Ankara, Müzeler, PTT Pul Müzesi

5.876 kişi okudu!


Ekim 2013 tarihinde açılan “Ptt Pul Müzesi” Ankara’nın en merkezi yerinde bulunması ile önem kazanıyor. Bu büyük bir avantajdır. Çünkü: müzeye ulaşım gerçekten çok kolay, Ulus merkezinde: Gençlik Parkı istikametinde, büyük postaneden aşağıya doğru 250-300 metre yürüdüğünüzde, hemen yol üzerinde, müzeyi görebiliyorsunuz.

 

MÜZE BİNASI:
Müze binası: daha önce, burada kurulu bulunan ve Türkiye Cumhuriyetinin üçüncü bankası olan “Emlak ve Eytam Bankası” nın binasının restore edilerek yenilenmesi sonucu oluşmuştur. Türk halkının inşaat yatırımlarını desteklemek ve kredi vermek üzere; Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatları ile 1926 tarihinde kurulan bu banka: Avusturyalı mimar Clemens Holzmeister tarafından neo-klasik tarzda: 1933-1934 yılları arasında yapılan bu binada hizmete başlamıştır. Ancak: daha sonra banka kapatılmış ve uzun süre kullanılmayan binası: PTT idaresi tarafından restore edilmiştir.

Müze: Ekim 2013 tarihinde hizmete açılmıştır. 5 katlıdır ve 6500 metre karelik kullanım alanı bulunmaktadır. Müzeye önem kazandıran özellik: ülke koleksiyonunda bulunan 4400 parça orijinal pul ve dünya koleksiyonunda bulunan 1500 parça orijinal pullardır.

Ziyaret saatleri: 09.00-17.00 arasındadır. Giriş ücretsizdir.

           

GİRİŞ KATI:
Burada: müze binasına dedektörlü bir kapıdan giriliyor ve girerken alet sinyal verirse ( yani mutlaka sinyal veriyor, sonuçta üstünüzde herhangi bir metal bulunmama durumu yok) görevli ayrıca el dedektörü ile üzerinizi arıyor ki, bence bu biraz fazla kaçıyor. Yani: Anadolu Medeniyetleri Müzesine girerken böyle bir uygulama yok, dedektör filan yok, burada bu kadar sıkı önlem niye?

Neyse: içeriye böyle hafif bir gerginlikle giriyorsunuz.

Girdikten sonra: zemin katta bulunanları aşağıda sıralıyorum.

1. Posta tarihi.
2. Posta nazırları ve genel müdürleri odası.
3. İstiklal harbinde PTT
4. 3D Sinema
5. Günümüzde PTT
6. Kostüm sergisi.
7. Kişisel Pul, filateli nedir?
8. Pullarla Yüzyıl İnteraktif Sergisi.
9. Bir Pulun hikayesi.
10. Filateli sözlüğü.
11. Tarihten mektuplar.

Evet: bunlarla ilgili kısa bilgiler vermek istiyorum. Giriş kapısından girince hemen sağ bölümde: ilginç bir yer var, kürsü gibi bir yere giriyorsunuz, hemen yukarıda bulunan kitaplardan okumak istediklerinizi, el hareketleri ile önünüzdeki ekrana indirip, okuyabiliyorsunuz. Bence, çok anlamlı değil, burada zaman kaybetmedim.

Sonra: Bunun hemen yanında: bir görüş/öneri defteri konulmuş. Defteri inceledim, birkaç sayfasına baktım, deftere pek te işe yarar yorumlar-görüş ve öneriler yazılmamış, lütfen müzeyi ziyaret ederseniz, buraya gerçekçi ve yapıcı yorumlar yazmaya dikkat ediniz.

Aynı katta: yine sağ yandan, kenardan kenardan ilerlerseniz: bu kez “Müze Mağazası” ve “Müze kafeterya” sı bulunan bölüme geliyorsunuz. Müze kafeteryası: güzel masa ve sandalyeler yerleştirilmiş, ama boş, öte yandan: buraya oturmayı düşündüm, ama herhangi bir servis elemanı veya neyin servis edileceğini bilmediğimden oturmadım. Satış Mağazası derseniz: kenardaki vitrinlerde neler satıldığına dair örnekler var. Bunlar arasında: pul defterleri, büyüteçler, üzerinde müzenin amblemi bulunan porselen kupalar, tişörtler ve bazı pullar ve ilk gün zarfları ve camdan yapılan süs eşyaları olduğunu gördüm. Bunlardan beğendiklerinizi mağazanın kasa bölümüne giderek satın alabiliyorsunuz, ama çeşit pek yoğun değil.

Yine bu katta: duvarlarda interaktif olarak: pul ve postacılığın tarihçesi ve bu tarihçede emeği geçenlerin resimleri, tarihi gelişim: yazılı olarak anlatılıyor.

Buradan çıktıktan sonra: kıyafetlerin bulunduğu bölüm var. Burada: mankenlere posta kıyafetleri giydirilmiş, hemen kenarda: tarihteki mektuplar (antik döneme kadar uzanan tarihte) digital ortamda sergileniyor. Hemen ötesinde: 3D Sinema salonu vardı. Ama kapısı kapalı bulunduğundan yorum yapmak mümkün değil. Yine, aynı bölümde: bir pul baskı makinası sergileniyor ve burada bir pulun nasıl basıldığı görsel olarak belirtiliyor. Burada: bir pul bloğu üzerindeki bir cümle ilgimi çekti “ben sadece bir kağıt değilim”
Yine aynı yerde: Posta Nazırları ve Genel Müdürlerin resimleri ve isimlerinin bulunduğu bir bölüm var, bence anlamsız.

Bu giriş katında benim en ilgimi çeken bölüm: gerek dünya üzerinde ilk pul ve gerekse Osmanlı döneminde basılan ilk pulların örneklerinin ve hikayelerinin digital ortamda sergilendiği bölüm oldu. Dünyada ilk posta pulu: İngilizler tarafından 1840 yılında basılmış, Osmanlı dönemindeki ilk pul ise 1863 yılında basılmıştır. İlk İngiliz pulu: Sir Lawrence Hill tarafından, 1840 yılında basılmış ve “Black Penny” ismiyle bilinmektedir. İlk Osmanlı pulu ise: 1 Ocak 1863 tarihinde Sultan Abdülaziz döneminde; Posta nazırı Agah Efendi tarafından basılmış ve tedavüle çıkarılmıştır. Bu pullar: tuğralı pullar olarak bilinir. Gayet ince olan bu pulların kenarları da dantelsizdir. Kağıtları çok incedir ve dikkatli bakıldığında sanki pulların arkaları görülür. Taş baskılı bu pulların üzerinde tuğra bulunur.

Evet: eğer bu satırları okumasanız: müzenin bu kadar olduğunu düşünüp, kapıdan dışarı çıkabilirsiniz ki, ben buraya gelirken aslen pul-pullar görmeye geldim, fakat zemin katta: pullardan ziyade birçok saçma sapan şeyler var. Bunları düşünürken: bir bölümde bulunan bir broşür gözüme çarpıyor, okuyorum ki, bu zemin katın üstündeki 3 katta, pulların sergilendiği yerler olduğunu öğreniyorum. Asansör arıyorum, bulamıyorum ve derken merdivenlere ulaşıyorum ve merdivenleri çıkarak üst kata ulaşıyorum. Ancak: size önerim, müze görevlilerine asansör yerini sorun, asansör ile en üst kata çıkın ve yürüyerek aşağıya inin, gayet modern bir asansör bulunuyor. Ama, yerini sormak gerekiyor.

  

1. KAT:
Bu kat: Kronolojik koleksiyonların sergilendiği yer olarak hazırlanmıştır. Burada en çok ilgimi çeken bölüm: Osmanlı döneminde basılan ilk pulların bulunması oldu.
İlk pulların ardından: tarih tarih kronolojik sıraya göre pullar yerleştirilmiş ve özellikle ilk Osmanlı pulları ilgi çekiyor. 1863 yılında basılan ilk tuğralı pullardan itibaren günümüze kadar uzanan pulların koleksiyonu sergileniyor.
Ayrıca: bu bölüm, büyükçe bir salona yerleştirilmiş ve bu salonun ardından: yine kronolojik sıraya göre, pullar oda oda yerleştirilmiş. Bir odada da: ilk gün zarfları sergileniyor.
Ancak: burada bir husus dikkatimi çekti, pulların bazılarında küçük ayrıntıların görünmesi için, pulların önüne büyüteç konulabilir.
Salondan çıkınca: oda-oda gezmek biraz sıkıntılı, yoruldum. Yani: son odalar zaten günümüze yakın tarihlere denk geldiğinden, uğramadan geçtim, çünkü sıkıldım.

     

2. KAT:
Bu katta: oda oda dolaşarak: çeşitli tematik pullara ait koleksiyonları görebilirsiniz. Bu temalar 7 ana bölüme ayrılmıştır. İlginç ama oda oda gir-çık yorgunluk ve sıkıntı.

 

3.KAT:
Burada: “Dünya Posta Birliğine” üye, 189 ülkeye ait pullar sergileniyor. Ama bunlar arasında büyük öneme ve değere sahip pul göremedim.
Yine: önce güzel dizayn edilmiş bir salon var ve daha sonra yine oda-oda, gir-çık yorgunluk.

 

BODRUM KATI:
Bu kata inmedim, çünkü yazılanlara göre, bu katta bulunanlar ilgimi çekmedi ki, yıllardır pul konusuna meraklı bir ziyaretçi olarak benim ilgimi çekmeyen hususların, bu işe yeni başlayan veya başlamayı düşünenlerin ilgisini ne ölçüde çekeceği meçhul.
Bu bölümde: çocuk temalı pulların bulunduğu söyleniyor. Bunu anladım da, çocuk kulübü denen yerin ne işe yarayacağını, işlevini anlayamadım.

 

SONUÇ:
Öncelikle şunu belirtmekte yarar var. Müze binası: yeni olması nedeniyle gayet temiz ve özellikle her katta bulunan tuvaletler gayet temiz.
Müze satış mağazası: daha ayrıntılı ve zengin olabilir, özellikle: burayı ziyaret edenlerin pul defteri ve pul koleksiyonuna başlaması için birkaç seri pul satışının yapılmasından yanayım. Dikkat: pul defteri yok değil, ancak mevcut pul defterleri: Posta İdaresinin bir zamanlar sanırım çok miktarda aldığı ve halen stoğu tüketemediği az sayfalı defterler, çok sayfalı defter alınmasından ve satışa sunulmasından yanayım. Ayrıca: satışa sunulan pul çeşitlerinin de arttırılması gerekir.
Son yıllarda: internet ortamının ortaya çıkması ile posta idaresi üzerinden yazılı haberleşme azaldı, bunun sonucunda pul ve pul koleksiyonuna olan ilgi de azaldı. Bu ilgiyi arttırmak için: bence: bu müzenin okullarda mutlaka tanıtımı yapılmalı, öğrencilerin toplu halde müzeyi gezmeleri teşvik edilmeli ve hatta: müzeyi ziyaret eden öğrenciler arasında ilgisi ve merakı olanlara: birer takım pul hediye edilmeli.
Müzenin bence en sıkıntılı yanı: giriş katının çok karışık olması, diğer 3 katlık bölümdeki pul sergilenen odaların, birbirinden bağımsız olması, oda oda gezerek pulları izlemek pek keyifli değil ve öte yandan çok yorucu ve pullar kronolojik denilmesine rağmen: sanki daha iyi yerleştirilebilir, aynı yıla ait bütün seriler tek bir camekan altında toplanabilirdi diye düşünmemek elde değil. Çünkü: dediğim gibi, bir odadan çık, öbürüne gir, bu şekilde birçok odaya gir-çık ziyaretçi yoruluyor. Bence: her oda, belli yıllara ayrılmalı ve o yıla ait tüm seriler: tek bir odada ve bir arada sergilenmeli, şu andaki görünüm karışık, yani: 1923 yılına ait serileri görmek istediğinizde: bunların bulunduğu yerde, sanki o yıla ait tüm seriler yok gibi bir izlenim ediniyorsunuz, çünkü karışık yerleştirilmiş.

Sonuç olarak: bence, böyle bir müzenin oluşturulması özellikle turistik yönü zayıf Ankara şehri için büyük bir imkandır ve yukarıda da sözünü ettiğim gibi, öğrencilerin toplu halde burayı gezmeleri teşvik edilmelidir. Çünkü: her ne kadar internet ortamı bir önceki döneme göre pul ve pul merakını olumsuz etkilese de; pul koleksiyonu yapmak hala büyük bir keyif olarak birçok ülkede sürdürülmektedir. Bence: gidin ve bu müzeyi ziyaret edin, tarihin derinliklerinde, pulların üzerindeki resimlere izleyerek güzel bir yolculuğa çıkacaksınız.

 

“Ankara, Müzeler, PTT Pul Müzesi” üzerine 2 yorum

  1. benım eskı pullarım var deyerlerını ogrenmek ıstıyorum yardımcı olurmusunuz
    tesekkur ederım

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.