Sapanca’ya özel aracınız ile, ücretli TEM Otoyolu kullanılarak, yaklaşık 1.5 saatte ulaşabilirsiniz. Ayrıca, sık aralıklarla tren ve otobüs seferleri de bulunuyor.

TARİHİ:
Sapanca’nın tarihteki ilk izleri: MÖ.1200 yıllarında, Frigyalılar’ın, MÖ.4’ncü yüzyılda ise Bithynia Krallığının bölgeye yerleşimiyle görülür. Doğu Roma İmparatorluğu döneminde, Buanes, Sofhan veya Sofhange adıyla anıldığı belirtilmektedir. O zamanlar, İzmit (Nicomedia) krallığın başkentidir. Nicomedia valisi olan Plinius, Karadeniz’i, Sakarya Nehrini, Sapanca Gölünü kullanarak, buradan İzmit körfezine çıkmayı amaçlayan bir proje üzerinde çalışmıştır. Ama bu büyük proje: Osmanlı zamanında da düşünülüp denenmeye çalışılmışsa da, günümüze dek gerçekleştirilememiş bir projedir.
Sapanca ve çevresi, 1075 yılında Anadolu Selçuklularının gelmesiyle bölge Ayan veya Ayanköy adıyla anılmaya başlanır. Haçlı seferleri sonrasında bölge yeniden Bizanslılara geçer. Osmanlı hükümdarı Orhan Bey zamanında, Akçakoca tarafından bölge fethedilir. İlçenin gelişmesindeki en önemli etken, tarihi ipek yolunun üzerinde konaklama yeri olarak bulunmasıdır. 17’nci yüzyılda, Sapanca, Kapudan Paşa Eyaletine bağlı, Kocaeli Livası içinde bir kaza merkezi olarak görülüyor. 1837 yılında, Sultan II. Mahmut döneminde, Adapazarı kaza merkezi haline gelir.
1950 li yıllarda E-5 karayolunun gölün karşı kıyısından geçirilmesiyle Sapanca bir süre önemini kaybeder gibi olmuşsa da, 1989 yılında TEM yolunun ilçeden geçmesiyle, tarihi misyonuna yeniden kavuşmuştur.
SAPANCANIN İSİM KAYNAĞI:
1640 yılında, Erzurum Seyahatine giderken kasabadan geçen Evliya Çelebi, kasaba hakkında şu bilgileri verir. Bir zamanlar İzmitli bir ihtiyar, buradaki orman ve çalıları temizleyerek, saban yürüttüğünden “Sabancı Koca” adı ile bir köy kurulur. Sonra zaman geçtikçe mamur hale gelerek, Kanuni Sultan Süleyman döneminde kasaba olur.

NE YEMELİ:
Sapanca deyince ilk akla gelen: ıslama köftedir. Izgarada pişirilen köftelerin yanında, en az köfteler kadar lezzetli olup tek başına bile yenebilecek ekmekler ikram ediliyor. Özel olarak hazırlanmış soslu kemik suyuna banıp, ısıtılarak yumuşatılan bu ekmek dilimleri ile yenen köftelerin tadına doyum olunmuyor.
Bunun dışında, gölden çıkan taptaze alabalıklar, iştah kabartıcı. Maşukiye civarındaki kır lokantalarında nefis tereyağında kızartılmış alabalıklardan tadın. Ayrıca İstanbul Alabalıkevininin kiremitte pişmiş alabalığı ve yanında kiremitte peynir ve mantarı da haklı bir üne sahip, unutmayın.

GENEL ÖZELLİKLERİ:
Doğal güzellikleriyle öne çıkan bölgedeki Sapanca Gölü: sakin, temiz ve yeşillikler içindeki görüntüsüyle, turizmin çekim merkezi konumunda. Alabalık, sazan gibi tatlı su balıklarının bolca bulunduğu gölün kıyısı, meyve bahçeleri ve gür ormanlarla çevrelenmiş.
Plaj olarak da kullanılabilen göl kıyısı: bahar ve yaz aylarında gidilebilecek ideal yerler arasında yer alıyor. Piknik ve dinlenme alanları, Atatürk İl Ormanı Uzunkum Köyü çıkışında olup, göl kenarında restoranlar bulunuyor. Buralarda sunulan kiremitte alabalık, mutlaka tadılması gereken lezzetlerin başında geliyor.
Günübirlik veya konaklamalı alternatiflerin mevcut olduğu bölge içerisinde, çeşitli bitkiler, çiçekler bulunan, havuzunda ördek ve kazların yüzdüğü Kırkpınar Naturel Botanik Parkı da var.
Sapanca’yı havadan seyretmek isteyenler için: Mayıs-Eylül ayları arasında, balon turları düzenleniyor. Bilgi için, telefon numarası: 0264.5821166

GEZİLECEK YERLER:
BİZANS DEVRİ LAHİT VE MEZAR TAŞLARI:
Bizanslılar döneminden kalan lahitler, Sapanca Hükümet Konağının önünde açık alanda sergileniyor. Lahitlerden ikisi, 1976 yılında İlmiye Köyü yakınlarında, diğer ikisi ise 1987 yılında TEM Otoyolunun yapım çalışmaları sırasında bulunmuş. Ayrıca, Kurtköy köyiçi mevkii içinde Bitinyalılar dönemine ait, son kralın saklanmak için yaptırdığı kalenin kalıntıları var.

RÜSTEM PAŞA CAMİİ:
Kanuni Sultan Süleyman’ın damadı ve veziri olan Rüstem Paşa tarafından, 1555 yılında ünlü Mimar Sinan’ın kalfalarına yaptırılmış. İlçe merkezinde bulunan cami, zaman içinde bazı tadilatlar görmesine rağmen, halen ibadete açıktır.
CAMİ CEDİD CAMİ:
Çarşı içinde bulunan cami, 1899 yılında yaptırılmıştır. Bu cami, isminden de anlaşıldığı gibi, cami cedid mahallesindedir. Son yıllarda yapılan tamiratlarla, çok güzel bir görünüme kavuşmuştur.

VECİHİ KAPISI:
Mimar Sinan tarafından yaptırıldığı söylenen Kemerin bulunduğu yerden “İpek Yolu”nun geçtiği söyleniyor. Kemer: birkaç kez onarılmış ve bugün yalnızca ana gövdesi tarihi eser niteliğinde. Kemerin ilk onarımı: 1905 yılında orijinal kapısı korunarak Sapanca’da Nahiye Müdürlüğü yapan Yanyalı Vecihi Orhon tarafından yaptırılmış.
Üzerinde yer alan ve Türkçeleştirilmiş mermer yazıtta: Her canlı ölümü tadacaktır. 1321. Yanyalı Vecihi Orhan Bey tarafından yaptırılmıştır. Burada benim çok ilgimi çeken bir cümle var. “Bilseydim dünya da ölüm olduğunu, koymaz idim taş üstüne taş.” İlginç bir yazıt.
RAHİME SULTAN CAMİİ VE RAHİME SULTAN TUĞRASI:
Sultan Abdülmecid’in dördüncü hanımı Rahime Sultan tarafından, 1892 yılında yaptırılmış. 1967 yılında onarım görmüş. Özgün yapısını büyük oranda koruyan caminin, 17 Ağustos depreminden sonra, minaresi büyük hasar görmüş.

SAPANCA GÖLÜ:
Marmara Bölgesinin İzmit Körfeziyle Adapazarı havzası arasında bulunuyor. Gölün doğu kıyısı, Sakarya Nehrinden yaklaşık 5 km. uzaklıktadır. Batı tarafı ise; İzmit körfezinden yaklaşık 20 km. uzaklıktadır. Bu aralıkta bazı dere ve çaylar bulunuyor. Ama su akışları oldukça az. Yazları hepsi kuruyormuş. Göle, yer altı suları da akıyor ve gölü besliyormuş. Gölün çıkışı ise, yalnızca bir tane. Bunun adı da Çarksuyu Çayıdır. Bu çay Adapazarının içerisinden boylu boyunca geçip Sakarya Nehriyle birleşir. Çarksuyunu başında, su seviyesini düzenleyen mekanizma varmış.
Gölün uzunluğu: 16 km., en geniş yeri ise, Sapanca ile karşı kıyı arası olup, 5.5 km. dir. Yüzölçümü: 42 km.karedir. En derin yeri ise Sapanca açıklarında: 61 m. dir. Gölde, yılda ortalama 75 cm. kadar bir seviye değişikliği görülür. Göl seviyesi sonbaharda en alçak, ilkbaharda en yüksektir. Senenin bol yağışlı zamanlarında, çark deresi kapakları açılarak bir nevi su tahliyesi sağlanmakta ve gölün seviyesi bu şekilde dengede tutulmaktadır.

Gölün suyunu çeşitli sanayiler kullanıyor. Gölün yakınlarında ya da çevresinde bulunan sanayi ve kentleşme ile oluşan kirlenmeyi önlemek için ne gibi arıtma tesislerinin bulunduğu bilinmiyor, demekki yok. Ancak, sanayi kuruluşlarının çoğunun arıtma tesisi bulunduğu sanılıyor. Ben sanmıyorum. Neyse, tüm bunların yanında, Adapazarı, göl suyunu şebeke suyu ve çeşme suyu olarak kullanıyormuş.
Sapanca Gölünde: her çeşit su sporu yapılabilmektedir. Maşukiye sahilinde: Su Sporları Federasyonuna bağlı Su Kayağı Okulu faaliyette. Kırkpınar Köyü sahilinde: yelken ve kürek tesisleri var. Sapanca gölünün sahilinde, Kırkpınar’da birçok plaj tesisi kurulu. Ayrıca kiralanacak küçük teknelerle, gölde gezinti imkanı da bulunuyor.

MAŞUKİYE:
Yeşilin bütün tonlarını görebilirsiniz. Sık bitki örtüsü, birçok yürüme alanları, şelale, çağlayan seslerinin kuş sesleriyle bütünleştiği bir cennet bahçesi görünümünde. Yapacağınız en güzel şey, alabalık vadisinin yukarı bölümlerine tırmanmak. Lokantaların bittiği yerde, toprak yol sizi istediğiniz yere götürecek. Yol boyunca göreceğiniz meşe, kestane gibi ağaçlardan oluşan yeşil doku, sizi arkadaşlığa davet edecek. Yürüyün, sonuçta iştahınız açılırsa, vadiye geri dönerek kır lokantalarında alabalık yiyebilir, yemek sonrasında pınar suyuyla demlenmiş çayınızı yudumlayabilirsiniz.
Bunun dışında: Maşukiye köyünde ve yakın çevresinde 50 den fazla restoran bulunduğunu söylemekte yarar var. Biraz önce söylediğim gibi yürüyüş parkurları da çok olumlu. Çünkü: buranın denizden yüksekliği, yalnızca 111 metre. Hem de bol oksijen ve temiz orman havası var. Buranın piknik alanları da çok yaygın. Özellikle: Kartepe yolu üzerinde bulunan “Ayrı Gezegen” denen yerde, kartal yuvası karşısında piknik yapabilirsiniz. Köyde, ayrıca tribünlü güzel bir çim futbol sahası da bulunuyor.


KARTEPE:
Son senelerde gelişme gösteren bir bölge. Maşukiye yaknlarındaki Samanlı Dağlarından en yükseği olan Kartepe. Nisan aylarında zirvesine tırmandıkça bembeyaz örtüsüyle sizi kucaklıyacak. Burada kurulan yeni tesisler ile kış turizmi de gelişmeye başlıyor. İstanbul’un hemen yakınında, kayak merkezi. Kış sporlarının tümünün yapıldığı pistler var. Maşukiye-Kartepe yolu sürekli açık bulunduruluyor. Çünkü: İzmit Köy Hizmetleri Teşkilatının Maşukiye-Kartepe yolu üzerinde şantiyesi var. Ayrıca, bu yol aynı zamanda, Kartepe’deki televizyon kulesine de hizmet veriyor.







