıdırlık Tepesi için: birer saat ve çarşının gezilmesi için, yine bir saat ve yemek için yine bir saat olmak üzere: muhtemelen: en az: 5 saat ve daha fazlası süre kalabilirsiniz.
NEDEN BEYPAZARI:
Ankara’nın yoğunluğundan ve kalabalığından bunalıp: sakin, sessiz ve kalabalık olmayan bir yer aradığınızda, yazın sıcaklarından bunalıp biraz esintili ve güzel, oksijeni bol bir hava da bulunmak istediğinizde, yerel ve doğal ürünleri gezip satın almak istediğinizde, değişik ve gerçekten lezzetli bir mutfak ürünlerini tatmak istediğinizde, merakınız var da gümüş orjinli takılardan edinmek istediğinizde, Beypazarına gidin. Tarihi çarşıda, tarihi yapılar arasında gezerken, gerçekten güzel zaman geçireceksiniz.








Yorum
süper bi site…
ne hoşböle bilgil siteler olması
beypazarina gittim ,ve cok cok begendim.ozellikle gumus takilarininhastasiyim,italyada bir taki dukkani acmak istiyorum ,ve kesinlikle beypazari gumusleri olacak icinde.
Yol hala bozukmu
Arkadaşlar yazının başında yolun bozuk olduğundan söz etmiştim, ama o tarihten sonra Beypazarına tekrar gitmedim. Aranızdan Beypazarına yakın zamanda gidenler varsa, lütfen yol hakkında bilgi versinler, burada yolun yeni durumu hakkında ilgili arkadaşlara bilgi verelim, teşekkürler.
Dun Beypazarindaydim tavsiyelerinizden faydalandim tesekkurler. Yol ile ilgili olarak beypazarina yakin izdirapli dediginiz kesimde tozlu degildi yolculuk. Ancak yol biraz bozuktu micirli yol var. Ayrica hidirlik tepesi donusu sehre ulasmak icin yeteri kadar cok sayida tabela vardi. Sanirim yetkililer konuyla ilgilenmisler sehre inene kadar tabelalar eslik ediyor. Sehirden uzaklasip degisiklik isteyenler icin guzel bi mekan. Ayrica zeytinyagli dolmasi cok guzeldi. Yarim gunde geziyi tamamladik kisa ama guzel bi gun oldu.