Ankara, Anıtkabir

Evet: Anıtkabir. İnsanlarımız akın akın buraya gidiyorlar, ama sanırım herhangi bir ön bilgi almadan gidiyorlar, çünkü sitede mevcut yazılar içinde Anıtkabir yazısı birinci iken, şu anda, maalesef böyle değil. Anıtkabir gezilerinizin daha anlamlı, daha bilinçli olması için, mutlaka Anıtkabir hakkında ön bilgi alarak gitmenizde yarar var. Gitmelisiniz ve bilinçli olarak, bu muhteşem insan için oluşturulmuş bu mekanı evet bilinçli olarak gezmelisiniz. Çünkü: bu ülkede yaşayan her insanın ve de özellikle öğrencilerimizin, yani çocuklarımızın mutlaka ve mutlaka anıtkabiri ziyaret etmeleri gerekir.

Evet: Türk Kurtuluş Savaşının ve İnkılaplarının önderi ve Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938 tarihinde, hayata gözlerini yumdu. Gömüleceği yer konusunda herhangi bir vasiyeti bulunmadığından, sağlığında, bu konuda kendisiyle yapılan konuşmalar değerlendirilerek, araştırmalara başlandı. Naaşı ise, korunabilmesi için ” tahnit ” denilen bir işleme tabi tutuldu. Gülhane Askeri Hastanesi Profesörü Dr.Lütfi Aksu tarafından gerçekleştirilen bu işlem sırasında, naaşa, şırınga ile özel bir formül enjekte edildi. Ata’nın naaşı, bu işlem sayesinde, öldüğü günkü haliyle korunabildi. Ancak; islam dini, ölünün definini şart koştuğundan, naaşın Anıtkabirde yapılan yer hazırlanana kadar, bu şekilde bekletilmesi kararlaştırıldı.

Önce yer seçildi. Seçilen yer; şehrin tam ortasında ve rasathane tepesi olarak anılan bir tepe. Çünkü, burada rasat (gözlem) istasyonu var. Ayrıca; arkeolojik özellikleri olan bir tepe. MÖ. 12 nci yüzyılda, bu bölgede devlet kuran Frig uygarlığına ait tümülüsler yani antik mezar yapıları var. En önemli özellik ise, tepenin çevresinin boş olması. Ankara’nın her yerinden görülebilir durumda.

Anıtkabirin yerinin seçilmesi için görevlendirilen komisyon, yer belirlendikten sonra, mimari proje için 1941 tarihinde, uluslararası bir yarışma açar. Bu yarışmaya, yurtdışı ve yurtiçinden 47 proje katılır. Bu projelerden 3 tanesi komisyon tarafından beyenilir ve bunların birleştirilmesi sonucu ortak bir proje gündeme gelir. Bu projenin sahipleri ise; Prof.Dr.Emin Onat ve Doç.Dr.Orhan Arda.

Rasathane tepesinde, arkeolojik kazılar yapılır ve çıkarılan Frig dönemi eserleri, Anadolu Medeniyetleri Müzesine kaldırılır. 9 Ekim 1944 tarihinde ise, Anıtkabirin inşaatına başlanır. Bu arada, Atatürk’ün naaşı, Ankara Etnoğrafya Müzesinde bekletilmektedir.

İnşaat 9 yıl sürer ve 1953 yılında, Anıtkabir tamamlanır. 9 Kasım 1953 günü, Atatürk’ün naaşı, Etnoğrafya Müzesinde geçici kabrinden çıkarılır, müzenin holündeki mermer katafalta konur ve bir hafta boyunca, sıra ile, öğrenciler, subaylar ve generaller, başında saygı nöbetinde bulunurlar.

Daha sonra kurulan bir komite tarafından, 15 yıl Etnoğrafya Müzesinde bekletilen naaş, bir top araması ve matem marşı eşliğinde, Anıtkabire taşınır ve geleneklere uygun olarak, hazırlanan yerde toprağa verilir.

ANITKABİRİN GENEL ÖZELLİKLERİ.
Anıtkabir, yaklaşık 750 bin metrekarelik bir alanı kapsar ve 150 bin ton ağırlığındadır. Bölgede, antik dönemdeki tümülüslerin bulunması nedeniyle, depreme karşı dayanıklı olması için, anıtkabir, tıpkı bir geminin su altındaki kısmı gibi, toprağın içine yerleştirilir.

ANITKABİRDE GEZİ PLANI.
Anıtkabire iki kapıdan girmek mümkün. Öncelikle, Tandoğan Meydanı yönündeki ve Gençlik Caddesi üzerindeki kapıdan ve ayrıca, arka tarafta, Bahçelievler Anıttepe Spor tesislerinin bulunduğu bölüm karşısındaki kapıdan girmek mümkün.

Ön kapıdan, yani Tandoğan Meydanı bölümündeki kapıdan girmeniz tavsiye edilir. Çünkü, arka kapıdan girdiğinizde, Aslanlı yol ve bunun üzerindeki kuleleri ve heykel guruplarını görme şansınız olmaz.

Her iki kapı girişinde de: ücret ödenmesi söz konusu değil. Ancak: üstünüz ve yanınızdaki çanta, koli, poşet vb. gibi nesneler kontrol edilmekte. Bunun sonucu olarak, özellikle yoğun günlerde, kısacık da olsa kuyruklar oluşuyor. Lütfen, bu tedbirlere uyalım, uymayanları uyaralım. Sonuçta: bu büyük insanın, yüce kurtarıcımızın; ulusumuzun çağdaşlaşması yönündeki inanılmız muhteşem hamlelerine taraftar olmayan bir kısım yobaz, yok değil. Bunların; anıtkabir’e yönelik en küçük bir eylemini, kişisel olarak, düşünmek dahi istemiyorum. Evet: bu nedenle, koruma önlemleri üst düzeyde. Anıtkabir bölgesine girdiğinizde: kapılardan itibaren, gerek resmi giysili ve gerekse sivil giysili çok sayıda asker’in, güvenlik ile görevlendirildiğini göreceksiniz. Bunlar; gerçekten, aktif olarak güvenliği sağlıyor. Askerlerin uyarılarına mutlaka uyalım. Büyük olasılıkla; TKS personeli içinden, burada görev yapmak üzere özellikle seçildiklerini düşünüyorum. Hepsi; pırıl pırıl ve belli bir vicut yapısındaki insanlar. Bunun yanında: nöbet değişim törenleri var. Daha doğrusu tören olarak yapılmıyor elbette ama insanlar yapılış olarak bunun törene benzediğini düşünebilirler. Askerler çok titiz nöbet tuttuğundan, yarım saat’te bir nöbet değiştiriyorlar. Bu kısacık nöbet değişimi, mutlaka izleniyor. Nöbet tutan o insanların; seslerindeki gürlük ve hareketlerindeki netlik, seyreden insanlara yani bizlere güven veriyor. Anlıyoruz ki, Anıtkabir, Ata’mız güvenli ellerde korunmakta. Muhteşem bir duygu.

Evet: Ön kapıdan, yani Tandoğan Meydanı bölümündeki kapıdan giriş yapılacak şekilde gezi planımızı şöyle çizebiliriz. Evet, herhangi bir ulaşım aracı ile geldiyseniz, araç ile Nizamiyeden girdikten sonra (yoğun günlerde içeride bulunan otoparkta yer olmayabilir, bu durumda aracınızı, Nizamiyenin sağında bulunan cadde/sokak aralarına bırakabilirsiniz) Anıtkabir içindeki otoparka bırakın. Sonra geriye doğru yürüyerek aslanlı yol başlangıcına gelin. Araç ile değilde, yürüyerek Anıtkabire girmeniz durumunda ise, Nizamiyeden aslanlı yol başlangıcına olan mesafe 600 metre, muhtemelen 10-12 dakikalık bir yürüyüş ile, aslanlı yol başlangıcına gelebilirsiniz.

Aslanlı yolun başlangıcında, sizi, sağ ve solunuzda iki kule ve bu kulelerin önlerinde bulunan heykel gurupları karşılar. Doğru ilerinizde ise, sağlı ve sollu olarak yerleştirilmiş, aslan heykellerinin bulunduğu aslanlı yol.

Önce, sağ yanınızdaki kuleye girin. Burası: İstiklal Kulesi. Kulenin içine girdiğinizde, duvarlarda kabartmalar göreceksiniz. Bu kabartmalarda: ayakta duran ve iki eliyle kılıç tutan bir genç ve yanında, kaya üzerine oyulmuş kartal figürü. Kartal: gücü, istiklal ve bağımsızlığı, genç ise: istiklali savunan Türk milletini temsil ediyor.
Kule duvarlarında: ayrıca, Atatürk’ün, İstiklal ile ilgili özlü sözlerinin yazılı olduğunu göreceksiniz. Aslında; tüm kulelerde, kulenin adı ile ilgili, Atatürk’ün söylemiş olduğu özlü sözler yazılı. Evet, İstiklal kulesisinin zemininde; Anıtkabir maketi ve Anıtkabiri tanıtan fotoğraflar var.

Kuleden çıkınca, hemen kapıda, kadın heykel gurubunu göreceksiniz. Ulusal giysiler giymiş, üç kadın heykeli. Kenardaki ikisi, buğday başaklarından oluşan ve yere kadar uzanan, kalın bir çeleng tutuyorlar. Bu çeleng: bereketli topraklarımızı simgeliyor.
Soldaki kadın, ileri doğru uzattığı elindeki kap ile, Atatürk’e, Tanrıdan rahmet diliyor.
Ortada ve biraz gerideki kadın; elini yüzüne kapatmış, Atatürk’ün ölümüne ağlamakta.

Evet, hemen karşıdaki kulenin önünde, erkek heykel gurubu var. İki heykel gurubu karşılıklı yerleştirilmiş. Sağdaki erkek: başında miğferi ve sırtında kaputu ile, Türk askerini simgeliyor. Yanındaki erkek; elinde kitabı ile Türk gençliğini ve aydın insanını, biraz gerideki erkek ise: yerel kıyafetleriyle Türk köylüsünü simgeliyor.

Erkek heykel gurubu arkasındaki, kuleye girin. Burası: Hürriyet Kulesi. Kulenin içindeki duvarlardaki kabartmalarda: elinde hürriyet beyannamesi tutan melek figürü; bağımsızlığın kutsallığını, yanındaki şaha kalkmış at figürü ise, bağımsızlığı temsil ediyor. Kulenin içinde: Anıtkabir inşaat çalışmalarını gösteren fotoğraf sergisi ve inşaatta kullanılan taş örnekleri var.

Hürriyet kulesinden çıkıp, aslanlı yolda ilerleyin. Aslanlı yol: 262 metre uzunlukta. Yolun her iki yanında 24 adet aslan heykeli var. Aslan niye seçilmiş, çünkü Anadoludaki eski uygarlıklardan Hitit ve Türk Mitelojisinde, aslan, kudreti simgeliyor. Türk ulusunun kuvvet ve kudretinin simgesi olması açısından, aslan seçilmiş. 24 aslan heykelinin bulunmasının anlamı: Türklerde, 24 Oğuz boyunun bulunması.
Türk milletinin birlik ve bütünlüğünü temsil etmek için, aslan heykelleri, çift taraflı yapılmış. Aslanlar yatar pozisyonda, çünkü bu büyük gücün yani Türk ulusunun, barışseverliği sembolize edilmiş.
Aslanlı yolda, zemin taşları asimetrik. Ayrıca: taşların arasında, beşer santim uzunluğunda ekili çimler için boşluklar bırakılmış.Bunun nedeni: bu yolda yürüyenlerin, yürürken başlarını sağa-sola çevirmelerine, yukarı kaldırmalarına, sıkılarak etrafındakiler ile konuşmalarına engel olmak. Yani: aslanlı yolda yürürken, başınızı öne eğmek, yola dikkat etmek zorundasınız. Böylece; yol üzerinde yürüyenlerin görüntüsü, başları önde, keder içinde yürüyen insanlar.

Aslanlı yolun her iki yanı, büyük ve uzun çam türü ağaçlar ile kapatılmış. Sanırım; tören günlerinde devlet protokolunun uzaklardan seçilerek herhangi bir tehlike yaratılmaması için aslanlı yol güzergahı biraz gizlenmiş gibi. Aslanlı yolda yürürken, sol yanınızdaki büyük yeşillik alan: Barış Parkı. Atatürk’ün ” Yurtta barış, Dünyada Barış” sözünden ilham alınarak oluşturulmuş. Dünyanın 24 ülkesinden ve Anadolunun çeşitli bölgelerinden getirilen ağaçlar ve süs bitkileri var. Bugün; 104 ayrı türde, 50 bine yakın süs ağacı ve bitki türü var. Bunların ortak özellikleri: hepsinin bodur boylu olması. Çünkü; buranın yeşillendirilmesinde kullanılan ağaçlar, bilinçli olarak kısa boylu ve bodur ağaçlardan seçilmiş. Böylece: anıt yapının, Ankara’nın her tarafından görülmesi amaçlanmış. Anıtkabirin etrafında ulu çınarlar ya da selviler dolu olsaydı, yarım asır içinde, anıt mezar görünmez hale gelebilirdi.

Evet, aslanlı yol bitti, büyük bir alana geldiniz, burası tören alanı. 129×84 metre boyutlarında bir alan. 15 bin kişi kapasiteli. Zemini: siyah, kırmızı, sarı ve beyaz renkte traverten taşlarla döşenmiş, 373 adet halı ve kilim deseni ile bezenmiş.

Sağa dönüyoruz ve yine bir kule, Mehmetçik Kulesi. Dış yüzündeki kabartmada: cepheye gitmekte olan mehmetcik ve elini asker oğlunun omuzuna atmış, onu vatan için savaşa gönderen anne. Kulenin içi kapalı.

Yürümeye devam ediyoruz, önce Atatürk Kitaplığı var, ama burasıda kapalı. Devam ediyoruz yürümeye. Zafer Kulesi. Kulenin duvarlarında; Atatürk’ün en önemli üç zaferinin ( Conkbayırı, Sakarya, Başkomutanlık) tarihi ve zaferlerle ilgili sözleri yazılı. Kule içinde ise: Atatürk’ün naaşını, taşıyan top arabası, üstündeki Türk bayrağı ile kederli ama bir o kadar da güzel bir görüntüsü var, bayramızın görüntüsü.

Kuleden çıktığınızda, galerinin arkasında, sütunların arasından muhteşem ve panaromik bir Ankara manzarası, bir süre izleyin. Yürümeye devam ederseniz, Türkiyenin 2 nci Cumhurbaşkanı İsmet İnönünün lahti ile karşılaşacaksınız. 25 Aralık 1973 tarihinde vefat eden, Atatürk’ün en yakın silah arkadaşı, Bakanlar Kurulunun kararı ile buraya defnedilmiş, mezar odası, sembolik lahtin hemen alt katında.

Devam ediyoruz, Barış Kulesi sizi karşılıyor. Kulenin iç duvarlarında: Atatürk’ün ” Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesini dile getiren bir kabartma var. Bu kabartmada: çiftçilik yapan köylüler ve yanlarında kılıcını uzatarak onları koruyan bir mehmetcik tasvir edilmiş. Mehmetcik Türk ordusunu sembolize ediyor. Kulenin içinde: Atatürk’ün 1935-1938 yılları arasında kullandığı, Lincoln marka tören ve makam otomobilleri var.

Devam ettiğinizde, 23 Nisan Kulesi. Kulenin iç duvarındaki kabartmada, 23 Nisan 1920 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışı temsil ediliyor. Ayakta duran kadının tuttuğu kağıdın üzerinde, 23 Nisan 1920 yazılı. Kadının diğer elinde, Meclisin açılışını simgeleyen bir anahtar var. Kulenin içinde ise; Atatürk’ün 1936-1938 yılları arasında kullandığı Cadillac marka özel otomobili görülebilir.Burada ayrıca, Atatürk’ün çubuk baraj gölünde gezinti de kullandığı bir motor tekne var.

Kuleden çıktığınızda, muhteşem bir bayrak direğinde, şanlı bayrağımızın dalgalandığını göreceksiniz. Direk: Amerikada özel olarak yapılmış. 34 metre yüksekliğinde, ancak bunun 4 metresi, zemindeki kaidenin içinde. Amerikada yaşayan Türk asıllı Nazmi Cemal isimli Amerikan vatandaşı, kendi bayrak direği fabrikasında, bu direği yaptırıyor ve 1946 yılında Anıtkabire hediye ediyor. 4850 kg. ağırlığındadi bu direk, yapıldığı yıllarda, Avrupada çelik bayrak direklerinin en yükseği imiş.
Bayrak direğinin kaidesinde yer alan: meşale, Türk medeniyetini, kılıç: taarruz gücünü, miğfer: savunma gücünü, meşe dalı: zaferi ve zeytin dalı ise: barışı simgeliyor.

Aradaki boşluğu geçtikten sonra; Misak-ı Milli Kulesi. Müzenin girişinde, kulenin içindeki kabartmada: bir kılıç kabzesi üzerine, üst üste konmuş dört el. Bunun anlamı: Türk vatanının kurtarılması için içilen millet andının ifadesi. Kulesin ortasında: zeminde, Anıtkabirde yapılan törenlere katılan heyetlerin, özel defteri imzalamaları için hazırlanmış imza kürsüsü var. Duvarlarda ise, aktuel panolarda, Anıtkabirde yapılan önemli törenlere ait fotoğraflar sergilenmekte.

Devam ettiğinizde, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi. Müze; 3 bin metrekarelik bir kapalı alanda kurulu. Burada dikkat etmeniz gereken şu ki; iç bölümde kesinlikle video, fotoğraf makinası kullanmak yasak. Sanırım objelere zarar vereceği düşünülüyor. Bu objeleri gelecek nesillere sağlam bir şekilde aktarmak hepimizin görevi, evet, fotoğraf çekmiyoruz, müze içinde. Duvarlara monte edilmiş cam kaplı panolar içinde; Atatürk’ün; muhtelif kişisel eşyaları, madalyaları, saatleri, kalemleri, sigaralıkları, kendisine çeşitli devlet ve hükümet başkanlarınca takdim edilen hediyeler ve diğer eşyaları görülebilir. Birinci bölümde: İş Bankası’nın kuruluşunun 10 ncu yıldönümünde; altın, gümüş ve pırlantadan yapılmış ve Ata’ya hediye edilen bir saat var, mutlaka görün. Çok güzel. Ayrıca: altın kabartma bir levha halinde, ” Yeni Türk Alfabesi ” ve altından yapılmış ve pırlantalarla süslenmiş “Nutuk” burada görülebilecek diğer objeler. Özellikle: Nutuk, önemini ve değerini anlatmaya çalışırcasına, güzellik yansıtıyor.

Devam ettiğimizde, ikinci bölüme geçiyoruz. Aynı camekanlı vitrinler burada da var. Bunların içinde ise, Atatürk’ün: kılıçları, giysileri, balmumu bir heykeli (muhteşem görünüyor inanamıyacaksınız), Hatay Devleti bayrağı ve Atatürk’ün spor amaçlı kullandığı kürek çekme aleti. Yürümeye devam ettiğimizde; Kurtuluş Savaşı Müzesine giriliyor. Buranın hemen girişinde: üç resim panosu var, Çanakkale Savaşları, Sakarya Meydan Muharebesi, Büyük Taarruz, bu panolar üzerinde resimlerle ifade edilmeye çalışan hususlar yazılı olarak anlatılmış, içeri girmeden önce bunları okuyun. Sonra girilen bölüm biraz karışık veya duygusal yönü ağır basan bu bölümde çıkış kapısı karıştırılıyor. Karıştırmamak için, mutlaka yerdeki kırmızı okları takip edin, hem karıştırmassınız, hem de aynı yere tekrar gelmez ve zaman kaybetmezsiniz. Evet devam ediyoruz, bu bölümde, daha önce resimlerini gördüğümüz panolar, büyük duvarlara işlenmiş. Ön cephelerinde ise, panoya uygun savaş objeleri ve meteryaller konulmuş. Fonda muhteşem bir müzik, top sesleri, mermi sesleri, ” Allah Allah ” nidaları, marşlar, tam bir görsel ve işitsel muhteşemlik yaratılmış. Panoların önüne yerleştirilen objeler, orjinal, aynen bir savaş veya cephe gerisi sahnesi, canlı meteryaller ve cansız mankenler kullanılarak yaratılmış. Üç boyutlu bir görüntü. Sanırım Türkiye’de bu tür bir uygulama ilk kez yapılıyor. Burada, elbette gerek göz ve gerekse kulağa yapılan taktim sonucu, duygularınızın debreşmemesi mümkün değil. Ayrıca; bu bölümde, Rusya Federasyonu tarafından yaptırılıp Anıtkabire hediye edilen, Atatürk’ün at üzerinde tasvir edilmiş muhteşem bir yağlıboya tablosu var. Evet, bu üç pano ve önünde yaratılan üç boyutlu sahneleri izledikten sonra, bu bölümden çıkıp, Türk Kurtuluş Savaşının ve bu savaşa katılan insanların portre resimlerinin bulunduğu, yağlı boya tablolar bölümüne giriyoruz. Burada, birşey dikkatini çekti, bu tabloları yapan sanatçıların isimleri yok, tablolar üzerine kendi imzalarını da koymamışlar. Bunun nedenini merak ettim, aslında bu insanlar o tablolar için eminim ki uzun ve büyük uğraşılar verdiler, isimlerinin o tablolar ile birlikte ölümsüzleştirilmesinin onların hakkı olduğunu düşünüyorum. Neyse, gezmeye devam. Yağlı boya tabloların olduğu bölümden çıktıktan sonra, yaklaşık yüzer metrelik, üç koridor var, bu koridorlar boyunca, fonda marşlar çalınıyor, güzel bir hava vermiş ortama. Odacıklar var, bu odacıklarda, kurtuluş mücadelemizin çeşitli yönleri binlerce fotoğraflarla anlatılmaya çalışılmış. Ayrıca, koridor boyunca kurtuluş savaşına katılan asker- sivil kahramanların büstleri ve kısa hayat hikayelerinin yazılı olduğu plaketler var. Koridor biraz uzun, ama yorulursanız oturup dinlenmeniz için oturma yerleri hazırlanmış. Koridorun sonunda: Ata’nın orjinal sesi sizi karşılıyor, evet, onuncu yıl nutkunu seslendiriyor. Güzel düşünülmüş. Koridor bitti ve Cumhuriyet Kulesine giriyoruz. Müzenin devamı olan bir kule. Burada: Atatürk’ün kullandığı özel eşyaları sergileniyor. Ayrıca; Atatürk’ün balmumu heykeli ve çalışma masası var. Atatürk’ün balmumu heykeli üzerindeki elbise hariç, objelerin çoğu orjinal.

Evet, buradaki kapıdan dışarı çıkın. Çıkış yerini bulamaz iseniz, görevliye sorun. Kapalı bir kapı var, çıkış olduğunu ifade edecek bir yazı olmalı. Dışarı çıktınız. Önce hemen solunuzda, Başkomutanlık Meydan Muharebeleri kabartmasını göreceksiniz. Solda yer alan köylü kadın, bir erkek çocuk ve bir at. Bunların anlamı; milletçe savaşa hazırlık dönemi temsil edilmekte. Sonraki bölümde; Atatürk bir elini uzatmış ve ” Ordular, ilk hedefiniz Akdenizdir, İleri” diyerek Ordularımıza hedef göstermekte, öndeki melek atanın emrini, borusu ile uzak ufuklara iletiyor. Sonra, merdivenleri geçin ve merdivenlerin diğer yanındaki Sakarya Meydan Muharebeleri kabartmasını görün. Sağda bir genç, iki at, bir kadın, bir erkek var. Bunlar, savaşın ilk dönemlerinde, düşman saldırıları karşısında evlerini bırakıp yurt savunması için yollara düşmüş insanlarımızı tasvir ediyor.
Bu üçlü gurubun önünde, çamura batmış bir araba, çabalayan atlar, tekerleği döndürmeye çalışan bir erkek ve iki kadın, ayakta duran bir yiğit, ona bir kılıç sunan, diz çökmüş bir kadın. Sonda; yerde oturan kadın vatan anayı, diz çökmüş genç Sakarya Meydan Muharebelerini kazanan Türk Ordusunu, meşe ağacı ise, zaferi simgeliyor.

Merdiven gurubunu geçin, sağ yanınızda, Başkomutanlık Meydan Muharebeleri kabartması var. Solda yer alan bir köylü kadın, bir erkek çocuk ve bir at figürü. Bunların anlamı:milletçe savaşa hazırlık dönemini ifade etmekte. Sonraki bölümde: Atatürk bir elini uzatmış ve ” Ordular, ilk hedefiniz Akdenizdir. İleri.” diyerek, Ordularımıza hedef göstermekte. Öndeki melek figürü, atanın emrini, borusu ile uzak ufuklara iletiyor.

Devam ettiğinizde, son kule bölümü olan, Müdafaa-i Hukuk Kulesi. Dış yüzeyindeki kabartmada: Kurtuluş savaşında, ulusal birliğimizin temeli olan müdafaa-i hukuk simgelenmiş. Bir elinde kılıç tutarken, diğer elini ileri uzatmış, sınırımızı geçen düşmana ” Dur ” diyen bir erkek figürü. İleri uzatılan elin altında bulunan ağaç, yurdumuzu simgeliyor.
Kule içinde; Atatürk ve Anıtkabir ile ilgili hediyelik eşyaların satıldığı bir bölüm var. Mutlaka ziyaret edin, fiyatlar uygun, kesinlikle beyenebileceğiniz bir şeyler görebileceksiniz.

Kuleden çıkıp, Mozolenin bulunduğu anıt bölüme geçin, 42 basamak merdiven çıkın. Sağ ve sol yanlarda, nöbet tutan ve bunun için özel olarak seçilmiş asker nöbetçileri göreceksiniz. Özellikle; nöbet değişim saatlerine denk gelirseniz, güzel bir nöbet değişim törenini izleme fırsatınız olucak. İzleyin, çünkü yabancı ülkelerde, bu tür nöbetçi ve nöbet değişim törenleri, çok daha basit olmasına rağmen, etkileyici olması için olayı şova dökmüşler.

Evet, merdivenlerden çıktınız, 72×52×17 metre boyutlarındaki mozoleye giriyorsunuz. Girmeden önce, cephesinde, solda Atatürk’ün Türk Gençliğine hitabı, sağda ise Cumhuriyetin 10 ncu yılında söylediği nutuk, duvarlara yazılı olarak işlenmiş.
Bronz kapıdan, şeref hölüne gireceksiniz. Sağda, Atatürk’ün 29 Ekim 1938 tarihinde, Türk Ordusuna son mesajı, soldaki duvar bölümünde ise: 2 nci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün Atatürk’ün ölümü üzerine yayınladığı taziye mesajı, yazılı olarak işlenmiş. Yan galerilerin tavanları ise, 15 ve 16 ncı yüzyıl Osmanlı halı ve kilim motiflerinden oluşan mozaiklerle süslenmiş.

Yürümeye devam ettiğinizde, Mezar bölümü sizi karşılar. Büyücek bir salon, tam karşıda lahit, soldan şeritlerle ayrılmış bölümden yürümeye devam ediyorsunuz, toplu haldeki insanların belli bir düzen içinde yürüyebilmeleri için, şeritler ile yürüme bandı yapılmış, bant içinde yürüyerek, lahitin önüne gelin.
Lahit tek parça kırmızı mermerden yapılmış. 40 ton ağırlığında. Yanları beyaz afyon mermeriyle kaplı. Lahit arkasındaki büyük pencere, bütün bronz kapı ve parmaklıklar, Nisan 1954 tarihinde, İtalyan Milano Veneroni Şirketi tarafından yapılmış.

Atatürk’ün aziz naaşı, mozolenin zemin katında, toprağa kazılmış bir mezara gömülü. Sembolik olarak görülen lahit taşının, tam ortasında, yaklaşık 7 metre altındaki ayrı bir katta. Selçuklu ve Osmanlı türbe mimarisi tarzında yapılmış, mozaiklerle süslenmiş bir küçük alanda. Burada: zemin ve duvarlar; siyah, beyaz, kırmızı mermerler ile kaplı. Mezar odasının tam ortasında ise: kıble yönünde yerleştirilen, kırmızı mermer sandukanın çevresinde; ülkenin bütün illerinden, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinden ve Azerbeycandan getirilen toprakların konulduğu prinç vazolar var. Mezar odasına, Genelkurmay Başkanlığının özel izni ile girilebiliyor.

Evet, mezar odasını görme şansı yok. Lahit önünde, Atatürk’ün manevi huzurunda, kısa bir süre saygı duruşunda bulunuyor ve mozoleden ayrılıyoruz. Dışarı çıktığımızda, merdivenlerde, bir süre durun, çevreyi seyredin, çevrenizde gördüğünüz insan sayısı ne kadar fazla ise bilin ki, ülkenin çağdaş yüzü, o ölçüde büyümektedir. Bilin ki, sizinle birlikte, Anıtkabiri ziyarete gelen bu insanlar, bu ülkenin kurtuluşu ve cumhuriyetin kuruluşu tarihinde, ulu önder Atatürk’ün isminin silinmesine, isminin unutulmasına gayret edenlerin çabalarını daima boş çıkaracaklardır. Bu nedenle; Anıtkabiri sık sık ziyaret edin.

Yazıyı Paylaş
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay

Benzer Yazı Başlıkları

Yazar Hakkında

Orhan MERAL Sitenizde 567 adet yaziniz bulunuyor.



“Ankara, Anıtkabir” İçin 2 Yorum

  • YAĞMUR 13 Mart, 2009, 8:39 tarihinde dediki...

    GERÇEKTEN ÇOK GÜZEL OLMUŞ TEŞEKKÜR EDERİZ.AFYONKARAHİSAR RADYO03 AİLESİNDEN GENEL YAYIN YÖNETMENİ YAĞMUR TOPRAK OLARAK TEBRİKLERİMİ DİLE GETİRİRİM FOTOĞRAFÇI MEVLÜT DEMİRİN SÖZLÜSÜYÜM TÜM DUALARIMIZ SİZİNLE ALLAH YARDIMCINIZ OLSUN.

  • korhan 13 Mart, 2009, 18:58 tarihinde dediki...

    Rica ederiz yararlı olabiliyorsak ne mutlu bize :)



Copyright 2008-© 2010 Online Gezi Rehberiniz. Bütün Hakları Saklıdır. İletişim ormer5656@hotmail.com
Web Sitesi Korhan Meral Tarafından Hazırlanmıştır. Sitenin tek yazarı Orhan Meral'dir. Sitemizdeki yazıları paylaşırken alıntı şeklinde belirtip linkimizi koyarsanız memnun oluruz.Sitemap
Diğer Web Sitem tarih