Ankara, Gölbaşı, Mogan Gölü, Eymir Gölü
- Cumartesi, Mart 21, 2009, 12:11
- 5.270 okunmuştur.
- 2 Yorum
Gölbaşı, Ankara şehir merkezine 20 km. uzaklıkta. Özel araç ile veya toplu taşım araçları ile gitmeniz mümkün. Ankara’nın kendi çapında bir sayfiye yeri denebilir. Bu bölgede: aslında iki tane göl var. Bunlardan; biri mogan gölü ve diğeri ise, özel bir alan içinde olan Eymir gölü.
Evet; Ankara-Konya karayolu üzerinde. Giderken yolun solunda göreceğiniz; son iki-üç yıl içinde ortaya çıkan bir yapı topluluğu var. Gerisindeki ormanın yok edilerek oluşturulduğu bir yapı topluluğu. Ne amaçla, neye hizmeten yapıldığını bilmiyorum. Ama, büyük olasılıkla; hatırlarsanız Ankara içinde, Bahçelievler son durakta, tam yolun ortasına yapılan, saçma-sapan gökkuşağı alanı gibi, bir yere benziyor burasıda. Yani; ne olacağı belirsiz bir yer. Şu an için; sadece bekçilerin dolaştığı bir yer. Bir de sanırım benim gibi önünden geçenlerin dönüp birkaç dakika bakıp, Belediyeye verilen ödeneklerin nerelere ve ne amaçla harcandığını düşünmelerine neden olan bir mekan. Sizde geçerken bakın bakalım, bunlar buraya neden yapılmış. Hoş, nedenden öte ki, bunu buraya yaptıran mutlaka bir neden ortaya atacaktır, gereklilliğini de düşünmek gerek elbette.
Neyse; yaklaşık 20 km. gittikten sonra ki, gayet geniş ve güzel bir yol, hafif bir rampadan inerken, mogan gölünü görebilirsiniz. Gölbaşı girişinde karayolu ikiye ayrılıyor, Konya istikametine giden ve Haymana istikametine giden her iki yolda, gölün iki yanından geçerek gidiyor.
Mogan gölü, nasıl oluşmuş? Teknonik olaylar sonucu meydana gelen bir göçme ile oluşmuş. Jeolojik oluşum bakımından; bir alivyonal set gölü. Su girdisi; yağmur ve kar suları ve genelde yazın kuruyan dereler. Gölün büyük bölümü, yazın kuruyor. Suyu hafif tuzlu. Ortalama derinlik: 3-5 metre civarında. Gölün uzunluğu 5.5 km. Çevresinin uzunluğu ise, 14 km. Göl alanı: muhtemelen 1900 lü yıllarda oluşmuş. Ancak: aradan geçen yıllarda, sürekli olarak küçülmekte, derinliği azalmakta, kirliliği artmakta, bataklaşma ve sığlaşma izlenmekte imiş. Son yıllarda, su seviyesinin yeterli seviyede tutulması için, göle, Kızılırmak suyu verilmekte.
Göl kıyılarının büyük bölümünde; genişliği 100 metreye ulaşan sazlıklar var. Bu sazlıklar, tarım alanlarından göle ulaşan suların doğal arıtımını sağlıyor. Sazlık bölgeler, aynı zamanda, önemli kuş türlerinin üreme, beslenme ve barınma alanı. Göl; 1990 yılında, Bakanlar Kurulu kararı ile, özel çevre koruma bölgesi olarak ilan edilmiş. Türkiye’deki 13 özel çevre koruma alanından biri. Sebebi ise, gölün barındırdığı, bitki ve hayvan türlerinin çeşitliliği, nadir ve nesli tehlikedeki kuş türlerinin önemli üreme bölgesi olması. Bulunduğu ortam itibarı ile, göl, köklü su bitkilerinin büyümesine çok uygun. Bu nedenle, su dip bitkilerinde büyük artış oluyor ve göl, bir çeşit su çayırı haline gelerek kirleniyor.
Dünya kuşları koruma kurulunca geliştirilen bilimsel verilere göre; Türkiye’deki 184 önemli kuş alanından bir taneside, burada. Mogan gölü alanı; Türkiye’de yaşayan 456 kuş türünden, 201 kuş türüne, farklı dönemlerde ev sahipliği yapıyormuş. Yani: burada, dikkatli gözler, 201 farklı kuş türü görebiliyorlar. Dikkuyruk ve paspaş ördeğinin, dünyadaki en önemli üreme alanlarından biri burası.
Gölde yaşayan balık türleri; turna, pullu sazan, kadife, yayın, gümüş ve kerevit. Gölde yaşayan turna balıkları, genelde avcı balıklar. Ancak, son yıllarda, gölde, turnaların sayısının azalması nedeniyle, sazan balıklarının sayısında hızla artış kaydedilmiş. Sazan balıkları, tatlı suların,bulanık olan yerlerinde yaşamayı tercih ederler. Mogan gölünün dibinin çamurla kaplı olması nedeniyle, göl bulanık. Son yıllarda, hava sıcaklıklarının artması ve güneş ışınlarının gölün dibine kadar ulaşması, göldeki sazan balıklarını rahatsız etmiş. Güneş ışınlarını fazla alan sazan balıkları, kendilerine yaşamsal hayat alanı yaratmak için, dip çamurunu bulandırıyorlar ve bunun sonucunda zaman zaman gölün rengi bulanıklaşarak, yeşil bir renge bürünüyormuş.
Evet; efsane olmadan olmaz. Mogan gölünün, basit bir oluşum efsanesi var. Şöyle: ” Bir zamanlar, burada, bir köyde yaşayan Monza ve Ganey adında iki genç, birbirlerine aşık olurlar. Ama, her iki gencin aileside, bu sevgiye karşı çıkar. Bunun üzerine, iki genç, evlerinden kaçarlar ve birbirlerinden habersiz, iki ayrı tepeye çıkarlar. Bu tepelerin üzerinde, tamı tamamına 8-10 yıl, hiç durmadan ağlarlar. Gözyaşları, tepelerden inip, şimdiki gölün yatağına birikir ve göl oluşur. Monza ve Ganey’in göz pınırları kurur ve kör olurlar. Mogan ismi: Monza ve Ganey isimlerinden gelir” Her ne kadar basit bir efsane olarak değerlendirsenizde, buranın köylerinde anlatılan bir efsane.
REKREASYON ALANI:
Rekreasyon: yenilenme, yeniden yaratılma veya yeniden yapılanma anlamına gelir. Peki, rekreasyon insana ne sağlar? Fiziki sağlık gelişimi yaratır, ruh sağlığı kazandırır, insanı sosyalleştirir, diğer kişilerle kültürel ve sosyal ilişkiler kurularak toplumsal dayanışma ve bütünleşmeyi sağlar ve sonuç olarak insanı mutlu eder. Rekreasyon bunlardır. Rekreasyon alanı ise, bunların sağlandığı mekan olarak düşünülür.
Evet, Ankara’da Büyük Şehir Belediyesinin son yıllarda yaptığı rekreasyon alanlarından bir taneside burada, yani mogan gölünde. Rekreasyon alanı, kelime gayet havalı, inanın mekan da güzel. Gölbaşı-Haymana yolundan ilerlerken, sapaktan yaklaşık 1 km. sonra, sola dönüyorsunuz. Kapıda, bir gişi; 3 TL. ödeyip, giriyorsunuz. Ya sonra, evet sonra başlıyor bir saçmalık. Arabanızı park ediyorsunuz, kıyıya inip, başlıyorsunuz; gölün, ördeklerin resimlerini çekmeye. Mutlusunuz, güzel ve tertemiz bir hava. Birden, arkanızda bir ses :” hey, fotoğraf çekmek yasak”, şaşırıyorsunuz ve dönüp baktığınızda, elinde bir cop, üstünde özel bir kıyafet anlıyorsunuz ki, güvenlik görevlisi. İlk şaşkınlığınız geçince, elbette, şu soruyu sormadan edemiyorsunuz. ” Neden?” cevap ” Yasak, bize öyle emir verildi.” Doğal olarak soruyorsunuz, ” Peki, nerede yazıyor, fotoğraf çekmek yasak diye ” Cevap: ” Yazmıyor, yazması şart değil. İçki içmek yasaktır da yazmıyo, ama içirmiyoruz” Dayanamıyorsunuz, şöyle diyorsunuz ” Kardeşim, içki içmekle, gölde yüzen ördeklerin fotoğrafını çekmek aynı şeymi? ” Cevap ” bilemem, bize verilen emir var, yasak” Çıldırmamak içten bile değil, bunları okudukça şaşırdığınız kesin, işte böyle, harika bir tesis yap, ama işletmecilik denen olay yok. Halbuki, işletmecilik daha önemli değilmi. Bu tür, insanların böyle güzelim tesislere görevli adı altında konulmasını düşünün. Fotoğraf çekmenin yasak olduğunu iddia eden bir zihniyet, sanırım daha orda yazılı olmayan ama kendi kafalarından daha bir sürü yasak üretmişlerdir. Ve, bu yasaklar, orada bulunduğunuz sürede, her an karşınıza çıkabilir.
Neyse; tüm bunlara rağmen, unutmayın, burası halkın parası ile yapılan yerler. Tüm bunlara rağmen, ben, siz, herkezin buradan yararlanma hakkı sonsuz, çünkü bizim paramızla yapılan yerler. Ben; bu yaşadıklarına rağmen, buraya gitmekten imtina etmeyeceğim ve gideceğim. Çünkü; gerçekten güzel bir yer. Biraz sonra anlatacağım gibi, bu olayı bir raslantı olarak değerlendiriyorum, bu tür ve benzeri olaylarla tekrar karşılaşacağımıda biliyorum ama, dedim ya, güzel bir yer, mutlaka tekrar gideceğim. 2 Temmuz 2005 tarihinde açılmış, 602 bin metrekarelik bir alana kurulu. Avrupa’nın en büyük rekreasyon alanı. Alan içinde: piknik alanları, asma köprüler, marina adası, ahşap kıyı yürüyüş yolu, koşu yolları, çocuk oyun alanları, istasyonlu koşu pisti, üç adet (biri kapalı) tenis kortu, iki adet mini futbol sahası ve basketbol sahaları var. Ahşap yürüyüş yolu 4 km. uzunluğunda ve sahil boyunca ilerliyor. Yol üzerinde: 3 seyir terası ve 400 oturma bankı var. Piknik alanından, aynı anda 200 ailenin yararlanabileceği bir sistem kurulmuş. 200 piknik masası, barbekü ve 50 çeşme var. Kıyıdaki deniz feneri ise, 25 metre yüksekliğinde. Balkonundan, gölün tüm güzellikleri izlenebilir. Akşamları, deniz fenerinin tepesindeki lazer ile, gölün yüzeyi aydınlatılıyor.
Burayı gezerken, ücret (3 TL.) ödeyip, içeri girdiğiniz andan itibaren: solda, otopark blokları var. Gidilen yolun, sağ bölümü de otopark olarak ayrılmış. Dolayısı ile, gittiğiniz yol tek yönlü, yani geri dönme şansınız yok. Bu yüzden; girişte, nereye duracağınıza karar verin, son bölümlere geldiğinizde, geri dönme şansınız yok. Çünkü; yol tek yönlü. Girişten sonra ilk solda bir anfitiyatro, sahil yürüme yolu, çocuk oyun alanı ve tuvalet var. Go-cart araba pisti var. 3 Nolu otoparkta; cafeler başlıyor. Burada; yiyecek ve içecek bulabilir, gölün hemen kıyısındaki ve hatta gölün üzerine yapılmış ahşap teras üzerindeki masalarda oturabilirsiniz. Gölün daha önce belirttiğim gibi sularının rengi yeşil. Göl üzerinde ise, binlerce ördek ve çeşitli kuşlar var. İlerlediğinizde, çok şirin bir açıkhava sineması var. Çevresi tamamen açık. Sonra, kapalı ve açık tenis kortları. 5 Nolu otopark: buradada pek cafe yok gibi, deniz feneri var burada. 7 ve 8 Nolu otoparklarda; günübirlik piknik yerleri var. 9 Nolu otoparkta birşey yok.
Evet; rekreasyon alanı bundan ibaret. Dediğim gibi; burada kesinlikle işletmecilik adına, hoşunuza gitmeyen konular olacaktır. Ama; gerçekten halkın parası ile yapılan ve güzel bir yer. Mogan gölünde; bundan yani rekreasyon alanından başka gidilebilecek yer yokmu? Var, elbette. Özel mekanlar var. Ama bunlar tahmin edebileceğiniz gibi, yiyecek ve içeceklerin çok yüksek fiyatlarla sunulduğu özel mekanlar.
EYMİR GÖLÜ:
Mogan gölünden ayrılıyoruz. Ankara-Konya yolundan gelirken, Gölbaşı ilçesine gelmeden; Haymana sapağını geçin, büyük bir market var, onun yanından sağa dönün ve Teaş, Polis Akademisi levhalarını takip ederek, önce Teaş’ı geçin ve sağa doğru virajı alın, sonra sola dönüp, doğruca Eymir Gölü nizamiyesine kadar gitmek mümkün. Buraya gelen toplu taşım aracı yok. Yanlızca, özel aracınız ile gidebilirsiniz. Hoş; durumu anlattıktan sonra, zaten, özel aracınız ile de olsa gitmeyin demek sanırım daha doğru olucak.
Evet; Eymir gölü: çevresi tepelerle çevrili, şehir gürültüsünden ve kirliliğinden uzak. Gölün su girdisi: yağmur suları ve Elmadağ’dan gelen kar suları. Mogan gölü, buraya nazaran, 3 metre daha yukarıda olduğundan, su akımı Eymir gölü yönünde. Bu nedenle; Mogan gölünden de, buraya su gelmekte. Zaten ana su kaynağı, Mogan gölü.
Ortalama derinlik, 6-10 metre. Gölün uzunluğu: 4.2 km. ve göl çevresinin uzunluğu ise, 9 km ve asfalt bir yol var. Yürüyüş için ideal bir mekan. Su kalitesi, nisbeten kirlilik nedeniyle düşük olup, göl suyu, kullanma amacıyla ve tarımsal sulamada kullanılmıyor. ODTÜ kürek takımı, gölde çalışıyor. Göl kıyısında, takıma ait bir kayıthane var. Ayrıca: bir büfe ve bunların yanında bir lokal binası mevcut. Gölde yaşayan balık türleri: turna, pullu sazan, kadife, yayın, gümüş ve kerevit. Göl; kuzeybatıda, bir kanal ile, İmrahor deresine bağlanıyor.
Evet:Eymir gölünde daha fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. Çünkü; gölün ve bölgenin tamamı, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) arazi içinde. Yani; bizlerin, ODTÜ mensubu olmayanların girmesi yasak. Yanlızca: ODTÜ Akademik personeli ve öğrenciler, ODTÜ kimlik kartını göstererek girebiliyorlar. Bir anlamda, arazi içinde bulunan gölün güvenliğinin ve göl çevresindeki düzenin sağlanmasından da, ODTÜ sorumlu. Gölde uyumması gereken kuralları ODTÜ belirliyor ve uyguluyor.
Bu yüzden; Eymir gölüne gitmeyin, giremessiniz. Yanlızca: Çankaya-Oran semtindeki, yol kıyısından, ormanlık alana girerseniz, yürüyerek buraya inmeniz mümkün. Sonuç olarak; böyle güzel bir ortamın, özel mülkiyet gibi kullanılması hoş değil. Ama, madalyonun iki yüzü var. Birinci yüzü: burası, ODTÜ’nün özel mülkiyeti değilde, Belediyenin olsaydı, şimdiye burada çoktan, birçok özel villa yükselmişti. Madalyonun diğer yüzü ise; “burası ülkemin toprakları, sonuçta ben buraya niye giremiyorum” demekten de kendimi alamıyorum.
Benzer Yazı Başlıkları
Yazar Hakkında
“Ankara, Gölbaşı, Mogan Gölü, Eymir Gölü” İçin 2 Yorum
Yorumunuzu Bırakın
Eğer profil resminizin görünmesini istiyorsanız gravatar'a ücretsiz kaydolabilirsiniz.




















merhaba… Eymiri bizde bugün gördük. Sayfanızı çok beğendim… Tüm başlıkları bir bir okuyacağım… Ellerinize sağlık
mogan guzel olmus fakat hala çok eskıklerı var mesela yaz gunlerınde pıknıge gıdıyoruz yurt dısından gelen mısafırler oluyor bıde ne görelım mangalların yanındakı bankların uzerlerıne serılmış çarsaflar bezler vs. gibi şeyler çok iğrecç bi göruntu oluşturuyor.vede mangallar çok yanlıs yapılmış aile için olan yanı bıkaç kişilik olan yerler olmasına ragmen adamlar tek başlarına oturuyor diğer tarafta ailesiyle gelen kişiler o adamın kalkmasını beklıyor gulunç bı olay