Afyonkarahisar, Dinar

Ekim 22nd, 2009 tarihinde yayınlandı. | 1.869 kez okunmuştur.


Afyonkarahisar, Dinar
Pek fazla gidip yaşama şansım olmadı, yanlızca, beş altı kez, kısa süreli birlikteliklerimin bulunduğu memleketimi anlatmak, bambaşka bir duygu. Deprem nedeniyle, burada herhangi bir akraba kalmaması da, elbette bunun en büyük sebebi. Umarım, bir zaman, yeniden buraya gitme ve kalma ortamı bulurum.

ULAŞIM:
Dinar, Türkiye’nin karayolları için çok önemli bir konumdadır. İç Anadolu’yu Ege bölgesine bağlayan, Akdeniz’i Marmara bölgesine bağlayan bir yoldur. Afyonkarahisar-Antalya karayolu üzerindedir. Afyonkarahisar-Dinar arası uzaklık: 106 km. dir. Karayolu ile: İstanbul 9 saat, Ankara 6 saat, İzmir 5 saat, Afyon ve Denizli 1.5 saat, Antalya 3 saat, Burdur ve İsparta 45 dakika uzaklıktadır. İsparta ve Burdura uzaklık: 60 km. ve Uşak iline olan uzaklık ise: 110 km. dir.

TARİHİ:
Dinar’ın bilinen geçmişi: MÖ.1200 yıllarına kadar uzanır. Anadolu’nun en eski yerleşim yerlerinden biridir. Klasik dönem boyunca: Efes’ten sonra, en önemli şehir olan “Kelainai” idi. Persler döneminde, Persler, Yunanistan’a sefere giderken, Pers kralı Xerxe, burada dinlenirmiş.
Kral III. Antiochos tarafından, bir Helenistik şehir olarak kurulan ve Persli annesi Apama’nın adıyla anılan “Apameia”da, aynı dönemde, üzerinde “Maender Nehri” ya da “flüt çalan Marsyas” ı gösteren resimler olan, çok sayıda sikke bastırılmıştır. Basıldıktan hemen sonra gömülen ve hiç kullanılmayan bu madeni paraların binlercesinden oluşan bir hazine; Seyyid Ahmet Çeliktaş tarafından bulunmuş ve Afyon Müzesine getirilmiştir.

Ünlü coğrafyacı Strabon’a göre: Apameia, Efes’ten sonra Asya eyaletlerinin en büyük ve önemli alışveriş merkezlerinden biriydi. Roma valisi tarafından yönetilen bir idari bölge merkeziydi. Şehir, tarihi süreçte, önemini anayolların kesilmesinden almış ve bir ticaret merkezi haline gelmiştir.

MS.3’ncü yüzyılda, şehirde basılmış bazı sikkeler üzerinde: “Nuh’un gemisi” nin resimleri olduğundan, bölgede nüfuzlu bir Yahudi topluluğunun da bulunduğu sanılmaktadır. Belki bu yüzden şehre “sandık” anlamında “Kibotos” adı verilmiştir. Şöyleki; 1885 yılında, Whittal denilen bir arkeolog tarafından Dinar’da bulunan ve halen İngiltere’de bir müzede sergilenen parada: “Nuh” yazmaktadır. Bu paranın ön yüzünde: Senior resmi var. Arka yüzünde: kapağı açık bir sandık, dalgalar üzerinde yüzmektedir. Sandık içinde: belden yukarısı gözüken; giyimli bir erkek ve bir bayan, başları sola dönük, ağzında zeytin dalı olan uçan güvercine bakıyorlar. Sandığın açık kapağında oturan bir başka güvercin var. Sandığın üzerinde “Nuh” yazısı var. Yine, sandığın önünde, uzun giysili bir kadın ile kısa giysili bir erkek; karaya çıkmışlar ve sağ elleri havada, görülüyorlar.

Afyonkarahisar, Dinar
GENEL:
Evet, Dinar denilince, maalesef öncelikli olarak: İlçede, 1 Ekim 1995 tarihinde meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki deprem akla geliyor. Bu deprem sonucu: 94 kişi ölmüş ve büyük maddi hasar meydana gelmiştir. Umarım, bu ve benzeri afetler, bir daha meydana gelmez.
Afyonkarahisar, Dinar
Evet: Dinar: gerek mesire yerleri, aile parkları ve gerekse Afyonkarahisar-Denizli, Denizli-Antalya karayolu üzerinde, şehrin girişinde bulunan dinlenme tesisi ve lokantalarıyla “geçit turizmi” ne hizmet vermektedir. Gelecekte turizm açısından daha büyük bir canlılık kazanacak konumda. Umarım; yöneticilerin iyi planlama ve koordinasyonları ile, turizmde daha iyi konumlara gelir.

Xxxxxxxxxx

GEZİLECEK YERLER:
Afyonkarahisar, Dinar
ELDERE:
Antalya-İstanbul karayolunun kıyısında, Pınarbaşı (Eldere) gölü var. Bu göl: Gumalar dağındaki sularla besleniyor. Mitolojideki adı: Aulokrena. Gölün kıyısında: bir Roma garnizonu varmış, ayrıca “Meander( Menderes)” nehrinin kaynağı da burada.

Yazıtlardan öğrenildiğine göre: Balkanlardan gelen askerler, burada konaklamışlardır.
Afyonkarahisar, Dinar
Efsaneye göre: Tanrıça Athena; bu gölde yetişen sazlardan, “ilk flütü” yapmış. Fakat: göldeki yansımasında, flütü çalarken yanaklarının şiştiğini görünce, bundan tiksinmiş ve aleti oraya atıvermiş.

Satyr Marsyas denen bir genç, burada dolaşırken bulduğu flütü oradan alır. Çalmayı öğrenir ve zamanla, yörede büyük bir müzik üstadı olarak tanınır. Öyle ki, lir üstadı Tanrı Apollon, onunla yarışmak ister. Frig kralı Midas’ın başkanlığındaki 2 su perisi ile ; 3 kişilik hakem heyeti ve halkın önünde yarışma başlar.
Afyonkarahisar, Dinar
Apollo: Arp’ını çalar. Yarışmayı: Marsyas kazanır. Apollo: aletlerimizi tersten çalalım önerisinde bulunarak yarışmayı yeniler. Kendisi: Arp’ı ters tutup çalar, ama flüt tersten çalınmadığı için ses vermez.

Tanrı Apollo’ya karşı oy vermek, hakemleri korkutur. Midas: haksızlık yapıldığını düşünerek, oyunu Marsyas’a verirken, diğer iki hakem tanrı Apollon lehine oylarını kullanırlar. Başkanın oyu: iki oy sayıldığından, yarışmanın sonucu: berabere ilan edilir. Apollo; kendisinin üstün sayılmamasına kızar ve Marsyas’ı: diri diri derisini yüzerek, Dinar’daki Suçıkan kayalıklarına astırır. Flütü ise, Suçıkana atılır. Flüt yeşerir ve Menderes nehrinin kamışlarını oluşturur. Marsyas’ın acılı bedeni ve feryadına dayanamayan su perileri, ona secde ederler. Bu nedenle: Marsyas, ölümünden sonra “su tanrısı” olarak, halkın duygularına yerleşir.

Efsaneye göre: Marsyas’ın ölümüne üzülen kayalar: ağlayarak Suçıkanı oluştururlar.

Midas’da: Apollo’nun gazabından kurtulamaz. Apollo: Midas’a şöyle bağırır.” Sen benim lirimin namelerini değerlendirmekten acizsin. O kulakların eşek kulağı gibi uzasın, kıllarla dolsun”. Evet: Midas’ın kulakları uzar ve kıllarla kaplanır. Kral durumu bir süre gizlese de, traş olması gerektiğinde, berberi kulaklarını görür. Bu sırrı; uzun bir süre saklayan berber: sonunda dayanamayıp, Suçıkan’da bir çukur açar ve içine “ Midas’ın kulakları eşek kulakları” diye seslenir ve çukuru kapatır.

Evet: Maldere ismi; Marsyas efsanesi nedeniyle, sonradan “Aulukrene (flüt çeşmesi)” olarak değiştirilmiştir.

Afyonkarahisar, Dinar
SUÇIKAN (MARSYAS) :
Dinar; tarihin ilk müzik yarışmasının yapıldığı yerdir. Bugün Dinar Suçıkanda: Apameia şehrinden geçen; Meandros nehrinin kaynağı buradadır.
Afyonkarahisar, Dinar
Evet, bugün, Suçıkan, İlçenin sembolüdür. Menderes ırmağı: 5 büyük su kaynağından meydana gelmektedir. Bu kaynaklardan biri olan: Marsiyas(suçıkan) ırmağından sonra, Menderes ismini alır. Meandros (Menderes) ırmağına ait güzel bir efsane var. Onu da anlatmak istiyorum: Kelania (Dinar) ağası Meandros; tüm Dinar’a egemen olmak için, Afyon şehrine savaş açar. Savaş öncesinde, Tanrıların anası Kybele’ye: kendisine savaşta yardımcı olması için yalvarır. Ona; savaşı kazanırsa, kendisini ilk kutlayanı kurban edeceği sözünü verir. Neyse, zamanla, Hakkı, savaşı kazanır ve Kelania’ya geri döner. Ancak: onu; annesi, kızı ve oğlu ilk kutlayandır. Bu durumda: Kybele’ye verdiği sözü tutamayacağını anlar ve aklını kaybeder.
Afyonkarahisar, Dinar
Anebenon ırmağına atlayarak intihar eder. O günden sonra ırmağın adı: Meandros (Merderes) olarak değiştirilir. Irmak; onun sudaki çırpınmaları ile sağa-sola yalpalayarak “S”çizerek akar ve bu akışa da, Karia ve Lydia’lılar “meandroslamak” derler. Akarken çıkan sesler, Mendros’un feryatlarıdır ve bu feryatlar yıllarca sürdüğünden, “Meandros ölmemiş, su tanrısı olarak Anabenon’da yaşamaktadır “diye söylenmektedir.

Evet; Dinar’daki efsanelerden söz açılmışken, günümüze kadar uygulamaları yansıyan bir efsane daha var: Aslında, belki de pek hoş olmayan bir efsane ama, yine de anlatmak ve bilmenizi istiyorum. “ Ay tanrısı Men (erkek) çok hovarda imiş. Günlerden birinde: eşi üzerine, sevgilisi ile evlenir. Ama bunlardan biri ölünce: diğeri de onun yanında aynı mezara, diri diri gömülür. Bu mezarın bulunduğu yer: günümüzde Gumalar dağı eteklerinde, taş oyma mezarlardan birinde görülmektedir. (Gumalar kelimesi, belki “kumalar” kelimesi buradan gelmiş olmasın?) O günden sonra, günümüze dek, o dağın eteklerindeki köylerde, iki eşlilik süre gelen bir gelenek olarak uygulanmakta imiş. Kişiler de kendilerinden söz ederken, ben değil “men” diye söz ederlermiş.

HÜDAİ KAPLICALARI:
Dinar’a 9 km. uzaklıktaki: şifalı yerin adı: Agros Thermondur. Buraya ait önemli buluntular: günümüzde, Roma-Vatikan Müzesinde bulunmaktadır. Evet; tarihi süreç içinde; bu yer, ismini olağanüstü bir doğa olayından almaktadır. Şehrin adı: Roma’daki Vatikan Müzesinde bulunan bir yazıtta ve Aziz Aberkios efsanesinde geçmektedir.

Efsaneye göre: “ Aziz Aberkios, dualarıyla kaynaktan şifalı su çıkarmıştır. İlk Hıristiyanlık dönemlerinde burası kaplıca olarak kullanılmıştır. Yakınlarda bulunan Hieropolis şehrinin, baş piskoposu Sen Mişel; burada hastaları tedavi ederek mucizeler göstermiştir. Bu nedenle: çok eski kaynaklarda, bu konu “Sen Mişel’in Mucizeleri” şeklinde geçer. Ayrıca: şifa ve sağlık tanrısı Apollon için uzun bir taştan yapılmış sütun üzerine, tunçtan bir heykel konulmuş ve bu heykelin bugün İstanbul-Çemberlitaş’ta bulunduğu söylenmektedir.

Evet; efsaneye devam ediyorum. Eski çağlarda; Dinar’ın bulunduğu yerde: Apameia şehri vardı. Bu şehrin krallarından birisi: Ilıca ile Suçıkan kaynakları arasında bir ilişki olup olmadığının araştırılmasını ister. Bunun için: krallık başrahibini görevlendirir. Eğer, bu konu çözülmese; gözlerinin, oyularak cezalandırılacağını da söyler. Tartışma; günlerce devam eder. Başrahip: Ilıca’nın kaynağının suçıkan’ın da kaynağı olan; Çapalı Gölü olduğunu söyler. Ama: bu ılıcanın kaynağının, Sandıklı kaplıcaları olduğunu ileri süren görüş ağırlık kazanır ve kabul edilir. Bunun üzerine: başrahibin gözleri oyulur. Fakat, bir süre sonra, sevgili başrahibinin gözlerini oydurduğuna pişman olan kral, kahine giderek kendisin bağışlatmak ister. Bir isteği olup olmadığını sorar. Kahin (eski başrahip) ; şöyle bir istekte bulunur. “ Bu su, benim gözlerimin kör olmasına sebep oldu. Buraya, iki tane göz yaptır ve benim gözyaşlarım gibi, her zaman ılık aksın” der. Kral bunun üzerine, oraya iki gözlü (kemerli) köprüyü yaptırır.

Kralın; başrahibinin arzusu üzerine yaptırdığı bu gözler, bugün aynen durmakta ve asırlardır ağlaması dinmeyen gözler gibi, pınarlarından su akıp durmaktadır. Ağlayan ve gülen su olarak (kelon ve jelon) kaynaklarda belirtilen sular, Ilıca’daki bu iki gözden çıkan sulardır.

( Bu arada; Hüdai Kaplıcalarının günümüzdeki konumu hakkında, burada değil de, Sandıklı İlçesine ait olan sayfada, ayrıntılı bilgi verilmiştir. )

Evet: işte Dinar. İlçede, tarihi süreç içinde çok sık deprem olması nedeniyle, tarihi kalıntılar günümüze kadar ulaşamamıştır. Anadolu’nun metropol illerinin karayollarının kesişim noktasında bulunan bu şirin beldemizde; özellikle “Suçıkan” bölgesine uğrayın, zaten karayoluna çok yakın. Burada: yorgunluk atabilir, güzel bir çay içebilirsiniz.


Cevap

Sizde yorum yaparak görüşlerinizi belirtebilirsiniz.

Sorularınız veya önerileriniz için iletişim | Google Sitemap

Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan .yer sağlayıcı. olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz .uyar ve kaldır. prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, iletişim yolunu kullanarak bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.

| Alexa | XHTML | CSS | Gezi | Gezi | Google

Creative Commons